Kürtler: Ketlenmiş Halk
İrfan Burulday /
Kürd siyasi tarihin de 12 Eylül’ün zihinlere kazıdığı acı olabildiğince derin ve inciticidir. Kemalist rejimin baskı, şiddet ve tahripkâr zulmüne maruz kalan binlerce Kürd aydını olabildiğince onurlu bir tavır sergileyerek Kürdistan tarihine ezilenlerin, mağdurların özgür bir tarih yazabileceğini göstermiştir.
Kürdistan’ın içinde bulunduğu ekonomik, siyasi ve politik koşulların yol açtığı tahripkâr hadiseler kaçınılmaz bir biçimde, doğru, rasyonel inceleme ve değerlendirmelerin yapılmasını olanaksız kılmaktadır.
Siyasi, politik bir kargaşanın yaşandığı ve toplumsal mutabakatın sağlanamadığı bu düzlemde, zihinlerin sağlıklı ve olumlu bir yol belirlemeleri de mümkün görünmemektedir. Siyasi bunalım süreci bireyleri Kürdistan’da yaşanan gelişmelere karşı kişisel tavır almalarını zorunlu hale getirmiştir. Yaşanılan bu tıkanıklık özgür bir iradenin yansımasını da ayrıca yetersiz kılmaktadır. Bu durum fiilen aktif olan aktörler arasında söylem ve duruş farklılığı doğurmaktadır.
Siyaseten her türlü kurumsal demokratik talepten mahrum edilerek yoksullaştırılmış ve mevcut sömürgeci paradigma tarafından zorunlu tercihle baş başa bırakılmış bir ulus olan Kürdler, öfkeli ve pragmatist siyasal iktidarın oyunu haline getirilmeye çalışılmaktadır. Kürdlere başka bir çıkış yolu aralamaktan imtina eden mevcut paradigma, bildiğini okumaktadır. Rehine krizine dönüşen “evet” ya da “hayır” sendromu hastalığı yok eden değil yalnızca belirtileri yok edilmek istenen bir semptom’a dönüştürülmektedir. Süreci rahatlatmaya çalışan mevcut paradigma sloganvari bir manzara sergilemektedir.
Gramsci’ye göre belirli bir fikrin totaliter olmayan toplumlarda geniş çaplı bir etki kazanması yalnızca basit kaba kuvvet uygulamasıyla değil, aynı zamanda rıza yoluyla da olabilir.
Bir sonraki adımı belirsiz de olsa yapılmak istenen bu anayasal değişiklik kimine göre yeni ve özgür bir diyalog sürecinin başlamasına umut kaynağı kimine göre de Kemalist rejimle bir hesaplaşma görünümü arz etmektedir. Bu sürece birleşik bir cephe oluşturmak isteyen ama dayatmacı kimliğinden de vazgeçmeyen kimi aktörler “boykot” edilmesini haklı gerekçelere dayandırmamaktadırlar. Bu anlamda ilişkilendirilmek istenen yöntem bahsedilen aktörlerin dışında kalanlar tarafından makul olarak görülmemektedir. Bu durum Kürdistan genelinde birbirinden düşünsel ve yöntemsel anlamda farklılıkların olduğunu kanıtlamaktadır. Buna çok seslilikte diyebilir ya da demokratik bakış farklılıkları diye de adlandırabiliriz. Yükselen bu siyasal ve düşünsel farklılık yeni ve daha demokratik bir ortam yaratma şansının doğmasına neden olabilir diye düşünüyorum. Tek tip görüş ve bakış açısı böylelikle tarihin derinliklerine gömülmüş olur.
Burada üzerinde durulması gereken en önemli sorun ise Kürd aktörlerin kent ve kırsalı gözardı etmeleridir. Gittikçe merkezileştirilen bu düşünce kentlileri ve köylüleri ardıl birer unsur olarak görmektedir. Oysa bu güçlerin toplumsal düzlemde önemli bir duruş sergiledikleri bir gerçektir. Kürdlerin şehirli aydın epistemolojisi maalesef köylü epistemolojiyle uyuşmamaktadır. Bunun bilincinde olan siyasal paradigma, Kürd aydınının bilişim sistemini kulakardı etmektedir. Bahsettiğimiz unsurlar toplumsal dinamizmde domino etkisi yapabilecek kadar etkinliğe sahiptirler. Siyasal ve toplumsal kalkınma da ardılların önemli bir rol üslenebilir olmaları onları siyasal paradigma tarafından can alıcı bir konuma oturtmaktadır.
Toplumu arka bahçesi gibi gören siyasal- devlet paradigması, siyasal ve politik tavırlarını temsil ettikleri toplumun taleplerine göre değil kendi pragmatist ve tek taraflı ideallerine göre belirlemektedir. Kendisini ”özgürlükçü, kurtarıcı ve arıtıcı” görmesi halk kitleleri üzerinde mutlakiyetçi bir vesayet bilinci oluşturulmasına gerekçe olmaktadır.
İster referandum öncesi ister sonrasında anayasal düzlemde yapılacak olan değişiklikler Kürdlere tarihsel faillik rolünü verebilecek siyasi bir mekanizmanın yürürlüğe konmasına katkı sunmayacaktır. Güzel ve Yüce algısından mahrum bırakılan Kürdler’in failliği felsefi olarak yok sayılmıştır/ sayılacaktır. Bireylere yönelik yapılacak düzenlemeler toplumsal failliği red etmekle kalmaz bireyi de bu siyasal iktidarın elinde oyuncak haline getirir. Kürdler değişimin etkin bir öznesi olarak görülmedikçe söz konusu değişiklikler tek taraflı ve keyfi bir durumun ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu durumda ise özgür demokrasi yerine baskıcı ve ötekileştirici demokrasi mantığı egemen olacaktır.
Sözkonusu referandum 12 Eylül darbe anayasası üzerinden değil de, kökü 1925’lere dayanan ve Türk milliyetçiliği üzerine inşa edilen Kemalist paradigmaya yönelik olsaydı ne olurdu sorusuna nasıl bir karşılık verilirdi doğrusu merak ediyorum. Türk aydınların “evet” ya da “hayır” konusunda bu denli istekli ya da isteksiz davranışlar sergilemeleri mümkün olur muydu? BDP yine bir boykot cephesi açar mıydı?
Felç edici bir paradoksa dönüşen “evet” veya “ hayır”dan tek çıkış yolu olarak öne sürülen gerekçelerin hiç biri makul ve yeterli görünmemektedir. Bunu siyasal bir tercih olarak görmek yanıltıcıdır. “Evet” demenin iktidarda ki AKP hükümetine evet demek olmadığını söyleyebiliriz. Bunu kısmen de olsa aynasal bir değişim olarak görebilmek yeterli olmaktadır. Bu paradokstan mutlak anlamdan kurtulmamız bu koşullarda mümkün görünmemektedir.
İran da 1979 İslam devriminden hemen sonra ulusalcıların ve Marksist solcuların görüşlerini dışlayarak bir anayasa oluşturulur. Ve bu yeni anayasa referanduma götürülür. İki tercih söz konusu ya “evet” diyerek anti Amerikancı olduğunuzu kabul edersiniz ya da “hayır” diyerek Amerikan taraftarı olduğunuzu kabul edersiniz. Referandumlarda üçüncü bir yol “boykot” olsa da, bu “boykot” sağlam gerekçeler üzerine inşa edilmelidir. Demokratik rejimlerde referandumun baskı ve totaliter bir sisteme dönüştürülebilir olgusunu kabul etmek durumundayız. Bu değişikliğin biz Kürdler için hayali bir ulus yaratmayacağı da kesindir.
* Yazının başlığı İletişim Yayınlarınca çıkan Hamid Dabashi İran: Ketlenmiş Halk adlı kitabından alınmıştır
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


