Kùrtler ve Birlik
Şimdiye kadarki yazılarımda halkımızın birleşik
gücünden ve ondan doğacak kuvvetten hep söz
ettim.
Ulusal birliği kalıcı bir hale getirmeden
öbür sorunlarımıza doğru çözümler bulmamız oldukça zorlaşır dedim.
Bunun için,modeli,rengi ne olursa olsun bütün
ulusal güçlerin tam desteğini almayı hedefliyecek
şeffaflığı ve demokratikliği esas alan örgüt biçimleri
ve ittifaklar geliştirilmesi gerektigini belirttim.
Bunu gerçekleştirmek için
var olan Kürt ve Kürdistani politik güçlerin,Kürt aydınlarının,
sivil toplum örgütlerinin böylesi bir süreci oluşturmada
görev ve sorumluluk üstlenip birlikte hareket etmeleri zorunlulugunu ortaya koydum.
Kürt halkının tarihsel deneyimleri bize çok açık bir biçimde
ve defalarca göstermiştir ki,özgürlükler tüm ulusal güçleri
kapsayan birlikleri yaratarak ancak kazanılabilinir.
Ortaya çıkan gelişme ve değişmelerden de
görüleceği gibi bu zarureti bir kez daha
dile getirmek ve bu yöndeki girişimlerimizi
daha da güçlendirmemiz tüm yakıcılığıyla
kendisini hissettiriyor.
Yani,Kürt halkı
günümüzde büyük altüst oluşların yaşandığı
bölgemiz ortadoğu'da gerek içte,gerekse dışta
yaşanan gelişmelerle yeni bir dönemin eşiğine
gelmiş bulunmakta ve çağa ulaşmanın sancılarını çekmektedir.
Ulusal birlik derken,kendisini tamamen
Kürdistan'ı sömürgeleştiren yabancı egemen
güçlerin kucağına atıp,onlarla bütünleşen birkaç
hain kişinin dışında ulusa mensup bütün sınıf
ve tabakaların çıkarlarının ifadesini bulduğu
örgüt anlaşılır.Yine ,birlik sorununu ortaya
koyarken,ülkemizin coğrafik ve demografik
yapısının parçalanmış olduğunu öncelikle belirtmek,
hem genelin,hem de genel içinde özelin yerini
detayli bir tahlille belirlemek gerekir.
Yoksa,bir
parçanın yalnız başına bütünü temsil edebilme
güc ve yeteneğindeymiş gibi hareket etmek,ileride
ortaya çıkacak başarısızlık ve yenilgilerin
tohumlarını daha baslangıçta ekmek anlamına gelecektir.
Geçmişte bu hatalı değerlendirme ve yaklaşımları,Apo'nun
şahsında,Apocu harekette yaşadık ve gördük.Her parçanın
özgül ağırlığını ortaya koymadan,bundan da öteye
her türlü pratik davranışta bunları göz önüne getirmeden
atılacak adımlar,Yine geçmişte UDG,KUKC,KUM,KG v.b
olduğu gibi,önümüzdeki dönemde de karşımıza
önemli engeller dikebilecektir.
Bu açıdan,Kürt
halkının ulusal birliğinden sözederken,parçaların
özelliklerini,kendi başlarına ne yapıp yapmayacaklarını,
problemin geneldeki çözümüne hangi oranda ve nasıl
bir katkı sağlayabileceklerini,tüm bunları nasıl
bir örgüt ile yapabileceklerini mutlaka doğru
bir biçimde belirlemeleri gerekmektedir.
Şimdiye kadarki birlik çalışmalarında Kürdistanın
güneyindeki KDP ile YNK'nin son birliği hariç,cünkü
onlar bana göre kendilerinin üzerinde yasadiklari
parçanın devletleşmesi amacıyla böyle bir adımı
attılar.
Bu adım büyük Kürdistana giden yolda
bir nüvedir.O'nu koruyup güclendirmek hepimizin
kaçınılmaz görevleri arasındadır.Onları buradan
bir kez daha kutluyorum.Öbür tarafa dönüp baktığımızda
Şimdiye kadar yapılan birlik girişim ve deneyleri
ne kadar iyi niyet taşısalar bile,ulusal demokratik
mücadeleyi örgütleyip geliştirmek amacıyla gündeme
getirilmemistir.Altları biraz deşildiğinde sırıtan
olgu,dar gurupsal siyasal hesaplar ve mücadeleden
kaçiştır.
Bugün yine birlik çağrıları gündemdedir.
Bizler şayet mücadelenin gelişmesini ve yeni
kazanımlar yaratmasını istiyorsak,bu güne kadar
bu çalışmalar içerisinde sergilenen kücük
hesapları ve tutarsızlıkları göz önünden
uzak tutmamalıyız.Ilkeli davranmalı ve ortak
paydada bir araya gelmenin çabası içerisinde
olmalıyız.Yaşamın acımasız savaşımı içerisinde
ulusal birliği yaratma yönündeki çalişmalara
katkı sağlamak için,birbirimizin varlığına
tahammül etmeli,birbirimizi suçlamadan ve
devre dışı bırakmadan güçlerimizi ulusal birlik
ve beraberliğe kanalize etmeliyiz.
Unutmamalıyız ki,
ulusal demokratik yol,tek ve doğru kurtuluş yoludur.
Çünkü ulusal kurtuluş olmadan demokratikleşme de sağlanamaz.
Sonuç olarak,ulusal kurtulusun ancak en geniş ulusal
güçlerin içinde toplanacağı bir çatı örgütünün
doğru mücadelesiyle başarıya ulaşabileceğini,
dolayısıyla ulusal birliğe en fazla ihtiyaç olduğu
bu dönemde,sorunu bulanıklaştırıcı,sonuç yaratmayan,
yüzeysel yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini söyleyebilirim.
En tutarlı,en sağlıklı ve en geçerli yolun
ortak paydalarda birleşebileceğimiz bir programın
ortaya konulmasi olacağını düşünüyorum.
Bunun için,
yeterli olgunluğa ve birikime sahibiz.Bu da halkımızın
kurtuluş mücadelesi karşısında duyulması gereken
sorumluluğu ortaya koyar.


