Can Kardeşlerim!
A.Kerim Saruxan / Hani karayolu ile Cizre üzerinden Nusaybine,oradan da yeni görev alanlarımıza giderken,hani Marine dağında otururken başbaşa,hani Almanyadaki evimizin bir köşesinde dertlerimizi paylaşırken söz vermiştik birbirimizin ardından mektuplar yazacağımıza.işte uzun bir aradan sonra hepinize birden ilk mektubu yine ben yazıyorum.
O,güzel,neşe ve kararlılık fışkıran gözleriniz ilk kelimelerime iliştiği an,daha iyi anlıyacaksınız beni.Hele bir sonrasını okursanız asıl o zaman şaşıracaksınız olup bitene.Sizler,mezar taşları bile meçhul olan kayıp kardeşlerim.Orhan Aydın,Nedim Öğüş,Sadullah Erdal,Güneyli Merkezi Lokman,Nimet Hoca(Cizreli)ve daha niceleri..
.
İlk aşk,ilk sevgi,ilk heyecan der dururlar ya,demek her şey değişiyormuş.Siz şimdi bana sus!sus!daha fazla dinlemeye tahammülümüz kalmadı,sen nasıl yaşıyorsun? Nasıl kurtuldun o tarikattan?orasını anlat diyeceksiniz.Benim yaşamam bir mucize gibi gözüküyor sizlere biliyorum.Ne demişti yazar,Ürkmüş bir ruhun çığlıkları en sonunda aman bilmez bir düzenin buyruklarından da üstün çıkar.İşte ol hikayet bu kadar.Benim üzüntüden eriyip ölmemi içine sindiremeyen içimdeki ben,ne yapıp etti,Resul Altınoktan,Çetin Güngöre,Mehmet Şenerden daha nicelerinden aldığı derslerle ikna etti.Yola getirdi.Kan verdi,can verdi,yaşattı.Birincisi bu.Sizler gittikten sonra,baş vurmadığım kişi,çalmadık kapı bırakmadım.Kara sevdaya kapılmış bir insanın ruh halini yaşıyordum.Erkenden gördüm,farkına vardım o kabusun.Kurtulmam biraz da bu yüzden oldu.
Bu da ikincisi. Sizden ayrıldıktan sonra,zaman tünelinde yavaş yavaş yürürken,bize hiç arkadaşlık,kardeşlik,yoldaşlık yapmayanlardan nasıl bir muamele göreceğim diye düşünüyordum.Geçen onca yıl içinde bir selamı bile esirgeyen,sizin için en ufak bir çaba harcamamış, bir şey yapma ihtiyacını duymamış olanlardan daha ne beklenebilirdi ki?Bu durumda onları sevmemizin imkanı var mı?Yapmacık bir sevgi göstermeyi de onuruma yediremiyorum doğrusu.Çünkü onların bize karşı davranışları son derece anti sevecen ve soğuktu.
Şefkate gelince,hiç nasip almamışlar herhalde. Şimdi Almanyada yaşıyorum.Buradaki mutluluğu da sizlere borçluyum.Sizin olmadığınız günlerdeki halimi görseydiniz çok genç olan yüreğimde o kadar derin duygular uyandırdığınız için göğsünüz kabarırdı.Çünkü çok büyük hayaller kuruyordk birlikte.O kadar çıpındık,o kadar birlikte yaşadık ki,ruhlarımız kaynaştı birbirine.Hani Salih Kandal,Mehmet Kurt,Mazlum Doğan,M.Hayri Durmuş, Zaza Hasan adlarında arkadaşlarımız vardı ya.İşte onların vücutları gibi.O tüyler ürpertici hayatı kendimiz için her anında başka bir tat haline getiren bir hayat haline getirmiştik.Hiç bir sınır tanımadan neler neler düşünmez,neler kurmazdık ki,içimizdeki fedakarlık ateşinin etkisiyle hayal gücümüzü sonuna kadar zorlardık.Uzun bir süreden beri aklıma kayıplarla ilgili deli deli sözler,fikirler,hepsini de size anlatabileceğim neler neler geliyor!
Aklıma geliyor ama,hepsini de susmaya, gönlüme gömmeğe mecbur oluyorum. Çünkü karşı karşıya gelip anlatamıyorum sizlere.Öyle üzülmüş,öylesine ümitsizliğe kapılmıştım ki,aramızdaki bağları birer birer anmaktan başka bir şey yapamıyorum.Başınızı edalı edalı sallamalarınızı,yaptığınız espirileri nasıl unutabilir insan.Sözlerinizde sonrakilerle konuşmalarımızın hiç birinde bulamadığım bir incelik,bir doğallık,bir hazır cevaplık vardı.Sohbetlerinizi nasıl anlatayım?Hem kısa hem de uzundu.Tatlı tatlı anlatırdınız. En göze çarpan özelliklerinizden biri de hükümlerinizdeki serbestlikti. Bu yüzden konuştuğunuz,görüştüğünüz,sizi tanıyan herkes sizi çok sever,herkes ömrünün kışında bir güneş ışığını andıran saf ve temiz sevginizden hoşnut olurdu.
İşte böyle güzel kardeşlerim.Hatılarsınız ya, sizinle birbirimize bütün hayatımızı en küçük noktalarına varıncaya kadar anlatmaya söz vermiştik.Ben bu sözümü yerine getirmeğe çalışıyorum.Ve sonuç olarak insanın sevdiği kimselerin nerede ve nasıl yaşadıklarını bilmemesi ne kadar acı bir şeydir diyorum!Bunun için susmayın yoksa günün birinde bir kayıp ta siz olabilirsiniz


