Anasayfa Yazarlar A. Kerim Saruhan Başbuğ' un mesajı

Başbuğ' un mesajı

altA. Kerim Saruxan / Hemen hemen herkesin dile getirdiği gibi, herhangi bir toplumsal sorun incelendiğinde, o sorunun, belirli tarihsel sınırlar içinde formüle edilmesi ve eğer özel olarak bir ülke, bir halk sözkonusu ise, o ülkeyi öteki ülkelerden ayni tarihsel dönem içinde ayırdeden özelliklerin hesaba katılması, insani ve bilimsel düsüncenin bir gereğidir. Inkar ve imha mantığıyla yaklaşım, yavan, içi kof ve pratik değeri olmayan, yedi aptalın sorduğu ve yetmiş akıllının yanıtlayamayacağı sorular türünden bir şey.

Böylesine bönce, böylesine tedavisi olanaksız bir kafa karışıklığını yansıtan politik yaklaşımlara pes dogrusu. Hani kardeşlik? Hani demokrasi?

Hani altına imza attıgınız uluslararası insan hakları sözleşmeleri?
Ulusal hak eşitliklerimiz nerede kaldı?
Yoksa, biz Kürtlerin sadece köle olarak yasama hakkimiz mi var?
Türkiye genel kurmay başkanlığının  açıklamaları hem Kürt, hem de Türk halklari için bir talihsizlik ve bilinen bir zihniyetin devamıdır.

Yoksa, bize bu konuda kimse akıl vermeye kalkmasın.
Gider, arar, bulur ve yok ederim açıklamasında bulunulmazdı.
Kürtleri korkutmak ya da doğru tutumdan uzaklaştırmak için son kozlarını oynuyorlar.
Ancak, bu tehditler eşşek osuruğundan öteye gidemez.

Ortalığı  kokutur ama Kürtleri asla korkutamaz.
Yalnızca Anti demokratik güçlerin, demokrasi ve barış cephesinden duyduğu korkuyu gösterir.
Onlara göre,çözüm şu demektir; Tek kurtuluş yolu, tek doğru yol devletin şefkatli kollarıdır.
Bizim görüşümüze boyun eğin!

Arada sırada Kürtlerden sözetmelerinin amacı, bizleri boyun eğmeye zorlamak ve gelecekte, dünden ve bugünden daha sert bir biçimde bize saldırmaktır.Çözümden kastettikleri sadece sindirmektir. Oysa ,biz zaten çözüm ariıyoruz.
Bizim istediğimiz eşit ve özgür temellere dayanan adil bir çözümdür. T.C devletinin ve onunla danışıklı dövüş yürütenlerin, kendi yanlışlarını hem Türkiye, hem Kürdistan, hem de Dünya kamuoyunun önünde beyan ettiğini somut olarak görmedikçe, gerekli yasal düzenlemeler ya da antlaşmalar yapılmadıkça hiçbir umuda kapılmayacağız.

Mücadelemiz güç ve eşitsiz, ancak, haklı ve şanlı bir mücadeledir. Hiçbir hayale kapılmamalı ve zamanın bizden yana çalıştığının  bilinciyle hareket etmeli, zaman akışını  devrimci yönde sürdürmesi için çaba sarfetmeliyiz. Kötü ve haksız durumda bulunan ve bozgundan kaçınmak için entrikalara başvuranlara ödün vermemeli, kararsızlığa düşmeden, bağımsızlık ve özgürlüğü militan bir tutum takınarak savunmalıyız. Hastalığın ağırlaştığı, yola gelmek istemeyen sömürgeci fasist düzenin etkili bir biçimde kendisini reorganize etmeye çalıştığı, bize her türlü iftirayı yağdırıp saldırdığı halde kurtuluş yolunu uzun bir sürece yayarak tikamak, suskunluğa kapılmak ne devrimci bir tutumdur ne de doğrudur.

Öyleyse sömürgeciler ve onların işbirlikçilerine karşı verilen mücadeleyi yumuşatmak, ödün verme yolunu açmak devrimci demokratik çizgiye sadık kalmak anlamına gelebilir mi?

Bahaneler arkasına sığınarak atıldığı  sanılan adımlar yutturmaca değil mi?

Çok dikkat etmeliyiz. Soğukkanlı olmalı ve tedbiri elden bırakmamalıyız.
Çünkü;düşmanlarımız hem Kürdistan' ın parçaları arasındaki farklılıkları  körüklüyor, hem Kürdistan' ın kuzeyindeki ulusal demokratik güçlerin arasını açarak tecrit etmeye çalışıyor. Bunun için provakasyonlardan sakınalım, her adımımızı ölçerek atalım, politik esneklik adı altında devrim ve halk ile ilgili sorunlarda ilkelerimizden ödün vermiyelim.

Truva ati rolünü üstlenip, ister eylem isterse söylemleriyle düşmanlarımıza hizmet edenlerin daha fazla tahribat yaratmalarına göz yummuyalım. Çünkü; Sözkonusu olan sey, Kürdistan ve Türkiye halklarının geleceğidir.Bunun icin Basbuğ' un mesaji doğru algılanmalı vr doğru tavır takınılmalıdır. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile