Kürt Açılımı
A.Kerim Saruxan / Taraflar umut satmaya devam etsin dursun. Balon patladı, barış ve dialaog yolu tıkatılıyor gibime geliyor. Tarihte böyle olmasa bile, buna yakın yöntemlerle Kürt açılımları çokça yapıldı. Ortya çıkan sonuçlar bugün olan bitenden pek farklı değil. Amac; Kürtlük adına var olan değerlerin geri kalanını da en azından kendi penceresinden tasfiye etmek.
Çünkü bu onların varlık sorunuydu. Tabi bunun için baş döndürücü tezgahlar ve tarihin acı bir tekrarı. Bu kadar acı tekrarı, bir yandan A. Öcalan’ ın yeni gurupları teslim olmaya çağırması, öbür yandan, Abdullah Gül’ den, Damat Recebe kadar umut saçan yorumlar izliyor.
Ancak, halkımıza hakaret anlamına gelen, sorunu basite alıp, ciddi yaklaşmayıp tasfiyecilikle sonuç almaya çalışanlar sunu çok iyi düşünmeli ve bilmelidirler ki,vahim bir biçimde yanılacaklardır.
Çünkü; Kürt halkı ne Malazgirt’ i, ne Yavuz Sultan Selimi ne de Lozanı yaşıyor. Bağrından her zaman bağımsızlık ve özgürlük tomurcuklarını doğurmasını bilir. Yeni dünya düzeni adı altında ortadoğunun da yeniden oluşturulmaya çalışıldığı bir dönemde, Kürtler de tarihten ders çıkarıp ulusal birlik stratejisini ağır da yürüse, içinde birçok eksikliği de taşısa hayata geçirmeye çalışıyorlar.
Ve hiç unutulmamalıdır ki, uluslararası bir kuşatma altında da yaşasa Kürt halkı sömürgecilerin inkar ve imha zırhını delmesini, karanlıkları aydınloğa çevirmesini de bilecektir. Şu da iyi bilinmelidir ki, Kürt halkının ,onca acı ve fedakarlıktan sonra barış çığlıklarına kulaklarını tıkayıp, Kürdistan’ ın kutsal toprakları üzerinde kirli bir özel savaşı yürüten sömürgecilere hem siyasi, hem askeri hem de ekonomik yardım yapanlar insanlık suçu işliyorlar.
Çünkü; her açılımın altından, daha fazla sovenizm, daha fazla kan, daha fazla şiddet doğuyor. Operasyonlar hızından hiçbirşey kaybetmiyor. Şimdi akla ilk gelen soru gelişmelerin bundan sonra nasıl bir seyir izligeceğidir. Bana göre, tüm bu gelişmeler Erbil konferansı süreci içinde yapılan açıklama ve tartışmaların devamı niteliğinde olup, ortak bir mantığın ürünüdürler.
Neydi bu plan? Neyi hedefliyor? Nasil isletilecek? Üzerinde çok düşünülüp, çok tartışılması gerekir. AmaÇ belli! Başta, PKK olmak üzere bir bütünüyle Kuzey Kürdistan politik güçlerini tasfiye etmek. Geçmişe şöyle kısa bir göz attığımız zaman, Kürdistan’ın Kuzeyinin büyük bir kısmının insansızlaştırıldığını görürüz.
5000 in üzerinde köy harabeye dönüstürülmüş, milyonlarca Kürdistanlı, tutuklanmış, öldürülmüş, yerlerinden yurtlarından sürülmüştür. Gerilla ve halk ilişkisi en aza indirgenmiş, modern teknik kullanılarak gerilla hareketsiz duruma getirilmeye çalışılıyor. Kuzey Kürt hareketine terörizm damgası vurularak siyasi ve diplomatik iliskileri zayıflatılmış, teslimiyet çağrıları yapılarak bitirilmek isteniyor.
Tekrar ediyorum. Kürdistan halkı yaptığı tüm fedakarlıklardan ve çektiği tüm acılardan sonra bu uğursuz planları güçlü iradesiyle boşa çıkaracak, başta sömürgeciler olmak onların uzantılarının da hevesleri kursaklarında kalacaktır. İşte son dönemlerde üzerinde önemle durulan Kürt açılımı konusu açık bir biçimde sömürgecilerin, Kürdistan politikasının değişip değişmediğini, değisecekse bile, bunun nasıl bir rötuş olduğunu ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla, Kürt sorununda, eğer doğru bir çözüme varılmak isteniyorsa, asimilasyon ve soykırım mantığı terkedilmeli, Kürt dinamiklerinin ne istediği göz önünde bulundurularak doğru algılanmalı, ona göre doğru adımlar atılmalıdır. Bizden hatırlatılması.


