MUHATAP ARANIYOR

A.KERiM SARUXAN/ Muhataplık olayı gerek Kürdistani güçler,gerekse türk halkı ve T.Cnin resmi temsilcileri tarafından son yıllarda çok yoğun bir biçimde konuşuluyor,tartışılıyor,muhatap aranıyor.
Kürdistan sorununun çözümlenmemiş olmasından dolayı sürekli kanayan bir yara olarak ülkelerimizin kamuoyunun gündeminde olması kaçınılmazdı. İşte bu yüzden sorumlu her birey veya politik güç tarafından doğru değerlendirilip doğru bir çözüme kavuşturulması gerektiği kanısındayım.
Kürtlük ve Kürdistanilik kavramlarının Türkiye ve Kürdistan kamuoyunun gündeminde yer almasıyla ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir dizi farklı görüş ve yaklaşımlar ortaya çıktı. Kürt ve Kürdistan kavramları üzerindeki sis perdesi ya da ölü toprağının kalkıp,tabuların birer birer yıkılmaya başlamasıyla birlikte, peşpeşe açılımlar ve kardeşlik söylemleri ortalığı kasıp kavurdu.
Bazıları barış ve özgürlük umutlarıyla, bazıları bağımsızlık özlemleriyle olan bitenden sevinç duyarken, şüphesiz kaybetmenin verdiği korkuyla rahatsızlık duyanlar da olmadı değil.
Geldiğimiz noktada olay sadece tarihsel ve sosyolojik bir gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamakla kalmadı aynı zamanda Kürt halkı ve Kürdistanın olduğu gibi Türk halkı ve Türkiyenin geleceğinin nasıl şekillenmesi gerektiğinide gözler önüne serdi.
Bu bir süreçti ve yaşandı. Bu süreçte gerek devrim cephesinde, gerekse karşı devrim cephesinde çok büyük hatalar yapıldı , çok büyük acılar yaşandı. Işte tüm bu olan bitenin üzerimize yüklediği insani ve tarihi sorumluluklar var.
Sorumluluklarımızı yerine getirmek için vicdanlarımızın sesine kulak vermeli ve doğru olanı yapmaya çalışmalıyız. Ancak, mevduatlar belli olmasına rağmen,bazı yetkililer gerek ulusal gerekse uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak, kendi boyunu aşan açıklamalarda bulunuyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti,oldu bittilere asla izin vermez. Irak'ın kuzeyindeki bir oluşumu tanımıyoruz diyerek,özgür Kürdistana tehditler yağdırıyorlar mevcut sorunların çözümü konusundaki ırkçı zihniyetlerini işkembeyi kübradan sıkarak bir kez daha açığa vuruyorlar.
Mevcut gelişmelerden de, çok açık bir biçimde görüldüğü gibi, günümüz ortadoğusunun en karmaşık sorunlarından birisi, Kürt halkı ile Kürdistan'ı sömürgeleştirip kendi aralarında bölüştüren sömürgeci devletler arasında yaşanan sorundur. Kürt halkı ve onun temsilcileri sık sık yaptıkları açıklamalarıyla barış içinde bir arada yaşamak istediklerini,bunun için gerekli tüm özverilerini ortaya koymaya hazır olduklarını,yeter ki, diyalog ile sorunların çözümüne olanak sunulsun.
Oysa ilgili çevreler en ufak bir insani yaklaşım bile göstermiyor.T.C nin yetkililerinin son açıklamaları bunun açık bir örneğidir. Güneydeki Kürt devletini kabul etmiyeceklerini belirterek, Kürtlük adına ne kadar tahammülsüz olduklarını ortaya koymaktadırlar.Geleneksel inkar ve imha politikalarından bir adım bile geri atmıyorlar.
Kürt halkına sınırlı da olsa,özgür gelişme fırsatı tanımayan,yasal güvenceler vermeyen,demokratik yolu açmayıp,eşitçe,kardeşçe ve barışçıl ilerlememize imkan vermemeye çalışan bu güçlerde,akan kanı durdurmak için de en ufak bir çaba gözle görülmemektedir.
Operasyonlar almış başını sürüyor. Provakasyonlar tuzu biberi oluyor. Kürt halkını ayrılıkçılıkla suçlayanların kendileri ayrılıkçılığı körükleyen bir tutum içindedirler.
Ortaya çıkan her baldırı çıplak vatan millet sakarya edebiyatıyla hareket etmekte, kendilerini en erişilmez,en yüce, en güçlü göstermeye çalışmakta insani hiçbir kurala uymamakta ısrar etmektedir.En üsttekinden en alttakine kadar sorumlu bir yaklaşım ortaya konulamamaktadır.
Ortada duran dağ gibi sorunların çözümü için ,açıkçası Kürtler kendi muhataplarını arıyor
Bu konularda basit düsünmekten ve benim odunum politikalarından uzak durulmalıdır. Yoksa Baykal ve Bahceli gibileri suyu bulanıklaştırmaya devam ederler.Bu gözü kara yaklaşım daha fazla kan kaybına yol açar.
Mevcut sorunların çözümünde işin bir muhatabı Kürt halkı,diğer tarafı ise,Kürdistan'ı sömürgeleştiren iran,Suriye ve Türkiye devletleridir.Bizim gibi onların da çözüm güçlerini ortaya çıkarmaları gerekir.
Çok net bilinmelidir ki,eskisi gibi,darağacından başka bir şey getirmeyen"adaletimize sığının" söylemleri karşısında ulusal varlığımızı koruma ve geliştirme hakkımızı kullanacağız.
Kürdistan'ın kuzeyinde,doğusundave güney batısında yaşayan halkımız,Kürdistan'ın güneyinde yaşayan halkımızla bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kalıcı birliklerini geliştirecek,özellikle Kürdistan'ın güneyindeki özgür topraklara yönelik tehditlere,baskılara karşı duracak özgürleşmemiş bir karış toprak kalıncaya kadar kendisini korumaya devam edecektir. 10.12.2009


