ÇÖZÜME HAZIRMISINIZ ?

A.Kerim Saruxan /Uzun yıllar süren savaşın sonucu,toplumlarımız giderek derinleşenve ağırlaşan siyasal,sosyal,ekonomik,askeri ve psikolojik sorunlarla karşı karşıyadır.
Görülen o ki,devlet projesi olarak AKP eliyle başlatılanaçılıma rağmen,sorunların barışçıl ve demokratik yollarla çözümüne ilişkin talepler yeterince dikkate alınmamakta,bu durum,darbeci hastalıklı zihniyet taşıyan güçlerin çözümsüzlük,statükoculuk ve değişime karşı koyuşuyla sorunların ağırlaşarak devam etmesini sağlamaktadır.
Şapkamızı çıkarıp önümüze koyalım. Eğer açılım dediğiniz gibi bir devlet projesiyse,doğru oturup doğru konuşalım ki,biribirimizi daha iyi anlayalım. Ne kendinizi nede bizi aldatmaktan vazgeçin. Bir taraftan açılıma ince ayar yaparak,bir taraftan ırkçı söylemler ve sloganlarla geçiştirmeyin.Ne olur! Ben yapmaya çalıştım ama başkaları önledi diyerek aradan sıyrılmayı da tercih etmeyin.Yoksa,masum insanların ölmesi,anaların çığlıklarının sürmesi,öz kaynaklarımızdan her yıl milyarlarca dolarlar baruta ve silaha verilip cennet ülkelerimizin hem coğrafyasının hem de demografyasının tahripedilmesi devam eder.
Cesur olmanız ve dürüst adımlar atmanız, gerçek kardeşlik,bütünleşme,özgürlükler ve demokratikleşmenin önündeki engellerin kaldırılması için,elinizi vicdanınıza koymalı,şeffaf ve kararlı olmalısınız.Bilindiği gibi,köklü bir çözüm için yapılamsı gerekenler,karşılıklıhak eşitliğine dayanan siyasi,sosyal,ekonomik,kültürel ve askeri değişikliklerdir.
T.C nin kuruluşunu esas aldığımızda,yaklaşık olarak,kimi zaman açık kimi zaman kapalı 80 yıldır süren bir iç savaş yaşanmaktadır. Kimsenin diğerine üstün olmadığı,eşit insanlar,eşit toplumlar,eşit halklar olduğumuzu kabul ediyorsak,başta Kürtler olmak üzere,peygamberler diyarı halklarına haksızlık yapmaktan vazgeçer,onlarlabin yıllık yanyana yaşamış olmanın hatırına bile olsa en azından iyi komşuluk ilişkileri içerisine girmeğe çalışırdınız. Halklarımız üzerinde oynanan oyunu görüp,barış masasına buna uygun bir üslupla oturup,aramıza sokulan düşmanlık tohumlarının etkilerini ortadan kaldırmaya çalışırdınız. İşte tam burada dialog masasına oturabilecek ya da oturması gereken güçlere büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.Adı geçen güçler,herşeyden önce gelişmemizin önünü tıkayan,ulusal ve toplumsal sorunlarımızı çözmek için samimi olmalı,çok çaba harcamalı ve unutmamalı ki,barış,iki öz kardeş arasında bile olsa,ancak adaletin tesisi ile mümkündür.Böl,parçala,yönet,inkar ve imha politikalarıyla sorunlarımız çözülemez.
Bu durum karşısında T.C devleti,Kürdistan halkına potansiyel suçlu muamelesi yapmaktan vazgeçmelidir.Herkesin kendisi olarak kalabileceği,birey ve ulus olmaktan doğan haklarına sahip olabileceği,güvende olacağı,kendi yöneticilerini kendi özgür iradeleriyle seçebileceği onurlu bir yaşam sürdürebileceği şartların oluşturulması sağlanmalıdır.
Topraklarımız ilk uygarlığın filizlendiği bir dizi farklı toplulukların anavatanı ve aynı zamanda farklı uygarlık dünyaları arasındabinlerce yıl köprü vazifesi görmüş eşsiz bir tarihsel ve kültürel miras birikimidir. Beslendiğimiz bu birikimlere dayanarak,gelişip güçlenmemizin önüne dikilen kaotik ve karanlık geleceğe meydan okuyabilir,yeni bir bakış açısıyla sorunlarımıza çözümler üretebiliriz.Yeter ki,insani kavramları kendimize temel alalım.
Barış için,hem AKP hükümeti ve muhalifleri hem de muhatabı olan Kürdistani siyasi güçler,tavır ve söylemlerine dikkat etmeli,ortamı gerginleştirecek bir üsluptan kaçınmalı,süreci,karşılıklı ilişkilenme ve değişikliklerle çözüme doğru yol almalıdır.Muhatabı olan hiçbir gücün kaçmaya hakkı yoktur.Çözümün adresi sadece AKP değildir.Bu,devletin sorunuysa,çözümün sorumlu gücü de devlettir.Çözüm için yapılması gereken ilk iş,halklarımızın vicdanında adaletin tezahür edeceğine dair inancın yerleşebilmesi,düşmanlığın ortadankalkmasına örnek teşkil etmesi açısından, devlet adına, hem Kürdistan hem de Türkiye halklarından özür dilenmelidir.Askeri operasyonlara derhal son verilmeli,bütün siyasi tutuklular serbest bırakılmalı,ardından,köklü çözümlere geçilmelidir.Başka halkları ezen halkın kendisinin de özgür olamayacağı gerçeği unutulmamalıdır.Çözüme hazırmısınız? Haydi öyleyse. 05.02.2010


