General nereye?
A.Kerim Saruxan / Eylül ayına girmek üzereyiz.Eylülde yaşananlar ve yaşanabilecekolanlar üzerine hemen hemen her kesimden insanlar,hem görsel hem de yazılı basın,yayın yoluyla büyük ve ciddi tartışmalargerçekleştiri
yor. Dünya barış gününden,PKK nin ateşkes açıklamalarına,12 Eylül 1980 askeri darbesinden,12 Eylül referandumuna,Kürdistan sorununun çözümünden, demorasi, insan hakları ve eylüldeki yaprak dökümüne kadar.
Tam da olumlu bir havanın ortalığa yayılmaya başladığı bir anda çiçeği burnundaki genelkurmay başkanı Koşanerin ültümatom gibi açıklamaları zehir zemberek saçtı.Koşanerin açıklamaları neyin işaretiydi acaba?
Rantlarını kaybetmemek için Kürdistanda yürüttükleri savaşa daha fazla yükleneceklerini anladık ta ikincisi ne ola? Kaybetmenin yarattığı bir tehdit
yoksa,başta iktidar partisi olmak üzere farklı düşünenlere karşı büyük çaplı
bir operasyon bir darbe haberi mi? Ne olursa olsun, kirli, inkar ve imha savaşı sürdüğü müddetçe ne Kürdistan sorununa demokratik bir çözüm getirilebilinir ne de Türkiyede toplumsal barış ve demokrasinin önü açılır.
Bir türlü kendisine gelip başarıyı yakalayamayanlar burukluğu,acıyı ve üzümtüyü yaşarken,bazıları da dünden olumlu dersler çıkararak emin ve güçlü adımlarla yeniyi,güzeli ve doğruyu yakalamaya çalışıyorlar.Belli ki,13 eylülden itibaren Türkiyedeki demokratikleşme adımları,T.C devleti ile Kürdistan sorununu çözümde ya da çözümsüzlükte çok can alıcı dönemini yaşayacağa benziyor.
Otuz yıllık savaş öyle bir aşamaya gelmiş ki,savaşın tüm muhataplarını mevcut sorunları siyasi dialog yoluyla çözüme zorluyor. Kürt halkı artık savaş istemediğini, barış ve demokrasi için en uygun zemini yaratma kararlılığını ve fedakarlığinı başta Kürt federal devletinin temsilcilerinin açıklamaları, PKK nin yaptığı tek taraflı ateşkes çağrısı ve referandum karşısındaki tavırlarıyla ortaya koyuyor.Ayrıca,T.C yi barışa çekmek, Ulusal ve toplumsal sorunlarımızın halklarımızın lehine çözülmesi için üzerine ne görev düşüyorsa yerine getireceğini deklare ediyorsa,aynı yönde adımları devlet adına iktidar partisinin de atmasını bekliyor.
Bunun için,Kürt halkına düşmanca yaklaşımlardan vazgeçilmeli, katliamlar ve asimilasyon politikalarıyla halkımızı yok saymayı görev bilen militarist kemalistlere nereye general denmeli, kışlasında oturtulup burunlarını siyasi iradenin işlerine sokmalarına müsaade edilmemeli,asli
görevlerini yapmaları istenmelidir.Çünkü,üzerlerindeki çürümüşlük kokusuister içeride ister dışarıda olsun herkesi rahatsız ediyor.
Kürt halkına verilen sözlerin arkasında durularak devlet ile bütünleşen kirli savaş kimliğine sahip,çürümede direten ve en ufak bir insani vicdan taşımayan yeşil yeşil sırıtan köstebeklere kırmızı kart gösterilmelidir. Bu güçler ne kadar gizlenirse gizlensin,başta mazlum Kürt halkı olmak üzere halklarımızın onurlu güçleri onların yakasına yapışacak,hesap soracak ve aydınlığa doğru hızlı adımlarla yürüyecektir.
Aydınlıktan korkan yarasalar kaybetmenin telaşıyla savaşta ısrar ederek,temizlik
şansları bulunan güçleri tehdit ederek zorlayabilir,ancak halklarımızın birleşik gücü onların nasıl kağıttan kaplan olduklarını biliyor. Süreci en olumlu bir biçimde değerlendirecek ve "general duuuuuuuuur" diyecektir.
Resim Kenan Evren, Muazez Ersoy
A.Kerim Saruxan


