Maskelerini Düşürelim
A.Kerim Saruxan / Aylardan beri Türkiyenin gündeminden kozmik konuşmalar düşmüyor.Ordu,darbe,savaş günlük gıdamız olmaya, bu gıda da bizi usandırmaya başladı.
Tartışmalar sürdükçe, militarist güçler prestijlerini ve rantlarını kaybedeceği korkusuyla,dönüşü zor bir yola girildiğini,devletin bundan çok zarar gördüğünü sık sık dile getiriyor.bunun için sivil siyaseti sözümona öneri adı altındaki tehditleriyle frenlemeye,susturup boyun eğdirmeğe, sivil siyaset ise kimlik kazanmaya çalışıyor.Ancak,burada büyük bir çıkmaz var.Sivil siyaset kimlik kazanarak demokratikleşme adımları atmak isterken, militarist güçler bu ülkede herşeyin merkezinde ve belirleyici güç biziz ...
Bizim kontrolümüz dışında bu işler yürümez diyerek bütün derin devlet güçlerini seferber ediyor.Hem Kürdistan sorununun çözümü,hem de Türkiyedeki demokratikleşme adımlarının önünü kesiyor.
Cumhuriyet tarihi boyunca yenilmez olduğu sanılan mehmetçik balonunun patlaması,Kürt halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi karşısındaki çaresizliği ve başarısızlığına kılıflar bulmaya ve böylelikle yıkılan tabuyu tekrar canlandırmak için her yolu mübah saymakta,kemalizmi değişik versiyonlarıyla dayatarak uslu durun yoksa başınıza gelecekleri biliyorsunuz diyerek gerçek karakterlerini ortaya koymaktadırlar. Şimdiye kadar izlenen inkar ve imha amaçlı stratejileri iflas ettiği için imaj değişikliğine gitmek istiyorlar.Ama nafile.
Kürt halkının barış için uzattığı elini ve uyarılarını Kürtlerin zayıflığına yorarak daha fazla şiddet,daha fazla kanla cevap veriyorlar.
Kürdistanın güneyindeki Federal Kürt devletini, iştahları kabardığı için halen içlerine sindirebilmiş değiller.Hemen hemen her gün,Zap,hakurke,haftanin alanlarına binlerce kilo ağırlığındaki bomba yağdırıyorlar.Kapalı kapılar ardındaki kulislerde güneyi işgal etme
senaryoları dolaşıyor.Demokrasiyi de, askerlerin oluşturmaya çalıştığı bir ülke için olağan şeyler olsa gerek.Tüm bu yaşananların ışığında denilebilinir ki,Kürdistan halkı çok gaddar,barbar bir düşmanla karşı karşıyadır.Gırtlağına kadar çamura batmış olan özel savaş güçlerinin geniş
kapsamlı saldırılarına karşı hazırlıklı olmalıdır.
Tarih boyunca soykırım ve talan gelenekleriyle ün salmış kirli savaş güçlerinin maskelerini düşürmek için beş yıl önce Diyarbakırdaki konuşmasında Kürt sorunu ne olacak? diye soranlara,diyorum ki,bu ülkenin başbakanı olarak o sorun herkesten önce benim sorunumdur.
Her sorunu daha çok demokrasi,daha çok vatandaşlık hukuku,daha çok refahla çözeceğiz diye
söz verenleri lafazanlığı bırakıp verdikleri sözlere sahip çıkmaya davet ediyorum.bilinmelidir ki,halkların kardeşliğine giden yol,Kürdistan halkının kaderini özgürce tayin hakkını tanımaktan ve eşitlikten geçiyor.
Günü kurtarma amaçlı taktiksel adımlar,terör,terörist edebiyatıyla realiteye uymayan plan ve propagandalarla gerçek bir çözüme ulaşılamaz.Kürdistan sorununun çözümü için samimi adımlar atılmak isteniyorsa,göstermelik değil,somut ve gerçekçi projeler geliştirilmelidir.Bunun için,Kürdüstani güçlerin ne istediği,çözümde nasıl bir rol oynaması gerektiği noktaları gözönünde bulundurulmalı,çözüm yolu Kürdistanın siyasi,ekonomik,askeri,kültürel, tarihi gerçekliğiyle uyuşmalıdır.


