Putperestlik!
Dünya devrimlerine önderlik edenler, gerek ulusal
gerekse toplumsal kurtuluş hareketlerinde, bireyin tarih ve toplum içinde
oynadığı çok önemli rolünü unutmadan, kişilerin putlaştırılmasını
çok tehlikeli olduğu kadar iğrenç bir şey olarak teşhir etmişti.
Ancak birey her ne kadar önemli olabilecek bir rol oynasa bile,
bu rol, halk kitlelerininkinin yanında çok küçüktür.Çünkü; tarihi yaratan
toplumsal gelişim ve değişimi gerçekleştiren ve yeni toplum biçimleri
inşa eden şüphesiz halk kitleleridir.
kitlelere öncülük yaptığı iddiasında olan politik güçler ya da
onların yönettıği parti kurum ve kuruluşların büyük rolüyle
karşılaştırıldığında da çok küçük ve sınırlıdır.İşte tam da bunun için
sömürgeci mahkemeleri yargılarken M.Hayri Durmuş ve Mazlum Doğanlar
kişilerle ilgili sorulan sorulara PKK bir partidir.
Bir siyasal organizasyondur.Adı geçenler de bu organizasyonun bir üyesidir.
Bizim arkadaşlarımızdır.Kişi adıyla anılmamız kasıtlıdır
yanlış buluyor ve red ediyoruz ayrıca mezar taşıma
borçlu yazılsın diye cevaplıyordular.Ne yazık ki buna karşın
özellikle İmralı sürecinin başladığı tarihten beri başta Öcalan
olmak üzere birçok müridinin de yanlış bir yola girdiklerini üzüntüyle izliyoruz.
Onlar Kenyada yakalanıp Türkiyeye getirildiğinde daha uçaktayken
gözlerindeki bant açılır açılmaz korku dolu gözlerle ve çok açık
bir biçimde benim annem de Türktür, bana bir görev verilirse
hizmete hazırım deyip politik manevra yaptığını sanan ve tahribatlarını
bugüne kadar sürdüren, ihanet edip kimliğini satan bir kişiye,
irademiz İmralıda diyerek Öcalanın putlaştırılmasını bir tarikat
ya da dinsel tapınmaya dönüştürmektedirler.Oysa rahmetle andığım
Şeyh Ahmet Berzaninin dediği gibi hayat onurlu bir duruştan ibarettir.
Yine Aponun takipçisi olduklarını söyleyen bazı çevreler bu tutumlarının
Kürdistan davasına verdiği büyük zararı hiç düşünmeden
onu yüceltmeye devam ediyorlar. Gerek legal gerekse illegal
platformlarda öyle gürültü patırtı koparılıyor öyle şatafatlı
sözler kullanılıyor.Halbuki bu biz Kürtler için çağdışı, izin verilemiyecek
ve kabul edilemiyecek bir şeydir. Onun kendi kişiliği ile ilgili propaganda kampanyaları
geçmişte başta Resul Altınok(Davut)Çetin Güngör(Semir)M.Cahit Şener
ve iç infazlar yoluyla ortadan kaldırılan yüzlerce adsız kahraman
tarafından onaylanmadığı gibi bu gün de bu anormal ve devrimci olmayan,
çılgınca propaganda milyonlarca Kürt tarafindan onaylanmayıp,
mahküm edilmesine rağmen halen Apoizmin arkasına sığınan
bazi kisiler tarafından korunmakta ve dillendirilmektedir.
Açık ki bu soruna ilişkin yöneltilen eleştiriler hiç hesaba katılmıyor,
bu kardeşçe eleştirilerden alınmış izlenimi verip, hatalı duruşlarını
daha fazla derinleştiriyorlar. Ancak sorun biz Kürtler için
doğru olanı söylemek ve savunmak olunca hiçbir şey bizim
dogrulari dile getirmekteki tutumumuzu değiştiremez.
Apocu akımın kişilerin putlaştırılması sorununa ilişkin Propagandalarında,
Apo Güneşimizdir.Apoizm çağın ve Dünyanın en son ve en gelişkin
felsefesidir.Her şeyi yaratan başkan Apodur.Bu saydıklarım
çözümlemeler içerisinde en ılımlı değerlendirmelerden bazılarıdır.
Çünkü Apocu olduklarını söyleyen kimseler ve Aponun ayetleri
içerisinde öyle coşkun terimlere rastlanıyor öyle olaylar ve davranışlar
anlatılıyor ki insan kendi kendisine şu soruları sormak zorunda kalıyor.
Apo gerçekten bir tanrı bir yaratanmıdır?Bu durum karşısında
kendilerini Apocu olarak adlandıranlar devrimci, ilerici, aydın,
bilime inanan insanlar mı?yoksa bağnaz dinci müritler mi?
Bu türden propagandalarla Kürtlere ait olan organların rolüne
gölge düşürülmüyor mu?Böyle görüşler nasıl devrimci ilerici kurtarıcı
düşünceler olarak kabul edileblir? İçine girilen bu labirent biz Kürtleri
nereye götürmektedir?Ben tüm bu olup bitenleri Avukat görüşmelerinde,
Kürdistanın güneyi yani özgür Federal Kürt Devleti ve genelde
Kürt halkıyla ilgili açıklamalarını göz önünde bulundurarak değerlendirdiğimde,
içinde kısa ya da uzun vadeli Kürtlük ve Kürdistana düşmanca bir amaç
gizleyen sağır edici bir yaygara olarak açıklayabilirim.
O halde tüm bu tehlikeler karşısında , ulusal kurtuluş çizgisindeki
sapmalar ve yanlışlar görülmeli çarpıtılan ilkeler acil olarak düzeltilmelidir.
Aksi halde, yaratılan bütün değerler kaybolur, başarıdan söz etmek
bir ham hayalden başka bir şey olmaz.Daha fazla can daha fazla kan
kaybının önlenmesi ve kazanılan mevzilerin korunmasi için sorumlu
bütün güçleri göreve çağırıyorum.
Abdulkerim Saruxan 24.12.2008
--


