Susuyorum
Bizim oralarda, yani Dersim’ de Babam efkarlandığı zaman bir kılam söylerdi:
Bavo hal yamano
Daye hal yamano
Felek do maro
Zerey ciğere mı zon dano” derdi.
Hep bunu söyleyip dururum.
Evet öyle şeyler duyuyor ve okuyorum ki;
“Zere ciğere mı zon dano”
Yazmazsam çatlayacağım.
İnternet sayfalarında iletişim araçlarında
Öyle bir kirlilik, fikir beyin ve yürek kirliliği görülüyor ki
Neyin doğru, neyin yalan olduğunu ayırd etmek güçleşiyor.
Arkadaşlıklar, dostluklar bir başka olmuş
Güzel doğru olan her şey kire, pasa bulanmış
Kuşku, nefret yalan, ön yargılar doğruluğu, dostluğu, mertliği zehirlemiş.
Ne zaman doğruları dillendirirdiysek
Ne zaman kimselerin söylemeye cesaret edemediği sözleri söylediysek
Ne zaman karanlığa karşı bir ışık tuttuysak
Bir çok cepheden tehditlerin, saldırıların başladığını görürüz.
Arı yuvasına çomak sokulmuş gibi e mail lerimize arılar düşer
Yalan haberler üretilir hakkımızda
Radyolar ve televizyonlar bizi ters yüz etmeye çalışır
Derin yerlerde hakkımızda senaryolar yazılır
Düşman olarak bildiklerimizin saldırılarını omursamam!
Ama dost bildiklerimin salvo atışları;
Hani derler ya “dostun atığı gül yaralar beni”
Bunların yazdıklarını okuyunca yüreğim kanar
Yürek atışlarım yavaşlar
Başıma müthiş ağrılar girer
Midem bulanır, moralim bozulur, şoke olurum.
Ama yine düşünür kendime gelir “ gerçek” derim
Gerçek bildiği doğru yoldan yürür.
Ve haykırır kendisini
Kiriniz ona kâr etmez.
Karanlığınız gerçeğin aydınlığını tutmaz
Kirli nehirleriniz boğmaz onu
Yalanlardan zincirlerinizle kollarından bağlayamazsınız
Çünkü o yalanlarınızın ortasına düşmüş
Çünkü onun ışığı karanlıklarınıza çalınmış
Korku ve telaşınız bundandır.
Diyorum ve susuyorum.


