Anasayfa Yazarlar Aysel Çürükkaya Kürt Kadını ve Demokrasi

Kürt Kadını ve Demokrasi

 altAysel Çürükkaya / 27 Mayıs günü e mailime  Navend imzalı bir davetiye geldi.
Almanya’ nın Bonn kentinde merkezi olan bu Kürt kurumun ev sahipliği yaptığı ve Kürdistan Kadın Platformunun düzenlediği panele davetv ediliyordum.

Ben ve Kivrem Hüsniye hanım, 29 mayıs günü Hamburg dan hareket ederek Bremende dinlendikten sonra akaşam üzeri Bonn kentine ulaştık.

Geceyi arkadaşlarımıznın evinde geçirdik. Kadın platformunun düzenlediği panelin konusu “kadın ve erkek arasındaki demokrasi” olduğundan ve misafir olduğumuz evin hanımı paneli düzenleyenlerden biriydi. Haliyle akşam yemeklerimizi “erkekliğini öldüren(!)” evin erkekeği tarafından hazırladı. Lezzetli pizalarımızı yedikten sonra yine evin erkeğinin hazırladığı çayları içtik

Gecenin geç saatlerine kadar, kadın ve erkek arasındaki demokrasi konusu üzerinde tartıştık. Sabah kahvaltımızı yine evin erkeği hazırladı. kahvaltıdan hemen sonra  arabamızla Köln  İnternasyonales Zentrum der Caritas salonuna gittik.

Giden ilk grup bizdik. Salon hazırlanmış, masalar sandalyeler itinayla dizilmiş, çay kahve hazırlanmıştı. Sahne bölümüne bir demet çiçek konulmuştu. Bizden sonra gelen grupların içinde iki hapishane arkadaşım vardı. Onları görünce sevindim. Bunlardan biri, Cahide Şener diğeri; Nuran Maraşlı’ ydı. İkisiyle birlikte Diyarbakır Zindanının zor dönemlerinde aynı koğuşta kalmıştım. Sarılıp öpüştük.
Hava çok güzeldi.  Başka gelecek olan katılımcıları beklemek için binanın önündeki bahçeye çıktık. Bahçede rengarenk çiçekler görünüyordu. Bu gün Kürt kadınlarıda rengarek elbiseler giymiş, tıpkı bahçe çiçekleri kadar güzeldiler.

Salona döndüğümüzde yaklaşık olarak 200 ün üzerinde katılımcı vardı. Dört parça Kürdistandan gelen çoğu kadın ve yirmiye yakın erkekti. Panel’ in moderatörlüğünü  Jomana hanım yaptı. Jomana Almanya da doğup büyümüş, kibar, kendine güvenen, kurmanci ve almancayı çok akıcı bir şekilde konuşan, jestleri ve  mimikleriyle bizi etkiledi. Hoş geldiniz dedikten sonra toplantının amacını kısaca açıkladı. ve Panelin asıl açılış konuşması ve moderatörlük yapması için Berivan Aymaz hanımı davet etti.

Bizim Pırço’ nun annesi Berivan Aymaz’ da sahneye çıkınca, panel başlamış oldu. Gerçekten Berivan hanım paneli iyi yönetti ve açılış konuşmasını etkileyici yaptı. Diyasporadaki Kürt kadınlarının sorunlarını almanca olarak anlatınca, Jomana anlatılanları Kurmanci olarak tercüme etti.
Berivan Aymaz hanım açılış konuşmasını bitirdikten hemen sonra Kürdistan’ ın Wan ilinden gelen Gülmay Ertunç hanımefendi,  çalışmalarını, hazırladığı bir CD aracılığıyla seyircilere izletti.

İran Kürdistan’ ında dünyaya gelmiş, Malouk Caferi hanımefendi İran Kürdistan’ ında yaşayan Kürt kadılarının durumunu güzel akıcı  sorancasıyla anlattı.

Beni en çok etkleyen konuşmayı, hiç kuşkusuz Kürdistan kadın platformunun aktivisti Sema Güçlü yaptı. İlginç bulduğum bu konuşmayı Kurdistan Aktülede yayınlatmak istiyorum.

Panelistler, konuşmalarını bitirince bir ara verildi. Bahçeye çıktık, uzun süreden beri görüşemediğimiz, Avrupa’ nın çeşitli ülkelerinde oturan ev o an orada bulanan arkadaşlarımla görüştüm. Xece Xan Güney kürdistan dan gelmişti. onunla görüşme imkanı buldum. Arkadaşım Selahattin Çelik Fransa dan gelmişti.   Değerli pirim, Hevidar Hanım, Zeki ve Neval hanım, Bingöl’ ün eski belediye başkanı sayın Sait Aymaz ve değerli eşi; çilekeş Şadiye hanım, değerli hemşehrim Nure Xanım, Danimarka kraliçesi, Leyla Xanım ve sevgili anneleri…..
Ve adlarını sayamadığım çok syaıda dost ve arkadaşla bahçede çay ve sigara içerek sohbetler ettik.

Panelin ikinci oturumunda bazı tartışmalar oldu. Bu tartışma bölümünde Sevgi Alpsen hanımefendi,  Münih' ten Gülseren Demirel hanımefendi, psikolog Cinur Ghaderi hanımefendi, Parvaneh Ghorishi hanımefendi, Ferha Khalil hanımefendi ve Xece Xan konuştular.
Panel bitince kürtçe müzük eşliğinde halaylar çekildi, yemekten sonra salonu terk ettik.

Geceyi, toplu olarak kiraladığımız ormanlık bir alandaki Heimde geçirecektik. Arabalarla oraya gittik. Bu yapının çok sayıda odaları vardı. Ben ile Hüsniye kivrem odamıza baktık. Bir müddet sonra aşağıya oturma salonuna indik. Aramızda saz çalan arkadaşlar vardı, sazı birlikte getirmişlerdi. Önce sazlar çalındı, halaylar çekildi, şarkılar söylendi bir ağızdan ve biz kadınlar dertleşmeye başladık.

İran Kürdistan’ ında doğan, şu anda İsveç te yaşayan, çok güzel bir kadın olan  kendi yaşam öyküsünü anlatınca çok etkilendim.
Kadın on yaşındayken annesi eve bir çingene getiriyor, çingene ve annesi zorla onu yere yıkıyor, çingene elindeki jiletle kadınlık organının duyarlı bölümünü kesiyor, müthiş bir ağrı duyuyor, ağlıyor, avazının çıktığı kadar bağırıyor, ayağa kaldırıyorlar ve koşturuyorlar…. bilmiyor çocuk neden koşturulduğunu… belki de annesi ile çingene kanın durması için kız çocuğunu koşturuyorlar. ama kan akması koşmakla durur mu? ......!

Kızın babası kominist, olayı duyunca beyninden vurulmuşa dönüyor, annesini boğmak istiyor. Kızın birde bacısı varmış, kendisi gidiyor, ama bacısı kurtuluyor….
Ve kadın anlatmaya devam ediyor.. 15 yaşımdayken tanımadığım biriyle evlendim.
Evlenmek neydi ki?
Benim kadınlığım on yaşındayken öldürüldü. Aşkı bilmem ben, duygu ve haz nedir? Onlarıda bilmem.
Sakatım ben; kendimi anlatamam…..

Nedir bize reva görülen bu zulüm?
Hangi kitapta yazar? Hangi peygamber vaaz etti bu rezaleti?
Duygulanamıyorum, hatta yaşamıyor gibiyim!
Bazen kendimi bir tuvalet gibi hisediyorum.

Bize yapılan aslında Kürt erkeklerinin yüzkarasıdır
Bizim oralarda üçbin "kesilmiş" kadın biliyorum...
Üç bin ayıp
Üçbin yaşamayan kadın….

Dedi ve hüngür hüngür ağladı ve bizde çaresiz gözyaşlarımızla ona eşlik ettik.





 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile