Anasayfa Yazarlar Baran Gayri Resmi Tarih 16

altBaran/ Çukurcadan iç bölgelere doğru açıldıkca yaşanan tahribatların yarattığı güven erezyonu açıkca görülüyordu.
89'a kadar bizim dediğimiz ve köylerinde bulunan düşman karakollarına rağmen geceyi geçirecek kadar güvendiğimiz köyler bizden ürküyordu.
Köylere girdiğimizde yaşlılar ve çocukların dışında kimse kalmıyordu.Oysa eskiden köye gelişimizi duyan herkes yaşlısı ve genci ile etrafımızı sarardı.


Bu köylüleri tanıyordum. Yurtseverliklerinden zerre kadar şüphe yoktu. O açıdan silah almalarına rağmen köylerine girmekte tereddüt etmedim. Ancak girdiğimiz köylerde yaşlı ve kadınların dışında kimse kalmıyordu.
Kitleler ürkmüştü.
Bir köyde "gençler nerde" dediğimde içlerinden en yaşlısı kafasını önüne eğerek ''Onlar köyü terk etti kurban '' dedi.
Gençler bizden kaçmıştı. Sadece gençler değil eli silah tutan insanların ağırlıklı kesimi köyü terk etmişti. Kalanların korktukları her hallerinden belli oluyordu.
Eskiden bizi gördüklerinde gözleri ışıldayan ve bizide kendilerinden bir parça gören insanlar gitmiş, ürkek ve tedirgin tavırları ile yabancılaşmış birazda kaderlerine razı olmuş çaresiz insanlar kalmıştı. Sorduğumuz soruları bir iki cümle ile geçiştiriyorlardı. Korktukları her hallerinden belli oluyordu.
 Zaman ilerledikçe yavaş yavaş korkularını yenerek konuşmaya başladılar.
“Silah dediniz verdik. Erzak dediniz verdik. Para dediniz verdik. Geldiniz zorla gençlerimizi aldınız. Ona da ses çıkarmadık. Ama İnsanlarımızı yakalayıp işkence etmenizi asılsız ithamlarla insanlarımızı öldürmenizi hala anlamış değiliz “diyorlardı. Kırgınlık hüzün ve öfke konuşmalarına yansıyordu.


altKöylüler, 89 sonbahar ve kışında maruz kaldıkları uygulamaları anlatıyorlardı.
Bu süreçte geri cephe olarak adlandırılan güneyin sınır kesimine barınma amaçlı kalabalık bir gerilla gurubu aktarılmıştı. Önümüz kış ve Çukurca dışında hazırlıklar yetersizdi. Gelen güç sınırın güney kesimine, coğrafik olarak üstlenmeye uygun alanlara dağıtıldı. Bu dağıtım da dört yüz dolayında insan Kaşuri mıntıkasına komşu Güney Kürdistan’ın Hıror kesimine aktarılmıştı. Doğal olarak erzak vb. ihtiyaçlarının temininde Kaşuri’lere dayanacaklardı. Ancak yaklaşan kış koşullarında bu büyüklükte bir gücün ihtiyaçlarının teminisi sorundu. Yiyecek vb. ihtiyaçların kiloya bağlandığı bir dönemde bu hemen hemen olanaksız gibi gözüküyordu.
Kamp sorumluluğu Doktor Baran'a verilmişti.
Doktor bu gücü barındıracak hazırlıkları kısa bir sürede tamamlamalıydı.
Doğal olarak Doktorun ihtiyaç temininde ilk yöneldiği kesim Kaşuri’ler olur.
Kaşuri'leri ihtiyaçların teminisi için seferber eder. Belli hazırlıklar yapılır. Ancak bu oranda bir gücün kış ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Bölge sıkı bir kontrole tabi tutulmuştur. Bu kontrol altında kamyonlarca erzak vb. ihtiyaç maddelerinin getirilmesi başlı başına bir sorundur. Ardından köylere aktarılan malzemenin asker pusuları atlatılarak katır sırtında kamp alanına taşırılması gerekmektedir. Karlar düşene kadar bu çalışma tamamlanmalıdır.
Durumdan haberdar olan devlet sıkı önlemler almıştır. Sınıra gözetleme kuleleri ve pusularla adeta bir set örülmüştür. Alınan tedbirler kitleleri ürkütmüştür. Köylülerin devlet kontrolünü atlatmaları zaman almaktadır. Dolayısı ile hazırlıklar istenilen düzeyde gitmez.
Gecikmeler yaşanır ve sorunlar da bu noktada başlar.
Sorunların çözümüne güç getiremeyen gurupta daralma ve giderek kitlelere karşı sekter politikalar ile beraber şiddet devreye girer. Zor çözümün anahtarıdır artık. Zorunluluklu yasalar zaten bu eğilimi beslemektedir.
Köylerde alınan bazı insanlar çok sert uygulamalardan geçirilir. Bazıları rehin olarak alınır. Rehinelere karşılık ellerine bir liste verilir. Sorun bu tarzda çözülmek istenir. Askerlik yasasının uygulanması ise işin tuzu biberi olur.
Sonuç olarak Doktor Baran’ın devrimci mücadelesinde bir kambur olarak duran ve izahında zorlandığı bu pratiğin sonucu olarak çok sayıda Kaşuri köylüsü acı uygulamalardan geçer. İşkence doğal bir hal alır. Nayloncu Azime söylemi bu dönem pratiğinin ürünü olarak yapı içerisinde yer edinir. Hıror bir gerilla kampı olmaktan çıkar. Ağır işkencelerin uygulandığı bir cehenneme dönüşür.
Uygulamadan nasibini alan sadece Kaşuri köylüleri değildir. Yapı içerisinde de çok sayıda insan değişik vesileler ile soruşturmalardan, işkenceli sorgulardan geçer. Bir kısmı katledilir.
Köylülerin anlattıkları ve çekinerek ifade etmeye çalıştıkları bu durumdu. Aynı şeyleri yeniden yaşamak istemiyorlardı. Bu açıda başta gençler olmak üzere eli silah tutan insanlar köye girişimiz ile birlikte köyü terk etmişlerdi. Korktuklarından dolayı tedbir almışlardı.
Söylenenler karşısında söyleyecek fazla bir şey bulamıyordum. Dile getirilenler bizim uygulamalarımızdı.
altBunların Doktor'un sorumluluğu altında geliştiğine insan inanmak istemiyordu. O güne kadar halka ve yoldaşlarına karşı sevecen ve hümanist yaklaşımları ile tanınan Doktor yoktu artık. Doktorun hümanistliğinden, sevecenliğinden, halk ve yoldaşlarına karşı olan sevgisinden geriye eser kalmamıştı.


Doktor 89 baharına kadar örgütsel alanda önemli sayılabilecek sorumluluklar üstlenmemişti. Takım bünyelerinde daha çok sağlık sorunları ile ilgilenmişti. Birçok yaralı ve hasta arkadaş Doktorun tedavisinden geçmişti. Yine ilişki içerisinde olduğumuz köylerde karşılaştığı hasta insanlar da doktorun çantasında eksiltmediği ilaçlardan yararlanmıştı. Bunda başarılı idi.89 baharında Beka da görevlendirilerek ülkeye aktarılan arkadaşların geliştirdiği ülke içi merkez toplantısında Botan eyalet yönetimine alındı. Doktordaki dönüşümde bundan sonra başladı. Üstten önüne konulan ve inanmadığı planlamaları hayata geçirme uğraşı içerisinde kendisini kaybetti. Buna pratikteki daralma ve yetkinin cazibesi de eklenince zaafları tetiklendi. Doktor artık kendisi değildi.


İnsan nasıl bu kadar kendi kendisi ile çelişebiliyordu. Anlamakta zorlanıyordum.
Öyle bir sistem oluşturulmuştuk ki ağına aldığı insanları rahatlıkla kendi kendisi ile çeliştirerek zıttına dönüştürebiliyordu. Aslında Harun (Şehmuz Yiğit) arkadaşın ''biz kendi kendimiz ile çeliştik. Yola çıkış ilkelerimiz ile çeliştik. İnsanlığımızla çeliştik '' derken izah etmeye çalıştığı bu durumdu. Doktorun başına gelen de buydu. Sistemin iyi bir dişlisi olmuştu.  
Sadece yapılanların yanlış olduğunu, parti politikası olmadığını bireylerden kaynaklandığını belirtmekle yetindim.


Bu söylemin yanlış olduğunu biliyordum. Benzer pratikler özellikle III. Kongre sonrası pek çok alanda yaşanmıştı. O açıdan bireyden ziyade önümüze konulan çizginin ürünü idi. Biz her seferinde bir günah keçisi bularak veya bizlere gösterilen günah keçilerine öfke kusarak esas kaynağı görmemezlikten geliyorduk. Sorunu kendi kendimiz ile tartışarak gerçeğe varsak bile rahatsızlığımızı kendimiz ve yakın çevremiz ile sınırlı tutuyorduk. Yapıya yansıtmıyorduk.
Yaklaşımımızın Kitleleri tatmin etmediğini biliyordum. Mevcut politikanın bireylerde kaynaklanmadığını yâda bireylerin keyfi uygulamaları olmadığını biliyorlardı. Çünkü mevcut pratiğin sorumlularına yönelik hiçbir yaptırım uygulamaya konulmamıştı. Bunun için söylemimizin inandırıcılığı kalmıyordu.


Yaralar derindi. Yaraların sarılması zamana ve zaman içerisinde izlenen tutum ile oluşacak güvene bağlıydı. Olumlu olan yan yaşananlara karşılık kitlelerin hala kendilerini partiye kapatmamış olmaları idi. İlişki zemini tümden kopmamıştı. Bunu değerlendirecektik.
Alan sorunları ile uğraşırken Uludere bölgesinden gelen kurye gurubu alana ulaştı. Arkadaşlar yeni düzenlemeler için beni bekliyorlardı. Aynı dönemlerde İran üzeri kalabalık bir Peşmerge gurubu alana gelmişti ve bizimle görüşmek istiyordu. Gurup sorumlusu D.K.Kerkük'i idi. Bu yenilgi sonrası güneye yönelik ciddi sayılabilecek ilk girişimleri idi.


Aynı zemin üzerinde hareket ediyorduk. Bu açıdan Uludere’ye geçmeden önce kendileri ile görüştüm. Bu irade dışı gelişebilecek olayların önlenmesi içinde gerekiyordu.
Gurup alana yeni gelmiş üstlenmeye çalışıyordu. Ancak nereye üstleneceklerine hala karar vermiş değillerdi. Geçici olarak Türkiye ırak sınırına sıfır noktada, Helkaş köyünün hemen altındaki derin vadiye üstlenmişlerdi. Tepelerinde Şivreza taburu bulunmaktaydı ve tüm hareketleri kontrol ediliyordu. Vadi T.C. tarafında mayınlanmıştı. Hareket alanları önemli oranda daraltmıştı. Hemen üstlerindeki yüksek tepelerde Saddam karakolları bulunmaktaydı. Saldırı esnasında yapabilecekleri fazla bir şey yoktu. Her an kayıp verebilirlerdi. Oradan zaman kaybetmeden çıkmaları gerekmekteydi.


Bulundukları alanın uygun olmadığını kendileri de biliyordu. Geçici olarak üstlenmişlerdi.
İç bölgelere geçiş güzergâhları, mayınlı bölgeler ve alana yeni gelişlerinden kaynaklı bazı ihtiyaçlarının temininde yardıma ihtiyaçları vardı.
Yenilgi sonrası Saddam güçlerinin sınır bölgesinde oluşturmaya çalıştığı güvenlik çemberi konusunda yeterince bilgi sahibi değillerdi.


İç bölgelere aktarmak istedikleri guruplarına ilk güvenlik çemberini aşmada yardımcı olmamızı istiyorlardı. Görüşmemiz dostça bir hava içerisinde geçti. Zorluklarımızın farkında idik ve gereken yardım kendilerine sunacaktık.

 

Nitekim D.K.Kerküki ile başlayan bu ilişki sonradan sıcak ve samimi bir dostluğun başlangıcı olarak ilerleyen yıllarda da devam etti. O zor günlerin dostu olarak hep yanımda oldu.
Düzenlemeler sonrası gelen kurye gurubu ile Uludere alanına geçtim. Arkadaşlar beni bekliyorlardı.
Konferans kararları benden önce alana ulaşmıştı.
Kararlar yeni dönem pratiğine nefes aldırabilecek durumda idi.
Zorunluluklu olan yasalar uygulamadan kaldırılmıştı.
Kitleleri kucaklayan uzlaşıcı bir politika ile faaliyetlere başlanıyordu.
Dönem bir ulusal uzlaşma dönemi olarak belirlenmişti. Bu geçmişin yanlış uygulamalarının yarattığı tahribatların telafisine olanak sunuyordu.
Uygulamalarımız ile küstürdüğümüz uzaklaştırdığımız hatta düşmana ittiğimiz kesimlerle yeniden ilişki zemini yaratıyordu.
İçe yönelik keyfi suçlamalar ile tutuklamaların önüne geçilmişti.
Kısacası Konferans kararları pratik sorunların irdelenmesi çerçevesinde geliştirildiğinde Parti Ordu ve cephe sorunlarına ilişkin arkadaşların beklentilerine bir noktada cevap olmuştu. Tepkiler olumlu idi. Bu açıda alan faaliyetlerinin planlanması ve buna uygun görevlendirmelerde fazla zorlanmadık. Botan ve Kara Ömer ile birlikte kısa sürede gerekli düzenlemeleri yaptık.


İç tutuklama ve tutuklulara yönelik uygulamaları tartışılırken eğitim kampında bulunan iki tutuklunun durumu gündeme geldi. Ajan olarak tutuklanmış ve kendilerinden ajanlık itirafları alınmıştı. Mahkeme edilmeyi bekliyorlardı. Beka uygulamalarının yakın tanığı olduğumdan ve geçtiğim alanlarda karşılaştığım manzaralardan dolayı ajan itirafları bana inandırıcı gelmiyordu. Kişisel kanım itirafların işkence altında alındığı ve gerçeği yansıtmadığı yönünde idi. Nitekim toplantı sonrası eğitim kampımıza gittiğimizde şüphelerimde yanılmadığımı ortaya çıktı. Yakalanan arkadaşların ikisine de ağır işkenceler uygulanmış ve Beka da olduğu gibi kendilerine ajanlık deklare edilmişti.
Bu arkadaşların tutuklanma gerekçeleri ise tam bir saçmalıktı. Yazın sıcağında depo kazarken belden yukarı soyunmaları Azime arkadaş tarafında görülünce yoz bir davranış olarak değerlendiriliyor ve aralarında sert bir tartışma gelişiyor. Sonuçta parti içinde yozlaşmaya neden olmakla suçlanıp tutuklanıyorlar.


Soruşturmayı bizzat Azime’nin kendisi yürütüyor. Hıror’da Nayloncu Azime olarak nam salan bu arkadaş burada da şanına gölge düşürmüyor. Naylon yakma başta olmak üzere akla gelebilecek her türlü yönteme başvuruyor. Sonuçta dört dörtlük bir ajan senaryosu ile işi sonuçlandırıyor.Şunu hemen belirtmeliyim ki PKK içerisinde ajan senaryoları ile tutuklanarak işkenceli sorgularla katledilen insan sayısı binleri aşmıştır. Sadece Beka kampı ve çevresinde bugün bir kazı yapılsa yüzlercesinin kemikleri ile karşılaşılacaktır. Ne yazık ki kaynağını Bekadan alan bu mantık ülke zeminine de ilham kaynağı oldu. Ülkede küçük Beka’ların oluşması fazla zaman almadı. Özellikle III. Kongre sonrası sistematik bir şekilde mücadelenin her alanına bulaştırıldı.


Tutuklu arkadaşları serbest bırakarak tedavilerinin yapılmasını söyledik. Azime’ye yönelik her hangi bir uygulamada bulunmadık. Sadece Azime’mi. PKK II. Ulusal konferansı tarafından Amed’deki uygulamalarından dolayı soruşturma kararı alınarak alana getirtilen Şemdin Sakık’a yönelik de her hangi bir uygulamaya girmedik. Eğer bundan dolayı yaptırım uygulasa idik yönetim kademesinin ağırlıklı bölümünü tutuklamamız gerekecekti. Çünkü yapı içerisinde suça bulaştırılmayan insan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Bunu Şener IV. Kongrede ’’Burada bir suçlular topluluğu bulunuyor.’’diyerek ‘’Suçu bireyde değil, bu suçlular topluluğunu yaratan çizgide aramak gerekir’’ diyerek dile getiriyordu.


Bireylerden ziyade mantığın mahkûm edilmesi gerekiyordu. Bu insanların hiç birisi art niyetlerle mücadeleye katılmamışlardı. En ağır uygulamaların sahipleri bile Kürt ve Kürdistan’ı duygularla mücadeleye katılmışlardı. En ağır koşullarda hayatlarını ortaya koyarak mücadeleye sahiplenmişlerdi. Ancak önlerine konulan veya kendilerine dayatılan mantığın kurbanı olmuşlardı. Evet, suçlulardı ama aynı zamanda mağdurlardı da. Doğru bir yönlendirme altında çok önemli gelişmelere imza atabilecek konumda idiler.
Toplantımızın önemli bir gündem maddesi de Irak ile ilişki idi.


Bu dönem Saddam yönetimi ile ABD arasında Kuveyt işgali nedeni ile çelişki giderek derinleşmiş ve Irak’a yönelik müdahalenin hazırlıkları yapılıyordu. Irak sıkı bir ambargo altında idi. Sınır ticaretini açmak istiyorlardı. Ayrıca Türkiye ABD ilişkisinden rahatsız idiler. Bu açıda sınır boylarındaki yerel yapıları devreye koyarak bizimle ilişki kurmak istiyorlardı.
Sorun üzerine epey tartıştık. Bu ilişki arayışı bize fazla itici gelmiyordu. Düşman cephedeki çelişkilerden yararlanmak o dönemki mantığımıza uygun düşüyordu. Ama bu ilişki Saddam ilişkisi olunca insan ister istemez düşünüyordu. Uzun tartışmalar sonucu görüşmeye karar verdik. Kendileri ile görüşecek niyetlerini öğrenecek Öcalan’a bildirecektik. Oradan gelecek talimat bu ilişkinin niteliğini belirleyecekti.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Devam edecek.  

Yorumlar
Yeni Ekle Ara RSS
MAZGİRTLİ (85.107.41.xxx) Y-m-d H:i:s

Sayın Baran
öncelikle uzun süreden sonra yazdığınızı gördüğüm için sevindim. Şimdi bu mücadelede yıllarını vermiş biri olarak birçok bilgiyide sizden daha iyi bilmez çünkü olayların bire bir hem tanığı hemde içinden birisiniz.

Öncelikle şunu söylemekte yarar var. bazı arkadaslar anlaşılıyorki hiç tanımadıkları pratiklerini bilmediği insanları başımıza kahraman olarak yazarak göklere çıkardılar biz bu savaşın dışında olanlarda buna inandık ve bu kahramanlara saygı duyduk.

Fakat zamanla bir başka sitede bu insanın barbarlıktan öteye geçmeyen ve onun mağduru olan insanlar gerçeği yazdığında bazı kesimler başta duygusal olaya yaklaşarak bunun bir karartma çabasında olan apocular olarak lanse etmeye her ne kadar çalıştıysalarda başarılı olamadılar çünkü bu olaylara şahitler ve bu yöntem mağduru olan insanlar bire bir ortaya çıktı. Ama sizde bu yöntemin var olduğunu ve bunun gergeçliğini yazıyorsunuz.

Peki şimdi tanımadıkları insanı kahraman olarak başımıza çıkarıyorlar. Aynı köylü veya aynı memleketli olmak demek o kesimin hepsinin kahraman olmasımıdır? Zaten yıllarca hep kandırıldık bari o zorbalıktan gelen insanlar gerçekleri yazsınlar Dr.Baran Dersimlidir diye kahraman olmasımı gerekiyor onun akrabaları varsa o taş altı ettiği insanların akrabaları anne ve babaları yokmudur?

Bu mücadelede ayrılan insanlarda olsa demeki eğer örgütün içinde ismin varsa ne yparsan yap kahramansın ama ismin yoksa bir taş altı edilmişsende değerin yok anlamına gelmekten başka nedir?

Dersimli bir tek dr. Baranmıdır niye dr baranın barbarlığını yazan insanlar komutan şiyar (Kazım Kuluyu) Onurlu ve hassiyetli gösteridiler niye komutan isayı onurlu ve başarılı gösterdiler demeki doğrudurda ondan sitenizde daha önce dr.baranı yazanlar demeki hiç gerçeği bilmeden iş yazı olsun diye halka yanlış bilgiler vermişler.

Sedat Penaber kendi sitesinde dr baranın iç yüzünü yazdığı yazdığı sitede bir tek Dara Botan onun yazdığını doğruladı sonra vartolu sonra serhat sonra delil mahlaslı insanlar bir bir gerçekleri yazdı Sedat arkadaşın sitesinde. Ama bu gerçekleri yazanlara duygusal yaklaşan kesim bu arkadaşlara atmadığı çamurlar kalmadı. Her yönden saldırıya uğradılar hatta bazı arkadaslar Dara Botan arkadaşı Sedat Penaber olarak yaygara yaptılar

Bu yalan düzmece ve gerçeği kabul etmek istemeyenler bu yalanı bugüne kadar getirselerde onların dostluğuna bir zamanlar aynı mücadelede olan yoldaşlıklarına leke sürmelerine izin vermediler. Ama acaba bu kesimler ve salt yazı yazmak için yola çıkanlar bakalım bu sizin yazdıklarınızı okuduktan sonra Dara ve Sedat arkadaşlara ne tür bir çamur atmaya kalkacaklar doğrusu merak ediyorum.

Onlarda sizin gibi ak ve karanın gün yüzüne çıkması için gerçekleri yazanlardır. Bu mücadelede herkezin az veya çok hatası olmuştur suçlarıda biz herşeyi kabul ettik ama bıraksınlarda neyin ne kadar hata ve suç olduğunu bize yazsınlar.

Kimin ne kadar suçlu kimin ne kadar hatalı olduğunu bilmemiz hakkımız değilmi daha ne kadar sahte kahramanları kahraman diye lanse edeceğiz.

Selam ve saygılar Mazgirtli.



ttttttt
SIDAR (80.135.196.xxx) Y-m-d H:i:s

selam sayin Baran YASAR ORGANin ölümüyle ilgili herhabgi bir bilginiz varsa yazarsaniz, karanlikta kalan bir olayi aydinlatmis olursunuz
Anonim (78.165.91.xxx) Y-m-d H:i:s

evet güzel di haval :silly: :silly: :(
vedin elitas
vedat (84.74.98.xxx) Y-m-d H:i:s

Size sorum, 89 sorgulamalarinda Vecdin Elitas isminde trakyada askerlik görevi sirasinda ajanlastirildigi iddia edilen bekaaya gönderilen ve 2000 e dogru da ismi gecen mardin derikli arkasas hakinda hatirladiklariniz?
vedat (84.74.98.xxx) Y-m-d H:i:s

??
SAYIN VEDAT
FEYZI ACIKGÖZ (213.89.84.xxx) Y-m-d H:i:s


DERIKLI VECDIN ELITAS I IYI HATIRLADIM TUTUKLAMA VE ISKENCE DÖNEMLERINDE. BENCE BEKAA DAKI OLAYIN TUMU YUZLERCE KEZ YAZILIP ANLATILDI AMA TEKRAR OLAYI GUNCELESTIRMEYE GEREK VARMI ? TABIKI GECMIS HATA VE ZARARLARI ANLATMAKTAN YARAR VAR AMA SUREKLI GUNDEMDE TUTMAK SADECE KURDUN YARASINI KANATMAKTAN BASKA SEY OLMAZ. VECDIN HATA BIR ARA HUCREME GETIRILMISTI TABIKI O ZAMAN SARI BARAN BEKAA DA DEGILDI MEHMET SENER VARDI AMA MEHMET SENER IN BIR ARA MUDAHALE ETMEK ISTEDI TUTUKLANMA DURUMU OLUNCA PASI KONUMU SECTI. YAZIN SONLARIDI VECDI INFAZ EDILISI SARI BARAN TAHMIN ETTIGIM KADARILA EKIM VE VEYA KASIM AYIN ARASINDA BEKKA YA GELMISTI.OLAYI SARI BARAN BILMESI MUMKUN DEGIL AMA BELKI ISKENCELERDE DUZMECE RAPORLARI OKUMUS OLABILIR . BIR SABAH VAKTI VECDIN YAN HUCREMIZDE ISKENCECI OLAN BATMANLI SISMAN KORKMAZ TARAFINDAN CIKARILISINDA VECDINE HASTA RUHLU ZEVKLE " **** VECDIN 9 MM LIKMI VEYA 7,5 MM LIKMI KAFANDAN ISTERSIN " DIYE SANKI SAKA GIBI VECDIN DEN SON SÖZU SORMUSTU INFAZINDAN ÖNCE.BU DIYALOGO BIZAT HUCREMIZIN KAPISI KARSINDA VECDIN E VERILEN SANDELYEDE OTURTURARAK VE IKRAM EDILEN SIGARASININ SON NEFESINE CEKEREK "HEVAL PARTININ CANI SAG OLSUN" SON SÖZLERINI K****IYORDU SAKINCE.BENCE YARIM SAATEN FAZLA BEKLETILMISTI VECDIN HUCRELERIMIZIN KARSISINDA.ILK DEFA INFAZ EDILECEK KISI ÖYLE HUCREMIZIN KARSISINDA UZUN BEKLETILEREK INFAZA GÖTURULMUSTU.

VECDIN ILE AYNI BASLANGICTA AYNI HUCREDEYKEN DERSIMLI KURD KAHRAMAN MAZLUM DENIZ LE DIRENISIMIZE SAHIT OLUSU ONA CESARET VERMIS OLMUS OLSA GEREK VE BANA "HEVAL PARTI NEDEN BIZE BUNU YAPIYOR" DIYE BENIMLE SÖZLERINE AYNI ANDA YARALI VE KANLAR ICINDE VUCUDUMA YARDIMCI OLDUGUNU HATIRLIYORUM. BATMANLI ISKENCECI VE CEZAEVI BASKARDIYANI KORKMAZ ONLARCA INSANI ISKENCELERINDE SAKAT BIRAKMISTI HATA TAHMIN EDERSEM BIR KACINI ISKENCEDE ÖLDURDUKLERINE INANIYORUM AMA DAHA COK GECE VAKITLERINDE OLUYORDU BU TUR ÖLDURME OLAYLARINDA.

BENCE BU KADARILA SEVGILI KURD YAVRUSU DERIKLI VECDI HAKINDA ANLATIKLARIM YETERLIDIR AMA SORUN BUMU ? HAYIR, BU TUR OLAYLAR DUNYANIN DÖRTBIR TARAFINDAN VERILEN ÖZGURLUK GERILA SAVASLARINDA SUCLAR VE HATALAR ISLENMISTIR. BU GECMIS SUCLAR VE HATALARIMIZI BERTARAF EDIP ISGALCI GUCLERE KINIMIZI KUSTURURSAK DAHA SAGLIKLI OLACAGINA EMINIM KURD HALKI ACISINDAN.
FEYZI ACIKGÖZ
YASAR ORGAN BILDIGIM ISE
FEYZI ACIKGÖZ (213.89.84.xxx) Y-m-d H:i:s

SAYET BILDIGIM DIYATBAKIR ERGANLI DOGUMLU MEHMET YASAR ADINDA BIRI ISE ODA INFAZ EDILDI BEKAA DA BULUNDUGUM DÖNEMLERDE. MEHMET YASAR ISKENCE SONUCU SAKAT EDILMIS BATMANLI CIHANGIR TARAFINDAN. BATMANLI CIHANGIR EMIN OLDUGUM ONLARCA KISIYI LINC EDEREK ÖLDURMUSTU O SORGULAMALARDA. DERSIMLI MAZLUM DENIZ E "TUNCELI KEMALIST KISILIK" DIYE ZEVKLE ISKENCE EDENDE CIHANGIR IDI. BATMANLI CIHANGIR SÖZDE HAPISHANE BASKARDIYANIDI. MEHMET YASAR VE BIZ DIGER D.BAKIRLILARIDA ZEVKLE ISKENCE YAPARKEN ".BAKIR DAN DEVRIMCI CIKMAZ" BASKAN APO DAN ÖRNEKLER VEREREK ZEVKLE ISKENCEDE INSANLARI ÖLDURCESINE ISKENCE YAPARDI.BATMANLI CIHANGIR IRI YARI PALA BIYIKLI BIRIDI.ASLEN BATMANLI FAKAT D.BAKIR BAGLAR SEMDE OTURDUGU SÖYLENIYORDU. YUNANISTAN ÖZERI BEKAA YA GELMISTI. DAHA SONRALARI BATMANLI CIHANGIR IN 1991 YILARINDA PKK DEN KACIP JITEMCI OLDUGU SÖYLENIYORDU. JITEMCI CIHANGIR BIR COK DEVRIMCILERI D.BAKIR VE BATMAN INFAZ ETTIGI SÖYLENIYORDU.
cıma
neden (88.249.39.xxx) Y-m-d H:i:s

neden başladın neden yarıda bıraktın size hic ama hic yakıştırmadık herkesin bu yazılarda bi beklen tise vardı madem beceremiyordunuz neden başladız???????????????????????????
yaşar organ
devrım (87.78.64.xxx) Y-m-d H:i:s

sayın fevzi açık göz yaşar organ dersimlidir kendisi pekekenin 83 dönemi güney eytim kamlarının dorumlusudur yanlış kişiden bahsediyorsunuz
Anonim (88.231.75.xxx) Y-m-d H:i:s

mazlum denize ne oldu tam anlamıyla bilgi verebilirmisiniz
Anonim (217.76.4.xxx) Y-m-d H:i:s

neden kimse mazlum deniz hakkında bilgi vermiyo.hiç bir yerde adı geçmiyo. böyle büyük devrimci nasıl unutulur.ailesi hep merak içinde.şehit listesinde olmadığına göre nerde bu adam.sayın fevzi bey lütfen bize bilgi verirseniz sevinirim.yoldaş
yoldaş (217.76.4.xxx) Y-m-d H:i:s

sayın baran! sizin yazılarınızı merak içinde okudum.sizin bu cesaretinizden dolayı sizi tebrik ederim.size bir sorum olacak.mazlum deniz(dersimli)hakında bilgi almak istiyorum.ne oldu nerde?örgüt bize hiç bilgi vermedi.öldürüldüyse bunu bilmek hakımız.sizden ricam bizi aydınlatmanız.DERSİMLİ YOLDAŞ
Baran (217.76.4.xxx) Y-m-d H:i:s

Merhaba yoldas.
Mazlum deniz bizlerin PKK den ayrilisi sonrasi Xaqurk alaninda Osman öcalan tarafindan tutuklanarak ölduruldugunu biliyorum.Bunu daha önceki yazimdada belirtmistim.Gözunuzden kacmis olmali

wG56İ
bizi bilgilendirin (217.76.4.xxx) Y-m-d H:i:s

bizler baranı merak ediyoruz uzun bi süre yzı yazmaması bizler tedirginiz baran arkadaşın hasta olduğunu bili yorduk acaba baran arkadaş yaşamınımı yitirdi bizleri bilgilendirin ayreten neden yazısını yarıda bıraktı...
admin (SAdministrator) Y-m-d H:i:s

Baran arkadas oldukca saglikli...kendi biyografisini arkadasi-askeri ve dostu olan biriyle yaziyor..
Yakinda bir ropartajinida yayinliyacagiz..
ilginize tesekür ederiz..
Ayrica yazilarina kaldigi yerden de devam edecek
yoldaş (88.231.67.xxx) Y-m-d H:i:s

Sayın BARAN! neden hep devrime inanmış hayatını devrim için adayan insanlar böyle harcanıyor?MAZLUM DENİZ bunlardan biri.devrim güvenle olur.Bizim birbirimize güvenimiz yok. En güvenilir insanlarımızı böyle harcadılar.size güvenimiz sonsuz.YOLDAŞ
Yorum yaz
Adýnýz:
E-posta:
 
Web Sayfas1:
Baţlýk:
UBB Kodu:
[b] [i] [u] [url] [quote] [code] [img] 
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

Son Güncelleme (Cuma, 09 Ekim 2009 05:44)

 
Öner, paylaş