Anasayfa Yazarlar Dursun Ali Küçük ALEVİ ÇALIŞTAYI NE GETİRDİ?

ALEVİ ÇALIŞTAYI NE GETİRDİ?

altDursun Ali Küçük/31.1.2010/
Alevilerin yüzyıllardır biriken ciddi sorunlarının Alevi çalıştayı ile çözüldüğünü veya çözüm yoluna konulduğunu söylemek mümkün görünmüyor.
Bilindiği gibi bütün açılımlar ve adına “demokratik açılımlar” denilen olaylar devlet eliyle geliştiriliyor.


Devlet bütün Alevilerden uyguladığı katliam, inkar ve eritmek, yok etmek için hala bir özür dilemedi.
Bütün demokratik hükümetler tarihte yaşanan ve bu gün güncel olan inanç kırımları ve inkarı konusunda işe özeleştiriyle başlar.
Ortadan böyle bir özür dileme olmadan açılımlar eşliğinde Alevi Açılımı gündeme getirildi.
Bu güne kadar 6 Alevi çalıştayı yapıldı. 28 Ocakta başlayan 30 Ocakta sona eren 7. Alevi Çalıştayına son ve “final” adı verildi.
7. Alevi çalştayı ne son ne de finaldir. Finale ulaşılan bir durum hala ortada bulunmamaktadır.
Dini İnançların özgürlüğe kavuşması, kimliği ve kültürlerini yaşaması gayet doğaldır.
Aleviler Avrupa’da çeşitli ülkelerde bazı haklarını aldılar ve kabul gördüler.
Ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılmalarına rağmen hala hiçbir haklarını elde etmiş değildirler.
İşin bu noktası düşündürücüdür.
Alevi Açılımına ihtiyaç olduğu ve ciddi olan Alevilerin temel sorunlarının çözülmesi artık ertelenemeyecek noktaya gelmiştir.
Bunu görmemezlikten gelenlerin ne demokrasi ne de laiklikle ilgisi olabilir. Özgürlükten ise hayli uzak olurlar.
**********
İnkarcı değilim. Alevi Açılımını önemsiyorum.
Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’de bir ilktir.
Alevilerin sorunlarının tartışılmaya geniş açıdan başlanması, kamuoyuna mal edilmesi ve gerçekten çözülmesi gereken bir sorunun varlığının kabulü bile önemli görülmelidir.
Alevi Çalıştaylarından sorunun çözümünü beklemiyorum.
Baştan beri yapılan Alevi Çalıştayları ve tartışmaları ile Alevilerde kendi sorunlarını eskiden daha ileri düzeyde gündeme getirdiler.
Sahte çözümler, aynı zamanda gerçek ve özgürlükçü, demokratik çözümlerin kapısını açar.
Çalıştaylar Alevilerin sorunları ve çözümlerini zihniyet olarak geri bir düzeyde başladılar. Katılanların önemli bir kesimi, beklide çoğunluğu Alevileri bazı kismi ve sınırlı haklarla birlikte devletle veya yeniden düzenlenen egemen sistemle birleştirmenin kapılarını açmak istiyor.
Bu kesimler Alevilerin tüm ibadet yerleri değil, bazı cem evlerinin resmi kabul ettirilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığına tanınan hakların Alevilere tanınması, Aleviliğin kabulü ile birlikte egemen Sünni sisteme endeksleme çabaları yürütmektedir.
Bu çaba ve çalışmalar önemli oranda son Alevi Çalıştayına damgasını vurdu.
Çözüm tartışmaları gerçek ve özgürlükçü çözümlerin gündeme girmesine ister istemez hizmet eder.
********
7. Alevi Çalıştayına sanırım 41 katılım oldu. Bunların 23-24 Alevidir. 17 si Alevi değildir. İlahiyat adına bu çalıştaya baştan beri katılanlar var.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve İlahiyat bu güne kadar Alevileri ne kabul etti, ne de farklılığını gördü. Eritmek için o kadar çalışmalar yürüttüler.
Bu iki kurum Alevilerin farklılığına ve inancına saygılı olmadıkça katıldıkları bütün çalışmalar egemen İslam’a hizmet eder.
Camilere nasıl kadın alınmıyorsa, bu son çalıştaya Alevi bir kadın temsilci alınmadı. Oysa Alevilik kadının camiden kovulması gibi kadını cemden kovmamıştır. Buna baştan beri açıktır.
Çalıştay Alevilerin tanımlanması ve bir çerçevelenmesinin yapılması tartışılması ile başladı.
Bırakın Aleviler kendilerini tanımlasın ve nereye koyuyorlarsa koysunlar.
Adı üzerinde açılımlar devlet açılımı olduğu için Alevilere egemen İslam’a göre bir elbise giydirmek istiyorlar.
Devlet ve hükümet adına katılan Devlet bakanı Faruk Çelik:
Birlik yaratmaktan bahsetti. Bırakın farklılıklar demokrasi ve özgürlükler içinde birlikte olsun. Aleviler bu güne kadar barışçı yaklaştı. Şiddete başvurmadılar, barışçı çözümden ve hoşgörülü olmaktan yana oldular.
Devlet Bakanı da bir taraftan farklı inançlara serbestlikten bahsederken, öte yandan bir çerçevenin Aleviler için çizilmesini vurguluyor.
12 Eylül cuntasını, darbeleri vb destekleyen İzzettin Doğan gibilerde hemen buna balıklama atlıyor.
Onlarda Alevilik “İslam’ın ve Müslümanlığın özüdür” deyip kraldan daha fazla kralcı geçiniyor.
Sadece Diyanete tanınan bazı imtiyazların Alevilere sağlanmasını istiyorlar.
Bana göre böyleleri Alevilerin keklikleridir.
Alevi soyunu celladına benzetmek Alevilerin kabul edeceği bir durum olamaz.
Yüzyıllardır baskı ve katliamlara rağmen kendilerini korudular. Sesli ve sesiz direndiler.
Adamlara bakın:
Hele ilkin şu Aleviliği bir tanımlayalım, bir çerçeveye koyalım, sonra buna göre haklarını tanımlayalım demeye getiriyorlar.
Aleviliği tanımlamak ve çerçevelemek devlete ve hükümete düşmez.
Alevilik adına hareket ediyorum diyen bazılarını dünden bu güne tanıyoruz. Neler yaptıklarını biliyoruz.
Böylelerinin Alevileri devlet Alevisi yapması, Aleviliği tanıma ve bazı sınırlı hakların verilmesi eşliğinde yeni biçimlerde eritilmelerini hangi Alevi kabul edebilir?
ALEVİLER KENDİLERİNİ KENDİLERİ TANIMLAR.
Başkalarını nasıl biz tanımlamıyorsak, onlara elbise dikmiyorsak, başkasının –ister devlet, ister ilahiyat ve kim olursa olsun- bizleri tanımlaması, çerçeveye koyalım deyip yeni deli gömlekleri giydirmelerine seyirci kalmamak önem taşır.
İslam ve Müslümanlar bütün ülkelerde aynı değildir. İran ve Suudiler Müslüman’dır. Ama ayrıdırlar. Türkiye’de birileri kalkıp onların İslam’ını belirleyebilir mi?
Türkiye’de egemen mezhep Hanefiliktir. Kürtlerin çoğunluğu Şafidir. Şafilik bile Hanefiliğin veya her ikisi Diyanetin denetimine alınmıştır.
Devlet dininin olması onlara bile kimlik ve çerçevelemedir.
Devletin resmi dini yani devlet memuru olan inanç sahipleri sistemi değişmeden, milliyetçiliğe yem edilen inanç bu baskıdan kurtarılmadan Alevilere nasıl bir çerçeve bulacakları doğrusu merak konusudur.
Alevililerde homojen değildir. Genel ve ortak yanlar dışında Aleviliğin çeşitli ekolleri ve bölümleri vardır.
******
İslamiyet ve Müslümanlık bu güne kadar Alevileri ve Aleviliği İslam’dan saymamıştır.
Saymadıkları için Aleviler sürekli katliam ve baskılara uğradılar.
Kendilerinden saymamalarını bir anlamda doğru buluyorum.
Alevilerde en genel deyimle kendilerini Sunilerden saymazlar. Bu da doğrudur.
Çünkü inanışları, inanç kuralları , buna dayalı kültürleri bazı yakınlıklarla birlikte esasta ayrıdır.
Egemen İslam ve onun bütün mezhepleri Alevileri kendilerinden saymamalarını, onların farklarını ve inançlarını tanıdıkları anlamına gelmiyor.
Bu durum devlet ve egemen İslam adına Alevileri İslamlılaştırmak ve Müslümanlaştırmak için kullanılmıştır.
Dün saymıyordunuz, bu devlette sormaz mıyız, bu gün ne oldu da kendinden veya Sünni İslam’dan sayıyorsun?
Alevilik ve Aleviliği kendisinden saymayanların, “Alevilik Müslümanlığın özüdür” demeleri bir düşünce saptırmasıdır.
Müslümanlığın ve İslam’ın özü hep dışlanmış, katliamalara uğramış  ve benzer.
Derken bu gün bazıları Amerika’yı yeniden keşfeder gibi Aleviliği keşfetmeye başlıyor.
Bir Alevi kendisine bunu yapacağına doğrudan Sünni İslam’a geçse daha iyi değil mi?
Bazıları geçmemiş mi?
Şimdi buna teorik ve düşünsel kılıflar bulmak neyin nesi?
Beni yok eden, özür dilemeden beni tanımlamaya, beni pencere çerçevesi yapmaya çalışıyor.
Tuhaf doğrusu!
Alevi Açılımı da korkarım bu gidişle Kürt açılımı gibi olur.
Demokratik Alevi Hareketini oluşturan çoğu kesimler bu kurultaya katılmadı. Önemli bir kısmı zaten çağrılı değildir.
Rea Haq olan Dersim-Koçgiri inancı, diğer Kürdistan veya Kürt Aleviliği ise zaten çalıştayın dışında tutuldu.
Alevilik İslam’dan almıştır, tarihi süreç içinde kendini reformdan geçirmiştir, ama Alevilik bir inanç ve dindir. Bir mezhep değildir.
Alevilik devletler tarafından bir mezhep olarak ele alınmadı, bırakalım almayı kimse bunu düşünmedi.
Şimdi hatırlanmasının bu anlamda bir yararı yok.
Aleviler kendilerine yapılanları, inançları ve kültürlerini, kimliklerini, yaşam tarzları, ibadet biçimlerini düşündükçe ve yaşadıkça ne olduklarını gayet iyi biliyorlar.
Yapılması gereken devletin bütün din ve inançlara eşit mesafede yaklaşması, Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması, din ve inançlara demokrasi esprisi içinde özerk alanlarını yaratmalarına yol açmaktır.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Devam edecek

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile