Yazarlar
Elif Orhan
Tek Kurtulan Ajan olur’du…!
Tek Kurtulan Ajan olur’du…!
Elif ORHAN
„...Tek kurtulmak, tek yerde kalmak, tek yakalanmak hep kuşkuları getirirdi.
Bu üstelik yanlızca benim korkum değildi..Tüm arkadaşlarında aynı kaygıyı-korkuyu taşıdığını da bilirdim…“
Tek Kurtulan Ajan olur’du…!
Bahar gülüşlüme..
Sana bügün içimde seslenmek geldi..Yok yok seslensem de bilirim ki şimdi sesime cevap olmayacaksın…
Haa anladım benden mektup beklediğini..Tamam öyle olsun sana dair bir şeyler yazmak artık bende tutku haline geldi…
Biliyormusun ben erken uyanmaya alıştım, ne etsem de uzun uyuyan olamıyorum..Belki bunun bir çok nedeni var …yok yok nedenlerini sıralamam… sana şimdi anlatımlarım bir nevi dertleşmek "ismini" alıyor..
Hatırlıyorum aniden, hele o soğuk kar-kış demeden bazen yağmurdan ya da kar-tipide, ayaz soğuğundan giysilerimizle ıpıslak içtimaya nasılda koşardık..çenelerimiz titrer, silahımızı donan elimizde kaymamasına dikat ederek Apo için o dağ kuytularında nasılda slogan atardık..Ne tuhaf değil mi..?
Sabah ve akşam bu her koşulda şaşırmayan dua haline gelmişti..Sanki bir sırası unutulursa yer gök yerinde kayar, güneşin doğuşu ertelenir ya da ay ışığında yolumuzu gösteren o ışıltılı nurlar yok olurdu..Hala düsündükçe dehşete bazen düşüyorum ve anlamaktan zorlanıyorum..Ancak kazara o zaman buna bir itiraz sesi ya da yüzlerde bir hoşnutsuzluk , bıkkınlık olsa..Ya xizır hemen ismi“ ajan“ olurdu ve artık çıkamazdık içinden…Onun için sanki gökte bize inen talimattı..!
Bugün çok erken uyandim, nedensiz bir uyanış oldu ve pencereye her zamanki gidip baktım, dışarıda her şey bembeyazlara bürünmüş. Böyle bir görüntüye bir arkadaşım hep;
“Ülkem beyaz gelinlikler giyinmiş“ derdi. Ve üzerinde başlardı o güzel şiir tadındaki konuşmasına...Ancak fazlada vatan-halk özlemin dışına çıkamazdı, bir sınır hep olurdu…şiir de olsa, dertleşme, konuşma, öyküde olsa bir sınıra takılır ve dururduk…şaşırdin degil mi? Neden kı, bizim gercekligimiz buydu…!
Bugün belki bembeyazlıklara bürünen doğaya rahatça aynı cümleyi söyleriz, şimdi sorarsın, neden o zamanlar dile gelmesi yasak oldu ki!
Kilit vurulmuştu yüreklere, dillere..
Işte böyle bahar gülüşlüm, inan hala aynı yerdeyiz, yanı fazla yol kat etmiş değiliz.. Aynı yerde bir türlü çıkamıyoruz..Yoksa bir dostumun söylediği gibi
_“Bunları yaşıyanlar neler yazmaz ki, ne harika edebi eserler yaratır“ ..buna sende gülümsedin değil mi?
Ha evet aynen sana katılıyorum, yaşamayan tahmin bile edemez o çıkmaz sokağın içindeki fırtınaları..O bilinmiyen labirentin karanliğini…
Bir yasaklar zinciri yaşandı, içinde neler yoktu ki..! „Yasak“ olmıyan yok gibiydi.
Eskiden kar yağınca tüm çocuklar gibi bende sevinirdim. Dersim’de yağan kar bazen iki metreyi aşardı…Buz tutmayan kar’ın üstüne yüzü koyu kendimizi atar ve resmimizin çıkışına sevinirdik, başka oyuncağımız yoktu, ya da sabah erken saatlerden buz tutan kar üzerinde kaymak da en sevdiğimiz oyunlardan biriydi.
Sonra büyüdük ve yönümüzü dağlara çevirdik…Ancak orada kar ile oynayamadık, kar bizim başka savaşmamız gereken bir düşman oldu.
Yağan kar’la bazen yaptığımız savaşlardan mağlup olduk. Ben kar yağınca hüzünlenirim, gözlerimin önüne çocukken kar ile oyunlarımız gelmiyor artık..Daha hazin yaşanmış hikayelerimiz geliyor ki bazen boğazıma bir şeyler tıkanır, kendiliğinde gözlerime yaş dolar…
Evet kar ile yaptığımız savaş yenilgileri hep hafızama böyle günlerde hücüm eder.
Dur hele sana şimdi ilk aklıma gelen bir anımı anlatayım…Gerçi okuyunca yine „dur Elif yapma“ diyen sesin kulağımda..Ne yapayım „konuş yüreğini rahatsız eden ağuları“ diyende sendin ya…!
Bir kez elleri kardan donan çok sevdiğim yeni bir arkadaşın acısına, kıvranmasına şahit oldum. sonra „kesilmesi gerekir“ dediler. Hep ellerine bakar dururdu..Belkide o ellerdeki parmakların bir zaman anasını, ya da küçük kerdeşinin ellerini tutuşunu hatırlardı, zira yaşı küçüktü, onaltı yaşındaydı..Sanmam o parmaklarla bir kıza mektup yazdığını..Daha o duygudan belkide habersizdi, yanlızca klamlarda, kitaplarda duymuştu.
Sonra kesilme an geldi..Sesizleşmişti..pek ilacımız yoktu..Ağrı kesici verildi..Acısını hafiflettiğini sanmam, ben onu tutmak zorunda kalmıştım..hala yüreğim sızlıyor, sonra bir ilkbahar sabahı onun kaçtığını duyduk..Her zamangi gibi yine onu yakalamak için devriye-gruplar çıktı..
_“Alçak-xain-zayıf kişilik-düşman tarafindan hazırlanip gönderilen“ denildi.. Bulunmadı…Buna için için sevinmistim, ona yüreğimin sızısı hep devam etti. sızlıyor…aklıma gelince gözlerimde yine akan yaşlara engel olamıyorum.
..Kar ile savaşlardan kaybettik..!
..Yok yok başka savaşlardan da yenilgiler aldık..yaralar aldık..sevdiklerimizi kaybettik…Onun için kar yağınca gözlerim nemlenir, acılar hafızamda canlanılır.
..sonra…
..Sonra kıvırcık saclı ay gülüşlü yüreğimide çok yağan kar’da kaybetmiştim...
Dur hele başka bir anımı daha anlatayım..Sakın yine hem şaşkın gözlerini yüzüme dikerek hemde dudaklarını acıyla büzme öyle..“anlat“ diyensin unutma…
….Yine çok kar yağmişti. lojistiğimiz çok azdı..ekmeklerimiz giderek küçülüp pasta kadar olmaya başlamştı…Biraz lojistik destek almak için durmadan toplantılar yapıyorduk. ..
.. Aniden kaldığımız yere operasiyon olacağını cihazlardan öğrenildi..Kar çok yağmişti..Yer değiştirmek zordu.. Başka seçeneğimiz de kalmamıştı..Acele olarak hazırlanıp çıktık. Fazla yol almadan üzerimize roketlerle, uzun namlulu silahlarla tarandı..çok geçmeden havadanda aynı şekilde üzerimize öldürücü darbelelerle saldırıldı. Çatışma gün batımına kadar sürdü..
.. Dağılmıştık.
Bir mevzide üç arkadaş tesadüfen yanyana düştük…
…Biliyormusun bahar gülüşlüm hep tek düşmekten kendime itiraf etmesemde korkardım..“neden“ diye öyle yüzüme şaşkın bakma….
...Tek kurtulmak, tek yerde kalmak, tek yakalanmak hep kuşkuları getirirdi.
Bu üstelik yanlızca benim korkum değildi..Tüm arkadaşlarında aynı kaygıyı-korkuyu taşıdığını da bilirdim…
...Velhasıl tek düşmek suç olurdu…Temizlen hele..öyle zor ve korkulu rüyaydı ki, sana nasıl anlatayım. Anlatılmasıda zor..
İşte böyle bahar gülüşlüm…..Sonuç olarak şu konuda artık net olan biriyim…
...Insan yanındakine, yoldaşına, dostuna, yol arkadaşına ya da yanında ki kim olursa olsun ona güvenmiyorsa bu işte bir sakatlık var..
…Güven dolu gelecek günler diyleğiyle..
Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
| Yorumlar |
|
|
Son Güncelleme (Pazar, 24 Ocak 2010 23:20)



Öner, paylaş