Anasayfa Yazarlar Elif Orhan Ezbere konuşanlar çoğalmış…!

Ezbere konuşanlar çoğalmış…!

altElif ORHAN

"Eleştirmek, yermek hep kolay olmuştur.
İşin kolayı ya, eleştiri adı altın da istediğin kadar zehirde kusabilirsin. “ya insaf “ diyen yoksa artık ucu sonu da belli olmaz, uzar gider, bir yer de artık konuşmak için meşgale de olur."



Ezbere konuşanlar çoğalmış…!

Çocukken dere kenarına iner göle taş atma yarısına girerdik..Bu oyunda kazanmak acayip gurur verirdi..Zira bir şey yapmak-kazanmaktı..Attığımız taş kadar da böbürlenir ve kendimizi var sayardık..Ancak günümüzde yaptıkları kadar övünmek yerine kendini ne kadar kabul ettirir savaşı, yaşatması var. .kär amacı güdülüyor...ortada olan değerleri gasp etmek, sahibi olmak var..Sanki bazı değerler de bu gibi kişilerin tekelindeymiş gibi hakkınıda kendilerinde görüyorlar ki bu da şaşılacak bir hal olmalı.. Bunlara halk dilinde „cerciciler- pazarlamacılar“ denilir.

Pazarlamacılar ya da köylerimizde isimlendirdikleri çerçicilerin tek derdi malini bir şekilde satıp ve kendilerine kazanç sağlamak olur, onların başka kaygıları ve bir değer ortaya çıkarmak için emekleri olmadığı gibi emek sahiplerine de saygıları hiç yok..
Ne yazıkki günümüzde Dapiramin Keje’nin zamanındaki çerçiciler dört bir yanımızı sarmıs, ağızlarını her açtığında yüreğini avuçlarına alıp alanlara inenlere, bedel ödeyenlere her türlü hakaretvari üslubuda rahatlıkla kulanırlar..onların tek dertleri kendilerini idame ettirecek bir şeylere kavuşturmaktır..Başka kaygıları hiç olmamış, kayıpları yok..Bugüne kadar ezbere yaşamışlar, bugünden sonrada yaratılan değerler üzerine palazlanmak isterler..Onun içinde sağa-sola rast gele saldırırlar..
Belki bunlara kızmak yerine ciddiye almamak en iyi cevap olur..

Pratiğimiz kadar konuşmak en iyisi de, ancak bazen dozunu kaçırıyoruz. Hele hayatında hiç elini taşın altına sokmayanların, mangalda kül bırakmayan nutukları taaa çocukluğumdan bu güne kadar bana hep itici gelmiştir. Hiç bir şey yapmadan, emek verenlerin emeğini eleştirmeye bir de kıskançlık ekleniyorsa, bu karalamaya kadar gidiyor. Ben bir konuda emek vermiyorsam açıkçası emek verenlere belki bir ölçüde önerilerimi ya da gözlemlerimi söylerim; eleştirme hakkını kendim de göremem. Bunun emek verenler için saygısızlık olduğunu biliyorum. Keşke bir yasa ya da bir kural olsaydı da, herkes emeğine göre konuşsaydı. Acaba şimdilerde nutuk atanlar ne yapacaktı?
Bunu merak ediyorum.

Hep ilgimi çekmiştir, en fazla emek sarf etmeyenler bin bir emekle ortaya getirilen değerleri ,direnisleri eleştirirler. Bazen de eleştirmeden ziya de taşa tutarlar.
Ben olumlu eleştiri, yani eksiği gediği gören söyleyeni, öneride bulananı her zaman baş tacı eden biriyim. Ancak hiç emek sarf etmeden bin bir emekle ortaya getirilen değerlere gözünün ucu ile bakıp taşlayanlara da, içim den, benim de taş fırlatmam geliyor. Bu da Apo pratiğinin başka versiyonudur. Emek vermeden emek üretenleri Apo yerin dibine batırırdı. Zira kendin den emin değildi. Daha sonraları gördük ki, zaten düşmanı görünce korkusundan gariban, tek kelime türkçe bilmeyen anasını bile türk etti.

Eleştirmek, yermek hep kolay olmuştur.
İşin kolayı ya, eleştiri adı altın da istediğin kadar zehirde kusabilirsin. “ya insaf “ diyen yoksa artık ucu sonu da belli olmaz, uzar gider, bir yer de artık konuşmak için meşgale de olur.

Örneğin; bir asalağın emekten, sosyalizm den ya da hak hukuktan söz etmesini kaç kişi sabırla sonuna kadar dinler ki? Ben dinlemem. Bazen belki ayıp olmasın diye dinler gibi yaparsam da inanmadığım zaman ya gözlerimi kaçırırım, ya elimdeki bir şeylerle oyalanırım, ya lafı değiştiririm, ya da içimde ona acıyan gözlerle bakarım. Belki kötü ancak elimde değil bunu yapıyorum..

Şu andaki PKK ve Apoyu en fazla eleştiren biriyim. Ancak Apoya bakarak inanan-bedel ödeyen devrimciyi-savasciyi-zindanda-iskencede direnenlere „hic bir sey yapmadı „diyenlere de açıkçası öfke duyuyorum. Apo ve yanindakilerini hesaba hiç katmam, Apo asalak ve piskopat karanlık, korkak biriydi. Ben şuna inanıyorum ki, Apo’ya en yakın duran da, uzak da kalan herkes bunun farkındaydı. Herkeste şu düşünce hakimdi.

“Mücadeledir, hele bağımsızlığı kazanalım da, bunlar sonradan çözülür” diyordular.

Gerçi bunu o dönemler de dile getirmenin ismi taş altı ve ajanlık ile damgalanmaktı. Bu da başka bir gerçeklik. Bunun örnekleri de çok. Hem de sayılamayacak kadar çoktur. Ancak ben Aponun psikopatlığını, emek hırsızlığını ve kene gibi hem yoldaşlarının hem de halkın sırtında sefa sürmesini simdi tartışmak istemiyorum. Buna gerek de yok. Bu gerçeklik herkesin bildiği şeylerdir.

Örnegin; dağlar da savaşanlar hem de en zor koşullarda düşmana darbe vuran gerillanın bir şey yapmadığını bunu Apo pratiği ya da kişiliği ile bir tutmak büyük haksızlıktır. Ya da zindanlarda kendini ölüme yatıran, kendi bedenini ateşe veren militana hiç bir şey yapmadılar demek de en büyük haksızlıktır. Ya da işkenceler de yarım insan haline gelen ve düşmanı dize getiren militana korkaktılar demek de insafsızlıktır. Ya da hala zindanlarda direnen militanları için bir şey yapmadılar demek hiç bir vicdana sığmaz. Ya dağa giden çocukları için herşeyi ile kendini siper eden halkı eleştirmek de benim lügatım da daha ismi yok.

Yani asalakları ve savaşan-insani, devrimcileri  birbirinden ayırmak gerekir. Yoksa emek verenlere haksızlık olur. Bu emek verenler her birinizin ya kanınız da, ya da fazla uzağınız da olmayanlar olduğunu da sakın unutmayalım. Savaşanlar halkın çocuklarıydı, devrimciydiler. Özgür bir ülke için toprağa düştüler. Onlara,

Hiç bir şey yapmadılar” demek büyük haksızlıktır. İnsani de bulmam.
Ayrıca yüreğini avucuna alıp alanalara inenlere-bedel ödeyenlere, direnişleriyle destanlar yazanlari bir kalemde silmek  de pek ahlakide değildır..
Yerinde oturan, kendine gelecek hazırlıyan, ya da bir şekilde parmağının ucunu bir mücadeleye-dayanışmaya dahi uzatmayan kişilerin şimdilerde ortaya çıkıp bedel ödiyenleri ezbere, ard niyetle taşlamasıda hıçde vicdana, devrimciligede sığmaz, ahlaki değildir..
Ezbere rast gele taş atmak kolay gelir ancak o taşların yuvarlanarak kendi kafalarına düşeceğinide hesaplamaları da gerekir..
Biz Jar û Diyarin insanlari asalaklara, ezbere konusanlara, emege saygısızlıkla dil uzatanlara gereken cevabı vermesini biliriz, ancak  cevap vermemek en iyi cevap olacağınıda iyi biliyoruz..
Asalakların yüzündeki maskenin düşeceği günlerin yakın olması dileğiyle..

Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile