Anasayfa Yazarlar Elif Orhan Yüreğime

Yüreğime

altElif ORHAN
„Seninle büyüdüm, nedense seni hep çocukluğunla artık haıtırlıyorum..belki gerisi bana acı verdiği için hafızama kayıt ettiğim mahsum, parlak güzel kocaman gözlerin, kıvırcık saçlarının içinde beliren hüzünlü, ancak güldüğün zamanki ağız dolusu gülüşün takılmış…
Seni çok özlüyorum, özlemek hep güzel de değilmiş, bu acı verenidır..
…ellımı uzatınca  sana dokunamiyorum, ağız dolusu çocuk gülüsünü de göremem, ya saklı öfkenin yanındaki yumuşak yüreğini nasıl unuturum ki…“


Yüreğime
Bugün çocukluğumu çağırıyorum..!
…Bugün seninle dertleşmek-konuşmayı ne çok istiyorum bilsen.. Sana olan özlemimi nasıl anlatayım ki, bazen kelime dağarcığım tükeniyor..
Çocukluğumu çağırmak istiyorum..
Sana yazmak bana acı verdigi kadar seninle oldugum icin seviniyorum da..
Ortak bir dostumuz diyor ki „ Yüreğin.kanamasın... mutluluk veren o kadar çok şeyin -anıların var ki onlara sarıl. Ben onunla tanıştığım, arkadaş olduğum için kendimi mutlu sayarım. daha çok güldügümüz, eğlendiğimiz , birbirimize kızdığımız anları hatırlarım... mutluluktur bu anlarımın toplamıdır…“
Bilmiyorum yüreğim mutluluk seninle ilgili anılarım ve sahip olduklarım mi..?
Ya seni kaybetmemi nasıl isimlendireyim, onu nasıl anlatayım…!
Biliyorum….Çelme taktılar umutlarımıza.. halbuki umutlarımız çok güzeldi..
İçimde sanki her şey durmuş…
Karamsarlık bir yumak gibi dört bir yanımı sarıyor, insana olan inancımı ve umududa tükettiğim   nokta  bu olmalı..
… Erken kalktım.. Durmadan gökyüzüne bakıyorum.. Seni yıldızların arasına yerleştirmiştim…ancak beni bağışla yüreğim bazen billmeden yanına laik olmayanları yerleştirmeye kalktım ki iste bunun içinde ne kendimi bağışlarım ne de sana yaptığım hatayı telafi ederim..
Hep diyordun ya „kişi hak ettiği yerde kalmalı, hak etmediği mertebeye kaldırılınca yuvarlanarak eski yerine gider ve sende hayalkırıklığını yaşarsın...“.Doğru söyledin,  aradan yıllar geçmesine rağmen hala aynı yerdeyim..!.
Ne bileyim insana güvenmek gerekiyor.. unutma  bunu da söylüyen birisin..
Tuhaf bir süreçten çıkıp gelenler olduk…ayağımıza öyle çelmeler takılıp, sırtımıza bıçaklar saplandı ki, artık kimin dost-düsman olduğu kavramıda karıştı..
Acı ve kabul etmediğim de „dost billinen, yürekten ellini uzattığımızın“ bakıyorum ki bir ufak hatayı ya da ayağın takılmasını görsünler küçük egoları için öyle insafsızca saldırıyorlar ki, yeterki fırsatları olsun..Meger hep tetikte olmak gerekiyor muş..!
Hala senin bildiğin ya da günümüzdeki siyaset hokkabazların deyimiyle „mağaralı-uzaylıyım“..ne yapayım ki ayak oyunları-hile hurdayı tanımadım, tanımak da istemem, gücüm yetene kadarda yanında bile geçmem…hep seninle büyüyen yanımla kalarak sana olan vefa borcumu belki böyle öderim..
Nasıl bir vefa mı?
Seninle büyüdüğüm için, sen benim çocukluğum, birlikte yemek yediğim, nenemizin  eteklerine tutunup sevgiyi paylaştığım  oldugun  içindır..
Tüm güzellikleri yüklediğimsin…
… sen benim çocukluğumsun…. çok anlaml  „vefa“ olduğun kadar, taşıdığım en güzel onurumsun..
Evet, evet yüreğim sana karşı vefa, dinmiyen özlemim, sürekli  tuttugum yas’ım var..
Biliyorum son söylediğim „yas“ sözcüğüne hep kızardın, şimdi de kaşlarını kaldırıp itiraz ettiğini görür gibiyim..
Belkide haklısın..ancak bende kendimce haklı olduğuma inanıyorum..
Seni normal koşullarda kaybetseydim belki bu kadar acı duymazdım…
  ......seni hile-hurda,bilinen ayak oyuncuların-kopmlocuların  celmeleri kaybettirdi..
Şimdi hala bu palyaçolar bin bir şekilde kendilerini fırsat buldukça gösteriyorlar..
Acı olanda küçücük bir bedel bile ödemeden öylesine pervasızlaşıp değerlerimize saldırıyorlar ki, artık onlara inan kızamıyorum..yanlızca zavali hallerine gülüyorum..
Bak şimdi hatırladım, sen diyordun ya „sen sen ol sakın zavalılara kızma, gülüp geçmelisin, acımanı da esirgeme“..Evet   yine haklı çıktın..
Bilmiyorum yüreğim, bak  sözün bittigi yerde duruyorum..
Seninle büyüdüm, nedense seni hep çocukluğunla artık haıtırlıyorum..belki gerisi bana acı verdiği için hafızama kayıt ettiğim mahsum, parlak güzel kocaman gözlerin, kıvırcık saçlarının içinde beliren hüzünlü, ancak güldüğün zamanki ağız dolusu gülüşün takılmış…
Seni çok özlüyorum, özlemek hep güzel de değilmiş, bu acı verenidır..
…ellımı uzatınca  sana dokunamiyorum, ağız dolusu çocuk gülüsünü de göremem, ya saklı öfkenin yanındaki yumuşak yüreğini nasıl unuturum ki…!
Senin yokluğun bizim yas tuttuğumuz yılların ismi oldu..
Bugün keşke takvimlerde silinse,  hiç hatırlamadığım-olmayan gün olsa, bügün olmasaydı seni kaybetmezdim..senin yokluğun kurşun gibi yüreğime saplanmış ki nefes almaktan zorlanıyorum..
Basın Munzurların doruğuna eriştiğini sanırdım, sonra bakardım ki gökyüzünde yıldızları koparırdın..Harmanda oyuncaksız geçen çocukluğumuz gözlerimin önünde..
…keşke sana ömrümü verebilsem..
Sana dair bügün içimde fırtınalar kopuyor, seni anmak, etrafından dolanmak istediğim an bu..
.. elimi uzatınca sana dokunamıyorum..
Seni kaybetmek ağır geldi..
Bugün yüreğim seni kaybettiğimiz gün..
Ancak  yüreğimizde,yaşattık, yeni doğan çocukların ismi oldun, onlardan senin gülüşünü, kocaman gözlerini arıyoruz…
 Sen hep bizimle birlikte yüyreğimizin içinde yaşayacaksın..
Seni çok özlüyorum..

Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile