Evim ve Sığınağım
Elif ORHAN
„Alışkanlıklarımı, bağlılıklarımı zor terk eden biriyim.
Ait olduğum şeylere kolay sırtımı çevirip yeniliğe“ evet“ diyemiyorum.
Yenilik iyi olsa bile eskiye hep vefa borcum olur, ki bir süre uyum sağlıyamıyor, kendimden kaçıyorum..! „
Evimi özledim...
Son dört-beş aydır elimde valizim göçebeler gibi şehir-ülke dolaşıyorum..
Gittiğim her yerde olan dostlarımın samimiyeti, ilgileri, sevgileri beni sevindirdi.. motive-onure etti..ancak, her kapıyı kapattığımda evim özlem olmaya başliyor..
İnsanın bir evi olması güzelmiş..
Bu duyguyu bir ara kaybetmiştim.. hatta anlamını yitirmiş, insanın belki de bir ev istemesi, özlemesini ayıplardım. ..
Ilk kendi evim olduğu zaman „evim var, kendime bir ev tuttum „ demeye utanırdım.. sanki suçmuş..
. Ve zamanla bu duyguya alıştım..
Insanın bir yere ait olmasının, evinin olmasının tıpkı bir sığınak gibi ihtiyaç olduğunu öğrendim… Evimi sevdim, uzak kalınca da özlüyorum.
İlk ev anahtarını aldığımda tuhaf bir duyguya kapılmıştım.
Gelip boş evi açıp açıp bakar, düşünürdüm, bir yere ait olmak,… bu nasıl bir duygu..!
Benim olan , bana ait bir şeydi…
Sonra tuhaf bir sızı yüreğimi titretir, gözlerim ıslanırdı. Yüksek sesle şunu demiştim“ bu da benim başka bir sığınağım“.
Evimi özlüyorum, insanın bir evinin olması güzeldir.
Hiç hesaptan yokken bilinen bir fırtınaya tutuldum ve zaman geldi kendime bir ev tuttum.. önceleri ev tutmam, bir evimin olması zor ve suç..
Hayal bile edemiyordum, öyle bir hayalimde yoktu...
Bize yıllarca ailenin engel, gereksiz olduğunu ve red etmemiz gerektiğini, gelişmemizin önündeki yegane engellerden biriymiş gibi anlatıldı… anlatıldı…
İşin tuhaf tarfı her başımız derde girdiğinde ilk başucumuza gelen de red ettiğimiz, engel gördüğümüz gariban ailemiz oldu.
TC. devletinden ziyade aileleri bize tehlikeli, engeleyici ve aileyi tümden red edenin daha çabuk devrimcileşeceğini, partileşeceğini inandırmıştılar…her özeleştiri platformlarına çıkan gariban aileye insafsızca atardı..!
Kimse asla demezdi“ el insaf her zora-dara düstüğümüzde aile başucumuza koşar, kendini siper eder.. ..gerektiğinde eylemlere de gönderdiğimiz bu garibanları neden böyle insafsızca yargılayıp düşman kadar tehlikeli gösteriyoruz..?“ … Karşı çıkmak kimin haddine. kural ya da ilkey buydu.. Karşı çıkan düşmandı …artık „objektif mı ,sübjektif mi“ bu tartışılırdı.
Evimi özledim…!
Alışkanlıklarımı, bağlılıklarımı zor terk eden biriyim.
Ait olduğum şeylere kolay sırtımı çevirip yeniliğe“ evet“ diyemiyorum.
Yenilik iyi olsa bile eskiye hep vefa borcum olur, ki bir süre uyum sağlıyamıyor, kendimde kaçarım..!
Sonra yavaşça bilinen inatçı yanım hakim olur ve uyum sağlamaya çalışırım.
Bu kez de böyle oldu.
Tekrar ev değiştirmek zorunda kaldım.
Yeni taşındığım ev daha iyi olmasına rağmen eski evimi terk etmek bana zor geldi. Ev olayını bu evimle daha iyi tanımış, sevmiştim. iyi bir sığınaktı…her zora düstüğümde ana kuçağı gibi, ya da dağların kuytularındaki sığınağım gibi oraya koşardım.
Evimi özledim..
Son bir kaç haftada Işvec’de kaldım..o diyarda güzel, anlamlı dostluklarım var..
Hemde ölümün kol gezdiği alanlarda dost edindiklerim..onlara başka güzel insanlarda eklendi..velhasıl arkadaşlarımla bir arada olmak güzeldi..
Komutanım Sarı Baran ve eşi her zamanki gibi can yoldaşlarım oldular.. kimleri ziyaret etmedim ki…!
Sevgili Avukat Hüseyin Yıldırım’la uzun bir Dersim gezisi yaptık..
Sonra Dersim diyarın başka bir güzel insanı olan sevgili Ziyad Hoca’nın mekanına gittik..Kendini küçük bir köy’e hapsetmiş, ya da mekan eylemiş.Tıpkı Dersim köylüleri gibi doğayla iç içe yaşıyor…Bugüne kadar daha teknik denilen aletleride kulanmıyor..Dersim yaşantısının benzerini burada kurmuş… evi çevresiyle günümüzün ve eski natur Dersim’in bir sentezi…
İlk Dersim'de devrimci olan biri, Dersimdeki tüm örgütlerin tarihini-kişilerini güçlü hafızayla hatırlıyor..Onunla uzun sohbetlerim oldu..Sonra başka başka dostlarla sohbetler ettim… tanıştım..
Yinede evimi özledim..!
Ve evim’deyim…
Sabah pençeriyi açtım..
Ya Xizır güneş var...
Hafif de rüzgar…çalan telefonda candan arkadaşıma; “Güneş doğmuş, çok güzel” dedim..
…Arkadaşım güldü..“He doğru da güneş ilk defa doğmuyor” deyince.“olsun bügün güneş daha güzel ve anlamlı doğmuş” dedim..
Yeni bir güne mı ya da yaşama mı “merhaba“
Sevgiyle… dostlukla..
Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


