Anasayfa Yazarlar Elif Orhan DERSİMLİLER REFERANDUMDA NE YAPMALI (1.)

DERSİMLİLER REFERANDUMDA NE YAPMALI (1.)

dersimyaslisiElif ORHAN

"12 Eylül cunta darbesinin hazırladığı anayasanın insanlığın, adaletin, hak-hukukun karşıtı, bir bütün olarak red edilmesi gerektiğini demokrat-devrimciler yazıp-çiziyorlar…bu anayasa Erdal Eren gibi 18 yaşını doldurmayanları bir gecede yaşını büyütüp darağacına götürmüştü.. aklımıza 38 Dersim katliamı sırasında Seyit Rıza’nın yaşını küçültmesi, oğlunun yaşını büyütüp darağacına göndermesi geliyor..yanı şunu demek zor değil…TC.anayasası her zaman mısaki milli sınırları içinde hapsettiği halklara-demaokrat-aydınlara terör estirdi-darağaçlarına götürdü..Peki; hak hukuk tanamayan bu 12 eylül anayasına „evet-hayir““ oyu’nun „getirisi“ ya da „götürüsü“ var "mı?
Örneğin büyük bir Dersimli kesim „Kılıçdaroğlu’nun seçilmesini Dersim için kısmı iyi-umut olduğunu, başka bir çoğunluk da bunun tersini savunuyor..bunu gelecek referandum için de söylemek mümkün..Zira Kılıçdaroğlunun „evet-hayır“ oyu sanki Dersimlilerin düşüncesini belirtiyor gibi fikir var. Kılıçdaroğlunun başında olduğu parti MHP gibi partilerle ittifak halinde.. Acaba Dersimliler için bu gelecek referandum ne anlam ifade ediyor, ya da anlamsız ve Dersimlilerin bunu görmemezlikte gelmeleri, kendi gündemlerine bile almamaları mı gerekir, ya da yekvücud bunu „evet“ ya da „hayır“oyuyla desteklemeliler mi?
Sonuç olarak çok sey degisecek mı?
Bu soruların cevaplarını almak için devrimci-siyasetin içinde gelen diasporadaki Dersimlilere sordum..

Elif ORHAN;Referandumda Dersimliler “Evet” ya da „hayır“ mı demeli’ler, ve sizin oyunuz nasıl olacak? Ayrıca bunu söylerken hangi varsayımlara dayanarak söylüyor sunuz, yanı Dersim coğrafyasına, insanına getirisı-götürüsü ne olabilir?

Aysel Cürükkaya ; Ben ; referadumda Dersimlilerin olaya  hayır mı, evet mi  demeli olarak bakmıyorum. Herkes  bu konuda ozgürdür. Başta  şunu söylemeliyim bu ananyasanın tümden değişmesini istiyenlerdenım.   Ama Kenan Evren „bu referundumda “evet” çıkarsa ve ben yargılanırsam kafama  sıkarım“ demişti bende ;
Kenan Evrenın kafasına  sıkması  için „evet“ diyorum.Bu anayasanın  benim istemlerimi ve taleplerimi karşılamamasına rağmen  „domuzdan bir kıl bile koparmak kardır“ mantığından hareketle 12 eylül anayasısını deldiği için vicdanımın sesini dinlediğimde „evet“ diyorum.

Dursun Ali Küçük: Anayasa paketi kısmi şeyleri kapsıyor. Bu haliyle bile maddeleri olumlu. Askerlerin yaptığı 12 Eylül anayasasında delik açıyor. Küçük ama olumlu olması itibariyle destekliyorum. Dersimin ve bütün Kürdistan’ın halkının soykırımcıları hayır cephesinde yer alıyor. Bir dersimli ve devrimci- demokrat bir insan olarak bizi kesenlerden ve sürenlerden yana olamam. Bende Dersimin bir parçasıyım, Dersim neye uğramışsa bende aynı sonuçlarla karşılaştım.
Asıl olarak yeni, sivil ve demokratik bir anayasadan yanayım. Türkiye’de anayasayı hep askerler yapmıştır. Mustafa kemal yönetimi diktatörlük ve totalitarizmdir  ve faşizmden farklı değildir.
AKP anayasa paketini getirdi. Yetersiz olduğu için kerhen destekliyorum ve evet diyorum.
AKP bu paket geçtikten sonra tam ne yapar belli değil. Sivil bir anayasadan yana olduğunu söylüyor. Ben sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasa istiyorum. Bu anayasa çok kültürlülüğü ve çok kimlikli olmayı ve farklılıkları kabul etmelidir. Demokratik ve özgürlükçü bir anayasa ana hedefimdir. Böyle bir anayasa da Dersimde farklılığı ile kendisini ifade edecek imkanlara ve özgürlüklere kavuşmalıdır.
Faşizme ve soykırımı yapan CHP ve MHP gibi partilerdir. Bu paket ordu ve bize karşı işleyen yargıya kısmi reformlar getirdiği için desteklemek en doğrusudur. Desteğim AKP’ye değildir, sadece bu paketedir. Paketi AKP’de getirse olumludur. Bazen küçük adımlar büyük adımlara yol açar. Bu açıdan desteliyorum ve biracık evet diyorum.
Dersim halkının kendi sesini ve kültürünü, inanışını vb dinleyeceğini ve buna göre tercih yapacağını sanıyorum. Başta söylediğiniz gibi Kılıçdaroğlu ve Kamer Genç'in CHP’si büyük bir avantaj yakalayacağını sanmıyorum. Oylar referandumadır ve partilere değildir.

Yilmaz Dersim;. 12 Eylül de yapılacak Anayasa paketi referandumu çerçevesinde yapılan tartışmalar ve oluşan kamuoyu “evet” veya “hayır” çerçevesinde ikiye ayrılmış durumdadır. Burada asıl önemli olan husus bu anayasa paketinde nelerin olduğu, topluma ne gibi faydaları olacak, demokratik mütevası ne kadar topluma yansıyacak şeklindeki tartışmalar değil, aksine bu anayasa paketinin sahibi kimdir üzerinden yürütüldügü için çok sığ ve dar yaklaşılmaktadır.

Türk egemen sisteminin geleneksel yapısından kaynaklı olan toplum kendisini değişimin gücü olarak görmemektedir. Bu açıdan yer edinen anlayış ne söylendiğine değil de kimin söylendiğine bakarak bir tavır sergilenmektedir. Şimdi bu anayasa değişiklik paketi yeterlimidir diye sorulduğunda tabiki yeterli değil. Hatta Anayasa mahkemesi CHP tarafından yapılan başvuruyu ile kendisi iel ilgili yapılan düzenleme ve HSYK ilgili düzenlemleri iptal ederek paketi referanduma sunmuştur. Bu şekliyle paket rejimin yargısındaki değişiklikleri engelleyerek paketi oldukça daraltmiştir. Tüm bu engellemelere rağmen yinede bu paket referandumda desteklenmeldir.

Evet denilmelidir. Evet demek için demokratların, ilericilerin,Dersimlilerin, Kürtlerin, Alevilerin ve diğer çevrelerin çok nedeni vardır. Ama hayır demeleri için ben fazla neden göremiyorum. Sistemi rahatlama, yumuşatma ve demokrasi mücadelesinin önü tıkayan kimi takozların engelini aşmada mesafe katmeye yardımcı olacaktir. Yine 12 askeri faşist darbesinin tümden değiştirilmesi önce bir hamle olarak görmekteyim. Bunun için Bu paket değişikliği yetmez ama Evet diyorum. Evet diyenlerin tabiki kesinlikle itirazlarını yüksek sesle dile getirilmesi gerekir ki yeni bir anayasa için insiyatif gücünü kaybetmemeleri gerekir.

'Evet' diyorum, Çünkü yeni bir anayasa için diyorum diye gücünü mutlaka birleştirmelidir. AKP`nin islami kimliğinden dolayı bu anayasa değişiklik paketine karşı çıkmak Alevilere kazandıracağı bir şey yoktur ama kaybedeceklerinin neler olduğunu düsünmek gerekir. Yakılan, yıkılan katledilen Alevi ve Dersimlinin üzerinde ferman olarak bu rejimin hep anayasası okundu. Şimdi 30 yıl sonra 12 eylül anayasasına karşı bu kısmen değişiklikler ile 12 eylülün zulmüne karşı bir tavırdır.

12 eylül evet biz Dersimliler yüreğinde beyninde mahkum edilmişdir şimdi bunu pratik olarak mahkum etmektir. Hala unutmadık; en basit bir uygulama olan kontrollerde, kimliklerdeki Dersimlilik başlı başına bir suç unsuru görulduğu için saatlerce hatta bazen günlerce gözetimde tutularak Subay ve askerlerce yapılan hakaret ve aşağılamaları tabiki hiç bir Dersimli unutmaycaktir. Yapılan askeri operasyon ve köy baskınlarında kadınlarımıza çocuklarımıza ve yaşlılarımıza yapılan zülmü asla unutmayacktir. Katledilen, yok edilen gencecik insanlarımızın bedenleri üzerinde yapılan vahşetlerin hesabını sormak anlamında da olsa Dersimliler mutlaka sandığa gitmeli ve evet demelidir.

Bertal Kahraman; .Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bu anayasa degişikliklerinin özel olarak Dersim düşünüldüğünde, Dersime özel bir getirisi yada götürüsü yoktur. Bu anayasa degişikliklerinin, Türkiye geneline getirisi ve götürüsü ne ise, Dersim sözkonusu olunca da aynı olacaktır. Bu bakımdan DERSİM”e özel bir şey getirmiyecektir. Ama Bu anayasa degişikliğinin desteklenmesi, bu eksik ve yetersizliğine rağmen “Evet” denmesinin Türkiyede yerleşmiş bulunan ve Cumhuriyetin başından beri sorgulanamayan bazı şeylerin sorgulanması için bakış ve mantığı degiştiren bir yanı var. Bu nedenle “evet” denmelidir. Toplumun psikolojisi, Sisteme yaklaşım ve rejimden beklentiler anlamında bu anayasa degişikliklerinin önemi vardır.


Elif ORHAN;Acaba; „hayır" diyenler kurulu düzeni muhafaza etmek istiyenler mı, ya da denildiği gibi korkudan mı ileri geliyordur!..Siz bunu nasıl değerlendiriyor sunuz?

  
12 Eylül anayasa referandumun için „Dersimliler oylarını bilinçli kullanmalıdır“ diyoruz, ancak kafaların karıştığı, ezberlerin bozulduğunu da gözlüyoruz..


Aysel Cürükkaya
; Hayır diyenler olmalıdır, farklı düşünceler olmalı, ama  bu konudaki “hayır” cılar,  resmi ideolojiyi, ordunun siyaset üzerindeki vasayetinin  değişmesini istemeyenlerdir. Kurulu   derin  devletin  düzeninin muhafaza edillmesini isteyenlerdir.

Dursun Ali Küçük:  Bu eski, soykırımcı, tekçi ve totaliter, herkesi Türk yapmak isteyen değişmek zorundadır. İş gelmiş buraya dayanmıştır. Değişim ve yeni bir anayasa istemeyenler  her değişimin karşısında yer alıyor.
AKP ve BDP yeni bir anayasadan yanaydı. Yeni bir anayasa yapılmasına CHP, MHP, ordu ve Ergenekoncular, ulusalcı ve Ergenekoncu solcular karşı çıktılar ve yanaşmadılar. AKP yeni bir anayasa yapacak güçte değildi. BDP_DTP hep AKP’ye karşı çıktığı için Kürtlerden gidecek yeni anayasa desteği yerini bulmadı. AKP tek kaldı. Yeni bir anayasadan çok paket sunmak zorunda kaldı.

Eski cumhuriyeti ve Dersime soykırım yapanlar, asıl kirli savaş güçleri ve ordu yeni bir anayasaya karşıdır. Referanduma sunulan pakete de karşıdır. Baykal’ı tasfiye ettiler, kendi adamı oldukları halde. Kılıçdaroğlu Dersimli olsada soykırım ve bize karşı kirli savaş yürütenlerin cephesindedir. Kamer Genç 12 Eylül danışma meclisindeydi. İdamlara el kaldırdı ve aleyhimize sürdürülen bütün kanunları ve kararları onayladı. DYP ve Çillerin yanına gitti. Fırıldak gibi her tarafa dönüyor. CHP 12 Eylülü koruduğu için CHP’ ye katıldı. Dersim soykırımını ve 38’i yaşatan bu CHP değil mi?

Erdoğan başbakan olarak hiç değilse Dersim’de katliam yapıldığını kabul etti. Kılıçdaroğlu Dersimli olmasına rağmen ondan hiçbir ses çıkmıyor. TV’lere de Türkmen ve Oğuz boylarından geldiğini kanıtlamaya çalışıyor ve bütün Kureyşanlara hakaret ediyor. Cumhuriyeti olduğu gibi korumak isteyen , faşizmi ve Kemalizmi, darbecileri ve Ordu militarizmini ve iktidarını savunanlar hayırcıdır. Bunlar eski cumhuriyeti olduğu gibi korumak istiyorlar.

Yilmaz Dersim;.. Hayır diyenler cephesinin gerçek yüzü açığa çıkmaktadır. Daha önce bu hayırcılar tayfası da 12 eylül anayasına karşı olduklarını zaman zaman beyan etmiş olsalarda şimdi daha iyi açığa çikyior ki, toplumu bu ceberut rejimin penceleri altında tutmaktır. Tabiki mevcud rejimi koruma ve kollamadır. Korkuları şudur bu rejim değişikliği kendilerinin sonudur. Bu kemalist rejim kendini yaşatmak için 80 yıldır toplumu baskı ve korku ile yaşatmak için tüm araçları kullanmıştır. Bu hayırcıların basını çekenler yakın bir zamana kadar sosyal demokrat olduklarını, halkın çıkarlarını savunduklarını söyleyerek halktan destek alarak aslında bu rejimi yaşattılar. Artık rejim çürümüs, yaşatılacak durumda değildir. Tüm çabaları beyhudedir. Rejimin değişimi, yıllardır bu rejimi yaşatmaya çalışan başta Kemalist CHP ve diğer yapılarında yok oluşu demektir. Bu rejim artık kendisini eskisi kadar kolay yaşatacak konumda değildir.

Bertal Kahraman;“Hayır” denmesi, yada “boykot” diyerek pratikte “hayır” diyen cepheyi destekleyen çevreler ve mantık, şu anki mevcut 12 eylül darbe anayasasını meşrulaştırmak ve Vesayetçi devlet biçimini muhafaza etmek gibi bir duruma “evet” demek pozisyonuna girmiş olacaklardır.
KORKU sözü özellikle “Laikçiliği” iyi anlayamayan, ve Türkiye'de “Şeriatçi” bir düzenin önü açılacak diye düşünen bir Alevi kesim açısından, Korku denebilir. Buradaki korku sözü iyi anlaşılmalıdır. Korku, “Şeriat düzenine yol açılmasına yarayacağı” kaygısı ve korkusudur. Bu anlamıyla evet, MHP ve CHP gibi sistemi korumak isteyen çevreler yanında, esasen bu sistemi de beğenmeyen ve fakat, bu anayasa degişikliklerinin, APK hükümeti marifetiyle yapılıyor olmasının da katkısıyla, Şeriat dizeninin gelmesini kolaylaştıracagı gerekçesiyle bir korku taşıyorlar. AKP ye güven duymamaları, ve AKP nin gizli bir gündemi oldugu korkusu ve iddiasıdır bu davranışa neden. Elbette “Boykot” diyen BDP-PKK çizgisinin beklentisi ve korkusu başka nedenlere dayanıyor.


Elif ORHAN;İlginç bir tablo ortaya çıkıyor ve kafalar karışmış vaziyete.. söyleki „ (MHP, CHP ve BDP) referanduma“hayır” oyu kullanacaklarını beyan etmişler.. bu tavırlarından dolayı derin devleti destekliyen partileri deniliyor .Şimdi bir kısım Dersimlinin desteklediği Kılıçdaroğlu bu derin devletin partisinin birinci derecede başkanı ve MHP denilen fazisan-ırkçı partiyle hareket ediyor.. yine birlikte hareket  ettigi diğer partide İmralinin güdümünde..Bunlara „ergenekonun destekleyicileri“ deniliyor.. bunu nasıl ifade edelim?

Aysel Cürükkaya ; Dıyorsunuzki ilgiç bir tablo ortaya çıkmış  kafalar  karışık, elbete kafaları karstırmak için kirli  bır propaganda yürütülüyor, bellekler hafızalar karartılıyor, demogojiyle  olay, oldu bittiye getirilerek  derin devleti, ergenekonu orduyu ve bunların siyaset üzerindeki konumunu muhafaza  etmek istiyorlar.. Anayasanın değiştirilmek istenen maddeerine karşı çıkanlarda neye hayır dediklerini   söyelemekten ziyade  AKP’ nın   referandumudur, öylese “hayır” diyelim diyarlar. Bu çevrelerin asıl amacı derin  ordu ile  derin devletin isteklerini yerine getirmektir.

Dursun Ali Küçük: Üç kategori sayılabilir. Evet, hayır ve boykotçular. BDP mecliste CHP ve MHP’ye yakın davrandı. Bence burada olumlu tavır koymalıydı. Partilerin kapatılmasını zorlaştıran maddeyi geçirmeliydi. Ve referandumda kerhen evet diyerek asıl yeni bir demokratik ve özgürlükçü anayasa için çalışmalıydı. Bunu yapmadı, kendisini diğerleriyle özdeşleştirecek tavır sergiledi. Buna rağmen BDP tavrı bana göre derin devletten yana değildir. BDP’liler İmralıya uydular yanlış yaptılar. Esasında BDP’nin önemli çoğunluğu ve kitlesi evet demekten yanadır.


Ayrıca BDP’nin tutumuna göre yapılan araştırmalar ve kamu oyu yoklamalarında Kürtlerin önemli çoğunluğu evettten yanadır. BDP'ye oy verenlerde neredeyse yarı yarıya evet diyor.
Boykot bana göre delinmiştir. Boykot mevcut durumda evet lerin lehine işliyor. BDP tutarsızlığı ne olursa olsun, onu CHP, MHP, ordu ve Ergenekoncular, ulusal solcular ve Kemalistlerle özdeşleştirmiyorum.

PKK dün bayram boyunca ateş kes ilan etti. Bu durum evet demeyi daha çok güçlendirir. Ateşkes ilan etmelerini olumlu görüyorum. Boykot edenler yeni bir anayasayı öne sürüyorlar. Boykota katılanlar sandığa hayır olarak yansımıyor. Bu açıdan eveti güçlendiriyor. Aynı zamanda yeni bir anayasa istiyorlar. Yeni bir anayasa istemeleri doğrudur. Boykota çok vurmaya gerek yok. Asıl hayır  diyenlere vurmalıyız. Referandumun temel noktası hayır diyenlere karşı mücadele etmektir. Kürtlerin çoğunluğu ve BDP’lilerin yarısı evet diyecek görünüyor. Boykotu hayırdan görünmekten çıkmıştır.
Bakarsınız sonunda BDP evete de dönebilir. Bu gerçekleşmese bile boykotu yumuşattılar ve ateşkes ilanı evet oylarını yükseltir. Ağustas ayında evet oyları Türkiye ve Kürdistan genelinde arttı. Kamuoyu araştırmaları buna işaret ediyor.


Yilmaz Dersim;. CHP ile MHP nin birlikte haraket etmeleri hiçte yadırganacak bir şey değil. Her iki partininde amacı Kemalist faşist rejimi yaşatmaktır. Biri sosyal demokrat kimlikle haraket ettiğini yıllardır bu toplumu aldatarak sürdürdü. Ve TC¨nin her dönemindeki zülme vahşete damgasını vuran bir pratiğe sahiptir. En çokda Alevileri kullanarak bu konumunu korumuştur. Alevilerin demokratik eğilimlerini kullanarak bu rejimi yaşatmıştır. MHP ırkçı faşizan siyaseti ile rejimin feht edilmez kalesi olarak kendisni gördügü için en küçük bir değişime bile karşı çıkmaktadır. Ve bugün 12 eylül anayasa değişiklik paketine CHP ile birlikte Hayır cephesinde yer alarak karşı çıkmaları bunun içindir. Tabiki 12 eylül anayasa paketinin referandum süreci oldukça önemlidir.
 
Türkiyede rejim kendi içinde ciddi krizler ve çatışmaları yaşamaktadır. Bir yandan ergenekon süreci, diğer taraftan balyoz darbe davaları ve en son YAŞ toplantıları ile bu çatışma alabildiğine alenileşmektedir. Geçmişte kapalı kapılar arkasında yaşanan bu sorunlar artık kapalı kapılarıda aşarak toplumun önünde sürdürülecek duruma gelmiştir. Demokratik gelişmeyi ve olcüleri hazm etmeyen Türk rejimininin bu iç çatışması derinleşerek büyüyecektir. Tabi BDP nin anayasa değişimine ilişkin haklı eleştrileri var.
Ben BDP`nın anayasa değişiklik konusunda yapmış olduğu eleştrilerini önemsiyorum. Fakat bunu boykot biçimde karşı çıkarak oylamaya katılmamasını doğru bulmuyorum. Boykot evet siyasi bir tavır ama bu anayasa değişiklik paketinin sonuçları açısından bakıldığında boykotun bizim Kürt ulusal çıkarlarımıza hizmet etmeyeceğini aksine pratik anlamda hayırcılar cephesinin sonuçlarına katkı sunacağını bilmek durumundayız. Eğer Kürtler olarak BDP tümden anayasayı boykot edecekse, Parlementodan sineyi millete dönecekse bunun belkide bir anlamı olur. Böyle değil de mevcud yasalar çerçevesinde hareket ederek ama ben 12 eylül anayasasını red ediyorum demek sözden öteye bir şey ifade etmiyor. Biliniyor pratiğin olmadığı yerde sözün kıymeti harbiyesi olmuyor çünkü sözün ayaklar altına alındığı yerde realite budur.

Fakat bir iki argümanın dışında fazla dayanağı olmıyan bir boykotun fazla anlamı yoktur. Ayrıca söyle bir durum var. KCK nin yapması olduğu eylemsizlik kararı ve muhtemelen öcalanın avukatları aracalığı ile vereceği talimat ile bu boykot kararı esnetilecektir. Boykot kararı ile de olsa sandığa giden Kürtlerin ezici çoğunluğu evet diyecektir. Çünkü kitleleri boykot kararı ile kontrolde tutmak mümkün değildir. Son YAŞ toplantısındaki gelsimeler dikkate alındığında ve 102 general ve asker hakkındaki tutuklamların bir türlü gerçekleştirilmemesi bir kez daha göstermiştir ki bu anayasa değşiklik paketi askerin hakimiyet alanını daraltması açısından olsa desteklenmelidir.


Bertal Kahraman;  Elbette CHP içerisinde gerçekleştirilen operasyon sonucu, Baykal yerine Kılıçdaroğlunun CHP başına getirilmesinin sebebi ve beklentisi basında çokça işlendi. Bunun bir imaj degişikliği ve CHP yi tekrar Alternatif olabilecek bir noktaya getirmek maksadlı olduğu büyük oranda destek gördü. AKP karşısinda, Eğer Darbelerle ikidar alınamıyorsa, CHP – MHP kanadının iktidara getirilmersi planı var, ve şu anda bu plana bel baglayan epeyce bir çevre de var. CHP ve MHP nin rolü, Askeri Vesayetçi sistemi TAHKİM etmek, ve sürdürmektir. Bu bakımdan Vesayet sistemine darbe vurabilecek her oluşuma şiddetle karşı çıkacaklardır.  Şu an anayasada yapılan değişikliklere içerik olarak karşı çıktıklarını sanmıyoruum. Yani bu değişiklikler madde madde incelenince, açıktan karşı çıkılacak ciddi bir şey bulamıyorlar.

Esasen karşı çıkış noktaları, Anayasa mahkemesine üye atanma usulü, ve yüiksek yarğıya – Yargıtaya üye seçimi vs gibi konularda fırtına kopuyor. Ama bunu dogrudan bu gerekçelerini açıklayarak savunamayacaklarını bu çevreler de biliyor. O nedenle bu anayasa referandumunu, bir AKP yi onaylama referandumu gibi, bir Şeriatçı sisteme karşı duruş referandumu gibi göstermeye çabalıyorlar. Bu dogru degildir. Bu Referandumda EVET diyenler AKP ye oy vermiş olmuyorlar. AKP ye oy verecekler önümüzdeki seçimlerde karar verirler. Yani bu bir Seçim değildir.

Özel olarak Kılıçdaroğlu ve Dersim ilişkisine değinecek olursam, Türküye'de bir “Hemşehri”lik kültürü vardır ve epeyce güçlüdür. Dersimli bazı kişilerin “Hemşehri” gördükleri Kılıçdaroğlu’ndan birşeyler beklemeleri bu bakımdan anlaşılabilir. Kabul edilemez ama, anlaşılabilir. Çünk, Kılıçdaroğlu kendisine yeni bir parti kurup, yeni bir politik çizgiyle ortaya çıkmamıştır. Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemalin, İnönünün koltuğuna oturarak nöbeti devralmıştır. CHP hala eski CHP dir. Kılıçdaroğlunun da birşeyler değiştirmeye ne gücü ne de niyeti vardır. O bakımdan “Hemşericilik” dışında Dersimlilerin Kılıçdaroğluna sempatiyle yaklaşmasının hiçbir mantıklı izahı yoktur. Kaldıkı biz şu anda, önümüzdeki genel seçimleri değil 12 Eylilde yapılacak anayasa degişiklikleriyle ilgili referandumu konuşuyoruz. Referandumda, bu degişiklikleri yeterli bulmuyoruz, ancak rededilecek degişiklikler olarak ta görmüyoruz.


Elif ORHAN; Günlerdir başında, konuşan, yazan her kişinin gündeminde 12 Eylül’de yapılacak olan Referandum kaplamış…Bu şaşırtıcı gelmiyor..zira Dersim halkının canını siyaset-siyasetçiler yakmış, hayalkırıklığına-yıkıma uğratmalarına rağmen siyaseti bir bütün olarak kend gündemlerin dışınde tutamıyorlar…ne demişler „Munzur dağın başında konaklanan Xızır emir buyurmuş ki Dersimliler siyaseti bırakmasınlar"..şaka bir yana bu düşünceme ne diyorsunuz, abartıyor muyum?


Dursun Ali Küçük: Genelde olduğu gibi Dersim halkı siyasetçilerden çok çekti. CHP, AP,DYP vb resmi devlet partileridir. Bunların hepsi darbecilere boyun eğdi. Son yıllarda ordunun darbe yapması için CHP açıkça destek verdi. Menderes ve DP’ye karşı ordu CHP desteğiyle darbe yaptı. 2002 yılından beri ordu CHP ve MHP’nin desteğini arkasına alarak darbe yapmak için çalıştı, ama geçmişteki gibi ABD ve Avrupa destek vermediği için yapmadılar. 27 Nisan darbesine karşı AKP tavır koydu. Bir partiye karşı yapılan darbeye karşı bu ilk tavır koymaydı.

Dersimliler ve Alevilerde şu yanılgı var. CHP’yi bazıları laik biliyor. Dersime soykırım yapan ve Aleviliği soykırıma tabi tutan CHP’dir. AKP’nin İnanç yaklaşımı CHP’den kesinlikle kötü değildir. İslamcı deyince Dersim halkı karşı çıkar. AKP İslamcı ve şeriat getirmek isteyen bir parti değildir. Buda devleti düzenleyerek düzeni kurmak istiyor. CHP laik geçinmesine rağmen sözde kalsa bile Alevi açılımını gündemleştirmedi. Tutarlı ve samimi davranmasa bile AKP böyle bir adımı attı. CHP ucuz yoldan Alevilerden oy alarak Alevileri yok sayıyor, inkar ediyor. AKP Aleviliği kabul ederek eritmek istiyor. Bazı haklarını tanıyarak entegre etmek istiyor. CHP entegrasyonu tamamen bedava ve tamamen Türkleştirme ve Hanefileştirmedir.

AKP, Alevileri Sünni veya Hanefi yapmak istemiyor, ama şemsiyemiz altına girin diyor.
Evet siyaseti Dersimliler bıraksın. CHP, MHP, ordu ve Kemalistleri, kirli savaşçıları, AKP’yi vb bıraksınlar. Bu siyaseti bıraksınlar. Bir yılanı bırakıp başka bir yılana sarılmak doğru olmaz. Zehir veren ve şerbet sunan yılanlara yüzlerimizi dönmeliyiz.

Yilmaz Dersim
;.. Dersim halkı ne kadar siyaset içinde ise o kadarda siyasetten dolayı ağır bedeller ödemiştir. Bu Dersim insanın hayata ve topluma bakış açısı ile ilgidir. Dersim Kültürü ile ilgili bir olaydır. Siyasetin kendi kurallarını ise yeterince uygulayamamıştır. Bunun içindir ki hayal kırıklığı yaşamıştır, aldatılmıştır. Dersimi feht etmek için genel yöntem olan dıştan kuşatma strateji uygulansada ama en önemliside içten kaleyi feht etme yöntemi daha çok uygulanmıştır. Bunun için dağıtmak, parçalamak ve yönetmek için bir bir türlü hile uygulanmıştır. Bazen aleviliği, bazen solculuğu, bazen zazalığı gibi kimlikler yakıstırılsada Dersim'in gerçek özü hep gözden kaçırılmıştır.

Bugün kimi aleviciler CHP destekelemk için, Kimi zazalar ve solcu geçinen tipler ise AKP `nin şeriatçı yanına vurgu yaparak hayır demek istiyorlarmıs.  Bunlar geçmişte de Dersim için felekatlerdi simidi de felekatlerdir. Dersim halkının çıkarlarını düsünen değil kendi bireysel çıkarlarını düşünenlerdir. Dersimin açısını, yüreğinde yaşamayanın Dersim için düsünce sahibi olması düsünülemez. Bunun için Dersim kendi öz kimliği ile mutlaka siyaset içinde olmalıdır. Kendi geleceği ile ilgili kararları kendisi verebilmelidir. Şüreçlerin dışında kalanlar sürecin hezimetini yaşayanlardır, kaybedenlerdir. Bunun için sevgili Elif senin belirttiğin şaka da olsa abartılacak bir şey değil gerçeğin ta kendisidir. Xizirin buyruklarına biz Dersimliler layıkı ile inananarak ve uygulayarak kendimizi tehlikelerden bertaraf edebiliriz. Kendimize putlar yaratarak siysetin içinde olmamalıyız. Aksine putları kırarak kendi öz çıkarlarımıza hizmet eden siysetin destekleyecisi olmak durumundayız.


Bertal Kahraman;  Aslında Dersimklilerin dünyada ne olup bittigiyle, yada Ülkede nelerin oldup bittiği konusunda ilgili olmaları, yada “Siyaseti bırakmamaları” iyi bir şey. İyi olmayan şey, gene Türkiyede kültür halini almış bir “Tarikat” yada “takım” kültürü. Çoğu zaman politika da bu maktıkla yapılıyor. Bence yanlış olan burası. Yoksa politikayla ilgili olmak yanlış değil. Bu kültür bazı kesimlerde öylesine etki yapmışki, birzamanlar birlikte olduğu politik organizasyon, artık neredeyse yok olmuş, tüm politikaları degişmiş, amaç degişmiş ama Türkiyeli bu tarikat- takım taraftarlığı mantığı gereği, kişi hala bu organizasyonun karşısına şıkıp sorgulayamıyor. Yanlışta yapsa “Bizimki” dir mantığıyla kendisini oraya ait hissetmeye devam ediyor.

Sakatlık ve sorun bu anlayışta. Yoksa politik olmakta değil. Bence Dersimliler politik olmaya, politika yapmaya devam etmeliler, ancak, gerçekçi olmayı, halkımızın menfaatlerinin ne yanda olduğunu da doğru takibetmeyi unutmamalılar. Politikası değişmiş, halkımızın çıkarına uymayan partileri sırf, “taraftarlık” mantığıyla desteklemeye devam etmemeyi ögrenmeleri lazım.

Elif ORHAN;12 Eylül’de yapılacak referandumda Dersimliler“evet”, diyerek „Dersim etnik-kültürel kimliğını yok etmek isteyen Ergenekoncu güçlere tepkilerini gösterecekler..“ deniliyor..Siz bu konuda neler söyliyecek
siniz?

Aysel Cürükkaya ; Dersimliler 12 Eylülde  Ergenekoncu ve orducu güçlere tepkilerini “evet” le vermelidir diye düşünüyorum.

Dursun Ali Küçük: Denklemin şöyle kurulmasından yanayım: Dersim İslamcılara ,AKP’ye olan ön yargılarını azaltmalı, CHP, MHP, ordu Kemalizm’e karşı olan önyargılarını haklı olarak güçlendirmelidir. İslamcı görünen bir partiye vereceğime, veya pakete evet diyeceğime, hayır deyip laik görünen CHP’ye yaklaşayım mantığını doğru görmüyorum. CHP, MHP ve AKP’ye oy vermeyeceğim, ben sadece pakete oy veririm demelidir.
Bende AKP’yi desteklemiyorum. Ama CHP ve MHP’den önde olduğunu kabul ediyorum. Geçen gün AKP çocuk afı çıkardı. BDP’li milletvekilleri AKP gibi evet oyu verdiler. Daha öncede söylediğim gibi partileri kapatmayı zorlaştırmaya ve aslında pakete kerhen evet diyeceklerdi.

Çocuklar yasasına evet demekle kimse AKP’li olmaz.
Ucuz ve fanatik denklemler kurmanın zamanı geçmiştir. AKP yeni anayasa için adım atarsa desteklerim, yeni anayasadan onlarda söz ediyor. Sözlerine sahip çıkmadığında eleştireceğiz. AKP’nin istediği yeni anaysa ile ilgili görüş farklılığımız kaçınılmaz olarak olacaktır.
İstatiklere göre yeni bir anayasadan en çok yana olanlar İslamcılar ve Kürtlerdir. Bu size hiçbir şey anlatmıyor mu? Daha sonra liberal demokratlar, demokratlar ve sosyalistler gelmektedir.

Yilmaz Dersim ;. Evet çok doğru, tabiki referandumda Dersimlilerin evet demeleri Dersimin yok edilmek istenen ulusal, inançsal kimliğinin yaşatılması için bir tavırdır. öyle söylendiği gibi AKP nin şeriatçı politikalarına verilecek destek değildir. Bunu söyleyenler bilinçli olarak çarpıtmadır, Ve daha yalın bir ifade ile ergenekoncu güçlerin safsataşıdır. Ergenekonun kuyruckçularıdir. Kılıçdaroğlunun kendi kimliğine sahip çıkamaması bile önün ne kadar büyük bir sahtekar olduğunu göstermektedir.
Sözüm ona Kürt ve alevi kimliğini önemsemiyormuş, kimlikler üzerinden siyaset yapmak istemiyormus.

Peki sürekli biz türk halkı söylemini neden ağzından düsürmüyor. Kimlikler üzerinden siyaset yapmaya karşıyız derken bile kemalist sistemin savunuculuğunu yaptığını sanki bilmiyoruz. Dolaysı ile Kılıçdaroğlunun CHP de genel başkan olması hiç bir şeyi değsıtırmıyor. Hem bu zavalli bir kısı. Nasıl genel başkan yapıldığını bile anlayamayacak kadar zavalli. Dersimli, ya da kürt ve alevi olması hiç bir şeyi değiştirmeyecktir. Yeniden Dersim halkını aldatmak için bir piyondur. Bu açıdan 12 referandumunda Dersimli halkımız kendi gerçek kimliğine inancına sahip çıkarak Ergenekçü çetelere karşı tepkisini en yüksek bir şekilde gösterecektir. Dersim halkımıza da yaraşan bu tavırdır. Kendi tarihi ile bütünleşmesidir. Seyit Rızanın sözü ile „Ben sizin hile ve yalanlarınızdan bıktım bu bana derd oldu, Size karşı boyun eğmedim buda size derd oldu“ Bu ceberut kemalist rejiminin gerçekliği dile getirilmiştir.


Bertal Kahraman;  Ben Şahsen 12 Eylüldeki referandumda EVET denmesi taraftarıyım.  Herkesin gerekçeleri elbette farklıdır. Benim bu anayasa degişikligi referandumuna yüklediğim anlam da belki birçok insanınkinden farklıdır.
Ben bu anayasa değişikliğinin, Askeri Vesayetçi Kemalist sisteme bir MESAJ oldugunu düşünüyorum. Onların artık eskisi gibi, Milli Güvenlük Konseyi, Adı altında Meclise ve hükümete “Görüş Dikte edemeyeceği” bir dönemin açıldıgı mesajı, Her Darbe yapanın Dokunulmaz olmadığına dair mesajı verildiğini düşünüyorum. Tek tek Maddelerdeki degişiklerle de bir sorunum yok. “Yetersizdir ama  ileri bir adımdır” deyip o maddeleri de destekliyorum. O maddelerde Şeriatın önünü açacak, yada şeriata yol açacak bir madde yok.

Askeri yargının kontrol altına alınması var. Bu olumlu ve şart. Askerlerin askeri disiplin suçları dışında, Sivil mahkemelerde yargılanmasının olanağı açılıyor, bu benim için çok önemli. Yani tek tek maddeler bakımından da desteklememek için bir sebep yok. O zaman geriye “Hayır” demek için ne kalıyor? Sadece AKP ye güvensizlik yeterlimi? CHP, MHP, Cuntacı genelkurmay, ve de İttihat Terakkici Orduya güvenecegiz ama, AKP ne derse desin ne yaparsa yapsın, “olmaz” diyecegiz, Bunun politikayla zeerrece alakası yoktur. Bu başkalarının politika yapması, bizim de figüran olmamız anlamına gelir. Halbuki şimdi bizim bizzat politika yapmamız lazım.

Asker, askerliğini bilsin. Kendisine verilen görevi yapsın politika yapmak isterse de ünüformasını çıkarıp gelsin Turgut Sunalp gibi parti kursun ve Halktan dersini alıp gitsin. Silahla politika yapmasın. Bu anyasa degişikliklerini en çok ta bu Askeri vesayet ve buyurganlıgına karşı çıkabildiği için olumlu buluyorum. Bu referandum bir genel seçim değildir. AKP ye oy vermek olarak algılanması da yanlıştır.

Devam edecek
Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile