Anasayfa Yazarlar Elif Orhan DERSİMLİLER REFERANDUMDA NE YAPMALI(2)

DERSİMLİLER REFERANDUMDA NE YAPMALI(2)

krdgsElif ORHAN


“Acaba Dersimliler için bu gelecek referandum ne anlam ifade ediyor, ya da anlamsız ve Dersimlilerin bunu görmemezlikte gelmeleri, kendi gündemlerine bile almamaları mı gerekir, ya da yekvücud bunu „evet“ ya da „hayır“oyuyla desteklemeliler mi?
Sonuç olarak çok sey degisecek mı?
Bu soruların cevaplarını almak için devrimci-siyasetin içinde gelen diasporadaki Dersimlilere sordum..
12 Eylül anayasa referandumun için „Dersimliler oylarını bilinçli kullanmalıdır“ diyoruz, ancak kafaların karıştığı, ezberlerin bozulduğunu da bir şekilde gözlüyoruz..


DERSİMLİLER REFERANDUMDA NE YAPMALI (2.)



Elif ORHAN;12 Eylül cuntasında Dersim halkı-doğası-kültürü-inancı, yanı bir bütün olarak bir yıkımı yaşadı, deyim yerindeyse „tar u mar“ oldular…şimdi sunu diyebilir miyiz ;bu referandum Dersimliler içın özel bir fırsat ,“evet“ oylarıyla cuntacıların süratına vuracakları önemli bir şamar ve ordunun sultasının sona ereceği düşüncesi var...Doğruluk payı var mı?


Dursun Ali Küçük: Referandumda „evet“ çıkması yeni bir anayasa yapmak isteyenlerin önünü açar. 12 Eylül rejimiyle bir yönüyle hesaplaşmadır. Ama sloganlara aldanmamak lazım. Bunu ileri götürüp tüm cuntalardan hesap soracak bir sürecin yolunu açar. Referanduma evet demokrasi, özgürlük ve kimlik sorunlarına sahip çıkmak isteyen ve çözmek isteyenleri güçlendirir.
Bu paket ve referanduma sihirli değnek olarak bakmak yanlıştır. Referandum sürecinde yeni bir anaysa ve cuntacıları darbecileri yargılamak  ve hesap sormak konuşmalarını artırdı. Bazıları bu işin gereklerini istendiği gibi yapmasa da kamuoyu önünde söylemlerde bulunmalarını önemsemeliyiz. Biz bunları alıp daha ilerilere taşıyabiliriz, hesap soracak noktaya getirebiliriz. Bu tür söylemler Kürdistan, Dersimliler ve bütün demokrat ve özgürlükçülerin konumunu güçlendirir. Bizlerde çalışırsak bu işi ileri taşırız. Onlar gibi sadece bazı ileri söylemlerde bulunursak ciddi değişmeler olamaz.
Armut piş ağzıma düş tavrını terk etmek önem taşır.


Yilmaz Dersim;. 12 Eylül askeri faşist cuntası Dersim coğrafasındaki tüm canlıları ezip geçti. Çok derin tahribatlar yarattı. Ağır bir yıkımdı. Evet aynen uygun bir deyim tar u mar edildi. Şimdi bu referanduma çok büyük umutlar bağlamıyorum. Referandum ile her şeyin hesabı sorulacak diye bir şey yok. Evet referandum her ne kadar Evren dışında diğer generaller hayatta değiller isede o mantığa, o yıkımın anlayışına karşı hatta yaşayan Evren’in yüzüne bir şamardır. “Bölücüleri ve teröristleri aşmayalımda besleyelim mı” diye halkı tehdit ederek 12 eylül anayasasının kabul edilmesi için oy topluyordu.  
Meydanlarda ve TV den hala konuşuyor.
Şimdi konuşma sırası o faşist cuntadan  dolayi inim inim inletilen halkındır. Dersim halkıda referandum ile evet diyerek hem samarını vurmuş olacak hemde askerinin vesayetini siyaset üzerinden kaldıran gelismelere zemin oluşturacaktir. Şu bir gerçek ki, TC de askerin ve yargının siyaset üzerindeki konumu kırılmadıkça, sistemin bir kurumu olarak değil de sistemin gerçek sahipleri olarak kendilerini gördükçe ciddi bir gelişme sağlanmaz.
Çünkü tüm değişimlerin önündeki en büyük engel bu iki kurumdur. Bu kurumlar yanı asker ve yargı kurumu mutlaka siyasetten uzak tutulmalıdır ki, değişim süreci hızlanabilsin. Bu açıdan 12 eylül anayasası ile bu kurumlara çok büyük yetki ve hareket alanı tanınmıştır. Bugün sistemi ısrarla savunan bu kurumlar o yetki gasplarını fütursuzca kullanmaktadırlar. Evet hukuki olarak bilmiyorum mümkün mü değil mı ama 12 eylülün tüm kurumlarında yer almış ve hala hayatta olan asker ve sivil bürokratların yargılanmasını sağlamak önemlidir. Bunun içinde Kamer Genç’de olmalıdır. Çünkü Kamer Genç 12 eylülde danışma meclis üyesidir ve 12 eylülün uygulamalarına meşruluk kazandıran kurulun üyesidir.


Bertal Kahraman;  Ben aşağı yukarı böyle düşünüyorum. Birçogumuz olanı biteni çabuk unutuyoruz. Dersim’in köylerine zorla cami yaptırma dönemi 12 eylül askeri faşist darbe dönemidir. Kenan Güveni Dersimliler unuttu mu?
Şeriat gelebilir diye korkanlara sormak gerekir, Askerler degil miydi Dersim’in Kızılbaş köylerine zorla cami yapıp sunni imam tain eden ve ardından da köylüyü camiye sokabilmek için “Cumayı sizin köyde kılacaz“ diyerek devlet yöneticilerini toplayıp, köyde namaz kılmaya gelen, ve de köylüyü de iştirak etmeye zorladilar. Şimdi bu 12 eylül zorbalarının anayasasın da delik açılmasına niye karşı çıkalım ki?
Bu gün Dersim’de yapılan barajların Elektrik üretmekle ne alakası var?
Bu barajlar ne zaman ve hangi amaçla planlandı ve uygulamaya kondu, topraklarımızı sular altında bırakanlar bu askeri yönetim degil midir?
Bunlara dur diyecek bazı tedbirlere, bazı anayasa maddelerinin degişmesine niye karşı çıkalım ki?

Askerin 80 yıllık zorbalıgına kim karşı çıkarsa çıksın benim de  işime yarar, o zaman da desteklerim. MHP idamı kaldırmaya kooalisyon ortagı olarak destek verdi. Apo idamdan kurtuldu. PKK buna, “MHP kaldırıyorsa ben istemem” mi dedi?
Kim kaldırırsa kaldırsın. İdamlara karşı olanlar desteklemeli mi? Aynı şey burada da geçerli. Askeri vesayet sistemine  kim darbe vurursa benden destek alır. Benim yaklaşımım bu.


Elif ORHAN;Siz birey olarak 12 eylül cuntasının yarattığı terör-yıkımı yaşadınız mı?


Aysel Cürükkaya ;  Evet hemde en ağırını yaşadım bende bir 12 Eylül mağduruyum  İkenceler maruz kaldım.Yaşamım tamemen değişti.


Dursun Ali Küçük: 12 Eylül rejimi  ve faşist askeri diktatörlüğü iş başına geldiğinde ben cezaevindeydim.
12 Eylül askeri faşizminin bütün manevi ve fiziki işkencelerine hedef oldum. 12 Eylül sitemi bu günde devam ediyor. Herkese ve kişisel olarak bana yaptıklarını asla unutmam ve hesap sorulması için çalışıyorum ve çalışacağım. Bu güne kadar süren bir anayasa ve sistemde zaman aşımı olamaz. 12 Eylül darbecilerinin yargılanması ile sonrasında darbe yapan ve yapmak isteyenlerde yargı önüne getirilir. Bunun için çalışmalıyız. AKP „darbeler karşıyız“ diyor. CHP Ergenekon ve darbecileri, Kemalistleri savunduğu halde bütün darbeler karşıyız diyor. Referandumdan sonra hepisini göreceğiz. Ne kadar gerçek ne kadar sadece propaganda amaçlıydı deşifre edeceğiz.


Yilmaz Dersim;.12 eylül askeri faşist darbesinden etkilenmeyen, yaşatılan teröre mahruz kalmayan kimse kalmamışi. Ben o yıllarda henüz 15 yaşlarında lise 2 sınıf talebesiydim. 79 yılında Maraş katliamının yıldönümünde yapılan protesto eylemlerinde yakalandık ve askeri cezaevinde tutukluk sonrası bırakıldık. O dönem hem polis hem de faşistler birlikte devrimci gençlere saldırıyordu. Provakatif eylemler ile katliamlara zemin yaratılıyordu. Ve 12 eylül ile birlikte okuldan atıldık. 12 eylül ile yeniden her yer işgal edildi. Baskı ve zülmün artık sınırı yoktu. Başılan köyler, tutuklanan gençler, işkencelerde katledilenler.. Toplumda yaratılan korkuise en dehşetlisi olanıydı.
Darbe ile birlikte kimse kimseyi tanımaz duruma getirilmiş ilgisiz likayatsızlık had safada. Ama 12 eylül cuntası kendi rejimini gün be gün topluma kabul ettirmek için mesafe alıyordu. Halk alabildiğine sesizleşmiş, korku ve endişelerele deli gömleği giydirilmiş bir toplum yaratılar. Bunda da bayağı başarılı oldular. 12 eylül öncesi politik olan toplum 12 eylül sonra çok duyarsızlaştırıldı. Politikadan uzak lümpen gençlik yaratılarak toplumun tüm dengeleri alabora edildi.

Ahlaki değer yargılarla oynandı.


Amaçsız, hedefsiz, günü birlik yaşamak için bir birinin sırtına başarak her şeyi mübah sayan anlayışın gelişmesini teşfik ettiler. Dışarda bunlar yaşarken cezaevlerinde ise insanlık dışı yugulama ve işkencelerle ile tutsaklar düşüncelerinden koparılarak adeta robot haline getirilmek isteniyordu. Bunun içinde aklın hayalın kabul edemiyeceği türden vahşetler uygulanıyordu. Bunları biz sonradan öğrenebiliyorduk. Çünkü toplumu önemli oranda çok ciddi bir direnişle karşılaşmadan robot haline dönüştürmeyi başarmıştı. Toplum cezavelerinde yaşananlardan haberdar değildi, hatta cezaveleri ile ilgilenmyiordu da. Benim de başıma gelir korkusu ile suskunluğu tercih ediyordu. Bana göre en büyük yıkım ve tahribatta bu alnlamda yaşanan yıkım ve tahribattır. Arama, tutuklama, gözetim altında tutma uygulamaları uzun süre devam etmiştir.


Bertal Kahraman; Elbette. Birçogu gibi ben de o darbeden hayli zarar gördüm. Darbeden 17 gün sonra tutuklandım. Zorbalığın her türlüsüne maruz kaldım. Hem de dogru dürüst bir suçla suçlanamadığım halde. Bu da fikirlerimden dolayı onların benden bir intikam alma biçimi.

Özellikle kemalizm, ittihatçı zihniyet ve Askeri vesayetle bir hesaplaşma olduğu bir gerçek. Ama bunun yanında, AB şartlarına uyum sağlamak için yapılması gereken reformların da bir parçası. Avrupa, son sözü hep generallerin söylediği bir ülkeyi içine alıp, Sorun satın alırmı? Elbette Demokrasinin geliştirilmesinin önündeki engelleri azaltmaya zorluyor hükümeti. Seçiklenlerin ülkeyi yönetmesinin garanti altına alınmasını istiyor. Konumu itibarıyla bu işi bu günkü koşullarda ancak bu hükümet yapabilirdi ve o yapıyor. Elbette bu durum AKP nin de politik olarak çıkarlarına uygun düşüyor.

“Evet çıkarsa iktidar, Hayır çıkarsa muhalefet kazanacak”
degerlendirmesini doğru bulmuyorum. Benim anladığım, Evet çıkarsa, demokrasi ve halk kazançlı çıkar. Barajda gedik açılır ve barajın arkasına hapsedilmiş su o gedigi büyüterek bir gün yıkar.
Hayır çıkarsa, daha çok andıçlarla, muhturalarla, e-darbelerle, cuntalarla ve ara zamanlarda da Askerlerin emir ve komutasıyla yaşamaya devam edecegimiz için, İttihat terakkici kemalist generaller kazanacak ve halk çogunlugu kaybedecek. Benim degerlendirmem de bu.
Bu konuda “Tarafsız kalmak” diye bir şey yok. Tarafsız kaldık, yada “boykot” ettik diyenler oblektif olarak
“Hayır” demiş olurlar


Elif ORHAN;Anayasa değişiklik paketinin AKP tarafında kamuoyuna ‘ ordu ve 12 Eylül’le hesaplaşma’ olarak sunulmasına ne dıyorsunuz?


Dursun Ali Küçük: Kısaca AKP Kürdistanlılar ve özel olarak Dersimliler için “beter” ise, CHP ve MHP ise “beterin beteri var” dır.
AKP ordu inisiyatifini kısmen kırdı ve daha kırmak istiyor. Bu Türk ordusundan hiçbir şey çıkmaz. Ne özgürlük ve nede demokrasi, kimliklere saygı çıkar. Cumhuriyet boyunca bütün soykırımları, Dersim soykırımını, son on yıllardaki kirli savaşı, sürgünleri, sivil 20.000 insanın faili meçhul diye katledilmesini, Dersim coğrafyasını boşaltılmasında asıl sorumlu ordudur. Derin devlet denilen olgunun asıl çekirdeği ve ana gövdesi orduya dayanmaktadır.


Devleti yeniden düzenleyenlerle eskisi gibi kalmasını isteyenler hesaplaşıyor. Biz bu düzenlemede en çok eski cumhuriyeti savunanlara vurmalıyız.
AKP “beter”dir diye istenmiyorsa “beterin beteri var” olan CHP ve MHP koalisyonunu hayır diyerek iş başına getirmek Dersimlilere düşmez. Dersimlilerin bu konuda hassas olduğunu ve olumlu düşündüğünü ve sandığa giderken gereken tavrı koyacaklarına inanıyorum.


Paketi küçük deyip küçümsemeyelim. Küçük şeyler büyük adımlar atmanın ön zemini olur.
Bu paketle kimlik, demokrasi ve özgürlük haklarımızın gelmeyeceğinin bilincindeyim. Size propaganda yapmadım ve yapmayacağım. Buna ihtiyacım yok. Hayır kesinlikle kabul edilecek bir tavır olamaz. Boykot zaten yumuşadı ve BDP’nin tutarsız siyasetinden dolayı etkili olamaz. BDP taraftarları bile ikna olmamışsa, Dersimliler bundan hiç ikna olamaz.
Bu referanduma büyük umutlar beslemeyin. Ama kerhende olsa evet demek daha iyi gibi me geliyor.


Yilmaz Dersim;... AKP`nin bu anayasa değişklik paketini bir hesaplaşma olarak lanse etmesi olarak sunulması doğru değil. Elbetteki kısmen bir zemin yaratır ama tümden bir hesaplaşma değildir. Mevcud değişiklik ile hesaplaşmak mümkün değildir. Anayasanın tümden değişimi bu hesaplaşmayı sağlar. Ve oluşturulacak yeni anayasa ile Kemlist rejimin devamı olan 12 eylül anayasasının kurumlarının değişimi ile tarihin cöp sepetine atıldığında bu mümkün olabilir. AKP bu sistemin kurumları ile çıkarları gereği,  uluslararası konjektörel durumdan kaynaklı olarak bir çatışma içerisinde olduğu doğrudur.  
Kısmı  bir  değişimi istediğide doğrdur. Fakat AKP demokrasisi geniş, özgürlüklerin sınırı geniş toplumsal bir değişmi hedeflememektedir. Mevcut üniter yapıyı koruyan ama cürümüş olan yanları yeniden yapılandırmak isteyen bir mantığa sahip
Türk islam sentezlidir. AKP geçen 8 yıllık iktidarı döneminde bu rejimde el atılmamış ve tabu olarak görülen bir çok soruna temas etmiştir. Fakat köklü cözüm projeleri olmadığı için el attığı sorunları elinde kalmış, ve geri çekilmiştir. Bunun için istikrarlı değildir. Gelişen tepkiler karşısında çark etmekte yine AKP nin değişmeyen politikası olmuştur. 2007 seçimleri sonrası yeni anayasa tartışmaları sürecinde hazırladığı taslağa yönelik tepkilerde, başörtüsüne ilişkin tartışmalarda, Şemdinli iddanamesinde, Kürt açılımında ve AB konularında sürekli geri adım atmıştır. Bunun içinde AKP’nin ordu ve 12 eylül ile kesin bir hesaplaşmaya gireceğini söylemek doğru değildir, iyimser değilim
bu konuda.


Elif ORHAN;„Sonuçta; “Evet” denirse iktidar, “Hayır” denirse muhalefet kazanacaktır.“ Peki halk-demokratlara ve d; , O’ dağağaçlarına çekilen masal kahramanlarımızın bir yerde ahı yerde hangi şekilde kalmaz? "..tuhaf bir ikilem..nasıl ve neden –hangi tarafı destekliyim!..Sorumda şurada gelsin; tarafsız olmak doğru mu?
Sonuç olarak ne söyliyebilir siniz?


Aysel Cürükkaya ; Akp sözde 12 eylülle hesaplaşmak istiyor. Ama gerçekten bu hesaplaşmayı yapacak mı? Zan etmiyorum. Ama Darbeyi yapanların yargılanmasını önleyen madde değişirse, Bizler, Kürt halkı, demokratlar ve insanlık onların yargılanması için uzun bir mücadele verebiliriz. AKP biraz olsun yolu açsa o da iyidir

Dursun Ali Küçük
: Ülkemi ve Dersimi, doğup büyüdüğüm yeri özledim.
Geçmişte de TC beni istiyordu.
Son istenen 248 kişi içinde benim ismimde var. Ben bu devlete boyun eğmedim ve eğmem. Ayrıldığım içim kim ne derse desin bu gerçek değişmez. Onurlu davrandığıma inanıyorum.
Öcalan’dan daha fazla zorluklarda çektim. Kimisi abartı görebilir, ama gerçek bu.
Düşüncelerimi yukarda söyledim. Sonuçta kim ne tercih yaparsa saygılıyım. Eleştirdiğim noktaları vurguladım.
Ülkeme ve Dersim’e gelme imkanım yok. Hala ortadayım, ne bir kimliğin ne de bir yerim var. Dirimiz gelmezse bile  sonuçta ölümüz ve cenazemiz gelir. TC’nin gerilla cenazelerine bile saygıları yok. Hiç değilse halkımın saygı göstereceğinden her zaman umutlu oldum.
Hepinize selamlar. Karar sizindir. Neticede kendi adınıza karar vereceksiniz.
Sayın Elif Orhan benimle röportaj yaptığınız için teşekkür ediyorum.


Yilmaz Dersim;. Sonuç olarak; Tarafsız kalmak diye bir şey olmaz. Toplumu ilgilendiren konularda tarafsız kalmak diye bir şey mümkün değildir. Mutlaka toplumsal çıkarlar açısından bakıldığından tavır olmalıdır. Tarafsız kalmak tavırsız kalmaktır. Ve gelecek nesillere karşı da hem sorumsuzluk hemde kendi yaşadığı sorunları devretme gibi bir durumla karşı karşıya gelecektirler. Buda iyi anılacak durum değildir. Evet denildiğinde İktidar desteklenmez. İktidarı desteklemek değil toplum kendi çıkarları açısından demokrasi anlayışı ile değerlendirecektir. Ve yaklaşımını ona göre belirleyecektir. Kuşkusuz bu paketi İktidar hazırlamış ve gündeme getirmiştir. Ve kendi bakış açısına göre bir yaklaşımda sergilenmiştir. İktidarada kimi faydaları olacaktir.

Buda onun hakkıdır. Yani AKP bu paketi gündeme getirmekle kendisi açısından kimi riskleride almış bulunuyor.
En başta 12 eylül kurumları AKP`e karşı ciddi bir direnç içindeler. Ve bu rejimin içindeki çatışmaların önemli bir boyutunu teşkil etmektedir. Bu rejimden büyük haksızlık görmuş baskı ve zülme uğramış kesimlerin AKP ile kimi açılardan ortak düsünmeleride normaldir. AKP ve benzerleride bu rejimden değişik açılardan darbeler yemsilerdir. Kaldıki bu referandum ne iktidarı onaylamadır, nede 12 eylül anaysasını onaylamadır. Bu bir paket değişikliğidir. Hayır denildiğin de ise kesinlikle muhalefetin dümenine şu taşımaktır. Ergenekon ve cinayet şebekesine destek vermektir. Kemalist rejimin 12 eylül anayasasının devamına destek vermektir. Bu anayasa referandumu eğer hayır olursa yeni anayasa yapmanın zemini önemli oranda darbelenmiş olacak diye düşünüyorum. Özellikle ordu ve yargı kurumları kendi güçlerini daha pekiştireceklerdir.
Yerinden oynayan bazı taşların yeniden yerine oturtulması için daha azimlı çalışacklardır. Bu açıdan başta Kürtler, Aleviler,Dersimliler, demokratlar ve 12 eylülden büyük acı görmüs, Zulüm yaşamış herkesin bu referandumda sandığa giderken ,bu paket değişikliği demokrasi için yeterli değil, buna rağmen  „evet diyorum,  ama elimde AKP hükmetinin yakasında olacak, yeni bir anayasa için derhal çalışmaları başlatmalı yoksa seçimlerde AKP oy yok“ diyebilmelidir. Yine Kürt sorunu için adil bir çözümün yollarını mutlaka zaman kaybetmeden ve ilan edilen eylemsizlik kararınıda bir fırsat olarak bilmeli, bu kirli savaşı sonlandıracak projeler geliştirmeldir.
Aleviler için aldatmadan, kandırmadan doğru yaklaşım ile açılımın içini gerçek alevi temsilciler ile doldurmalıdır. Artık sorunları gerçek muhatapları ile çözebeileceği inancına sahip olarak yaklaşmalıdır. Sorunun gerçek sahiplerini yok sayarak sorunların çözülmeyeceğini bilmelidir.


Bertal Kahraman
; Müsaade ederseniz şu Şeriat korkusunu işleyip bize ASKER seçeneği dışında seçenek bırakmayan mantığa yönelik bir iki şey söyleyim.
Dersim 38 tertelesi, katliamı, şeriatçıların yaptığı bir katliam değil, tam tersine CHP nin başındaki Mustafa Kemal PAŞA tarafından ve emir komutayla yapıldı. Manevi kızı dedikleri Türkiyenin ılk kadın savaş pilotu, Sabiha gökçen’e  kendi tabancasını vererek Dersim daglarına zehirli gazlar döktüren kişiTC nın Cumhur Reisı, Milli şef, Mareşal Mustafa Kemal Paşadır.
Maraştaki katliamı MHP yi kullanarak,  KONTRGERİLLA-ERGENEKON terör örgütü planlayıp uyguladı.
Sıvas Madımaktaki katliam Milliyetçi – Şeriatçı halkı kullanarak Derin devlet yani Askerler –ergenekon uyguladı.
Gazi mahallesindeki alevi katliamını Susurlukta açığa çıkan “Laik”! devlet uyguladı. Bütün bunları affedecegiz ama, günün birinde iktidara gelebilir diye, şeriatçılara karşı Bu katilleri destekleyecegiz!
Bu nasıl mantık?
Din derslerini mecbur eden 12 eylül darbecileri. Aleviliği cumhuriyetin kuruluşuyla “Tarikat” sayıp yasaklayan, Hacıbektaşı kapatan, sonrada müzeye döndüren Bizzat M Kemal ve sonrasında gelen asker kökenli diktatörlerdir.
AKP alevilerin ibadet yerlerini tanımıyor. Aleviliği tanımıyor, ama Aleviliği tanınmaz yapan, ibadetlerini tanınmaz yapan da Mustafa Kemal ve arkadaşlarıdır. 80 yıldır ülkeyi yöneten bu askerler “Cumhuriyet mitingleri” düzenleyen bu darbeciler hangi darbeden sonra “Alevilere haksızlık yapılıyor, bu doğru değildir. Laiklik devletin tüm inançlardan elini çekmesidir. Alevilik te diğer inançlar gibi özgür bırakılmalıdır” dedi?  Diyecekti  de kimden korktu? Seçim kaybetmekten mi korktu bu darbeci generaller.
Alevilerin ve Dersimlilerin artık bir şeyi tam olarak anlaması lazım.
Bu Kemalizm ve Askeri rejim Alevileri hep “ŞERİAT” la terbiye etti halen de öyle yapıyor. Yani “Bakın biz olmazsak bu şeriatçı sunniler sızı bitirir. Sizi ancak biz koruruz”. Sıvas Madımak ta, bu askeri dizaynın bir uygulamasıdır. Aleviler de yıllardır bu oyuna geldi ve “Şeriatın şerrinden” darbeci askerlere sığındı. Artık bu oyunlara gelmemesi lazım.
Alevilerin de, Sunnilerin de Askeri vesyatten kurtulma, Kemalizmin tekçi ve zorba diktatörlüğünden kurtulmak için aklını başına alıp, birbirlerinin varlığına saygı göstererek ülkede gerçek bir demokrasi için birlikte hareket etmelerinin zamanı geldi ve geçiyor. Aksi halde, bu bir avuç atanmiş üniformalı, iki kesime de zulüm etmeye devam eder.
12 Eylilde yapılacak anayasa değişiklikleriyle ilgili referandumda, bu vesayetçi sisteme dur demek için, onlara mecbur olmadığımızı söylemek için,  oylamada “EVET” demeleri gerekir.
Bu sorularınız ve bu çalışmanız için size çok teşekkür ediyorum.

Evet; Dersim Xızırı tüm halkımızı ve insanlığı fasızan ve ırkcıların gazabından korusun .


Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile