Acıların güzelleştirdiği Kadın
Elif ORHAN"Haınlık bıçak sırtı gibi..kiminin xain dediği bir diğeri erdemlilik olarak görür ..
Sevgili Aysel ve eşinin sevgisi, ya da isimlendirmek gerekirse „aşkları“ masal zamanının sevdası olduğunu bilmiyen yok..“Onların sevdası dillere destan“ desem hiç de abartı olmadığını onları ve o dönemi bilenler doğrularlar..
Her koşulda kendilerini biribirlerine siper etmesini bilmişler..onun içindir ki sevgi-saygıları da sürüyor.."
Acıların güzelleştirdiği Kadın
Kürdistan Aktüel Yazarlar toplantısı için bir arkadaşımla yaklaşık dört saat uzaklıktaki topalantı şehirine doğru yola çıktık…
Yolculukları severim ,hele birde yanımda sohbet ettiğim biri olunca daha da iyi geliyor..Tek başıma olduğum zaman yazarım -not alır, okurum, ya da bıkmadan uzaklara bakar-dalarım… gözlerimin önünde film şeridi gibi neler neler geçmez ki.. özelikle uzun yolculukarı severim.
Velhasıl yolculuklar favorim olur..
Yazarlar toplantısı iyi-dostane bir hava içerisinde geçti..
Toplantıda benim „tepkiciliğim“ ve Sayın Selim Çürükkaya da „yöntem-usul“ konusunda eleştirilere hedef oldu.. Konuşan arkadaşlar biribirlerine eleştiri getirirken saygılı, yapıcı oldular....Toplantı sonrası kaldığımız şehiri dolaştık, dostlarla sohbet ettik..
Ben ve Sevgili Aysel „Siyam ikizleri“ gibi biribirımızden ayrılmaz olduk..toplantı sonrası onun ısrarı üzerine bir kaç günlüğüne misafiri oldum..
Acıların güzelleştirdiği kadın.
Aysel Çürükkaya..
Nenem derdi ki” bir insanın güzelliği ağzını açtığı an’dan başlar”..
Ne kadar güzel, doğru ve isabetli bir tahmin..
Buna ben hep inandım…
Kişinin güzelliği-erdemliliği kişiliğiyle hep bütünleştiririm..bu anılan 'isim' içinde geçerli..örneğin asalak-palavra atan-boş olanı her zaman itici bulmuş ve toplumda o yüklenen“ güzel“ olayını ondan çok „uzak“ bulurum...taşıdığı isimde yine bana aynı çağrışımı yapar.
Bakış açısı zengin, derinliği olan düsünce sahibi kişiler bana „güzel“ gelir.. seçici olur.
Sevgili Aysel ile geceler boyu sohbet ettik…derleştik…biribirimize yüreğimizi açtık..zaman zaman gözlerimize yaşlar hücüm etti..
Ikımızde kırılmalardan payımıza düşeni almıştık.....ortak yanlarımız çok…
Ya Xizir, ne çok yara-bere almışız..
Neden.. ne adına.. ya sonuç!.
Sevgili Aysel 12 eylül cuntasında tutuklanıp Diyarbakır vahşetini yaşayan, direnen kırk dokuz gün ölüm orucuna yatan biri..
İşkencede çocuğunu kaybetmiş.
O her türlü zülümü, haksızlığı yaşamış..
altı yıl kaldığı zindandan tahliye olunca gördüğü zülüm ve yarım kalan hayellerine tutunarak, baskılarda eklenince dağların yolunu tutmuş.. altı yıl da kar kış demeden dağlarda kalmış..sonra yavaş yavaş o eski ütoplarının silinp gittiğini, ve oluşan şaşkınlığı dehşete dönüşünce tavır alan eşiyle birlikte onun deyimiyle“ kaçak-zor“ yıllar başlıyor..
Ve sonra bilinen hiç de bize yabancı gelmiyen“ xain“ sıfatını almış..
Yani fotograf hep aynı yerinde duruyor..
Hangimiz buna yabanciyiz ki!
Hainlik bıçak sırtı gibi..kiminin xain dediği bir diğeri erdemlilik olarak görür ..
Sevgili Aysel ve eşinin sevgisi, ya da isimlendirmek gerekirse „aşkları“ masal zamanının sevdası olduğunu bilmiyen yok..“Onların sevdası dillere destan“ desem hiç de abartı olmadığını onları ve o dönemi bilenler doğrularlar..
Her koşulda kendilerini biribirlerine siper etmesini bilmişler..onun içindir ki sevgi-saygıları da sürüyor..
… Aysel ile edebiyat, felsefe, analiz, Dersim diyarına dair konuştukca konuştuk..
Dünyası, bakış açısı zengin..ruhu zengin.. konuştukca bir şey daha bilincimde netleşti.. dünyası zengin olan kişi asıl güzel olandır.. çekici olandır..aranandır..çekim gücüdür.. insan bunlarla saatlerce bıkmadan konuşur- güler ve çok şeyde öğreniyor..güzellik, erdemlilik de bu işte...
Acıların güzelleştirdiği kadın..
Aysel Çürükkaya..
Fedakar, emekçi, toleranslı biri..yüreğindeki acıları anlatınca zaman zaman yaşlar gözlerinden akıyor..benim gözlerime dolan yaşları ona göstermemek için çabalıyorum...
Konuşurken aniden ;
_”Elif biliyormusun benim bir yazım var; ‘Bekle beni Dersim mutlaka sana geleceğim“ onu arıyorum, sana vereceğim de.. bulamıyorum..tekrar yazmasını söylüyorum ancak o tılsımlı sözcükleri bir daha o duygularla yakalamıyacağını belirtiyor..bulacağına dair söz veriyor..
Dersim diyarına olan sevgisi ve o hiç degişmiyen tipik Dersim kadının tüm özeliklerini taşıyan biri..
Sonra benim aklıma da Aysel’in dağda vurulduğu haberinin yayıldığı yıl geliyor..o dönemde bende zındandaydım..Eşi Selim Çürükkaya onu kaybedişini, sevgisini anlatan uzun bir mektubu tüm cezaevlerine göndermişti.
Ben dahil her okuyanın ağladığını ona söyledim..
Hüzünle gülümseyerek „evet öyle diyorlar, ancak ben okuyamadım, keşke okusaydım“ diyor..
Dilerim o günlerde bu mektubu okuyan ve bir şekilde yanında bulunduran biri ulaştırır..bunu temeni ediyorum..
Usulca soruyorum.;
“ Aysel ihanet nedir?“
Soruma cevaben;“ İhanet beklemediğin anda arkadan hançerlenmektir…habersizce yaklaşıp sırtından vurulmak.. unutulmaz..“ diyor..
Evet ya, bence de doğru, iyi söyledin güzel arkadaşım..
Pencereden gelen güneş ışığına yüzümü çevirerek; “ Evez doğru da, Ancak hayat önümüzde akıp gidiyor.. onu kıyıda seyretme lüksümüz yok ki..” diyorum..
Hançerlenmiyeceğimiz günler dileğiyle..
Elif ORHAN
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Web sitesi;


