Anasayfa Yazarlar Hüseyin Yıldırım Yorgunum dostlar 3

Yorgunum dostlar 3

 alt

 Av Hüseyin Yıldırım / Artık Öcalanı dinliyecek tahamülüm kalmamıştı. Aptal değildim. Maceracı da değildim. Öcalanın amacını çok iyi anlamıştım. Ortaya koyduğu tabloda Kürtler amaç değil, araçtı. Birandla Öcalan baş başa görüştüler. Görüşme sonunda Öcalan Biran' da ‘bu güne kadar arkadaşlarıma anlatamadıklarımı  sana anlattım’ diyebiliyordu. Birand görüşmeden neden rahatsız olduğumu biliyordu. İkimiz yalnız olduğumuz zamanlarda beni konuşturmak istedi.

Konuşmadım. ‘Mehmet Ali Bey, siz Kürtlerin Lavrenci olmak istiyorsunuz’ dedim. Birand yüzüme baktı, ‘Hüseyin Bey, beni düşmanınız olarak bilin ama, akıllı bir düşmanınız olarak’ dedi. Birand çantasını TC açısından iyi haberlerle doldurmuştu. Bir an önce Istambula ulaşmak istiyordu. Kendisini Beyrut Hava Alanına götürenlere ‘Hüseyin Bey görüşmeden çok rahatsız oldu. Görüşmeyi sabote etmek istedi’ demişti. Birandın bu sözleri aynı gün Öcalana ulaşmıştı. Öcalan bana ters ters bakmaya başladı.

 M. Ali Birand gittikten sonra, Cumhuriyet Gazetesi adına Hadi Uluengin Öcalanla görüştü. Ben bu görüşmede bulunmadım. Görüşme bittikten sonra Hadi Uluengin yanıma geldi. Yanımda Kürdistan Kömitede birlikte çalıştığım Lokman Kılıç vardı. Hadi Uluengin ikimizi Avrupadan tanıyordu. Hadi Uluengin çok rahat bir ifadeyle ‘Hüseyin Bey, size bir şey söyliyeceğim. İsterseniz beni idam edin’ dedi. ‘ Hayırdır Hadi Bey seni neden idam edelim’ dedim. ‘Sizin başkanınız pisikopattır’ dedi. ‘Hadi Bey bu lafı ne sen söyledin, ne de ben duydum’ dedim. ‘Lütfen bana kızmayın. Öcalan resmen pisikopattır. Sanıyorki M. Ali Biran 'dı hükümet buraya göndermiş. Alakası yok." Bana Birandın hükümet nezdindeki görevini sordu. Ben de laf olsun diye, en az müşteşar düzeyindedir. Özal ilk kabineyi kurarken, Dişişleri Bakanlığını M. Ali Biranda teklif etti. Birand kabul etmedi dedim. "Abi sizin başkanınız neşeden dört köşe oldu. Tabi tabi, Birandın hükümetin adamı olduğunu, buraya hükumetin gönderdiğini derhal anladım dedi. Şimdi bu pisikopatlık değilde nedir. Ben, Kürt sorunuyla ilgili kamuoyunun merak ettiği soruları soruyorum, o başından sonuna kadar kendisini övdü. Şimdi ben Cumhuriyet Gazetesine Öcalanın bu saçmalıklarınımı yazayım.? Bu adam resmen ruh hastası bir pisikopattır." Dedi.

 İtalyan bir bayan gazeteci Akademiye gelmişti. Öcalana ve bana değerli kalem takımı hediye etti. Vay ikimize aynı hediye verilirmi diye Öcalan söylenmeye başladı. Ben, ortalığı yatıştırmak için bana ait hediyeyi yanı başımızda ayakta bekleyen Öcalanın korumasına verdim.

                   PKK nin Beyrut sorumlusu Akademiye geldi. Beyrut' taki Sovyet Elçiliğinin  benimle görüşmek istediğini söyledi. Öcalan köpürdü. ‘Avukat arkadaşın burda olduğunu Sovyet Elçiliği nerden biliyor?’ dedi. Öcalan 1987 yılında Pragda KGB nin küçük şefleriyle görüşmüştü. Tercümanlık yapan bayanın anlattığına göre, görüşmenin başından sonuna kadar, Öcalan kendisi övmüş. KGB Şefleri ‘bizden ne istiyorsanız, bize yazılı olarak verin’ demişler. Öcalan yazılı hiç bir şey vermemiş. Moskova' ya gidip bir kaç gün dinlenmek istediğini söylemiş, bu istemi kabul edilmemiş. Kendisine dinlenme adresi olarak Bulgaristan gösterilmiş. Öcalan' ın cebine ikibin dolar konulmuş, Bulgaristana gönderilmiştir.

                   Öcalan bana dönerek, ‘gidin görüşün. Bakalım ne istiyorlarmış’ dedi. İyi ingilizce bilen Lokman Kılıç' la birlikte bir arabayla Beyruta gittik. Güzelim Beyrut iç savaşta harabeye dönmüştü. Sovyet Elçiliğinde halı döşeli lüks bir odaya alındık. Oturduğumuz masanın karşı tarafına sivil giyimli üç kişi oturdu. Karşılıklı el sıkıştık. Şık giyimli iki genç bayan çay kahve servisi yaptı. Karşımızda orta yerde oturan, "sizinle karşılaştığıma sevindim" dedi. ‘ bende memnun oldum’ dedim. ‘Burada kimlerle ilişkileriniz var?’ dedi. ‘Sizin istihbaratınız güçlüdür. Kimlerle ilişkilerimizin olduğunu çok iyi biliyorunuz’ dedim.

Karşımdaki başkaca soru sormayınca, ‘Burada daha önemli konuları görüşeceğimizi düşünüyordum. Büyük Sosyalist Ülke olarak yanı başınızda Kürt sorunu gibi ağır bir sorun yaşanıyor. Yani Türk Devletinin kuruluşundan beri Kürtler büyük haksızlıklara muhatap oldu. Onlarca defa katliyamlara uğradı.  Sovyetler soayalist ülke olarak, bu güne kadar Kürt sorununa TKP penceresinden baktı. Sovyetlerin bu tutumundan derin üzüntü duyduk. Halkımız hayal kırıklığını yaşadı’ dedim. Bizimle konuşan, çok güzel Türkçe konuşuyordu. Görüşmenin sonuna gelmiştik. Üçü kendi aralarında birşeyler konuştular. Türkçe konuşan, elimi tuttu, ‘eleştirilerinizde haklısınız. Size yardım etmek istiyoruz. Sizi İşveçten beri izliyoruz. Bundan sonra da sizinle görüşmek istiyoruz’ dedi. Akademiye döndüğümüzde, Öcalan: ‘Neler görüştünüz? Ne istiyorlar?’ dedi. ‘Bilgi almak istiyorlar’ dedim. ‘Tabi tabi başka amaçları olamaz’ dedi.

                  Akademide gazetecilerin olduğu zamanlarda Öcalanın özel mutfağından yemek yiyorduk. Gazeteciler gittikten sonra, akşam yemeğinde, Öcalanın mutfağında çalışan bayan arkadaş, önüme kuşbaşı ve salatadan ibaret yemeği koydu. ‘Başkan, avukat arkadaş benim mutfağımdan yesin diyor’ dedi. "Hayır bacım, ben arkadaşlarla birlikte yemek yiyeceğim" dedim. ‘Ama size yemek hazırlamışım’ dedi. Önüme konulan yemeği Maşallah Öztürk' ün önüne koydum, "ye hoca" dedim. Laf hemen Öcalana ulaştı. Beni yanına çağırdı. Gülümseyerek ‘yemeği neden yemediniz’ dedi. ‘Arkadaşlara karşı ayıp olur’ dedim. ‘Siz bilirsiniz’ dedi. Öcalan başladı kendisini övmeye, arkadaşlarını yermeye: ‘Görüyorsunuz ben olmasam, burası bir günde darmadağan olur. Şu eskiler varya hepsi pis koku salıyorlar. Fuat (Ali Haydar Kaytan) alçağı avukat istiyormuş, kitap istiyormuş. Kendisine avukat tutmayın, kitap vermeyin dedim. Kendisini savunsun alçak. Kendisiyle berabar partiyi de bitirdi.Yeni yeni saflara katılan gençler  onların hepsinden daha değerlidirler. Onlara görev vereceğim. Her gün sorun yaratan, ben kadroyum kıdemliyim diyenleri. Kendi elimle geberteceğim. Fatma (Kesire Yıldırım) gitti Semiri açığa çıkardı. Semir hazırdı, ben hazır değildim. Durmadan ikinci adam kim dedi dayattı. Yatağı bile benimle pazarlık konusu yaptı’ deyince, kontrolsuz olarak patladım. ‘ buna inanmak istemiyorum’ dedim. Öcalan hayret edercesine yüzüme baktı, ‘ neden inanmıyorsunuz. Bu konuda değerlendirmelerim var’ dedi. Cevap vermedim.



 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile