Anasayfa Yazarlar Hüseyin Yıldırım Zoraki Sürgün 2

Zoraki Sürgün 2

Av. Hüseyin Yıldırım / Süleyman Zargovit ormanında kayboldu.
Nereye gittiğini kimse bilmiyor.
Süleyman bizlerden habersiz evde kalan babamı görmeye gitmişti.
Babam , Sılemane mı niye geldin?.
Etraf asker dolu. Çabuk buralardan git diyor.
Süleyman evden ayrıldıktan bir müddet sonra askere yakalanıyor.
Süleymanı Mazgirtteki generalin yanına götürüyorlar.
General tercüman aracılığıyle Süleymana Beyaz Dağı bilirmisin diye soruyor.
Süleyman bilirim diyor. Orada tutulanların içinde akraban, tanıdıkların varmı?
Süleyman var diye cevap veriyor. General, genç adam beni iyi dinle.

Şimdi sana mühürlü bir zarf vereceğim.
Zarfı Beyaz Dağdaki komutana götürürüp vereceksin.

 
Orda tutulanları. Bıraksın. Sakın sen veya bir başkası zarfı açmaya kalkışmayın.
Zarfın mühürü bozulursa dağdaki komutan orda tutulanları bırakmaz diyor.
General, Süleymanın yolda asker tarafından yakalanmaması için, mektupla birlikte bir de yazılı bir belge veriyor.

Süleyman zarfı kaptığı gibi fırtına gibi köyleri mezraları geçiyor.
Her geçtiği köy ve mezralarda Ferman getirmişim, ferman getirmişim diye bağırıyor.
Süleyman ertesi gün güneş doğarken Beyaz Dağın zirvesine varıyor.
Elindeki zarfı komutana veriyor. Süleyman orda tutulan rahmetli abem Seyit Hüseyine sarılıyor.
Ferman getirdim.
Şimdi hepinizi bırakacaklar diyor. Komutan çadırından çıkıyor.
Askerler orda tutulanları çembere alıyorlar.
Silahların namluları orda tutulanlara dönüktür Rahmetli abem Süleman' a dönüyor, talihsiz sılo sen nerden bu ateşin içine düştün.
Sen bizim ölüm fermanımızı getirmişin diyor. Süleyman şaşkına dönüyor.
Ayağa kalkıyor, bağırıyor. Demek ben sizlerin ölüm fermanınızı getirmişim.
O zaman hepinizden önce ben ölmeliyim der, düze doğru fırlar fırlamaz taranır.
Süleyman cansız yüzüstü yere düşer. Abem Seyit Hüseyin gider, Süleymanı sırtüstü yere uzatır.
Alnından öper, belindeki kuşağını süleymanın üstüne örter

Askerler, orda tutulanlardan kısa boyluları tek sıra halinde yere oturur şekilde dizerler.
Uzun boyluları ikinci sırada tek sıra halinde ayakta dizerler.
Karşılarına hafif makinalar kurulur.
Tarama başlamadan Zımek uçurumunun başında ikinci sırada ayakta dizilenlerden Uşene Ale Xılfi,
Ali Babaye Dili,Wele ale Xıji  üçü birden kendilerini yanı başlarındaki uçuruma atarlar.
Askerlerin yoğun ateşinden yaralanmazlar. Wele Ale Xıjın bacağı kırılır.
Diğer ikisi onu sırtında taşıyarak kurtulurlar.
Dağın zirvesinde kalanları kurşuna dizerler.
Kan gölü içinde ceset cesetin üstüne düşer.

Kara haber  Zargovit Ormanına ulaşınca, eşleri öldürülen kadınlar saçlarını başlarını yolmaya başladılar.
Kadın ve çocukların ağlamaları birbirine karışıyordu.
Çaresizdik. Kadınları çocukları susturmak, teselli etmek zordu.
Abemın, kayın pederimin cesetlerini almak için askerin dağdan çekilmesini bekliyoruz.
Birkaç gün sonra askerin dağdan çekildiği söylendi.
Katıra iki yorgan sardım, amcam oğlu rahmetli Seyit Mehmetle birlikte yola düştük.
Ariman köyünü geçince yaşlı bir adamla karşılaştık.
Yaşlı adam bize Galbusan Köyünden kadın ve çocukları getirdiler Dere Golde katlettiler dedi.
Dere Gol saklandığımız Zargovit dağı ile Beyaz Dağın arasında derin bir vadidir.
Yönümüzü vadiye taraf çevirdik.

Büyük bir korku içinde vadiye indik. Aman yarabim, kadın ve çocukların cesetleri bir çukurda kan gölü içindeydi.
Cesetlerin yanı başında yere uzanmış üç çocuk yürekleri paralarcasına ağlıyorlardı.
Çocuklardan Ali Bıra ondört yaşındaydı.
Kursunlar midesinin derisini parçalamış, barsakları dışarı çıkmıştı.
Kanlı gömleğini çıkarmış, midesine bastırmıştı.
8 yaşındaki Eme kan içindeydi.Neresinden yara aldığı belli değildi.
Fedekar Ali Bıra o yaralı haliyle Emeyi annesinin cesedinin altından çıkarmıştı.
 5 yaşındaki Hıdır ağır yaralıydı. Adeta can çekişiyordu.

Çukurda kan gölü içindeki cesetlere baktım.
İki kadının saçları birbirine karışmış, adeta birbirine sarılmlş vaziyette yüzü koyun yerde yatıyorlardı.
İki cesedi çevirdim. Biri yaralı Emenin annesi ablam Emine, diğeri ablam Fatmaydı. Dünyam kararmıştı.
Geride kalanlar için dayanmak zorundaydım. Katıra sardığım yorganlardan birini ablalarımın üstüne örttüm.
Yaralı yeğenim Emeyi ben, küçük Hıdırı Seyit Mehmet kucağımıza aldık. Yaralı Ali Bırayı katıra bindirdik.
Gerisin geriye Zargovit Ormanına doğru  yola çıktık.

Ariman Köyüne varınca,  Seyit Mehmet yerinde durdu, kucağındaki küçük Hıdırın alnından öptü, dua etmeye başladı.
Ne oldu diye sordum.
Yavaşça sus  rahmete kavuştu dedi.
Küçük Hıdırın öldüğünü diğer iki yaralıdan gizledik.
Küçük Hıdır Emenin abesinin oğluydu.
Hıdırı çarçabuk Ariman köyünde toprağa verdik.
Zargovit Ormanına varınca, kadınlar yine kendilerini yerden yere vurdular.
Ali Bıra bir tas su içtikten sonra, mum gibi eridi, hayata veda etti.
Ali Bırayı da Zargovit Ormanında toprağa verdik.
Eme annesinin cesedi altında kalmış, açıkta kalan bacağından kolundan yaralanmıştı.
Çeşitli otların sütünden yapılmlş merhemi Emenin yaralarına sürdüler.
Eme biraz kendine gelince, küçük Hıdırı sormaya başladı.

Eme boğulurcasına ağlıyor, elimi tutuyor öpüyor, xalo mıra rast vaze xıd merd diye soruyor.
Emenin her sözü yüreğimi parça parça ediyordu. 
Eme o yaralı haliyle ağlıyarak, Xıdo Xıdo tı qotiya dedi durdu

Dizi yazıma dip not yazan hemşerime çok çok selam eder gözlerinden öperim. 

Devam edecek 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile