Demokrasinin Türkiyeleşmesi
M.Kobal Aryalı / Türkiyenin demokratikleştirilmesi herkesçe tartışılıyor. Yani TC’nin anti demokratik diktatör niteliği kabul edilmiş oluyor. Hukukun olduğu bir ülkede demokrasi varmı yokmu tartışması abesle iştikaldir.
Karşıtlarını bölücü, terorist ilan ederek öldürme hakkına sahip olduğuna inanan bir devlet, demokratik değildir.
Türkiye’de otuz milyon Kürdün siyasal, ulusal kurtuluşu için mücadele eden binlerce siyasetçiyi ve milyonlarca takipçlerini parça parça öldürmeyi hedeflemek insanlık dışıdır, ırk faşizmdir. Zaten geleneksel sömürgeci toplumların demokrasi yoksunluğu niteliğinden dolayı insanın bir kıymeti yoktur.
Özgür yeteneklerin gelişmesi, kullanılması devlet için bir tehlikedir. Doğuşlarıyla edindikleri kimlik daha çok önemli oluyor. Genelkurmaylar, Çiller’ler, derin paşa kimlikliler, bu ülkenin hanedanları, dokunulmazları oldular. Dolayısıyla insiyatiflerinde bulunan tetikçiler doğru bir adalet mekanizmasıyla yargılanamıyor. Hata yeşil misali sır olabiliyorlar. Buda demokrasinin türkiyelesmeşi oluyor. Demek ki Türkiye’de, ezen ulus sicilli resmi katil isenız güvenliktesiniz. Özellikle ezen ulus ırkına mensup değilseniz hiç bir şansınız yoktur. Jenosid’ten geçirilen, Ermeni, Keldani ve Kürtler’i duymayan, bilmeyen yoktur. Ve tabii türk olmayan diğer milletler’de. Ama bu jenosit ve katliamlarda yargılanan katillere rastlayamzsınız.!
Modern toplumlarda suçlulara imtiyaz tanınmıyor.bireylerin toplumsal konumu bireysel başarılarına göre belirleniyor. Yani bireysel başarı maddi başarı olarak değerlendiriliyor. Miras kişiye toplum üstü bir ayrıcalık, statü tanımıyor. Statü gelenekselci toplumlarda olduğu gibi nesilden nesile aktarılamıyor. Sadece ekonomik düzen, kişinin kimliğinde rol oynuyor.Türk geleneksel sömürge tarihinin jenosit, katliam, işgal ve asimilasyon olmasının nedeni yapılanların sorgulanmamasıdır. 1914-15-16 Ermeni Soykırımı ve Kürt katliamları sistematik bir sorguya tabii tutulsaydı. 1921 Koçgiri -25 Piran-38 Dersim Jenositi, yani etnik imha uygulamaları gerçekleşemezdi. 1970-80 Darbeleri’de Kürdistan Ulusal uyanışın ve siyasi örgütlenmesini yok etmek ve asimilasyonu şiddet eşliğinde yaygınlaştırmak için yapılmıştı. Türk ordusu, jandarması, Kürt köylülerine, halkına ağır bir zulum uyguladı.Türk sol örgütleri’de dahil, Öldürülen Marksistlerin, devrimcilerin yüzde seksenini Kürt kökenlilerin oluşturması bir tesadüf değildir.
Bütün bir katliam tarihi sorgusuz bırakılmıştır. Özellikle Kürtler; kendilerine uygulananın bir soykırım olduğunu her fırsatta belirtiyorlar, ama gerekli döküman ve materiyalleri toplama zahmetine girerek bir sembol, soykırım müzesini düşünemiyorlar. Kürtler bu tür haklı, demokratik girişimler yaratarak, dünya kamuoyunu doğru bir biçimde bilgilendirmeleri yararlarına olur. Dünya devletlerinden, BM’den yardım talep etme hakkına sahipler. Kürtler her zaman soykırıma uğramış ve mağdur edilmiş halkların yanında oldu, ama onlardan hiç öğrenmedi.
Son aylarda Kürt meselesini çözme, Kürdistan meselesini kilitleme ve türkiyeyi demokratikleştirme, Avrupa Birliğine dalma tartışmaları yoğunluk kazanmış gibi görünüyor. Bu işte bir keramet var gibi. Cünkü mevcut tartışma, sorunun özüne ilişkin yazılı bir metin, program veya çözüme hizmet eden somut veriler doğrultusundan yaplmıyor. Zira meseleyi tartışanlar, devletin mayasında şekillenmelerine rağmen, bir kıymeti harbiyeleri de yok Hata bir kısmı ısmarlamacı, arzuhalcidirlar. Dikkat edilirse bir avuç aydının dışındaki kesimler hep aynı teraneleri tekrarlıyorlar. Hava durumu misali değişiyorlar. Genelkurmayların hapşırmalarında derin bir anlam çıkarıyorlar, ama ergenekon derin devletin başları olduklarını açıklamıyorlar.
Özellik son iki ayda Kürtlerle ilgili görüş beyan etmeyen kalmadı. Ve tabii Genelkurmay’ın, M.Kemal’i tekrarlamasını yeni bir açılım mış gibi secde ederek. Pro devletçi kesimlerin Kürtlere ilişkin değerlendirme yaklaşımları sorunun çözümünden ziyade, Kürdistan Ulusal taleplerini mümkün mertebede marjinalize etme, arzuladıkları tipleri ayartma. Psikolojik üstünlüğü karşıtlarına kabullendirme ve devlet tezine hazırlama yatırma amacındalar. Tartışanların arada bir Kürtlerden söz etmeleri bu gerçeği değiştirmiyor. Çünkü ayn kişiler, sanki görev bölümü yapmışlar.
Öldüren devlet, tartışan memurları.! Kürt meselesi böyle çözülmez, çünkü temsilden yoksunlar. Tartışma.ekranlarını ezber bozan-ezbercilerle süslemişler Sedat Laçiner ve benzer sövenistlerin retorikleriyle temel meseleler hasır altı ediliyor. TC’nin bilinen kalıplarını tekrarlayan, beyni karıncalaşmış, şiddetin, savaşın acısını çekmemiş sadece korku paranoyakların direktifleriyle çalışan, düşünebilen bu zavalılar birer piyonlar. Bu iradesiz tipler devletlere yalakalık yaparak yaşarlar. Belli güçlere dayanmadan değil görüş belirtmek, yaşayamazlar.
Bir değişim, dönüşüm projesi isteniyorsa, Türk Sömürge niteliğine doğru yaklaşılmalıdır. Devletin resmi siyasetiyle çözümsüzlüğe hizmet edilir. Öldürenler, kurbanlarının sorununu nasıl çözecek? Zaten yıllardır aynı şey yapılmıyormu ? Sorunun çözümü için ağır bedeller ödeyen, Beşikçi ve benzer aydınlara ve Kürt ulusalcılarına halen tartışma hakkı tanınmıyor. Irkçılık aşılamıyor. Öldürülenler,yaralananlar, hapsedilenler, bedel ödeyenler, sürgün edilenler; Yani Kürtler. Tabii devletin başladığı Kürtler değil. Sorunun çözümü için hayatını ortaya koyan Kürtler ve dostları tartışmalıdır. TC’nin dışındaki devletler ve devlet dışı örgütlerle’de tartışma platformları oluşturulmalıdır. Çünkü tarih boyunca tc’nin bir toplumsal sorunun çözümünde rol aldığı görülmemiştir.
Açik ki böylesi bir atmosfer’de güven ortamı oluşturulamaz objektif çözümlerin önü açılamaz. Operasyonlar yaygınlastırılarak sürdürülüyor. Kuzey Kürdistan coğrafyasında yaşanan vahşet zaman aşımına uğratılmak isteniyor, sahte görüntülerle halk kandırılıyor umutsuzlastırılıyor. Öldürülenler, yaşanan travmalar, yıkımlar görünmek istenmiyor. Ve halen Kürtler suçlanıyor, halen Kürtler savunmalarını bile yapamıyorlar. Kayıplarını soruşturamıyorlar çünkü hiç bir statüleri bulunmuyor. Bu durum değişmedigi müddetçe değil barış, bir güven ortamı bile oluşmayacaktır. Kürdistan Bölge Milletvekillerine tahammül edemeyen ve ifedelerini polis zoruyla almayı planlayan TC Meclisi, Kürdistan sorununu çözemez. Dünya devletlerinden çekinmezselerdı, Kürt vekillerini idam sehpasına çekerlerdi. Hata uluslararası kosullar uygun olsaydı, Mendereslere uyguladiklarını Cumhurbaşkan’ı, Başbakan’ı ve belli hükümet üyelerinede uygulamaktan geri durmazlardı. Bu kemalist ırkçı cumhuriyetin dünyada emsali kalmadığını boşuna belirtmiyorum.
Bunların mayası kendilerinden olmayanlara karşı düşmanlık ve ırkçılık üzerine atılmıştır. Zaten AKP yöneticileri ellerindeki iktidar imkanlarını, çoğunluk avantajlarına dayanarak gerekli anayasal değişiklikleri yapmayarak sonlarını çok feci bir şekilde hazırlıyorlar gibime geliyor.A. Gül’ün Kürt sorununda iyi şeyler olur biçiminde söylem düzeyinde bir değişikliğin gündemleşmesiyle, hemen hakkında dava açma propagandası manidardır. Kaldı ki ortada bir açılım da yok. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Kürtlerin’de insan olduğunu belirtmesi yeni bir açılım mı görülüyor? Yapılan katliamların yanında failli meçhullerin sayısı onyedi binden fazla olduğu herkesçe bir biçimde vurgulandığı ve bu işin Genelkurmay ve mit
karargahında kararlaştırıldığı bilindiği halde sorunun uzağında tartışılması neyin ifadesi oluyor? Kendileri için tehlikeli buldukları her devrimciyi iştedikleri zaman gerekli senaryoyu
devreye sokarak vahsice öldürüyorlar.Ama besledikleri katillerin izlerini bilmediklerini, Yeşil kot isimli Mahmut Yıldırım’ı Usema ben Laden misali efsaneleştirerek bulamadiklarına ilişkin, açıklamalarda bulunuyorlar ! Kürtlerin mezarları üzerinde bile seyar alaylar kurduran bu devlet kurmayları, hangi gerekçe ile suç ortaklarını yakalayacaklar? Onbinlerce Kürdün suçlusunu uç beş yeşil vari tetikçiyle açıklama uğraşındalar.Türk yöneticileri utanmazlarsa bu savaşta haberimiz bile yok demeye getirecekler. İnsanların öldürülme haberlerine alıştırıldığı türkiye’de tek tuk kazılarda kemik aramasının yapilması ne kadar inandırıcı olabilir? insanlar nahır sürüsü yerine konulmuşlar. Nerdeyse bu ülkede insan öldürülmüş mü acaba havası yaratılıyor. Bu anlayış TC’nin bir geleneğidir. Bu tip bir geleneğin mirasıyla övünen türk cumhuriyet yönetici ve savunucuları son zamanlarda mevcut kirli miraslarını terk etmeyi ve tc yı demokratikleştirmeyi düşünüyorlar, galiba bir on yılı da böyle götürecekler. Ayrıca Kürtleri yeryüzünde silme paranoyalarından vaz geçmek zorunda kaldıklarını belirtmeri de düşündürücüdür.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


