Ankara Markajlı Kardeşlik ve DTP İnfazı !

M.Kobal Aryalı/ Yedi askerin ölümü, üç askerin yaralanmasıyla sonuçlananTokat eylemi, DTP’nin kapatma operasyonuna denk getirilmesi bir tesadüf olmadığı ve bir servis olup olmadığı, bütün arka planıyla çok net degildir henüz. Tetiği kimin çektiği teferuat olan bu ihalenin, perde arkası binlerce faili meçhulden aranmalıdır. Fakat AKP’nin yedi yıllık iktidar icraatı, bu iyimserliği vermiyor. Ergenekon’un merkez yapısı Encümeni Danış-ın dışarda iş başında olması ve kurucularından olan dönemin genelkurmay başkan yardımcısı Çevik Bir’in;” bin beşyüz gerilla içerde kalsın” emirine itihat edenlerin manipulasyonunu anımsadığımda oyun içinde oyun yargısına varıyorum.
Dolayısıyla bu emir kulluğuna rağmen, ilkelerden söz edip ve Gerilla’yı kişisel sigortası haline getirmiş birinin liderliğinde çok doğru bir şey olsa bile şaibe devam edecektir.
Sömürgeci yönetim bu zayıf damarı yakalamıştır, gelişmelere göre okşuyor ve konuşturuyor. Bu zihniyetle, yerli bir işbirlikçi siyasetin objektif şartları hazırlanmaya çalışılıyor. Yaşanan süreci istediği gibi götürmesi gerektiğine inanan egemenler, koşullarıda “aktörleri’de, kendilerine uyarlamak için her yöntemi kullanıyorlar, kazanmak için harcayacakları kadar insan, para, silah, ve medya araçlarına sahiptirler. Dikkat edecekleri, provokasyon, ölüm ve katliam değildir, yeterki planlarına uygun yürüsün. Hangi dönem ne işlerine geliyorsa, onu gündemleştiriyorlar. Doğrusu kedinin fare ile oynadığı gibi Kürtlerle oynuyorlar. Bütün ulusal siyasal hedeflerini amaçsızlaştırmak için uğraşıyorlar. Kürtlerin ulusal özgürlük için
ödediği ağır bedelleri unuturmaya çalışıyorlar.
Hiç süphesiz Ulusal Kurtuluş için yola çıkan, sonra kendisini ulus üstü gören,TC’nın eline geçince, Kürt devletinden, Federasyondan, ulusalıktan vazgeçen ve yaşadığı otuz yılın amaçsız olduğunu belirten zat’da açıklamalarıyla bu gidişatta yardımcı olmuştur. Görünen o ki, miyadını Kürt yasağı, inkârı ve katliamları üzerine dolduracak olan, Kemalist cumhuriyet; Kürdistan Ulusal Bağımsızlığı dışında her şeyi istiyebilirsiniz manipulasyonu halen anlaşılamamıştır.
Bu çerçevede DTP’nin parlamantoda elimine edilmesi ve kalanlara nazaren, ulusal soruna karşı daha duyarlı olanlara siyaset yasağının getirilmesi, devre dışı bırakılması, kalanların daha kolay hırpalanacağı, elde edileceği ve kullanılacağı hesabı, işin görünen kısmıdır. Bir asırlık uzun ve kanlı bir tarih geleneğine sahip TC, özellikle Kürt sorununda rastgele adım atmayacağını biliyoruz. DTP infazı sonrası Kürtleri ne kadar hizaya soktuğu yoklaması ve kimlerle yola devam edeceği planın bir diğer parçasıdır. Keza TC yargısı, DTP yi kapatma kararıyla, Öcalan’ı direkt muhatap gösterme veya yeni bir oluşumda bu temsiliyeti tanıma tartışmasınıda başlatığını vurgulamak gerekir.
Bu amaçla Tokat olayı normal düşünüldüğünde, Kürt ulusal mücadelesine ve PKK’nin başlattığı barış sürecine hizmet etmediğini Öcalan’da PKK yönetimi’de Devlet’te biliyorlar. Yaşananlara bakılırsa, öldürülen askerler, servis edilen ihale porvokasyonu misali Kürtlere saldırı kampanyası başlatılmıştır. Ortalığa sivil giyimli katiller salınmiştir. Dolapdere örneği para dağıtılarak, lümpen ve sokak serserileriyle, Kürtler hedeflenerek ulusal mesele kriminalize, kişiselleştirilmeye çalışılıyor. Muş Bulanık planında görüldüğü gibi bireysel ve tesadüf-i gösterilen katliam provalarıyla sürekli hedefte olan savunmasız Kürtler katledilmiştir. Devletin kurucu para militer güçleri üstün bir ayrıcalık ve kalaşnikoflarla Kürt mahalelerini ablukaya almışlardır. Görüldüğü gibi yüzlerce örnek sıralamak olasıdır.
Kürdistan ve türkiye halklarına hizmet etmeyen bu eylem ihalesinin üç gün sonra üstlenilmesi ve akabinde özellikle Genelkurmay’ca gerillaların telsiz açıklamarının tv.lerde
birinci haber olarak verilmesi ve kaç kişi oldukları; isim ve resimleriyle, Dersim otonom birimi olarak açıklanması, keza kamuoyunu adeta ikna paniği ve üslenme sonrası yaşanan rahatlık, düşündürücü niteliktedir. Görünen o ki, özellikle Genelkurmayca ismi belirtilen gerillalarda dahil, karşılıklı rahatsız olunan belli direniş grupları, gerillalar gözden çıkarılmış gibidir.
Biliyoruz ki, bu tip yönetim ve anlayışlar için insan değeri yok, provokasyon ve kan pazarı var. Ne yazıktır ki, bütün yaşananlara rağmen Türk ırkçı cephesi halen Kürtler ne istiyor oyununu oynamaya devam ediyor ! DTP infazı ve Tokat benzeri olaylarla Kürtleri anımsayan TC yöneticileri, kalemşör ve yazarları sadece işlerine uygun olanı savunuyorlar, olmayan şeylere şaşırıyor gibi görünüyorlar. Askerlerin öldürülmesine şaşırırlarsa, şok numarası yaparlarsa buna kimse inanamaz. Asırlardır çözülemeyen Kürdistan ulusal meselesinden dolayı oluşan hareketlere, tasfiye mantığıyla yaklaşılıyorsa ve üçer beşer öldürülen Gerillalara seviniliyorsa, öldürülen askerlere neden şaşırılıyor ?
Tokat olayına türk devleti ve bir çok aydını şaşırarak akıl işi olmadığını söylemeleri gerçekten tuhaftır. Sanki bu memleket, binlerce faili belli cinayet, katliam, jenosid ve her gün Kürtlerin boğazlandığı bir ülke değildir. Savaşın mantıksızlığı mahkum edilmiyor, mantık aranıyor. İnsan öldürmenin akılısı, akılsızı olurmu? Demek ki, sömürgeci köllelik zihniyeti devam ediyor, Kürdün varlığı yokluğu, ölümü önemsenmiyor. Eğer haklı bir savaştan söz edilecekse, bağımsızlık, özgürlük savaşını veren Kürtlere hak verilmelidir.
Istanbul’da otobüs’te öldürülen liseli mahsun kıza uzülen bir insan veya toplum aynı uzüntüyü Diyarbakır’da, sırtında kurşunlanarak öldürülen ve hayatın baharında olan üniversiteli mahsun bir Kürt gencine gösterilmiyorsa burda korkunç bir ırkçılık mevcuttur. O kız defalarca tv. ekranlarından türk ırkçılık duyguları kışkırtılarak verilirken, Diyarbakır’da katl edilen Kürt genci ve yaralanan onlarca insandan söz edilmedi. Bulanık’ta 16/11/2009 iki kişi öldürüldü, yedi kişi ağır yaralandı. Açık bir katliam, ama hemen unuturulmaya çalışılıyor. Bu ayırımcı faşist siyasetle, Kürt toplumu ile Türk toplumunu birbirine eklemleyerek Ankara markajlı sahte kardeşlik fetvası tekrarlanarak gerçek bir birlik sağlanamaz.
AKP hükümeti belirtikleri gibi iradeleriyle bir açılım sürecini başlatmışlarsa ve DTP’yi siyasi bir karar doğrultusunda kapatmakla provokasyonlar planlamamıslarsa’da provokasyonun hizmetinde olmuşlardır. Kürdistan’ın şehir ve köylerinin üzerinden yeniden savaş uçakların,jetlerin uçurulması ve köylerin, dağların bombalanmasıyla, oylarını artırmaz, genelkurmay karşısından daha dik duramaz, CHP, MHP= Ergenokun karşısında eli güçlenmez dolayısıyla yeni ölümlerin, katliamların veya Kürt direnişçilerin öldürülmesiyle’de PKK zayıflamaz.TC yöneticileri halen bu gerçeği anlayamamışsa açılım yapamaz, başlatsada başaramaz. Türk ulusuna dayalı bir yönetim ve anayasası yerinde durdukça sadece uçuruma adım adım yaklaşılır.
Türk devlet cephesi Kürdistan ulusal, kollektif haklarını kabul etmelidir. Politik dinamiklerini, direnisçilerini tasfiye planından vaz geçmelidir, hertürlü örgütlenme engeli kaldırılmalıdır. Hiç bir millet, ulusal özgürlüğünden vaz geçemez. Ulusların, halkların birlikte barış içinde yaşamın yolu eşit haklarla mümkündür. Kürtler, Federasyon veya ayrılıp ayrı devlet kurma hakkını,öz iradesiyle kararlaştıracaktır, dayatmalarla iyi bir sonuca hizmet etmez.Yaşanan inkar, imha ve jenosid izleri ancak böyle hafifletilir.
Sömürgeci, sömürge ilişkisinin herhangi bir biçiminden ısrar edilmesi, istikrarsızlık ve savaşın katlanarak sürdürülmesidir. PKK, Kürdistan düşmanlarının oyun ve entrikalarını epey ögrenmiştir. Bu oyunların boşa çıkarılmasının yolu, dış dinamiklerin doğru tahlili, iç dinamiklerin esas alınmasıyla ve Kürt kardeşleriyle barışık bir siyaset aklıdır. Sömürgecilik normal bir dayatma değildir ve normal bir örgütle karşılarında mücadele edilmeyeceği her aklı selimin kabuludur. Kürdistan ulusal felsefesiyle kollektif yönetim mekanizmasını oturtarak ulusal kurtuluş umudunu yitirmemelidir. İmralı üzerinde her türlü oyun ve teslimiyetin tezgahlandığını mutlaka kavramalı, gerilla ve halkı bilgilndirmeli, uyanık ve hazırlıklı olmalıdır. Bütün Kürtleri ne pahasına olursa olsun sahiplenerek oynanan oyunları boşa çıkarmalıdır. Yaşanan savaş ve provokasyonların sorumlusu işgalci, sömürgeci, talancı, jenosid-çi ve her türlü pisliğin üretim merkezi Türk sömürgeci kemalist cumhuriyettir...


