Gizli Barış Olurmu!
Nihat Budan/Sayın Ahmet Türk‘ün Türk parlamentosunda yapmış olduğu konuşma hem anlamsız hem de yersizdi.
Sayın Türk tarihi bilinçten yoksun, tarihi tecrübelerden uzak, güncel polemik tahriklerin gölgesinde bu konuşmayı yapmış olmalı.
On kasım’da Türk parlamentosunda bir oturum düzenlenmiş, Türk halkı tarihiyle yüzleşmeli ve Milli birlik projesini hayata geçirmeli.
Türk devlet rejimi çağın gerisinde kalmış, bu rejim ve bu yönetme anlayışı ile bu işleri idare edemeyiz demekteler bazı yöneticiler.
Tabi ki, bu gelişmeyi içlerine sindirebilseler Türk halkı için hayırlı olur.
Kemalist rejim, Ermenilerin, Rumların katliamı,
Kürdlerin de inkarı ve Kürdleri Türkleştirme temelleri üzerinde kurulduğunu her halde bu günkü haliyle iyi biliniyor.
Unutulmamalı, tarihte içe kapalı kurulmuş olan tüm rejimler diktatorluğa dönüşmüşler.
Kimseler bizim iç işlerimize karışmasın
bu rejimlerin en temel karakteristik özeliklerindendir. Kimseler iç işlerine karışmasın ki işlerini iyi yapsınlar.
Sevgili ağa bey, sen Türk parlamentosunda
Türk yöneticilere hitaben diyorsun ki
“Ülkemizi dış güçler, emperyalistler, kapitalistler karıştırmakta.
Bu sebepten, gelin kendi sorunlarımızı kendi aramızda çözelim”.
Sen böyle söylerken, hele bir bakalım dün Kürd davası adına asılmış dedelerimiz neler söylemişler?
Sayın Türk, Şex Sait efendi ve arkadaşları, Kemalist rejimin, Kürd halkına uygulayacakları katliamların çapını anlamış olacaklar ki, kendi davalarının sesini bir an önce dış ülkelere ulaştırmak istemekteler.
Bu istekleri dış ülkelere ulaşmadan, aksakallı dedelerimizin başlarına nelerin geldiğini herhalde bir Mardinli beye izah edecek değilim.
Dersimde, halkımızın dışarıyla bir irtibatı olmuş olsaydı o bilinen acı zülüm olmamış olacaktı.
Kürd halkının dış devletler ile saygın bir ilişkisi olsaydı herhalde Saddam Hüseyin de
Halepçe de kimyasal gaz kullanmamış olacaktı.
Bu örnekleri uzatmak mümkün!
Neticede insanlığın tarihi tecrübesinden haraketle dünyayla ilişkilenmek, dünya halklarının yaşamsal güvencenin en temel korunma dayanaklarındandır.
Bilemiyorum, bu kadar acıları yanılgıları, yenilgileri yaşamış bir milletin elit bir insanı böyle bir talihsiz duruma nasıl düşer.
“Emperyalist, kapitalist sömürgeci devletler bizim iç işlerimize karışmasınlar diye yüksek sesle konuşmada bulundun”.
Diyelim ki bizde seninle birlikte kahrolsun emperyalist güçler desek, sence, Kemalist Türk devlet yöneticileri hemen adam gibi toplanıp biz Kürdlerin haklarını adil ve eşit bir temelde çözeceklerini mi söylemek istiyorsun?
Buna inanmamızı istiyor musun?
Unutma ki, bu rejimin sahipleri zorla topraklarımıza el koydular.
İtiraz edenler oldu tarihte, bu zorbalığa karşı.
Hiç ama hiç insanlarımızın kıyımına acımadılar. Toplandık, toplu itiraz edelim dedik ama adamlar bizleri Ermeni, Yahudi, terörist, eşkıya ilan edip soyumuzu kurutmak istediler.
Tabi ki insana yol kalmayınca feryad eder yardım ister.
Yani sence bu belangaz Kürdlerin seslerini duyurmaları suç mu?
SayınTürk, affına sığınarak belirtmek isterim ki
Dünyada hiçbir barış eylemi, masa kurulmadan barış sağlanmamış.
Barışın tarafları olur.
En bariz örnek, bundan birkaç ay önce, Ermenistan Türkiye sınır antlaşması için İsviçre’nin Zürih kentinde
bir masa kuruldu ve bu masa etrafında başka devletlerin şahitliğinde bir anlaşma imzalandı.
Ama her ne hikmetse, Kemalist devletin Kürt soruna çözüm arama tartışmaları uluslararası bir boyut kazanınca, biz Kürdler adına hemen birileri aman dış güçler bu işe karışmasın biz bu sorunu kendi aramızda tartışır kardeşçe çözeriz.
Zaten memleketi batı karıştırıyor.
İsrail topraklarımızı satın alıyor.
Bu uyutma, avutma hamasetine hemen bizim cepheden de sesler yükselmeye başlar.
İlginçtir, kendini Ulusal lider ilan eden İmralı sakini ısrarla biz Kürdleri dış devletler bölmüş parçalamış kendisini de uluslararası komplo güçleri hapse koymuşlar demekte.
Sonra birileri de onu takiben, on kasım “Atatürk’ün ölüm yılıdır, bu günde Mecliste, Kürd sorunu tartışmaya açmak provakason olur. Türk halkı yastadır” beyanata bulunmakta.
Ve sonra Meclis açılım oturumunda sen de kalkıyor bu sorunu kendi aramızda çözelim, memleketi hep dış güçler karışmakta diyorsun.
Bu gerçekte böylemi? Farz etki biz fukara bir milletiz yani şimdi kendi fukara insanına hile çekmek marifet mi?
Hadi diyelim doğrusun, Sence bundan iki gün önce İran’da Ehsan Fetehyan’ı, Alman, Fransa İtalya vb devletler oturdular konuştular karar aldılar ve
Ahmedi Neced’a dediler Kürd gencini asın öğle mi?
El insaf, Saddam rejimi yıkılınca bir parçada olsa oradaki halkımız haklarını elde edebildiler.
Buradaki halkımızın kazanımlarına en çok tepki Türkiye’de yükseldi, sanırım iyi hatırlarsın. Hata bu tepkinin başını Türkiye Sol örgüt patronları çektiler.
Kürdistan’nın güneyinde kurulan federal yönetime
Karşı Kemalist solcuların geliştirdikleri slogan “ eğer emperyalist devletler, özelikle Amerika çekilip giderse siz gününüzü görürsünüz haykırışlarını unutmamış olacaksın.
Amerika giderse ne diye haddimizi bildirsinler bu kardeşlerimiz.
Şimdi Türk devleti hakkımızı hukukumuzu tanıyacaktı da, bu emperyalist devletler engellediler değil mi?
Sonra,, sende ortada taraf yok, masa yok kalkmış Kürd barışını haykırıyorsun.
Barış olsun, ama gerçekte bir barış olsun.
Barış, yitirilen hakların iadesiyle, mülkün temeliyle alakalı olur. Kimseler bu hakları tarif etmek istemezken, kendilerini bu halka yönetici ilan edenler meydanlarda ha bir kürde nezaketli olalım, bu süreç hasas bir süreçtir, birde Türk halkının hasasiyetleri var
Kürdleri uyarmaktalar.
Tabi bu uyarılar önemli. Türk halkının haklarını işgal etmişiz, varlıklarını inkar etmişiz, birde kürd olmadıkları için onlara her türden zulüm uygulamışız değil mi?
Sayın Türk barış böyle olmaz, barışın tarafları olur, hani barışın Kürd tarafı?
Sen sokaklarda halkımıza “bu barışın tek muhatabı İmralı’dır diyorsun”.
Türk parlamentosunda ülkemizi bölen parçalayan emperyalist güçlerdir diyorsun.
Birde tavsiyelerde bulunuyorsun, gelin bu işi aramızda kimseleri bulaştırmadan hal edelim diyorsun.
Dışarıda ki halkımıza barış sürecidir nezaketli olalım, Kürd tarafının tek temsilcisi İmralı’dır diyorsun.
Vatanı milleti emperyalistler parçalamış ilan ediyorsun. Barış maşasını kurmaya gerek deyip ama bu halkın tarihi barışı olsun Allah hemen canımı alsın diye acı çekiyorsun. Bütün bunlar bir arada nasıl olur anlamak hayli zor.
Yani Allah aşkına hiç gizli barış olur mu?
Ne olur sayın Türk, bari sen bu alicengiz oyunlarına dahil olma.
Belki bu zalimlere şu an gücümüz yetmemiş olabilir ancak ne hesaplar peşinde olduklarını iyi biliyor, olanları hiç unutmuyoruz.
Barış süreci gizli değil aleni olur.
Eğer bu işte bir hile yoksa neden iki halkın tarihsel barışına dünya dahil olmasın?
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


