Resul Altın ok’ları Vuranlar Kürd halkına Öncü Olabilirler mi?

Nihat Budan/ Bu ne acı açmaz, bu ne anlaşılmayan ironi?
Tarih kendini bu topraklarda tekrar etmek zorunda mı?
Kürdün makus kaderi değişmez mi?
Ve biz hep yarınlarımıza acılarımızı taşımak zorunda mıyız?
Varlığıma sebep, büyüklerimin ilk sohbetlerinde dinlediğim hadise, Kürdün kürde kıyması en büyük talihsizliğimiz ve büyük acımız denilirdi.
Ben kırkına geldim, dünün acı olayları ve acı ifadeleri kendini bu günde devam ettirmekte.
Neden?
Oysa bir çoğumuz daha önce yaşanmış ve insanlarımıza acı veren olayların tekrarı olmasın diye nasılda umut var olmuştuk.
Bu kara lekeden kurtulmak adına nasılda amansız kavgalara katlandık, dünün acılarını bu güne taşımayalım diye.
Sonra hiçbir kaygı taşımaksızın her türden zorluklara koşmadık mı?
Niye?
Bu yüzyıl; kürdün makus kaderinin değişeceği yıllar olacaktı.
Mavi gökyüzü altında bir devletimiz olacaktı.
Tarihsel Haksızlıkları bilince çıkaracaktık.
Sevgi ile adalet ile yarınlarımızı örgütleyecektik.
Kutsalımız, ilim irfan sahibi insanlarımız olacaktı.
Kendi çocuklarımızın eğitimi Alimlerimizin, aydınlarımızın elinden, dilinden olacaktı.
Tarihimizin tüm acı olaylarını tartışarak, sorgulayarak bilince çıkaracaktık.
Bir birimizin hayallerini sabırla dinleyip, geleceğimizi planlayarak amaçlarımıza yürüyecektik.
Kürd davası için yol yürümüş mağdur olmuş insanlarımızın mağduriyetlerini adalet ile teyit edecektik.
Kahramanlarımızın ailelerine, çocuklarına sahip çıkacaktık
Onlar emanetimiz, davamızın birer nişanı olacaklardı.
Din adına, ideolojiler adına ya da mal mülk adına birbirlerini inciten halkımız arasında iç barışı sağlayacaktık.
İnsanların düşünce ve ideolojilere kurban olmayacakları bir devlet kuracaktık.
Güce tapan değil, doğruya, adalete inanan insanlar olacaktık.
En büyük sermayemiz sevgi ve aklımız olacaktı.
Tarihi toplumsal kültürümüzü yeniden elekten geçirecektik.
Hangi değerin, adettin yerli, hangisinin yabancı olduğunu ayrıştıracaktık.
Adet ve geleneklerimizi akıla, adalete uyarlayacaktık.
Kürd renklerini sadeleştirecektik, yani kısaca kendimizce olacaktık.
Bizde insanlık aleminde, kendimizce iyi insanların yaptığı işleri yapacaktık. Halkımızın iyi birer evladı olacaktık.
Sevdamız bu değilmiydi?
Doğu Kürdistan parçasında Güneşin sarısını, Güney parçasında yeşili, Kuzey den kırmızıyı, güney batıdan beyazı getirecektik.
D. bakır’da bu renkleri birleştirerek yeniden Kürd bayrağını dalgalandıracaktık.
Güneş sarısı sevgimizin temsili, yeşil yaşamın, beyaz adaletin, barışın, kırmızı ise inancımızın ve amacımızın temsili olacaktı.
Bu renkler, kürdün ruhsal dünyasının nişanı olacaktı.
Her renk, parçalanmış ülkemizin bir parçasının birleşme armağanı olacaktı.
Kürdler ne şanslı bir kavim bu şansımızın doğruluna inanacaktık. Kan revan içerisinde, büyüklerimizin bu günlere getirip bizlere bıraktıkları ne zengin dil mirasımız var, gururlanacaktık.
İstersen Kurmanci, beğenmesen Zazaki, sıkılırsan Sorani Konuş. Gorani Loriyide unutmayalım.
Sonra hayatı öylesine derinlikli tarif eden masalları, şarkıları, halayları var bu milletin.
Hele birde bu kavimin ne güzel kızları oğulları!
Her şeyi yeniden yerli yerine oturtmak ne güzel bir amaç.
Bakmayın bu güne, kimimiz Araba, kimimiz Türk’e benzemişiz, kimimizin de feleği şaşmış peşmurdeye.
Bu halkın yiğitleri olmamış mı sanırsınız, sevdaları soylu, amaçları insan olanlarımız, en dehşetli düşmanımızı bile secdeye getirmiş.
Bakmayın tarihin kötü kaderine bu gün Araba, Türk’e yenilmişiz. Devran hep böyle gitmez ya.
Kürdler, İslamiyet’in rahmine sarıldı, hata etmiş demiyorum.
Türkler ise kılıcına!
Araplar ise siyasetine!
İslamiyet’in rahminden dolayı, Arap ve Türk devletleri kardeşlik adına içimizi oydular.
Hele birde Kemalist sistemin sahipleri nerdeyse bizde adam bırakmadılar.
Bunlarda kardeşlik numaralarını naif duygularımıza karışı amansızca kulandılar.
Bu tarihsel felaketin altında tabi ki Kürt toplumun dokusu bozulmuş. Toplum dokusu bozulunca, Arapça, Türkçe öğrenmiş kardeşlerimizle çelişki çatışmaları başladı.
Sonra bu dil öğrenmiş kardeşlerimiz birde işin dini ve ideoloji yanıyla da ilgilenince olanlara kan bulandı.
Düşmanın vaatlerine zayıflar katılır değil mi?
Zaten Kürd devletini kurma ihtiyacı bu noktada ortaya çıkmadı mı?
Kürd devletini kurmak isteyen insanımızın amacında ve sevdasında halkımızı bu oyunlardan uzak tutmak ve birde gerçekte helal süt emiş insanları bir araya getirerek tarihimizin bu kötü gidişatının seyrini değiştirmek değimliydi?
Yani namuslu adamlarla geleceğimizi var etmek.
Bu amaçla yola çıkmışlardı, Resul’ler, Ramazan Adı güzel’ler Hayriler, Şenerler,
Hikmet Fidanlar, Kaniler. Tıpkı Dedeleri, Abeleri gibi ve hala hayatta olan; bu işleri sürdürmek isteyenler gibi.
Bu yüzden, kahraman veya hain ilan edildiler.
Bu yüzden öldüler, öldürüldüler. Bu sebepten olanların tümünü saygı ve hürmetle anıyoruz, anlıyoruz.
Ancak bazı haksız öldürme olayların haksızlığını unutamıyoruz.
Örneğin, Resul Altınok’un, Ramazan Adı güzel’in
M. Şener’i, Berzan Dure’yi, Kemalé Sor’u, ve daha nice kahramanlarımızın vurulmalarını unutmuyoruz!
Geçenlerde Rahmetli Resul Altınok'un öldürülme olayını gazetelerde okudum.
Utandım, keşke doğmasaydım, insan nasıl acı çeker bu talihsiz olaylar nedeniyle.
Resul Alınok’ta Kürd davasına yürüyen her sevdalı Şoreş gibi
onurlu bir Kürd yiğidi.
Bu yiğit Kürdün öldürülme olayı, yılar önce büyüklerimin ağızlarından dinlediğim, kürdün kürde kıyması olayının acı gerçekliğinin tam bir örneği idi.
Resul Altınok’a kıyanlar, onun dava arkadaşlarıymış.
Resul gibi bir kahramanın öldürülmesi kime yarar sağlar acaba?
Kürd kahramanlarını vurmak Kürde yarar getirmediği aşikar.
Ancak kimler bu kahramanların ölümünü isteyebilir?
Bu iş Kürd rengini yitirenlerin işi olmasın ?
Yada rengimizin solmasını, silinmesini isteyenler?
Yoksa Kürdlerin ve devrimciliğin terbiyesinde, işlenilen günaha sahip çıkılır. Eğer eylemin amacı doğruysa! Hata ve yanlış insanidir.
Tüm halkımız bilmeli ki seksen yıldır ülkemizi işgal edenler, Bizlere Türklüğü dayatanlar, Kemalizmi başımıza put dikenler, biz Kürdlerde de Kemalist bir takım insanların türemesini başarmışlardır.
İşlenen günahı inkar etmek Kemalistlerin işidir.
Kabul etsek etmesek, bu gün Kemalizm’in Kürd versiyonları Kürdleri asimle etmekle uğraşmak adına iş bitiriyorlar.
Evet, inanıyorum ki hiçbir Kürd yurtseveri böyle hunharca, işkence yoluyla bir kürdü katledemez.
Bu marifet Kemalistlerin geleneğinde mevcut!
Bunu bu denli rahat yapanlar ve pişmanlık bile duymayanlar; olsa olsa Kemalizm’in Kürd versiyonları olurlar ancak.
Kürdlük adına, Kürdü vurmak çirkin bir acı.
Bu acının giderilmesi için Kürd halkından bu çirkin olayları gizlemek daha da acı.
Siyasi, ideoloji gerekçelerle bu halkın arasında fitne yaratmak
Tarihsel hastalık, bu hastalığı taşıyanların, dününe ve bu gününe dikkatle bakmakta yarar var.
Bu hastalıkları Kürd halkının bünyesine taşımanın, Kürdseverlikle bir alakası olur mu?
Derdi Kürd halkının özgürlüğü olan bir insan, yapılan bu denli haksızlıkları telafi etmek için çabalamaz mı?
Dava adamlığı bunu gerektirir.
Eğer bu haksızlığı gidermek adına bir çaba sahibi olunmuyorsa burada bir niyet var!
O zaman ne adına bu kahramanlarımız vurulmuş
Sorusunu canlı tutmak hakkımız?
Bu kahramanları doğuran Analar hainlerin anası olabilir mi? Sen Kürdün yiğit evladını vur, sonra Anası, Babası bu acıyla senin temsil edeceğin sistem altında huzurlu yaşasın.
Bu mümkün olabilir mi? Bu asalet olabilir mi?
Bu durumda halkımızın arasında güven, adalet duygusu oluşabilir mi?
Kemalist sistemle ne diye yılardır çatışıyoruz, haksız yere insanlarımızı katletmeleri değil mi?
Hani İran’da geçenlerde bir gencimiz(ihsan Fetehyan )idam edildi, daha hayatın baharındaydı, unutalım, öylemi?
Bu kavgalara, kıyımlara katlanmamızın sebebi bu değil mi?
Yoksa bizim Başkanımız, Mustafa Kemalden daha büyük olduğu için değildi, değil mi?
Bu acıya bu denli tanıdık olan bir millet, ya da yürekleri yaralı olan insanlara bu defa Kürtlük adına sen zülüm uygula, sonrada kalk kurbanlarını hain ilan et.
Bumuydu devrimci amacımız, anlayışımız, bumuydu kayıp olan adaleti geri getirme arayışımız.
Resul’leri katledenler kendilerini bir bu kefeye koysunlar.
Bu olanı kabul ederler mi? Resul ’ü vuranların dışında da, Resul’ü tanıyanlar var. Hele bir kulak verin. Hele bir dinleyin analar ne yiğit doğurmuş diyorlar.
Gerçekten bu insanlarımız vurulmayı hak etmişler mi?
Bir gün zahmet edip bu vurulan insanlarımızın, Analarının acılarını dinlemek adına bir açık oturum yapalım.
Hele bakalım biz o zaman ne kadar devrimci, adaletli insanlarız.
O zaman bakalım kim hain, o kim sayın
Evet, şimdi biraz anlıyoruz bu halkın iç barışı nasıl bozulmuş?
Bu halk nasıl kendi varlığından nefret edilir hala gelmiş?
Bu halkın toplumsal güveni nasıl güvensizliğe dönüşmüş
Bu soruların hepsini bilmekte yarar var.
Eğer bu sorunların dününe ve bu gününe adaletle bakarsak karşımıza bir fotoğraf çıkar.
Bu fotoğrafın karelerinde Kürd, kürdü vurmuyor görülecek.
Bu karede görülecek ki, bu halkın çocuklarını vuran el; Kemalistlerin adresine çıkacak.
Kendi tarihi toplumsal değer yargılarından renginden uzaklaşanlar, Kürd çocuklarını vuruyorlar, görülecek.
Doğru amacımıza tain edilmiş yanlış adamlar görülecek.
Yanlış adamlarla da, doğru amaca varılamayacak anlaşılacak.
Doğru dava adamları yapmış oldukları hatalarına her daim sahip çıkarlar.
Hatayı gidermek adına vicdanı ve adaleti ön planda tutarlar.
Tarihin bu döneminde acılarımız olacak tabi, ama anlamsız acıları yarınlarımıza taşımak zorunda değiliz.
Gelin her kes elini vicdanına koysun.
Her kes yaptıklarının özlü itirafında bulunsun.
Gelin önce Kürd halkının iç barışını sağlayacak acılı bu insanlarımızı rahatlatacak bir uğraş verelim.
İnanın Allaha, o zaman dedikleri kadar kötü bir kavim değiliz görülecek.
İnanın bu halk çoktan azad olmayı hak etmiş, yeter ki fırsat verilsin bu halk layık oldukları doğruları bulsun.
“Eğer olsaydı başımızda bir Tac olurduk bizde iyi bir halk” söyleminde yılar önce bulunan
Ahmedi Xaneyi rahmetle anıyorum.


