Emine Ayna Dağa Çıkacak! Ufuk Uras Başkan olacak!

Nihat Budan/ Emine Ayna kimdir, Nerelidir, DTP başına hangi siyasi gelenekten gelmiş. Bu partinin başına gelmeden önce, hangi Kürd örgütünde siyaset yapmış, bilen birileri varsa bir açıklamada bulunsunlar?
Bulunsunlar, bulunsunlar da, Emine hanım dağa çıkıyor yalnız bırakmayalım.
Bu soruyu sormama neden; geçenlerde basına yansıyan Emine hanımın bir görüntüsü, izlemeyenler izlesinler ve dinlesinler.
Emine hanım basın mensuplarına hitaben adeta bir müjde verircesine diyor ki “açılım süreci biti ve tabanımız bizi dağa davet etmekte”
Emine hanım genelde sert bakışlıdır, ama o gün gözlerinin beyazı da gülüyordu.
Gülmek güzel bir şey, ancak halkımızın vekilini bu denli sevinçli kılan gelişmeyi, biz acılı insanlarla da bir paylaşsaydı birlikte sevinseydik nasıl olurdu?
Emine hanımın sevincinin hemen ardında bir takım gelişmeler ortaya çıkmış, eğer vekilimizi sevince boğan gelişmeler bunlarsa maalesef, bu gelişmeler Kürdleri kahır etiğini görüyorum.
Emine hanım, DTP de neyi temsil etiğini bilmeyen şaşkın bir başkan
Başkan, Emine hanım dağa çıkmış Kürd davası için ölen kahraman insanlarımızın ailelerinin özgür gelecek adına oluşturdukları kalabalık mitinglerde sahneye çıktığında ben neymişim be abe diye hidetlenirdi.
Oysaki dağlarda Kürd özgürlük davası için diyar diyar dolaşan insanlarımızın arasında kimse bu hanımı görmemiş, tanımamış.
Nede ölüm oruçlarında ve nede esaslı bir tartışma masalarında.
Emine başkan olunca dağda elde silah kürd kahramanları şöyle iç çektiler vay lemıno ne hallere düştük.
Nerde bu hatayı yaptıkta başımıza bu hanım ve buna benzer hanımlar, beyler başkan oldu diye üzüntülerine tanık olmuşum.
Emine hanım, dağa gitmeden önce, dağdan gelen insanlarımızla bir görüşsün, bu arkadaşlarımızın yirmi yılık tecrübelerinden istifade etmek önemli sanırım.
Emine hanım İmralı ile Ankara ikilemi arasında partisini kapattı.
Açılım sürecine Emine hanım karşı çıkmayla hatasını anlayacak, anlayacak ki bu sürecin kapanması sevinecek kadar kötü değildi.
Açılım süreci, en azında Dersim’ de ki tarihi katliamın tartışma imkanını yaratmıştı, bir parçada halkımızı katleden bu katil sürüleri yargı önüne hesap vermeye çekilmişler.
Bu bir parça iyiye giden, olumlu sayılan gelişme.
Ya Emine hanımın dağa gitme isteği! İmralı’daki seroku bırakmaya olanak mı sağlayacak?
İlginçtir bu Emine hanım, Nurettin Demir taş döneminde de eş başkan, Sayın Ahmet Türk döneminde de.
Ne kudretli bir bayan, sanırım dağa gitse duran Kalkanla eş başkan olur. Acaba bu kudret nerde geliyor?
Neyse fazla uzatmadan, umarım Kürd siyasetçileri gazetecileri, aydınları bu başkanımızı tanımamıza yardımcı olacaklar.
DTP kapatıldı, sıra yeni yapılanmada.
Ufukta yeni başkan adayları yarışacak. Bu yarışmada Ufuk Uras’ ında adı geçiyor. Yine ilginç bir gelişme süreci yaşanacak.
Bu gelişmeyi her aklı başında Kürdün beklediğini tahmin ediyorum.
Hani derler ya, Perşembenin gelişi çarşambadan beli.
Ufuk beyle, Emine hanımın eş başkanlığı hiç fena olmaz.
Biri Türk, biri Kürd demokratik konsept için fena fikir değil.
Ufuk Uras’a dikkat!
Ufuk bey, kanatimce önceden hazırlanıyordu daha önceki gelişmelere bakılırsa! İstanbul’dan bağımsız aday gösterilmesi, Kürdistan’ı sık sık dolaşması.
D.bakırda çeşitli toplantılar düzenlemesi, bunlar hepsi tesadüf değil sanırım?
Bilemiyorum, halkımızı ne kadar ilgilendirir, ama açmakta yarar var.
Mihri Beli’yi unutmamışsınız değil mi?
Oda Kürdlerin işleriyle oldukça ilgiliydi.
Hani Şex sait efendi Pirimize, Şehidimize, İngiliz ajanıdır diyen adam.
Hani demokratik cumhuriyetin mimarı, Türk solun babası.
Evet, artık yaşlanmış, onun yerine bir yeni lider lazım.
İşte bu lider Ufuk Uras beydir. Önder Apo’ ya yeminli, imzalı bağlı olan DTP’nin başına geçirilirse, çağdaş Kemalistler hedefine ulaşmış olacaklar.
Ufuk bey’inde, kurulmasına destek verdiği BDP partisi kurulmuştu.
Bu parti yedekte duruyordu, DTP’ kapatılacak, BDP ile yola devam edilecek. DTP’ nin kapatılması için olan gayretleri izah etmeye gerek yok. Bu yeni partinin başkan sorunu var, bu başkan için aranan özelikler gelecekte ilişkilenme konusunda iktidarı elden bırakmayan Kemelis Ergenekoncuların standartlarına uygun biri olmalı.
Bu başkan antiemperyalist olmalı. Amerika’dan uzak, İslamlardan uzak, Kürd dünyasında uzak ama kürdlerin liderliğinde kabul gören biri olmalı. Yeniden büyük Türkiye inşası için, Kürdlüğün gönüllü katılımı sağlanmalı projesiyle, çağdaş Kemalist, devletinin nihai hedefi böylece tamamlanmış olacak.
Bu proje dahilinde, Ufuk Uras başkanımız olursa tabi, dilimiz gelişir,
Güneydeki halkımızla kaynaşır, doğu Kürdistanda; İran rejiminin idam edeceği gençlerimizin acısına son vermek için canla başla çalışır.
Kemalist rejimin kurbanı olan halkımızın kendi dilinden eğitim görmelerini sağlamak için başta kendisi bu dili en iyi kullanan bir liderimiz olur.
Sonra Türk devlet yöneticileriyle, tarihi toplumsal sorunlarımızın çözümü için masaya oturduğunda müzakereleri Kürd dilinden yapacak ve tarihi antlaşmalar kürd dilinden kayıt altına alınacak.
Ve sonra Kuzeyi kucaklamış, Güney Kürdistan halkıyla mili meselemizi konuşmak üzere, gittiği Süleymaniye şehrinde, Rahmetli Şex Mahmud Berzenci’nin mezarında Fatiha okuyacak, Mala Mustafa Barzani’ye şafat edecek değil mi?
Dersim de Acılarımızın tazeliği karşısında Kemalist Türk ordusuna hesap soracak. Pir Seyit Rızanın, Şex sait efendinin cesetleri nerde olduğunu soracak.
Böyle mi olacak? Kusura bakmayın bunların hiç biri olmayacak.
Bilemiyorum ne zaman halkımız uyanacak?
Sayın Ahmet Türk, sineyi halka dönmeden önce bu olanlara bir açıklama getirsin lütfen?
Emine hanım hakkında bizleri biraz bilgilendirsin.
Emine hanımda bir bu olanları gözden geçsin.
Bu olup biten gelişmeler yabana atılmamalı!
Yoksa, ne Tuncer Demirhan’ı, nede Mehmet Abasoğlunu unuttuk:
Tabi ki partilerin liderleri olacak, parti yöneticileri kendi siyasi programlarına uygun nitelikte lider seçerler, bu bir hak.
Ancak sorun bir milletin mili mücadele sorunuysa burada durum değişir, durum partileri aşar. Partililer bu hakkı gözetmek zorunda olmalılar.
Tabi ki Türk halkıyla Siyasetimiz, muhabetimiz olmalı.
Ancak Kürde, Türkü zorlan vekil yapmak anlaşılır gibi değildir.
Bu uğursuz siyasetle bir yere varılmaz.
Bırakın bu gökyüzü altında insanca yaşayalım, zorla tanımadığımız adamları başımıza tayın etmeyle çağdaş Türkiye kurulmaz.
Yalçın Küçük her fırsata bağırıyor Musul’u almasak, D.bakırı kayıp ederiz diyor, bu adamların anlayışları sakat.
Bu adamlar odur kendilerine yöneticilik edemiyorlar.
Bize nasıl baş olsunlar. Bu seksen yıldır sadece bizi kırmışlar, kırmak kesmek idarecilik olmaz ve çapları Anadolu halklarını yönetmeye yetmemiş. Anadolu halkları bu zorbalardan hangi medeniyeti öğrenmiş, hangi gelişmeleri saygıyla anıyoruz.
Ufuk daha önce bir parti kurmadı mı? Kaç Kişi arkasında gitti.
Mihri’nin, Perinçek birde Apo kalkmış şimdi Kemalizmi günceleştirecekler ve halklarımız mutlu olacak.
Hele bu askeri vesayeti bir kaldırsınlar bakalım kemalin haline.
Kendi halkında yüz bulmamış bu adamlar gelip bize yol gösteriyorlar, bu ne çelişki? İnsanda biraz edep olur.
Ben Kürd insanına soruyorum, Doğu Perinçek, çiçek verilecek adam mıydı?
Yalçın Küçük ’ün terbiyesinden aklından beslenmiş olan idareci Kürden hayır gelir mi?
Her halk geleceğini kendi çocuklarıyla var etmek isterken
Kürdün de bu hakkına saygılı olunmalı değimli?
Türk insanı, aydını, bu hakkımızın bizli olmasına rivayet etmiyorsa, dayanışması maksatlıdır.
Halkımızla dayanışmada bulunanları bu mana da ele alırız.
Örnek, Akın Birdal demeliydi ben bu halkın bir dostuyum, ancak vekili olma hakkı bir D.bakırlının olmalı.
Demedi!
Ve sonra Ufuk Uras’ da şunu demli, ben Kürd halkının bir dostuyum, olur beni vekil etiniz sağ olun, ancak Kürd halkının ulus olma Siyasetinin iddiasında bulunan bir partinin başına önerilmem ihtimali dahi hem yanlış hem de talihsiz.
Neden demiyor?
Tersine yaptığı açıklamada “bana ne düşerse hazırım” demesi oldu.
Bu dost olma kuralına hem aykırı ve hem de ahlaki etik açıdan önemli.
Bu Kemalist anlayıştan ve yaklaşımdan vazgeçilmeli.
Biz olmasak Kürdler gelecek yolu yürüyemezler.
Bu yanlışın farkında olmalı dost Türk insanı.
Dost olmanın gerekleri pratikte doğru uygulanmalı.
Takdir edersiniz ki biz de ulus olmak isteriz, sizin gibi, Arap gibi, Acem gibi. Sizlerle, yan yana iki komşu halk olmak isteriz, davetlerimize icap ederseniz misafirlikte kusur etmeyiz.
Ama bizim ev işlerimizle, çocuklarımızın isimleriyle uğraşmak hem ayıptır, hem de dostluğa yakışmaz.
Kürdlük adına kim siyaset yapma iddiasında bulunuyorsa bulunsun, bu işin bir esası uslu bu kültürü olmalı.
Mili siyasetin, Milet olma hukukuna bağlı kalınmalı.
Yok, eğer illa Türk halkıyla birlikte geleceğimizi var etme ideasın da olunacaksa buda doğru temeller üzerinde olmalı.
Bu sağ sol yapmalar, insanı insan olmaktan çıkarmış.
Siyaset adına bu kadar kirlenme başka nerde görülmüş.
İnsanlarına oyun oynayarak idareci olunmaz.
Oyun oynamak, kele koparmak, tezgah düzenlemek Kemalistlerin yönetme anlayışıdır.
Kemalistler bu taktiği hep uygulaya geldiler, geldikleri yer ve oldukları nokta işte Türkiye tablosu.
Bu anlamda kimse kalkıp Kemalist solcu anlayışla biz Kürdlerin geleceğini inşa etme iddiasında bulunmasın.
Dışarıdan Milletvekili tayın edilerek ulusal dava başarıya varmayacağı gibi, halkların kardeşliği de bu hesaplarla pekişmez.
Hele hele güdümlü liderler, idarecilerle de halklar hiç özgür olamazlar.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


