Selahattin Demirtaş' a mektup 2
Sayın Salahattin, bir önceki bölümde konuya örnek olması açısından anlatmaya çalıştığım, fıkranın tabi ki, seninle bir alakası yok!
Sadece ülkemizi, işgal edenlerin nasıl insanları yetki sahibi yaptıklarını ifadelendirme gereğini duymuşum.
Bu tanımlama tamamıyla Kürd halkının özü itibariyle insan olamamış ancak mal ve yetkiyle adam olduğuna inanan ve ispatlamaya çalışanlara bir eleştiri ifadesidir. Kürd ülkesini işgal edenler uyguladıkları yanlış siyaset sonucunda kendileri de bu uygulamanın kurbanı olmaktalar.
Bu siyasetin bir sonucudur, seksen yılda, Türk yönetici sınıfı ile halklar arasında bir kavga sürüp gitmekte. Bu nasıl bir anlayışsa, adamlar kendi insanlarını küçümsüyorlar, horluyorlar, tersliyorlar. Kendi halkıyla kavgalı olan anlayışın nedeni ise kesin işgal ve talanla alakalıdır. Doğru insan, yanlış işlere ortak olmaz, olsa da en azından karşılaştığı haksızlıkları muhakeme eder, Kürdlerin bir öz deyişiyle. Dolayısıyla bu rejim ve onun sahipleri, doğru insanı, doğru düşüncey ibir araya getirmek istemediler, ya da engellediler
İşgalı, talanı gizleyebilmek, iktidarlarını sürdürebilmek için taraf oluşturma ihtiyacını hep duydular.
Taraf oluşturma çalışmalarını tabi ki birkaç yoldan geliştirmeye çalıştılar.
Rejim sahiplerinin kendilerine taraf kazandırma arayışları adeta zaman içerisinde bir hastalığa dönüştü.
Bu hastalıkta, Kürdler’de nasiplerini almışlar tabi ki!
Taraf ol, Vali ol, Taraf ol, başkan ol anlayışı toplumda doğru egemen anlayış kılındı.
Kürdlere kazandırılan bu anlayış sonucunda,
Türk hakim sınıfına taraf olan zayıf Kürd insanı
Vali, vekil yapıldı, birokrat, memur atandı kimin umurunda.
Taraf olma yoluyla görevlere gelen kişilerin icraatlarına gelince sanırım sen, benden daha iyi bilirsin?
Tek marifeti taraf olan biri, devlete karşı halkı temsil edebilir mi?
Bunu bilen devletin sahipleri artık Kürdleri daha etkin asimile etmek için bakın, Kürdler adam olmaz diyoruz, siz anlamıyorsunuz söylemini derinleştirdikçe derinleştirdi.
Baksanıza, çocuklarınızı, Vali, vekil yapmışız, buyurun size hizmet etsinler diye yapmıyorlarsa, biz mi engellemişiz?
Söylemi bu hesabın bir ürünü olsa gerek.
Devletin bilerek seçtirdiği bu çapsız insanların çapsızlığını dile getirmeyle, aslında, Kürdler üzerinde bir töhmet oluşturmak istiyorlardır.
Ve maalesef bu uygulamada oldukça da başarılı olmuşlar.
Rejimin kuruluşundan itibaren uygulamanın bu siyasi ideolojik hesabı yabana atmamak lazım.
Çünkü eğitim yoluyla insan bir yere kadar hazırlanabilinir.
Gerisi siyaset yoluyla hal edilir. Kürdlerin kendi elitlerine, yol bilenlerine olan güveni kırmak adına namuslu olan insanları ortadan kaldırdılar, bu sebepten, elit olmayan birkaç ağa aşiret reisini destekleyip onlar aracılığıyla halkımıza eziyet etme suretiyle, bakın işte, Kürdün ağasıda, beyi de böyledir diyerek her fırsata yüzümüze vurdular.
Eğer hafızalarımızda silinmemişse, Cizre Belediye başkanlığına, Kamil Atak, bu siyasetin iyi bir örneğidir.
Acaba Kamil Atak çok mu iyi bir adamdı da Generaller abu adamı Cizre halkının başına seçtiler.
Sonra bu adamın halkı idare etme yerine, insanlara Generallerin istekleri üzerine nasıl işkence yoluyla öldürdüklerine şahit olduk.
Bu uygulamalardaki amaç, Kürdlerin barbar olduklarının fotoğrafını
İnsanların bilincinde yaratmak, birde Kürdü, Kürde vurdurarak ykendilerine taraf oluşturmak!
Şeytanın bile aklına gelmeyen o karanlık tezgahlar örmek isteyen generallerin planları açığa çıkmamış olsaydı sanırım bu işleri de Kürdlere mal edeceklerdi! Allaha şükürler olsun ki, Hükümet ve Askeriye arasında bu iktidar kavgası başladı yoksa hepsini Kürdlerin üzerine atacaklardı.
Tabi ki bu kıymetli Yargıçlar, Generaller, Profesörler de, Kürd Üniversitelerinde eğitimlerini almışlar!
Diyeceklerdi belki, ama maalesef kendi halkına tezgah kuran, hile dalavere yapan bu marifetli adamlar cumhuriyetin okullarından mezun olmuşlardı.
Dolayısıyla bu eğitim tezgahından geçmiş olan marifetli, Kürd kendi halkınahizmet eder mi? Hele birde bu, Kürdün hocası, Yalçın Küçük ise, sen gel,de ki neden iki insanımız bir araya gelmiyor diye dert yan.
Sayın Selahattin, yıllardır Siyaset ve eğitim yoluyla insanlarımızın içine düşürüldükleri bu kötü kaderi değiştirmek ve yine siyaset yoluyla halkımıza dayatılan örgütsüzlüğü ortadan kaldırmak için Kürdler kendi mili değerlerindenbeslenecek ulusal rengi açık bir
Parti aracılığıyla tekrardan güçlü siyasi iradeyi ortaya çıkarmak adınahemen her namuslu insanımız çalışmış çabalanmış ve çeşitli fedakarlıklar dabulunmuştur.Senin bu gün başına geçtiğin Parti, bu insanların çabasıyla oluştuğunuinşallah unutmuyorsun.
Sevgili hemşerim bilmeni isterim ki yine bu uğurda, gerek toprağa kınını, gerekse alın terini akıtmış, Kürd evlatları, sen yokken onlar bu dava adına ailelerini, kardeşlerini bu partiye sahip çıksınlar diye senelerce çabalanmışlar, uğraşmışlar. Ve yine senden önce onlarca Kürd şahsiyet bu partiye liderlik yaptığını da unutma? Unutma ki, bu partin örgütlenmesini isteyen insanlarımızın en büyük arzuları bu Kemalist rejimin yıkılmasıdır.
Çünkü Kemalizm Kürdün imhası, inkarı olmuş yılar boyu!
Bu gün yıkılmaya doğru giden bu rejimin ayakta kalmasını kim isteyebilir bu halktan?
Tabi ki isteyenler var, ama ben, sana diyorum ki sen sen ol sen bu istek sahibi olanlardan olma!
Sayın Selahattin, taktir edersin ki senin bu gün başında olduğun Parti öncülüğünde Kemalistlerle geliştirilmek istenen ittifakın benzeri, tarihte, Kürd halkı gerek Alpaslan, gerek, Yavuz Selim, gerekse M. Kemal döneminde üç defa geliştirdiler ve her keresinde bu ittifakınkurbanı oldular. Bir daha bunun denemenin ne anlamı var? Bu ittifakların bir sonucudur ki, kendi topraklarımızda esaret şartlarında yaşamaya mahkum hale getirilmişiz.
Bunca acılardan sonra bir kere daha bu halkın, Kemalistlerle veya Kemalistsolcularla ittifak oluşturmamızı önerenlere bir soralım? Acaba Kürd halkınakarşı Türk Kemalist elit tabakada hangi insani temel düşümce değişikliği ortayaçıkmış da ikici cumhuriyeti birlikte kuralım diye yeni yol haritaları önümüzekoyuyorsunuz? Bir kere devletin elit kesimi, halen adımızı anmak istemiyorlar!
Baksana, Kürd halkının hakkını, hukukunu Kuzeyde savunan örgütlere, Ermeni,Güney Kürd oluşumuna da, Yahudi hareketleri demekteler.
Zırnık kadar değişmeyen bu anlayışa göre kendi tezgahlarından geçen, Kürd nasıl olur bir daha özgürlükten bahis eder. Bu öfkenin sonucu olacak ki adımızı bile anmak istemeyenlerle ittifak nasıl olur? Hele Sen bir temsil etiğin, Parti meclisinde bir bu konuyu tartış, eğer tartışa biliyorsan?
Devam edecek
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


