Anasayfa Yazarlar Nihat Budan Salhaddin demirtaş’a mektup 3

Salhaddin demirtaş’a mektup 3

Sayın Salhaddin, her canlının olduğu gibi insan eliyle kurulan rejimlerinde bir ömrü var.
Halkımızın ve ülkemizin inkarı olan, Kemalizm bir kırılma sürecine doğru yuvarlandığı günleri yaşıyoruz. Bu rejimin dağılmasını kim istiyorsa ona destek olmak görevlerimiz arasında olmalı.
Tarihte birkaç kere ortaya çıkmış fırsatları yerinde ve zamanında kendi ulususun mili çıkarları doğrultusunda yeterince değerlendiremeyen halkımız, bu sebepten hem ülkemiz dört parçaya bölündü ve hem de halkımız hak etmediği bir toplumsal yıkım felaketine maruz kaldı.

Kabul edelim ki, o dönemin siyasi öncüleri gereken adımı atamadıklarından, bu seksen yılda halkımız büyük acılar çekmiş.
 Coğrafyamız talan edilmiş, halkımızın ulusal toplumsal ortak bilinci tahrip edilmiştir.
Bu karanlık yılarda en başta eğitim adı altında, Çocuklarımız zehirlendi.
Bu okullarda,  kendi halkına komplolar kurmayı marifet sayan generaller, hakimler, Savcılar nasıl bir edep terbiye aldılarsa bu zehir bizlere de bulaştığını bilmemizde fayda var.

Dikkat edilirse kendi tarihi toplumsal geçmişini ret eden bir Kemalist insan tipi, bizim de ülkemizde yaygın ortaya çıkmış.

Tarihi toplum yapımızı beğenmeyen, her şeyi kendisiyle var olduğunu ifade eden bir anlayış peydahlandı?

Bu anlayışın sahipleridir ki, Güney Kürdistan’da, halkımızın elde etikleri o kazanımları feodal gerici iş birlikçi diye dillendirme ifadelerini kulana biliyorlar.

Kürd halkının birliği beraberliği yerine, ısrarla Kemalist rejim ile ittifak yoları aramaya çalışıyorlar.

Bu yaklaşımın ne denli sakat olduğunu bir doğu veya güney Kürdistan insanlarımızın gözüyle bakalım. Örneğin doğu Kürdistanlı bir parti ve onun yönetimi, biz kuzeydekilere deseler ki gelin, İran Molla rejimiyle ittifak kuralım arayışlarına karşı, tepkimiz nasıl olur?

Oysaki Kemalizmın kırılmaya başladığı bu süreçte, öncelikli olarak,BDP Kürdistan yurtsever güçler arasında siyasi, dini görüş ayrımı gözetmeksizin, Kürd ulusal birliği nasıl güçlenir siyasetini gündemine almalıydı, değil mi?

Bu çalışmanın hedefinde, Kuzeyli, güneyli insanlarımızın arasında örülmüş duvarları kaldırmak olmalıydı.

Çünkü bu rejimin yıkılmadan, asla özgür olamayız!

Bu sürecin temel görevi bu olması gerekirken, ancak, Kürdistan işçi partisi ve onun legal konumunda olan, BDP gelecekte müttefiklerimiz olabilen, Türkiye partileri ve örgütleri ile birlik kurmak için çırpınıp çabalanmaları sadece bu süreci sabote etmeye hizmet edecektir.

Bu yaklaşım yanlış! eğer bu süreçte başta, Kürdlerin siyasi birliği esas alınmasa, geçmişte halkımızın bir kesimi içine düştükleri o tarihi hata tekrarlanır ve unutmayın ki bu tarihi yanlışın sorumluları sizler olacaksınız.

Bu sebepten bilmenizde fayda olduğu düşüncesiyle bu sürecin halkımızın yararına gelişmesini engelleyen en başta bu gün senin başında olduğun partinin izlediği yanlış siyasi tutumdur.

Tarihte dikkat ederseniz hangi siyasi Kür örgütü veya partisi kurulmuşsa, kesinlikle kendi programlarına ilk madde olarak aldıkları ülkemizin hangi parçası olursa olsun, eğer kazanımlar olmuşsa, bu kazanımları esas alıp peyder pey ülkemizin diğer parçalarına taşırmak temel görev belirlemeye çalışmışlar.

Bu kararın pratik örneği, Muhabad Kürd Cumhuriyetinin kuruluş hizmetinde rol alan, Rahmetli

M. Mustafa Barzani anmakta fayda var.

Peki, Sayın Salhaddin, bu gün güney halkımızın elde etikleri kazanımları küçümseyen ve Federe Kürd devletinden uzak durmamızı isteyen her kim olursa olsun, Kürd sorunun çözümünde samimi olabilir mi?  Güney Kürd önderlere aşiret reisleri biçiminde yaklaşım ahlaki olur mu?

Oysaki tarihimizin en şahsiyetli önderlerimizin devamı olan,

Şex ubeydllah nehri ve onun ardıları, Şex Ahmed Barzani,

Şex Said’e Pali, Pir Seyid Rıza, Mala Mustafa Barzani geleneğinden gelen ve bu gün, güney halkımızın başında bulunan Sayın Barzani’den uzak duracaksak, halkımızın geleceği adına kimlere yakın olacağız ki?  Yoksa A. Öcalan’ın önerdiği üzere, M. Kemalin geleneğine mi uyalım?

Ona göre birinci geleneği sürdürmek “milliyetçilik, gericiliktir”

Birinci geleneği ret edip ikinci geleneği sürdürsek, pekki bu yaklaşımımızla, dünün ve bu günün emeğini, mirasını işkalcılara peşkeş çektirmiş olmuyor muyuz?

Bu çileli halkın mirasını, Kemalistlere peşkeş çektirmek mi ilericiliktir?

Sayın Salhaddin hiç şüphen olmasın, bu halk çok geçirmiş görmüş.

Tarihin bütün acılarından süzülerek hayata dair doğruları, yanlışları tecrübe eleğinden geçirerek yaşama kültürünü oluşturmuşlar.

Bu gün Kürd ulusal davasına sahip çıkan insanlarımızı milliyetçilikle, gericilikle suçlayanlara şunu sormakta yarar var?

Eğer bu gün kendi ana dilimizi dahi konuşabilmek için, Türk panzerlerine taş atmış küçük çocuklarımıza yaşlarından fazla cezalar veriyorsa bu Türkiye devlet idarecilerinin marifetidir.

Yine eğer bu gün insanın doğuşundan getirdiği temel hak ve yaşama değerleri mücadele etme yoluyla elde etmeye çalışıyorsak, bu da Kemalistlerin bir şerefidir.

Ama oysaki Kürd haklı, Zerdüşt inancından bu yana tüm insanlara karşı hoş görülerinin bir ifadesi olan,  Allahın huzurunda bile secdeye duruşunda önce yaşama hakkını yetmiş iki millete, sonra kendi evlatlarına istediklerini en azında kendiniz bunu biliyorsunuz.

Yüreği yaralı halkımız, tarihi yaşamsal tecrübelerden elde etikleri bu naif kültürün sonucunda, Kürdistan ve Anadolu topraklarına gelip yerleşen yabancı Türkmen Aşiretlerine ve de diğer tüm halklara karşı büyük bir hoş görüyle yaklaşmışlar ve yerli yabancıyı ayırt etmeden misafire en güzel döşeklerini sermişler.

Bu gün varlığımızı inkar edenler iyi bilirler ki hakikatın kendisi böyledir!

Sevgili hemşerim gerçeklerin gizlendiği bu topraklarda tabi ki sadece Kemalist zihniyeti eleştirerek ulusal özgürlük arayışlarımızda başarılı olamayız.

Birde Kemalizm’in, Kürd ayağını da hesaba katmamız gerekir diye düşünüyorum.

Kemalizmin Kürd ayağı önemli diyorum çünkü kuzey kürdistan parçasında siyasetin tek sahipleri olduklarını ida edenler, Kemalist rejimin askeri kuvvet mensuplarının yargılandığı bu dönemde bu yargılanmaya dair ülkemizde yaşanan bunca faili beli olaylarla ilgili tek bir dosya hazırlamışdeğiller?  Sonra on iki eylül, askeri darbe yoluyla, halkımızın ulusal bilincini silmek üzere yapılmış olan anayasayı değiştirme referandumu tartışıldığı bu günlerde, ancak senin başında olduğun partinin gündemindeyse, imralı'dan yapılan çağrılarla “bu oyuna gelmeyin bu değişikliğe katılmayın, bu referandum, Türk ordusuna yapılmak istenen bir komplodur”tartışılmakta.

Yine güney Kürdistan parçasında halkımızın elde etikleri kısmi gelişmelere karşı sıcak duygu belirtmek yerine, partiniz etrafında örgütlü olan insanlarımıza seslenerek, “emperyalistler burada küçük bir ulusçuk devlet kurarak, Kürdleri boğma hesapları peşinde”.

Bu sebepten kimseler dış güçlerin oyuna gelmesin” çağrıları yapılmakta.

Ve yine sizin kendi açıklamanız, “AKP demokratik kurumları ortadan kaldırmasına taraf olmayacağız” diyorsunuz.

Askeri faşist bir rejimin demokratik kurumları nasıl olur?

Peki bu talihsiz açıklamayı nasıl anlayalım?

Kemalist solcularla ittifak, askerlerin yargılanması için tek dosya hazırlamama, anayasa değişiklik reformuna karşı olma tavrı vb tüm bu olanları bir arada değerlendirirsek, bu duruma sen kendin ne diyeceksin? Kürdlere yapılan bu çağrılarda, Kürd sorunun çözümüne dair tek bir olumlu karar var mı?

Yoksa sizdemi diyorsununuz tüm bunların ne önemi var? önemli olan, Ömerli Köy’ünde, başkanın doğum günü merasimini tertiplemek, el öpmek, etek öpmek devrimci olmanın da, ilerici olmanın da en temel görevidir diyeceksiniz?

Taraf olanın gözü kördür derler ya, sanırım bu gün tam bu durum yaşanıyor, sizin temsil etiğiniz parti çalışmalarında.

İnsanın anlamakta zorlandığı gelişmeler bu olsa gerek.

Farz edelim ki deli, divane, peşmurde insanlarız, peki sizin gibi aklı başında adamlara yakışır mı bu halkın peşmurdelerini sürü halinde sıralara dizdirip el öptürmek? elerine tebrik toprağı sıkıştırmak?

Sanırım sizlerden önce bu sahipsiz insanlara olmasından fazla el öptürenler olmuş. BDP’nin de bu cepheye dahil olması sadece acılarımıza biraz daha tuz serpmiş olur.

Lütfen kendinize bir sorun, zere kadar bu halka sevgisi, saygısı olan birileri insanlarına bu manzaraları yaşatır mı?

Bilemiyorum, sevgili hemşerim,  bin bir emekle var olmak varlık sahibi olmak adına bunca emek ve çabanın sonucunda bu manzaraları hak etmiş miyiz?

Tüm bu olanları göz önünde bulundurup sana bu soruyu sormayı önemli buluyorum?

Kürd halkının özgür olma umuduyla, bu Partiyi kurmak adına kimi insanımız babasını, kimi kızını, kimi oğlunu vermiş bu yolda. Peki, seçim döneminde bu siyasetle nasıl bu insanların huzuruna çıkar kendilerinden oy isteye bilirsiniz?

Kürdistan toprakları üzerinde özgür bir gelecek adına bu partiye umut bağlamış insanların umutlarına öncü olmak veya olmamak tabi ki tamıyla sizin taktirinize kalmış bir durumdur.

Orta doğu dengelerinin değiştiği bu yıllar, unutmayınız ki halkımızın da kederi değişeceği yılar olacak.

Sevgili hemşerim, halkımız, yıllardır kendi kaderlerinde söz sahibi olabilme adına çektikleri acılara son vermek ve gelecekte barış, huzur ortamında yasayabilmek için, üstlendiğiniz görevi önemsiyorlar.

Tabi ki insanlar kardeşçe yaşamalı, insanların kardeşçe yaşama arayışları kutsal değerler arasında ele alınmalı? Ancak görüyorsunuz ki, kardeşlik tek taraflı olmuyor.

Dün aksakalı dedelerimizi idam etme yoluyla ruhumuzu incitenler, maalesef bu günde bu tutumlarını sürdürüyorlar ve bu yaptıklarını da kendilerine marifet sayıyorlar. Hele bir bakınız bu olanlara, Sayın Ahmet Tük bu saldırıyı hak etmiş mi? Bu anlamda, unutmayınız ki bu saldırı halkımız adına yapılan yanlış bir siyasetin sonucudur.

Umarım ve inanırım daha fazla izlenilen bu yanlış siyasette ısrar edilmesine fırsat verilmez ve yaşanan bunca tatsız hadiselerle tekrar tekrar acılarımız tazelenmez.  

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

25.04.2010

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile