Anasayfa Yazarlar Salih Aras İRAN, D. KÜRDİSTAN ve ULUSAL BİRLİK (2)

İRAN, D. KÜRDİSTAN ve ULUSAL BİRLİK (2)

altSalih Aras

„Dersim'de katliama başlandığında, artık Kürdistan'da bütün direnişler bastırılmıştı, etrafı sarıldı, Dersim izoleydi, yalnızdı.
Katliamın kaide ve kural tanımamasının en önemli nedeni buydu. Dış destek yok, iç destek tüketilmiş.
Bin yıllardır yabancı egemenliği kabul etmeyen Dersim, sonuna kadar direndi. Kemalistler Dersim'e kolay giremediler, yıllarca sürdü.
Dersim halkının kendi içinde birliği olmasaydı, yıllardır kuşatmaya alınan Dersim kendini dağlarını vadilerini ve ormanlarını koruyamazdı.
Dersim'den de geriye soylu bir direnişçi miras kaldı. Halkın kendi içindeki birliği ve diğer bölgelerle sürekli ilişki arayışı günümüzdeki politik güçlerden daha ileridir.“

 

 
                             İRAN,  D. KÜRDİSTAN ve ULUSAL BİRLİK     (2)
 

Kısaca geçmiş yüzyıla bakacak olursak, iki Dünya Savaşı (1914-46) arasındaki süreç, Kürdistan genelinde de isyanların, katliamların da yoğun olduğu bir dönemdir. Hemen belirtmek gerekirki, bu dönem bile Kürtler arasındaki birlik (son yarım asır düşünüldüğünde) daha ileridir. Bu dönem Kürdistan adına yola çıkanlar birbirleriyle çatışmadı. Yeterli bir dayanışma olmasada birbirlerine engel olmadılar. Çokça tartışıldı, 'Kürtler birlik olamadı' bu doğru değildi.
Kürtler dönemin koşullarına göre yeterli sayılacak birliğe sahiptiler. Ama dış koşullar (Dünya iki kamp biçimindeydi) hiç ama hiç Kürtlerin lehine olmadı. Tam anlamıyla her iki kampda sömürgecileri destekledi, Kürtler görülmemezlikten gelindi.
Sovyetler sürekli Kemalistleri, Emperyalist ülkeler ise diğer sömürgeci devletleri destekleyip, korudular. Bazen sömürgeci devletler saf değiştirdi ama, destekler eksik olmadı. (Ya Emperyalistlerin, yada Sosyalistlerin)
Şex Sait isyanı, G. Kürtleriyle ilişki içindedir. Bu ilişki boş bir ilişki değil dayanışma ve yardımlaşma var.
İsyan erken, (düşünülen hazırlıklar tamamlanmadan) patlak versede, kısa bir sürede, K. Kürdistan'ın orta kesimi tüm olarak (neredeyse Kuzeyin yarıdan fazlası fiili olarak kurtarılır) Bu küçümsenecek bir hareket değildir. Eğer güneyden Fransız desteği, kuzeyden Sovyet desteği olmazsa, Kemalistlerin
hareketi bastırma güçleri yoktur.
Dışardan müdahale olmazsa, Şex Said haraketi başarıya gidiyor.
Buradaki esas güç halkın birliğidir, bu birlik sağlanıyor ve G. Kürdistan'lada ilişki var. Dışardaki müdahale Kemalistlere güç veriyor, bu güç dengeleri bozuyor, yoksa Şex Said hareketi böyle kısa bir sürede bitirilemeyecek ve hareket ulaşamadığı alanlara da ulaşarak en güçlü birliği yaratarak başarıya gidecekti. Hareket bastırıldı ama soylu bir direniş, miras olarak kaldı.
 
Ağrı isyanında, Kürtler en büyük birliğe kavuşuyorlar. Hazırlıklar Kürdistan'ın dört parçasında, bölge ülkelerinde, Avrupa ve Amerika'ya kadar uzanan örgütlülük ağıyla devam ediyor.
Burada da Kemalistler tek başına isyanı bastıramıyorlar.  İran ve Sovyetlerin tam desteği var.
Tüm  bunlara rağmen isyanın bastırlması 3-4 yıl alıyor. Bölge yıllarca korunuyor, dört Türk savaş uçağı düşürülüyor. Burada etkili olan dış destekdir. Kemalisterin gücü değil. Burada Kürt halkının birliği yeterlidir, sorun bu değil, sorun İran ve Sovyetlerin harekete kendi sorunlarıymış gibi yaklaşımları ve destekleridir. Bu isyanda bu şekilde bastırılır. Geriye gelecek kuşaklar için güçlü bir direniş mirası kalır.
 
Dersim'de katliama başlandığında, artık Kürdistan'da bütün direnişler bastırılmıştı, etrafı sarıldı, Dersim izoleydi, yalnızdı. Katliamın kaide ve kural tanımamasının en önemli nedeni buydu.
Dış destek yok, iç destek tüketilmiş. Bin yıllardır yabancı egemenliği kabul etmeyen Dersim, sonuna kadar direndi.
Kemalistler Dersim'e kolay giremediler, yıllarca sürdü. Dersim halkının kendi içinde birliği olmasaydı, yıllardır kuşatmaya alınan Dersim kendini dağlarını vadilerini ve ormanlarını koruyamazdı.
Dersim'den de geriye soylu bir direnişçi miras kaldı. Halkın kendi içindeki birliği ve diğer bölgelerle sürekli ilişki arayışı günümüzdeki politik güçlerden daha ileridir.
Örneğin; Seyit Rıza'nın Ağrı isyanı öncesi büyük devletlerin elçiliklerine gönderdiği mektuplar var.
Kemalistlerin Kürdistan'da katliamlar yaptıklarını ve dahada yapacaklarını belirtip, uluslar arası destek arayışına girer.
Aynı şekilde Hoybun Hareketi Dersim ve Koçgiriye ulaşmak çabasındadır. Yani o dönem güçlü bir ulusal birlik yaratmak için  herkes yoğun bir faaliyet içindedir. Bunların önünde en ciddi engel ve müdahale güçlü devletlerden ve onların sömürgeci devletlere yardımından kaynaklanıyor.

Muhabat Kürt Cumhuriyeti'de, D. ve G. Kürtlerinin birliği ve ittıfakıyla kuruluyor. Böyle bir güç birliği olmasaydı, zaten Kızıl Ordu destek vermezdi. İran'ın arkasında direkt İngiliz emperyalizmi vardı, Mahabat Cumhuriyeti'nin arkasında da Kızıl Ordu vardı. Bu durumda Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin yaşama olnakları mevcuttu.  Ancak Kızıl Ordu'nun D. Avrupada'ki çıkarları için, Mahabat Cumhuriyeti'ne olan  desteğini çeker.
Ama ingilizler İran'a destek olmaya devam ederler. Mahabat Kürt Cumhuriyeti'nin  Cumhurbaşkanı, (Qazi Muhammet) halkı için gönüllü idam sehbasına gider. Genarali, M. Barzani kedisinden bayrağı devralarak dağlara yönelir. Mahabat Cumhuriyeti'inde geriye derslerle dolu direniş mirası kaldı. Gelecek kuşakların manevi gücü oldu.
 
Kürtlerin bu dönemki  ilişki, ittifak ve birlik arayışları, Kemalist hareketten daha ileridir. Uluslar arası faaliyetleride bu düzeydedir. Anti-emperyalist olmada da (Kemalistler ne anti-emperyalist ne anti-islamist ne de anti-sosyalist oldular çıkarları neyi gerektirdiyse onu yaptılar) Kürtler bu dönem Ortadoğu'da en belirgin özelliğe sahipler.
G. Kürdistan'da İglizlere karşı Şex M. Berzenci hareketi var, K. Kürdistan'da Fransız'lara karşı Antep, Urfa ve Maraş' da direniş var. Şex Mahmut
Berzenci'nin, Lenin'e mektupları var, ; anti-emperyalist mücadeleden ve ulusların kendi kaderini tayin etme hakkından bahseder ve yardım ister. 'Dünya Proleteryasnın ve ezilen halkların lideri' cevap verme gereği bile duymaz.
Yani geçmiş ittıfak ve ilişkiler  günümüzden daha ileriydi, o dönemin dünya koşulları ve çıkar çelişkileri fazla kürtlerin lehine değildi. Şimdi ise Kürtler arası ilişki ve ittifak, geçmişe göre daha geridir. Ama Dünya koşulları  (faydalanabilirsek) oldukça lehimizedir.
Kırk yıldır 'mücadele' eden PKK ne yaptı? Diyarbakır Direnişi soylu  bir direniştir ve güçlü bir direniş mirası bıraktı. Abdullah'ın burada payı yoktur. Zaten bu direnişide küçümsedi (diğer Kürt isyanlarını küçümsediyi gibi) İmralı'ya getirildiğinde; 'Ben ucuz kahramanlık yapmam, yaşamam gerekiyor' dedi1990 Bekaa'da yapılan cezaevi Konferansı'nda, 'orada benim ruhum direndi, siz kendinizi bir tas çorbaya sattınız', diğerek zindan direnişçilerini küçümsedi. Kendisi (zindan diyemem) sahipleriyle karşılaşınca ne ruhu kaldı ne de bedeni. Onbir yıldır Kamilizmi haykırıyor.
 
Silahlı mücadeleye gelince; 15 Ağustos eylemlerine kadar, direk müdahalesi olmadığı için, ülkeiçindeki küçük birimler, halkın yargı değerlerine saygılı, ulusal birlik espirisiyle hareket ediyorlardı. Buda olumlu gelişmelere zemin hazırlıyordu. 1980 öncesine yönelik, halkın birliğini bozan, sınıf kavramından hareketle hedef alınan bir çok kesim ve diğer kürt örgütlerine yönelik saldırılar konusunda, I. Konferans (1981) ve II. Kongre'de (1982) öz eleştiriler verilmişti. Amaç devrimdi,
bu anlamda halkın birliği ve ulusal bir cephe başarı için kaçınılmazdı.
 
Silahlı mücadeleyide tam kontrolüne alan, Abdullah ve ekibi, sömürgeci devletlerin istihbarat örgütlerini ittifak  olarak esas almaya başladılar. Artık amaç devrim değildi, devrimin dört parçadaki potansiyelini tüketmekti. Bu süreç devam ediyor.

Geçmişi eleştirmek yok saymak kolay. Peki siz ne yaptınız? Çeyrek asırdan fazla bir süredir devam eden silahlı mücadele ile neyi kazandınız?
Kurtarabildiğiniz K. Kürdistan'a ait bir çakıl parçası bile yoktur.  Çok kısa sürede, K. Kürdistan'ın yarısını fiili olarak kutarıp
iki-üç ayda olsa korumasını bilen bir harekete ne hakla saldırıyorsunuz?
Sizden geriye ne kaldı?
Çağ dışı miadını doldurmuş, ırkçı-faşist Kemalizmi Kürtlere 'umut' olarak göstermekten başka bir uğraşınız var mı? Birde ulusal birlikten bahsediyorsunuz, hangi ulusal birlik?

Türklerin, Arapların ve Farsların mı, yoksa Kürtlerin mi? Sorun sizin dışınıza taştığı için 'ulusal birlik' diyorsunuz. Ama yaptıklarınız hiç bir zaman ulusal birliğe uymadı. Ulusal birlik, Çatı Partisi, D. Perinçek, Y. Küçük gibi Ergenekoncular ve MİT müsteşarlarının, ittifakıyla olmaz. Kürdistan
tarihine ve değerlerine saygıyla başlar. Ey Raqib'le, Korkmaz sönmez farklıdır. Önce bunu ayırt etmeniz gerekiyor. Parti bayrağı Ulusal bayrak olarak yutturulmaz, ulusal birlik için ulusal bayrağa saygılı olmak gerekiyor.Türk bayrağını öpenin, Kürt Ulusal Birliği'nden bahsetme hakkı olamaz!!! Kürt Ulusal Marşı'nı inkar edip, düşürülmüş birine yazdırılan; 'Apo gibi dağ kartalın bazın var. O'nu izler yiğit oğlun kızın var' sözleriyle başlayan ve tümüyle türkçe yazılan, baştan sona Abdullah'a övgülerle dolu, ilk okul çucuklarının Atatürk'e yönelik yazdıkları bir şiir gibi devam eden bu şiiri ulusal marş diye kabul ettirmeye çalıştınız, ama tutmadı komik kaldı. Önce kürde saygılı olmasını öğrenin. Sonra birlikten bahsedin.
 
İran'da Kürtlere yönelik yoğun bir imha ve bitirme hareketi devam etmektedir. Halk sürekli baskı altında, aydın ve devrimcilerin idam edilmesi günlük olarak sıradan bir olay olmuş. Gösterilen tepkiler İran'ın umurunda bile değil. İran'ın böyle rahat davranmasının nedenleri var, yazımın başlangıcında, bölgesel ve uluslar arası destekden bahsettim.
Bir diğer önemli yanı daha var; D. Kürdistan'daki halk  örgütlü değil. Buda İran'ın bu kadar kuralsız davranmasına fırsat veriyor.
Kürdistan'ın dört parçasında, kendi değerlerine, kültürüne ve tarihine en çok bağlı olan D. Kürdistan halkıdır. Bu dönemde en örgütsüz parçada, D. Kürdistandır. Halbuki en örgütlü parça olması gerekirken, neden bu duruma ulaşamadı? Buradan bakmak gerekiyor. Ulusal birliğin, gerekleri ve önemine girmek istemiyorum. Bunlar biliniyor.
Daha 1980 öncesi, tüm Kuzeyli Kürt örgütlerin bu konuda yeterli, olumlu açıklamaları var. Söyleyecek farklı bir şeyim yok.  sadece birliğin nasıl  engellendiğinden
bahsetmek istiyorum. Birlik, Cephe ve dayanışma olmadan başarı olmaz. Oluşan birlik ve güç karşısında düşman-düşmanlarda haddini bilir.
 
1980 öncesi nasıl ki, K. Kürdistan'da birlik engellendiyse, D. Kürdistan'da da (farklı nedenlerlede olsa) engellendi. Halkın birlik-bütünlüğü tahrip edildi, bu gün hep doğuda ve hemde, Kuzey ve küçük güneyde halkımızın sömürgeci güçlere karşı savunmasız kalmasınında temelleri atılmış oldu.
Bu G. Kürdistan'da da yapılmak istendi ama başarılamadı. Güney'in köklü iki oluşumu (PDK ve YNK) deneyim ve tecrübelerinden dolayı buna fırsat vermediler. Ama halende uğraşıyorlar.

 
                      26.05.10    devam edecek
                      
                      Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile