Anasayfa Yazarlar Salih Aras 15 AĞUSTOS VE SİLAHLI MÜCADELE.

15 AĞUSTOS VE SİLAHLI MÜCADELE.

kardelenqSalih Aras


15 AĞUSTOS VE SİLAHLI MÜCADELE.


20. yüzyılın son çeyreğinde, Kürdistan genelinde ve özel olarakda K. Kürdistan'da önemli tarihsel olaylar yaşandı. 15 Ağustos'un, 26. yıl dönümü ve yine 15 Ağustos'un siyasi temellerinin perçinleştiği, 14 Temmuz, Siyasi savunmalar ve zindan direnişi Halkımızın tarihinde  çok belirgin bir etki bırakan önemli olaylardan ikisidir. Yıl dönümü nedeniyle bu iki tarihi olaya biraz değinmek istiyorum.

Diyarbakır Zindan Direnişinden etkilenerek, PKK'ye katılan biriyim. PKK içindeyken gerekli görülen raporlarımda defalarca belirmiştim. En son Bekaa Vadisi'inde de çok 'özel' sorulan sorular temelinde hazırlanan raporlarda da, 'PKK'ye neden katıldınız?' sorusuna verdiğim cevap; Diyarbakır Direnişi'nden etkilendiğim için' olmuştur. 1980 yılların ilk yarısında PKK'ye katılımların nedeni, yüzde yüze yakını Zindan direnişleridir. İkinci yarısında ise bu direnişlerin yaratmış olduğu 15 Ağustos Silahlı Atılımı'dır.

14 Temmuz çok acı veriyordu, insanı derinden yaralıyordu. M. Hayri'nin mahkeme görüntüleri muhteşemdi. Bir deri bir kemik yığını haline gelmiş Hayri, ideallerinde hiç taviz vermedi. Halkımızın Direniş Tarihi'ne yakışır bir savunma yaptı.
Düşmanın kendini en güşlü hissettiği kalesinde, Hayri; 'Politikamız Şiddettir' diyordu. Bunun anlamı açıktı; silahlı mücadele yani uzun vadeli Halk Savaşı. İşte Hayri'nin bu emri 15 Ağustos Silahlı Atılımı'nda ifadesini buldu. T. C, geleceğimizi karartmak için Zindanlardaki tutsaklara akıl almaz bir vahşetle yüklendi. Diyarbakır Zindanı pilot bölge seçildi. Düşman sonuca burdan gitmek istedi. Ama en büyük yenilgiyide buradan aldı.

15 Ağustos, 14 Temmuz'un devamıdır. Çok önemli bir fark var; 14 Temmuz bir savunmadır, 15 Ağustos ise saldırıdır.
Her iki tarihi olayda binlerce yıllık tarihimizin önemli ve görkemli kesitleridir, etkileri tarih boyunca devam edecektir.
14 Temmuz, M. Hayrı Durmuş'un şahsında somutlaştı, Kürdistan Halkı'nı derinden etkiledi. Her türlü donanıma sahip düşman ve düşünce anlamında bile olanaklara sahip olmayan Kürdistan'lı tutsak direnişçilerin savaşımıydı. Burada güçlü gibi görünen sömürgeci T.C faşizmi kaybetti. Bu gün işlemez duruma gelen ve yasaları değiştirilmek zorunda kalan T.C sistemi, en büyük darbeyi Diyarbakır direnişinden aldı.

Diyarbakır'daki vahşet, ve bu vahşete karşı olan direniş 15 Ağustos'u yarattı.  Her iki olayda da düşmanın açık saldırılarına karşı görkemli direnişler oldu. Ancak daha  çok 15 Ağustos sonrası yoğunlaşan oyun ve entrikalarla baş edilemediği için halen mücadelemiz istenilen düzeye gelemedi. Oyun ve entrikalarla mücadelemiz anlamsızlaştırılmak istenmektedir.

Mücadeleye sahip çıkma adı altında, hem 14 Temmuz'a ve hemde 15 Ağustos'a saldırılar oldu. Kazanımları yaratan militan-önder güçler tasfiye edildi. Çok sinsici yapıldı, bu tasfiye olayı halende yeterlice anlaşılmış değildir.

İmralı ile Diyarbakır'ı kıyaslamak gerekiyor. M. Hayri ile A. Öcalan'ın mahkeme savunmalarını yanyana koyup anlamak gerekiyor. Biri mahkemeye bir deri bir kemik yığını halinde çıktı, asgari hedefimiz , 'Bağımsız Birleşik Demokratik Kürdistan' dedi. Diğeri günlük üç doktor kontrolündedir, mahkemeye çıktığında, 'izin verilirse hizmete hazırım' dedi.

Biri akıl almaz işkencelere karşı direndi ve 'direnmek yaşamaktır' dedi. Diğeri hiç işkence görmedi ama 'yaşamak direnmektir' dedi. Değerleri kimler yarattı ve kimler değerler üzerinde tepiniyor, artık anlaşılması gerekiyor.

15 Ağustos; Halkımızın yüreğinin derinliklerinde olan çok özel ve gizli bir istemdi. 15 Ağustos 1984'de bu istem gerçekleşti. Diyarbakır Direnişçileri savunmaya değil saldırıya geçmişlerdi. Acının yerini sevinç aldı. Direniş zindanlardan dağlara yayıldı. Her iki olayın etkisinide insanlarımız üzerinde yakınen gördüm. 14 Temmuz çok üzdü, 15 Ağustos ise çok sevindirdi. Olay bir bütündür, her ikisinde de güçlü kaznımlar var, ancak koşullar farklı, birinde elinde silah var diğerinde kelepçe. Halkımızı üzen kelepçelerdi, sevindiren ise, silahlardı. Olay sadece PKK'eyle sınırlı değil. Tüm Kürdistan Halkı'nı etkiliyordu. Aktif politikayla hiç ilgilenmeyen ve çoğunluğu temsil eden Kürdistanlı kesimler bile 14 Temmuz ve 15 Ağustos'tan çok etkilendiler. Ben insanların nasıl çok üzüldüklerini, Zindan Direnişçilerinin mahkemelerden tüm Dünya'ya yansıyan görüntülerinden gördüm, (Kürtler için söylüyorum) ve 15 Ağustos Silahlı Atılımı'ın duyulması ilede insanların nasıl çok sevinebileceklerini gördüm. Bir acı, bir sevinç ama bir bütün...

Özellikle Ortadoğu'da silahlı güç olma önemlidir. Hele bir ulusal kurtuluş hareketi mutlaka bu güce sahip olmalı. K. Kürdistan'da 15 Ağustos Silahlı Atılımı olmasaydı, kitlelerin mücadeleye katılımı bu denli yoğun olmazdı. G. Kürdistan'daki mevcut kazanımlarda da belirleyici olan silahlı mücadele olmuştur. Silahlı güçlerde amaç için, bir araçtır. Tabiki uygulama biçimi önemlidir. Ama bulunduğumuz çoğrafyada olması önemli ve belirleyicidir.

15 Ağustos, kanlı başlamadı, Eruh'a 14 Temmuz Silahlı Propaganda Birliği olarak girildi. Şemdinli'ye ise 21 Mart Silahlı Propaganda Birliği. Yani Diyarbakır Zindan direnişçilerinin adına girildi. Eruh altı saat kontrole alındı ve KUKM'nin propagandası yapıldı. M. Korkmaz'ın yönetiminde 20 dolayında silahlı gerilla isteselerdi onlarca resmi görevli ve sivil öldürebilirlerdi. Bir yanlışlık sonucu yaralanan, bir asker çocuğu bile sağlık ocağına tadavi için götürülür. Yani kurşun adres tanıyor. Haklı davamızın çok güçlü bir temsili ve silahlı olarak temiz bir başlangıcı yapılıyor. Sonraki yıllarda ise, 'kurşun adres tanımaz' oldu.

Biz geçmiş tarihimizin bir devamıyız, ne birden bire ortaya çıktık ve ne de birden bire kaybolacağız, Halkımızın tarihinde yenilgilerde var, ihanette var, direnişde var. Direnişler her zaman belirleyici olmuştur. Bu gün bir halk olarak varsak direnişçi yanımızın güçlü olmasından dolayıdır. Yenilgiler, Halkımızı kazanmak için daha çok
bilemiştir. İhanet ise cezasını bulacak.

14 Temmuz'unda, 15 Ağustosun'da amacı Bağımsız Kürdistan'dır. Onların yolundayız. 'Kürtlere devlet gerekmez Türkiye vatandaşlığı yeter' diyenlerin peşinde gidenler düşünsün...


YAŞASIN 14 TEMMUZ, 15 AĞUSTOS VE BAĞIMSIZ KURDISTAN.

15 Ağustos 2010  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile