Anasayfa Yazarlar Selim Çürükkaya Kahramanlar gibi karşılandılar!

Kahramanlar gibi karşılandılar!

altSelim Çürükkaya / Geldiler!
Kahramanlar gibi karşılandılar.
Seyyar mahkemeler onları suçsuz gördüler.
Televizyonlar onları yüzbinlerle gösterdiler.

Ama  gösterileriyle bazılarını rahatsız ettiler
Televizyonlarla gazeteler öyle söylediler.
Kürtler sevinmemeli dediler
Hele hele sevinçlerini dışa vurmamalıydılar!

Neden?
Çünkü Türk halkı istemiyor!
Neyi istemiyor Türk halkı?
Kürt halkının sevinmesini!
Niye istemiyor?
Onlar sevinirse, biz üzülürüz diyorlar!

Peki bu Türk halkı kendi gençlerini davul zurna ile Kürdistan’a  göndermedi mi?
Daha doğrusu  gençlerini ne için Kürdistan’ a gönderdiğini biliyor mu?
Bilmiyorsa biz açıklayalım, yirmi yıldan beri Türk askerinin Kürdistanda ne yaptığını!

Milyondan fazla Kürde işkence yapmıştır
On binlerce Kürdü öldürmüştür
Yüzlerce Kürt kadına tecavüz etmiştir.
Beş milyon Kürdü toprağından sürmüştür.
Dört bin köyü yakıp yıkarak boşaltmıştır.
Ormanların büyük bir kısmını yakmıştır
On yedibin "faili meçhul" cinayet işlemiştir
Kürtleri karolifer kazanlarında ve asit kuyularında yok etmiştir.
Bazı Köylerde köylülere toplu halde bok yedirmiştir.
Ve Türk halkı çocuklarını, bunları yapmaları için  davul zurna ile Kürdistan'a yollamıştır.
Peki onlar davullları zurnaları çalarken, Kürt halkının üzüntülerini dikkate aldılar mı?

Hayır!
Dikkat edin, Kürtler Türkleri öldürmek için çocuklarını  davul zurna ile dağa yollamamışlardır..
Onları dağdan indirmek, Türklerin öldürülmesini engellemek için davul zurna çalmışlardır..
Ama Türkler!.

Şimdi Kürtler artık savaşmamak için dağdan inmek istiyorlar.
Türk halkının buna sevinmesi, bayram yapması gerekirken, sevinmiyor üzülüyor.

Eskiden dağdan inen, teslim olan kürtleri, Kürtler lanetlerdi, Türk yetkililer bu lanetlenenlere ilgi duyardı.
Şimdi Kürt halkı dağdan inenleri kutsuyor, bu kez Türk halkı kızıyor:

Bu nedir biliyormusunuz?
Bu iki ayrı milletin ortaya çıktığını gösteriyor.
Kürtlerin sevindiği şeye onlar üzülüyor.
Türklerin sevindiği şeye ise Kürtler kahr oluyor.
Realite bu, gerçek böyle!
Peki bu iki halkı beraber, birarada tutacak bir yol yok mu?
Veya  bu süreci devam ettirecek ortak bir akıl bulunamaz mı?

 Birincisi;  AKP bu sorunu çözecek kuderette değildir.
Türban meselesinden bile bunu anlıyoruz.
Milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı, eşlerinin başlarının örtülmesini yasal hale getirmek istiyorlardı.
Yasayı bile çıkardılar, ama uygulayamadılar.
Çünkü iktidar değillerdi!.
O kadar küçük bir sorunu çözemeyen bir yarım iktidar, kocaman Kürt sorununu nasıl çözer?

Ordu kesinlikle Kürt sorununun çözümünü ve hatta çatışmaların bitmesini istemiyor!
Biz bunu, Baykal, Bahçeli ve Öcalan’ ın tavrından rahatlıkla anlıyoruz.
Bu gerçekleri dile getiremeyenler, suçu dağdan indiği için sevinen kürtlerde arıyorlar.

Halk Habur' da; Nusaybin’ de, Cizre' de Diyarbakır’da sokağa çıktığında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül televizyonlara çıkıp:
"Doksan yıldan beri Kürt halkı inkar edildiği için, ben devlet adına özür diliyorum deseydi"
Başbakan Recep Tayıp Erdoğan ekranlardan:
Ey Türk  ve Kürt halkı, 30 yıldır süren bir savaş sona erdi, bundan sonra çocuklarınız ölmeyecek, bu günü bayram ilan edin ve sokaklara inerek şenlik yapın" deseydi.

Kars’ tan Edirne’ ye kadar Kürdü Türkü ortak bir bayram kutlasaydı. Ve bu bayramdan sonra Kürtlerin bütün ulusal hakları teslim edilseydi
Belki bir umut vardı.
Ama Kürt sevindi diye
Türk kızarsa
Ve Türk Kürdü öldürmek için oğullarını davul zurnayla dağa yollarken
Kürt davul zurnayla çoçuklarını silahsızlandırıp indirdiği için yineTürkü  kahr ediyorsa
Kürt, aklını başına toplamalı ve kendi geleceğini kendisi kurmalı, kendi ülkesinde bağımsız ve özgür yaşamanın yolunu aramalıdır. Kurt ile kuzunun aynı yatakta yatmasının artık mümkün olmadığını da anlamalıdır.
Selim Cürükkaya
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
www.madiya.net
www.diyarbakirzindani.com
www.kurdistan-aktuel.org



 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile