Anasayfa Yazarlar Selim Çürükkaya Çöldeki Meşe Ağacı 3

Çöldeki Meşe Ağacı 3

 Selim Çürükkaya / altHevler diğer bir adıyla Erbil kadim bir şehir. Yeryüzünün en eski kalelerinden (***) biri bu şehirde. Millattan çok önceleri inşa edilmiş bu kale, tarhin en eski tanığı olarak ihtişamlı bir edayla yapma bir yükseltinin üzerinde hala duruyor. Kalenin duvarları arasında kimseler yaşamıyor artık. Eski yapılar Birleşmiş milletler tarafından korunmaya alınmış, onarım ve restorasyon bekliyor.

Hevler şehri kalenin dışına yayılmış, göz alabildiğine  büyümüş bir şehir. Bana anlatıldığı kadar, şehirin master planını Almanlar yapıyor. Çarşının yolları hayli geniş. Arabalar için üç gidiş üç geliş yolu vardır. Dikkatimi çeken şey, şehir içindeki  bazı astvalt yolların kenarında yaya geçidi ve bisiklet yolunun olmamasıydı. Gerçi  Hevler de çok az biziklet gördüm.

Ama işin ilginci şehir içinde yaya olarak dolaşanlar , bisikletlilerden daha azdır. Bu duruma bakıp arkadaşıma, bu şehirde yayalar olmadığı için mi yaya geçitleri yapılmamış, yoksa yaya geçitleri olmadığı için mi kimseler yaya dolaşamıyor diye sormuştum.
Hevler’in  yolları hakkında yazmışken biz ortadoğuluların bir türlü terk etmediğimiz bir özelliğinin buradada  tekrarlandığına tanık oldum. Avrupalılar bir yeri inşa ederlerken, önce, kanalizasyon, su, telefon, elktrik  işini hal ederler. Ondan sonra yolları yapar, çimleri ve ağaçları dikerler. Biz önce yol yaparız, kenarlarına ağaç dikeriz, gerekli yerlere çim yerleştiririz. İşimiz bittikten bir müddet sonra, aklımıza gelirki kanalizasyon yapmamışız, hemen işe başlarız, yaptığımız yolu bozar, diktiğimiz ağaçları söker, yerleştirdiğimiz çimleri kaldırır, kanalizasyon proplemini hal edince, tekrar asfaltı döker yolu yaprız, bir müddet sonra aklımıza gelirki yüksek gerilim hatlarını yere gömmemişiz, yeniden yolu bozar bu kez kablo gömeriz
Hevler de de böyle bir durum olmuş  ki  şimdi yolları bozmuş kanalzasyon borularını döşüyorlar. Yaya geçitleri, bisiklet ve sakat arabalarının geçiş yerleri için yapılan yolların birkaç kez daha bozulacağı kesin gibidir.

Yollar üzerindeki hummalı çalışmalara, yapılmış yollara ve köprülere bakıldığında geleceğin modern şehrini hayal etmekte zorlanmazsınız. Yollar hakkındaki eksiklikleri izah ettikten sonra, Şehrin Parkları hakkındaki mükemeliyeti anlatmadan geçmek haksızlık olur. Sami Abdurrahman parkı gerçekten görülmeye değer. Çok geniş bir alan üzerine kurulmuş bu parkı gezdiğinizde huzura erersiniz. Havuzları, fıskiyeleri, yolları, ağaçları ışıklandırmasıyla inanılmaz güzellikte bir park ve büyümek için zamana ihtiyaç duyan, kulaklarınıza bir şeyler fısıldamak istercesine bakan cins cins ağaçlar…

Parlementonun karşısında kurulmuş parkı dolaşırken ağaçların etrafındaki otları kazarak temizleyen yaşlı adam dikkatimi çekti. Yoldan ayrılarak yanına gittim, selam verdim, kurmanci olarak hal hatır sordum. Yüzü gülüyordu. Sorduğum sorular, aldığım yanıtlar aşağıdaki bibidir.
Kaç yaşındasın amca?

Altmış
Hala çalışıyrsun demekki?

Ne yapayım elhamdulillah kuvvetim yerinde
Sadece bu parkta mı çalışırsın?
Hayır, Hevlerin bütün parklarında çalışırım
Parklarda çalışan kaç kişi var?

Hepimiz ikibin kişiyiz
Maşallah ikibin kişi!
Evet biz yaşlılara bu işi vermişler.
Parklarda çalışanlar ın tümü yaşlı mı?
Hepimiz yaşlıyız
Her gün mü çalışıyorsunuz?
 Haftada beş gün, günde  birkaç saat çalışırız, ağaçlara bakar, otları temizler, yolları düzeltiriz .
Maaşınız ne kadar?
Maaaş dedi, güldü. Azdır diye devam etti.
Ne kadar diye ısrar edince 200 dolar dedi.
Peki çocuklarınız var mı diye sorduğumda "evet en büğüğü bir dairede genel müdürdür" dedi.

Aynı parkta çalışan başka bir yaşlı adama sorduğum sorularımın yanıtlarını alınca, yaşlılar için bu işi icat eden kişinin zekâsına hayran oldum. İçişleri bakanlığı binasına yakın bir parka konulmuş spor aletleri dikkatimi çekti. Bir spor merkezinde  bulunan araçların hemen tümü buraya konulmuş, isteyen çıkıp parasız olarak spor yapabiliyor. Sait hoca ile birlikte aletlerle spor yaparken bizi izleyen iki yaşlı dikkatimi çekti. Öğrendim ki onlarda bu alletlerin bakıcısıydı.

Hevler kalesini de gezdik, millattan önceye ait daracık sokakları dolaşırken geçmiş kulaklarıma  bin bir öyküyü fısıldıyor, gözlerim onbin yıl önceyi görüyordu sanki. Kalenin ön tarafındaki kapıda oturarak kitap okuyan Ahmedi Xani nin kocaman beyaz heykeli bana çok şey anlatıyordu.
 Ve ben Hevler kalesinden çıkarak eski çarşının canlılığına dalıyorum.
Kokulu zeytin yağından yapılmış sabun satanlar, incir, çekirdekli siyah üzüm, Pestil, dut pekmezi pazarlayanlar… Rengarenk kumaşlar, çeşit çeşit küllahlar, antik ve modern giysiler, para satanlar….
Çıkmak istemezsiniz bu çarşıdan, hele altın, bilezik gerdanlık küpeleri vitrine asmış altıncılara baktığınızda ağzınız açık kalır. Bir kuyumcu dükanının önünde durdum belimde silahım vardı. İçeri girdim. Selam verdim, silahımı dükkancıya gösterdim, dedim ki şimdi silahımı çeksem bu bir soygundur desem, ne yaparsın, ne gibi tedbirin var?

Adam hiçbir tedbirim yok, ama kurtuluşun yoktur dedi. yani basabileceğin bir düğmen, polisi çağıracağın bir zilin yok mu dediğimde, hayır cevabını verdi ve güldü. Kuyumcu dükkanını iyi işler deyip terk ettiğimde, bu çarşıda soygun ve hısızlığın hiç olmadığını öğrendim.

devam edecek
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


(***) Asurlular zamanından kalan Erbil (Arba-İlu) Kalesi, 1190’da Muzafferiddin Kökböri tarafından yenilenmiştir. 1731’de Nadir Şah’ın kuşatması sonunda tahrib olan kale, Osmanlı döneminde 1849 yılında tamir edilmiştir. Bugün sağlam durumdadır. Yukarı Erbil olarak bilinen kale ve kale içindeki mahalle, köni şeklinde yığma bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 15 m. yüksekliğinde surlarla çevrili olan Erbil Kalesi, XIX. yy. da savunmadan çok yerleşme alanı olarak kullanılmıştır. Geniş duvarların üst kısımları geriye doğru daralan asma katlar şeklinde konak, ev, depo gibi yapılar şekline dönüştürülmüştür. Kalenin, bugün 3 kapısı mevcut olup, modern trafiğe elverişli hale getirilmiştir. Kale içindeki evler yüksek duvarlarla çevrili, dar sokaklarla geçilen birer küçük kale niteliği taşımaktadır. Yığma tepe altında, kubbeli dehlizler ve sarnıçlar mevcuttur. Bugün kalede hayat bütün canlılığıyla devam etmektedir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile