Çöldeki Meşe Ağacı 4
Selim Çürükkaya / Hevler den sonra Akre' ye gitmeye karar vedik, daha doğrusu bir dostumuz bizi oraya davet etti. Zaten geldikten hemen sonra bir arabamız olmuştu geçici olarak. Adıda monika idi. Zan edersem biraz iriyarı olduğu için bu ismi vermişlerdi arabaya. Hani şu Monika Lewinski var ya! İsimin oradan geldiğini söylediler bana .
Hatta Binevş adında başka bir araba varmış . Binevş Kurd - sat televizyonunun güzel sekreteriymiş. Merziye isimli arabadan dolayı ses sanatçısı Nasır Razazi nin rahatsızlığını Mam Celal’e bildirdiği, elinden bir şey gelmediğini söyleyen Mam Cela’in “Ne yapayım benim adımı da çok ucuz bir telefon’a vermişler, cevabını verdiği bile fıkra halinde anlatılmaktadır. Hatta Mam Celal isimli telefonun çok kalın olduğu, kek Mesut adı verilen telefonun ise küçük oduğu bile söylenmekteydi.
Kamyon bıyıklı ses sanatçısı Aziz Veysi' nin bıyıklarına benzeyen arabaya da aziz Veysi adı verilmişti.
Onca arabaya kadın ismi veren erkekler mi bir arabaya Aziz Veysi adı verdiler? Bu araştırma konusu bile olabilir.
Neyse konumuz bu değil, Akre’e gideceğiz, Monikamız ve şoförümüz hazır . Sait hoca ile biniyoruz ve yola çıkıyoruz, Hevler şehrinini geçince, Yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş gemiyi andıran bir yapı dikkatimi çekiyor. Nedir o diye soruyorum, Sait hoca "Xanzad oteli" diy e cevap veriyor ve Xanzad’ ın kendisini anlatmaya başlıyor. Sait Hocanın anlatımına göre Xanzad, 1590 larda bölgede hüküm sürmüş bir Kürt prensesi, çok güzel bir kadınmış, İran hudundan Suriye hududuna kadarki topraklar onun egemenliğindeydi. Hiç evlenmemediği, kıyafet değiştirerek sık sık halkın arasına katılığı ve şikayetlerini öğrendiği söyleniyor. Hatta bir kezinde camiye gittiği burada kalan bir imam, iki feqe ile sohbet ettiği, küçük feqe nin hayalinin, “bir kez olsun Xanzad Xan la yatsaydımda başımı kesseydi” olduğunu, bir müddet sonra Xanzad ın feqeyle yattığını hatta ondan bir çocuk sahibi bile olduğunu söylerler.
Xanzad oteli dışında gittiğimiz yolun kıyısında birde
Xanzad kalesi vardı.
Bu oteli ilerde size daha detaylı olarak anlatmak isterim, ama şimdi yolumuza devam, Akre’ ye gidiyoruz. Selahattin kentini geçiyoruz, keleka Yasin ağa diye bir bölgeye geliyoruz, buradan Zap nehri akıyor, aslında Kürdistan ın yeni başkenti bu nehirin iki yakasında inşaa edilmek istenmiş, sonrada vaz geçilmiş, ama ileride muhteşem bir şehirin bu nehirin iki yakasında kurulacağının emareleri şimdiden görülüyor.
Uzun bir yolu aştıktan sonra Akre ye girdik ve pencereden bakarken göz yaşlarımı tutamadım. Çünkü coğrafyaya, evlere damlara baktığımda çocukluğumu hatırladım. Koptuğum topraklara dönmüştüm. Camın düğmesine bastım, dışardaki temiz havayı ciğerlerime çektim, elimle gözyaşlarımı sildim.
Bir müddet sonra KDP bölge örgütünün kapısına vardık. Hamburg da Tanıştığım Abdul Xalık Babiri bizi karşıladı. Onun eşliğinde yönetim binasına girdik. Saddam döneminden kalma bu bina Şimdi KDP nin yönetim merkeziydi. Buranın sorumlusu durumunda olan Babiri’ ye karşı herkes saygılıydı. Misafir odasına girince partinin yönetim kadrosunda görevli kişilerle tokalaştık.
Fazla lüks olmayan ama tertemiz olan koltuklara oturduk. Babiri bizi arkadaşları ile tanıştırdıktan sonra, oturduğumuz salonun düzenlenmesi, koltukları eşyaları, dızaynını incelemey başladım.
Çünkü bunlar bana parti hakkında bir fikir verecekti. KDP nin bürosu daha sonradan göreceğim Komünist partinin ve YNK nin bürosundan çok farklıydı. Komünist partinin bürosu elli beş yıl önce doğup büyüdüğüm Tanzut köyünün misafir odasından daha geriydi. YNK nin bürosu ise köy kasaba karşımı bir görüntü sergiliyordu. KDP nin büroları ise farklıydı, belki de iktidar partisi olmaktan kaynaklanıyordu ama her şey inceden düşünülmüş, estetiğe ve dış görüntye dikkat edilmişti
Akşam Yemeğini Abdul Xalık Babiri’ nin kaldığı bekar evinde yedik. Belki 30 yıl sonra ilk olarak hormonsuz tavuk eti ve hormonsuz haşlama yedim, tadı bambaşkaydı. Dışarıda komando elbiseleri giymiş koruma peşmergelerin güvenliğinde içeride derin sohbetlere daldık. Babiri, Saddan Hüseyin’ in Baas rejimine karşı verdiği mücadeleyi ince ayrıntılarına kadar anlattı. Hayret kaldım, karşımda bir kahraman vardı. Ve öylesine büyük operasyonların altına imza atmış ki okuduğunuzda sizde hayret edersiniz
Devam edecek


