Anasayfa Yazarlar Seyidxan Kurij Rençber Aziz

Rençber Aziz

altSeyîdxan Kurij / Rençber Aziz Analizi
Yıllar Önce Çapakçur Mıntıkasında Modern Bir Ozan, Zazaca Klamlar Dillendirdi.
“Ezîz lawikun vûn
Lawik weş î
Vêng Ezî imo zafîn gueşî.
Ezîz, lacî Filît Dorêşî
We Ezo, wê Ezîz o!
Nîye pîs o nîye temîz o!
Şarî r’ wisar o, tu r’ payîz o!”

“Aziz türküler söyler
Güzeldir türküler
Bir çok kişi duyar Aziz’in sesini.
Aziz, Filit Doreş’in oğludur
O benim, o Aziz’dir!
Ne kirlidir, ne temizdir!
Herkese baharken, ona kıştır”

Yıllar önce Çapakçur mıntıkasında modern bir ozan, Zazaca klamlar dillendirdi. Tüm asli unsurlarıyla bir Bingöl dengbeji olan bu değerin yerini bugüne kadar kimse dolduramadı. İstedim ki geçmiş zamandan bugüne klamlarıyla dokunan bu değerin –nam-ı diğer Rençber Aziz- tanınmasında az payem olsun.

Rençber Aziz, 01. 01. 1955’te Bingöl’ün Akpınar (Wusfan) Köyü’nde dünyaya geldi. Resmi kayıtlarda Mehmet Hanefi Berdibek olarak paraflanan Rençber, daha 1 yaşındayken yörede salgın bir göz hastalığına yakalandı. Doktorsuz ve ilkel koşullar altında gözlerine müdahale edilen Aziz, bir sene içinde tüm görme yitilerini kaybedip hayatı siyah bir pencereden izlemeye koyuldu.

Oğlunun kör olduğu yıl, babası ailesini yanına alıp Bingöl’e yerleşti. Şimdilerde Yeni Mahalle olarak bilinen Dere-i Kasaran mıntıkasında büyüyen Rençber Aziz, 1968 yılında Kur’an dersleri almaya başlayıp birkaç senede Kur’an Hafızı oldu. Annesini 1971 Bingöl Depremi’nde kaybeden Rençber 1972 yılında İstanbul’a gidip Çemberlitaş Mevlidhane Okulu’na başladı. Aynı yıl Görme Engelliler Cemiyeti’nde okuma-yazmayı öğrenip, cemiyet okulunda müzikle tanıştı. Bir süre müzik eğitimi görüp saz çalmayı öğrenen Rençber, arkadaşlarıyla beraber turnelere çıkıp konserler verdi.

Yukarıda kısaca hayat hikâyesini yazdığım Rençber Aziz gerçekten Bingöl yöresinden yetişen modern anlamda ilk Kürd ozanıdır. Aziz`den önce gelen ozanlar çoğu zaman sadece klasik metotlar ile klasik halk klamları söylemişlerdir ve genellikle yerel kalmışlardır. Bence bunun nedeni Aziz`in ilk defa toplumsal olayları, daha doğrusu bu çağın sorunlarını ve bizim toplum için yakıcı bir sorun olan ulusal sorunu anlatmada Zazacayı müzik dili olarak kullanmasıdır. Bizim toplumda yaşanan önemli olaylar için ( Aşiret kavgaları, afet, ölüm vb) klamlar yazılır ve bu klamlar çoğu zaman anonimleşip ölümsüzleşir. Fakat genellikle modern müzik yöntemleri kullanılmadığı için genellikle o klamları yaratan ozanlarda, eserleride yerel kalmışlardır. Aziz bu yerelliği aşarak modern anlamda Zazaca söyleyip çalan bir sanatçı olarak kendisini kabul ettirdi. Ben bu yazıda daha çok Aziz`in hangi şartlarda yaşadığı ve çalışmalarını hangi sosyo- ekonomik ve toplumsal koşullarda yaptığını, bu ortamın ürünleri üzerindeki etkisini işlemeye çalışacağım.

Sevgili Ömer ( Ömer Berdibek) benden “Esmer” dergisinin Rençber Aziz dosyası için yazmamı rica edince, hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Zira ben daha önce 1997`den beri bir gurup arkadaş ile Zazaca yayınladığımız “VATE” dergisinde Aziz üzerine bir yazı yazmıştım. Burada özelikle “ Şûno Şûno” parçasını incelemiştim. Bu dosyada benim dışımda birkaç Bingöl`lü genç şair ve yazar da Aziz üzerine yazacaktır. Ben Aziz ile aşağı yukarı aynı kuşaktan olan biri olarak onun içinde yaşadığı toplumsal – politik atmosferi ve bu atmosferin eserlerine yansımasını incelemeye çalışacağım. Aramızda yaş farkı olmasına rağmen ikimiz de 78 kuşağındanız. 1975 – 1980 birçok açıdan Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan`ın en hareketli yıllarıdır. Diğer taraftan bu yıllar Kuzey Kürdistan’daki Kürd ulusal özgürlük hareketi için son derece önemli bir zaman dilimidir. Çünkü TKDP 1965`de kurulmasına rağmen bugün Kürd siyasi arenasında aktör olan hemen hemen bütün yapılar 1975 -1980 yılları arasında ortaya çıktılar.  Aziz`ı bu sosyo –politik ortamdan soyutlayarak tanımlayamayız. Onun için ben bu yazımda bu yönü ile Aziz`i anlatmaya çalışacağım.

Yukarıda Aziz`in 1972`de arkadaşları ile turnelere çıktığını yazmıştım. Bu yıllarda ülkede henüz 1968 kuşağının ve 12 Mart askeri darbesinden sonra yaşananların etkisi vardı. Müzik alanında da Türk halk ozanlığı geleneğinden gelen fakat müziğe politik bir misyon yükleyen Aşık İhsani ve Aşık Mahzuni gibi halk ozanlarının etkisi vardı. Bu ozanlar özelikle TİP`in organize ettiği etkinlikler ile sol gençlik üzerinde önemli bir etkiye sahip idiler. Aziz, ilk zamanlar bu ozanların etkisindedir ve turnelerde önce bunların parçalarını daha sonra Selda Bağcan`ın eserlerini seslendirir.

altAziz, Bingöl gibi henüz feodalizmi aşamamış ve bundan dolayı toplumda bazı geri batıl inançların etkin olduğu bir toplum da yetişmiş biridir. Gençliğin de kuran kursuna giden ve hafız kuran olan Aziz daha sonra giderek sol düşünce ile tanışıyor. O dönemde bazı solcular çok yoğun modernist – pozitivist düşüncenin yani jakobenizmin ve özellikle Fransız ekolu laisizmin etkisi altındadırlar. Bu düşünceye göre bizim gibi toplumlardaki sorunların esas nedeni geri feodal yapı ve biraz da din, dolayısı ile bunların temsilcileri aĝa, şeyh ve din hocalardır. Aziz`in etkilendiği Türk halk ozanlarında da bu özelik belirgindir.

Aziz ile medrese kökenli Kürd şairleri arasında da bu yönlü paralellikler mevcuttur. Örneğin çağımızın en büyük Kürd şairlerinden Cegerxwin` de böyle bir serüven yaşamıştır. Bilindiği gibi Cegerxwin medresede okumuş ve bir sürede Mala olarak çalışmıştır. Ancak Cegerxwin`de bir süre sonra sol düşünce ile tanışmış ve hata Suriye Komünist Partisine üye olmuştur. Cegerxwin bu ilk dönem şiirlerinde en çok aĝa, şeyh ve malaları eleştiriyor, neredeyse bütün olumsuzlukların müsebbibi olarak onları görüyor. Ancak Kürd ulusal hareketi içinde yer aldıktan sonra sorunların asıl nedeninin sömürgecilik olduğunu görüyor. Aziz`in de ilk dönem eserlerinde bu özelik çok belirgindir.

Örneğin  “ Lorî lorî mala lorî” adlı klamında,

Lorî lorî mala lorî,

Lorî lorî müftü lorî

 Lorî lorî şêxê mi lorî

Mala malay dewê ma yo

Ma dûn ci fitrûn û zika yo

La çay kêlî dadî ma yo,

Lorî lorî mala lorî

Böyle devam ederek Mala, Müftü ve şeyh ve hacıları taşlıyor.

Aziz Bingöl`e geldiğinde kendisini ciddi bir politik kavganın içinde bulur. Bilindiği gibi 1965`lerde başlayan ve 1970`ler de DDKO ile legal alanda da etkisini gösteren Kürd hareketi 1972 darbesi ile kesintiye uğramıştı. İşte kesintiye uğrayan bu toplumsal ve politik hareketlilik 1974–75`de tekrar toparlanmaya başladı. Bu yıllarda önce 1974`de, Bingöl`de “ Bin – Genç – der” adında bir gençlik ve kültür derneği kuruldu. Derneğin kurucularının çoğu TKDP sempatizanı gençler idi. Bu dernek hem kültür alanında çalışmalar yürütüyordu hemde Kürdistan`ın tarihi, ulusal sorun vb konularda seminerler organize ediyordu. Derneğin çalışmaları göze battığından, derneğe kısa bir süre bir baskın yapıldı. Sözde bu baskında dernek lokalin de yasaklanmış yayın bulunduğundan dernek kapatıldı ve derneğin yöneticilerinden Hişar Aĝaoĝlu ceza aldı.

Daha sonra legal – demokratik alanda TÖB – DER, TÜM – DER, SAGLIK-DER ve DHKD gibi kuruluşlar politik alanda da hemen hemen bütün Kürd siyasi örgütleri örgütlenmeye başladılar. Diğer taraftan ırkçı - faşist hareket`de Bingöl`de örgütlenmeye başladı. O dönemde Elazığ ve Erzurum Kürdistan`da hatta Türkiye`de faşist hareketin en önemli merkezlerinden idiler. Bingöl bu iki ilin arasında yer alan bir bölge olarak faşist hareket için önemli bir yer idi. Bundan dolayı hem Elazığ’daki hem de Erzurum’daki faşistlerin yardımı ile faşistler Bingöl`de etkin olmaya çalışıyordular. Bütün Türkiye`de olduğu gibi Bingöl`de giderek bir çatışma ortamına sürüklendi.  

İşte Aziz kendisini böyle bir ortamda buldu. Gerek sivri zekâsı ve insan – ozan duyarlılığı gerek Kürd kimliği ve özelikle bölgedeki 1925 Şeyh Said hareketinin etkinliği ve bu yaşanmışların bizim nesil üzerindeki etkileri dolayısı ile Aziz hiç tereddüt göstermeden Kürd hareketinin saflarında yerini aldı. Birçok yurtsever arkadaş edinen Rençber, kör gözleriyle tüm yurtsever toplantılarına katılıp dinlediği her şeyi hafızasına kaydetti. Kalabalık sohbet ortamlarında doğrularını anlatıp o sıralar meydana gelen tüm önemli vakıalar için besteler yaptı. Aziz Berdibek`i Rençber Eziz yapan ve ölümsüzleştiren bu kavgada aldığı tavırdır ve bu politik tavrını sanatında kullanmasıdır.

Bu aşamadan sonra artık Aziz`in eserlerinde de Cegerxwin `de olduğu gibi asıl hedef sömürgeciliktir.

Örneĝin “Prode Dezay mi Prode” adlı parçada şöyle diyor,

Prode Dezay mi Prode

Ma rûmênî yi gênî

Ma xêbityenî yi wênî

Inî lac kutkûn mara se vûnî

Prode Biray mi prode, prode dezay mi prode

Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên

Cendirme, poles mepersên

Sıkıyönetim ra metersên

Tifîng xwi bîgir xwi desti

Prode Apê mi prode, prode Kekê mi prode

Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên

Kirdûn Xarpêt gureto

Diyarbekir paytexto

Kirdûn Xarpêt gureto

Diyarbekir paytexto

………. Hürriyeto

Prode Apê mi prode, prode dezay mi prode

Lexê bavê mi lexê, lexê kekê mi lêxe

Kurdîstan cennêt Kurdûn o

Êr ruej ruêj cûmîyerdûn o

Wa cûmîyêrd vîyêc meydûn o

Prode Biray mi prode, prode dezay mi prode

Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên

Burada bir taraftan güncel bir problem olan sıkıyönetim işleniyor diğer taraftan daha önce belirttiğimiz gibi Bingöl ve çevresinde derin etkiler bırakan 1925 Kürd hareketine gönderme var. Ayrıca Kürdistan Kürdlerin ülkesi olarak tanımlanıyor. Bu sanırım Zazaca debgbêjlik geleneğinde bir ilktir.

Aşağıda bu dönemde yaşanan bazı olayları Aziz`in klamları ile vermeye çalışalım.

Yukarıda anlattığımız gibi 1975`den sonra faşist hareket de Bingöl`de örgütlenmeye başladı. Tabii ki bazı Bingöllü Kürd anne ve babadan olan gençler de bu Türk ırkçısı hareket içinde yer aldılar.

Aziz , “ Hero çi ra, çi ra , çi ra”  adlı parçasında bunlar için  şöyle diyor,

Hero çi ra, çi ra , çi ra

Ma zaf firsat da Tirkûno

Tirkûn guret cay Kurdûno

Ma zaf firsat da Tirkûno

Tirk hê wên petrol Kurdûno

Yin ma tepişt eşt hepsûno

Şima neva çı ra, çı ra

Yin ma tepişt êşt hepsûno

Ti nepersay çı ra, çı ra

Hero çı ra, çı ra, çı ra

Ti bî faşist Ehmo bira

Hero çı ra, çı ra, çı ra

Ti bî faşist Kazo bira

Uzun olan bu parçada Aziz birlikte büyüdüğü, akraba oldukları, sokaklarda birlikte oynadıkları Kürd olan gençlerin neden Kürd hareketine karşı konumlandığını sorguluyor ve bunu sorgularken Kürdistan`ın sömürge olduğunu vurguluyor.

Aziz`ın yaşadığı dönemde Bingöl`de önce Cihat Elçi sonra İdris Ekinci ve sonradan onlarca yurtsever Kontra – Gerilla destekli faşistler tarafından vuruldular. Çoğu Aziz`in can ciğer arkadaşı olan bu Kürdistan şehitleri için Aziz klasikleşmiş  “Şûno Şûno” parçasını yaptı. Aradan 30 yıl geçmesine rağmen Aziz`in çok derinlerden gelen duygular ile ve ta içinden duyarak söylediği bu parça hala 78 kuşağını hüzünlere gark eder ve deyim yerinde ise hüngür hüngür ağlatır.

Şûno Şûno

Şûno şûno, bira şûno

Şûno şûno, heval şûno

Îdrîs şûno, Cîhat şûno

Şakîr şûno, bira şûno

Ez bermeno, şima r` vûno

Xeber amey xebera pîs

Cîhat dima kişiya Îdrîs

Heval ma yî marksîst–lenînîst

Şûno şûno, bira şûno

Ez bermeno, şima r` vûno

Şûno şûno, keko şûno

Adir kot zerrê daykûno

Dêrd hevalûn derdo girûno

Faşîst bî yo veciyay texto

Heval Şakîr girot berdo

Ezîz  vûno, ″kurd cûmiyer do″

Şûno şûno, bira şûno

Şakîr bira avukatî pêşmergûn o

Şûno şûno, keko şûno

Bira şûno, heval şûno

Ez bermeno, şima r` vûna

Burada önemli olan bir hususta bugün bile Türkiye`de birçok Kürd genci “Peşmerge” deyince sadece Güney Kürdistan` lı savaşçıları hatta oradaki bütün halkı anlıyorken, Aziz`ın o yıllarda “ Peşmergeyi” doğru olarak bütün Kürd militanları için kullanmasıdır. Çünkü “Şakîr bira avukati pêşmergûn o” derken kastettiği o yıllarda Bingöl`de tutuklanan Kürd yurtseverleridir.

 Rençber Aziz bir taraftan sıkıyönetimin gelmesi ile artan devlet baskısı diğer taraftan faşist güçlerin açık teröründen dolayı Almanya`ya gitmek zorunda kaldı.

O yurt dışına çıkışını “Ezo Bıra” adlı klamında anlatıyor. Bazı kaynaklara göre bu klamı Aziz`in kız kardeşi kaset de okuyup ona Almanya`ya göndermiş. O yıllarda Almanya ile Kürdistan arasında kaset doldurup göndererek haberleşmek yaygın idi.

Ezo bira, Ezo bira

Ezo bira, Ezo bira, çı ray neşın ti ma vîr ra

Waxtig bira tu radawo, ti nimitîk şi Almanyayo

Tu qey ma ra çîk nivawo Ezo bıra, Ezo bıra  

Ezo bira, Ezo bira, çı ray neşın ti ma vîr ra

Ê de şar şın Almanyawo

Gêrên a, hêna yêno, Ezo bıra ti qey nênî, Ezo bira, Ezo bira,

Ti yo hew şî, ti hin nênî, Ezo bira, Ezo bira

Ezo bira, Ezo bira, çı ray neşın ti ma vîr ra

Rençber Aziz 1980 faşist cuntasından önce Almanya `ya gitmişti. Bilindiği gibi Askeri faşist cuntanın iş başına gelmesinden sonra binlerce Kürd yurtseveri Türk devrimcisi yurt dışına çıkmak zorunda kaldılar. Aziz bu olayları da kendi şahsında şöyle anlatıyor,

Ez keno dehwey sîyasetî

Nûmê Ez mi kot hukmatî

Vûn Ez remawo, şu bin xêtî

We Ezo, wê Ezîz o!
Nîye pîs o nîye temîz o!

Bilindiği gibi bu yıllarda duvarlarda uzun uzun arananlar listesi olurdu ve yurt dışına çıkmak zorunda kalan Kürd yurtseverlerinin çoğu “Bin Xêt” denen Güney Kürdistan ve Güney Batı Kürdistan`a gitmek zorunda kaldılar.

Almanya’da kaldığı yıllarda çalışmalarını profesyonelce yürüten Aziz, birçok Kürt gecesinde sahne aldığı gibi yurtdışında yürütülen politik mücadeleye de omuz verir. O özelikle 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı ve Halepçe gibi Kürd katliamlarına karşı düzenlenen bütün etkinliklerde yerini alır.

İşte o klasikleşmiş “ Way Way Nîna” adlı parçasını bu arada besteler.

Evrên şima biyû hêr ma
Ûmo kot miyûn kêber  ma
Pat  pênî alinçêr ma
Miletê ma sêy vêr niya
Rençber gay xwi bid tifing bîger
Xelasê faşîst çîna
Nînna nînna nînna 
Şima vînên senîna
Nînna nînna nînna

Burada cuntanın başı Kenan Evren`in şahsında egemen yönetime bir meydan okuma var.

Aziz Almanya`da olduğu süre boyunca Almanya`nın Hannover kentinde yaşadı. Bingöl`de olduğu gibi burada da yurtsever dostları ile birlikte idi. Politik mülteciler dışında Almanya`da hayli kalabalık bir Bingöl`lü işçi kitlesi ve ekonomik mülteci de yaşıyordu. Aziz`in halk ile de çok iyi ilişkileri vardı. Ondan dolayı o sadece kendi şehrinde kalmazdı. Bingöl`lülerin yoğun oldukları Hamburg, Bremen, Köln, Essen Duisburg gibi şehirlerde de kalırdı. Aziz`in bu dostlarından biri de Bingöl`den kadim dostu Ramazan Adıgüzel idi. Ramazan`da(Remo) Hannover`de yaşıyordu.  Ramazan Adıgüzel 3 Mayıs 1987`de Hannover `de trajik bir şekilde öldürüldü. Aziz`in dillere destan olan parçalarından biri “ Birawo, Birawo”  Ramazan Adıgüzel içindir.

 Birawo, Birawo 

Birawo, birawo, birawo, birawo,

Birawo, birawo, birawo, birawo,

Zerre û cîgêr mi tu ri helyawo, birawo, birawo

Zerre û cîgêr mi tu ri helyawo, birawo

Ti ma hetib helabîn, birawo, birawo

Çîçekê kuê Şerefdîn birawo, birawo

Wilay mi nêzûna ez tu hûney kûm ca vîn, birawo, birawo

Zerre û cîgêr mi tu ri helyawo, birawo

Yukarıda örneklerini sıraladığımız eserleri dışında Aziz`in klasikleşmiş birçok aşk klamlarıda vardır. Aziz`i ölümsüz kılan bir özelliği de kendi dilini iyi bilmesi ve Zazaca’daki halk deyimlerini yerinde kullanmasıdır. Ayrıca imgeleri çok yerinde ve ustaca kullanmıştır. O çoğu zaman ajitatif bir dil kullanmıştır. Buda yaşadığı döneme özgü bir yöntemdir.

Ozanımız Rençber Aziz Kürdçe (Zazaca ve Kurmanca) ve Türkçe birçok çalışma yapmasına rağmen profesyonel olarak çıkarabildiği tek bir kaseti vardır. “Hesreta Azadî “ (Özgürlüğe Hasret) adında çıkardığı kaseti çok ses getirmiştir. Hala birçok Bingöllünün ezbere bildiği klamları dilden dile dolaşmaktadır.

1978 yılının sonunda Almanya’ya giden Rençber Aziz, 31. 07. 1988’de Almanya’nın Hannover kentinde yüksek bir binanın üzerinden aşağı düşüp hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölümünün üstündeki sır perdesi aralanamayan Aziz kendisi için yazdığı şu mısralarla hafızalara kazındı;

“Ezîz lawikun vûn
Lawik weş î
Vêng Ezî imo zafîn gueşî.
Ezîz, lacî Filît Dorêşî
We Ezo, wê Ezîz o!
Nîye pîs o nîye temîz o!
Şarî r’ wisar o, tu r’ payîz o!”

“Aziz türküler söyler
Güzeldir türküler
Bir çok kişi duyar Aziz’in sesini.
Aziz, Filit Doreş’in oğludur
O benim, o Aziz’dir!
Ne kirlidir, ne temizdir!
Herkese baharken, ona kıştır”

Aziz`in kasetinde yer almayıp söylediği ortamlarda arkadaşları tarafından teyplere kaydedilen birçok eseri de bugüne kadar yaşamayı başarmıştır.

Rençber Aziz`in selendirdiĝi anonim klamlar dışında seslendirdiĝi klamların çoĝunun söz ve besteleri kendisine aittir. Ancak o zamanlar Bingöl`de Yeniköy`de yaşayan rahmetli Şeyh Mehdi Özsoy`un bazı şiirlerini de bestelemiştir.

Rençber Aziz’in klasikleşmiş eserlerinin bundan sonra da yaşayabilmesi için bu eserlerin yayınlanması çok önemlidir. Her biri tarihi belge niteliği taşıyan Rençber Aziz klamlarının yaşatılması tarih adına da önemli bir ödevdir.

Not: Bu yazı Türkiye`de yayınlanan “ Esmer” dergisinin 59. sayısında yayınlandı.
Reçber azizi dinlemek isterseniz aşağıdaki linki tıklayınız:
http://www.youtube.com/results?search_query=ren%C3%A7ber+aziz&aq=f

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile