Anasayfa Yazarlar Zeynel Çelik 90 lı yılların ortalarıydı

90 lı yılların ortalarıydı

altZeynel Çelik / Bir sabah erken, daha horozlar ötmemişken, büronun teli uzunca çalmaya başladı..O zamanlar dış ilişki çalişanları genellikle bürolarda yatıp kalkardı.

Zaten geç yatmıştım. Sabahın bu saatınde kim olabilir ki diye düşünürken birden aklıma ”belki önderlikten acil bi haberdir” diye düşündüm yerimden zıpladığım gibi telefonun olduğu odaya koştum. Ahizeyi kaldırdım, karşımdaki ses AV dış ilişkiler sorumlusu:

 

-          Roj baş heval

-          Roj baş heval

-          Çalışmalar nasıl gidiyor?

-          Hiç durmadan çalışıyoruz heval, dedim

-          Hım hımmm  (biraz daha uzunca bir hım çektikten sonra)

-          Heval 24 saat değil 25 saat çalışmak lazım. Başkan 25 saat çalışıyor.

-  Evet... (derken kendi kendime “her halde takvim değişmiş benim haberim yok” diye düşündüm)

Neyse heval esas anlatacağı konuya geldi

-    İnsan hakları kurumlarından bir heyeti Çevik Bir’in yanına gönderin. Çevik Bir Kürd sorununa daha sıcak yaklaşıyormuş. Gidip kendisi ile görüşsünler, arabulucu olabileceklerini söylesinler.

-   Tamam heval dedim.  Telefonu kapattık.

Hemen defterdeki kurumlar listesini açtım. En iyi ilişkide olduğumuz kurumlardan biri olan Helsinki komitesiydi, kurumunun baskanı bir hukuk profesorü idi. Tel açtım acillen kendisi ile görüşmem gerektiğini söyledim. ’Hemen gelin’ dedi

Yanıma büroda çalışan genç arkadaşlardan birini alarak yaşlı prof. ün bürosuna gittik….Yaşlı prof görevi gereği sık sık Türkiye’ye gidip gelen birisi idi. Kürd sorununda önemli yazılar yazmış ve önemli çıkışları vardı. Türkiye deki bir çok hümaniter kurumla da yakın ilişkisi vardı.

-  Genarellerden Çevik Bir Kürd sorununa sıcak yaklaşıyormuş, sorunun çözümünden yanaymış. dedim.

"İlginç" dedi. "Bunu nerden biliyorsunuz." diye de sordu

Evet nerden biliyorduk biz bunu? Adama diyemezdim ki bu sabah erken AV dış ilişkiler sorumlusu tel açtı, bize böyle bir talimat verdi diye.

- PKK öyle diyor. Dedim

-   "Emin misiniz?"

-   Evet

-  "Peki ben ne yapabilirim?"

-   İşte biz de bunun için senin yanına geldik. Sizin kurumunuzun ve kişiliğinizin bir ağırlığı var. Sizden Türkiye’ye gidip Çevik Bir ile görüşmenizi, bu kirli savaşın durması için PKK ile devlet arasında arabulucu olmanızı istiyoruz.

-  "Turkiye de Generaller sivillerle görüşmezler. Ama ben sizi haberdar ederim" dedi.

Aradan bir kaç gün geçtikten sonra  gidebileceğini bildirdi.

Derken; bizim yaşlı prof. Türkiye’ye gitti. Bir hafta Türkiye de kaldı…..

Döndüğünde haber etti, yanına gittim. Başladı anlatmaya: Birazda kızgın bir hali vardı..

-  Çevik Bir ile görüştüm, Generalin Kürd sorununa sıcak falan baktığı yok. Tam tersine oldukça ırkçı bir yaklaşımı var.

Kendisine, Kürd sorununda demokratik bir çözümün doğru olacağını söylediğimde

General hidetle ayağa kalktı ve duvarda asılı Türkiye haritasını işaret ederek

”Bakın bay profesör, şu duvarda gördüğünüz Türkiye’nin misaki- milli haritasıdır. Burda yaşıyan insanların hepsi Türktür! Türkiye' de Kürd sorunu diye bir sorun yoktur. PKK bizim için bir sorun değildir. Olmayan sorunun nesini konuşalım” dedi.

Prof bana baktı ne kadar safsınız dercesine…. dercesine gülümsedi: 

- " Partiniz nasıl olurda böyle bir insanı Kürdlere yakın görür?" Dedi.

Son günlerde dikatler Çevik Bir’in üzerinde yoğunlaşmaya, 28 şubat darbesi sorgulanmaya başladı. Ergenekon Generalini 28 şubat andıcından dolayı Akın Birdal mahkemeye verirken,  bir zamanlar PKK’ nin Çevik Bir için  ”Kürd sorununa sicak bakan” dediğini bilmesi gerekiyor.

Babası Dersim 38 de soykırım uygulayan subaylardan biri olan ve kendisininde ömrü hayatını devrimcileri öldürmekle geçiren eski Mit müsteşarlarından Mehmet Eymür, Çevik Bir için ” Biz Apo ya karşı suikast planladık Çevik Bir bizi ihbar etti. Eylemi boşa çıkarttı” demekte

Başka bir röpörtajındada ”Şam da Apo ya karşı hazırladığımız eylemi planını Çevik Bir bizim Şam daki büyük elçimize telefonla bildirerek deşifre etti” demekte…

Öcalan’ın yakalanmasından kısa bir süre sonra diplomasi faliyeti için İsveçteydim. Eski bir Kürd aydının evinde misafirdim. Kendisi Öcalan yakalanana kadar Pkk ye sempati ile bakan birisiydi. Öcalan mahkeme savunmasını okuyunca ateş püskürmeye başlamıştı.

Gece sabaha kadar ”Demokratik-cumuhuriyet tezi Çevik Bir’in tezidir. Öcalan, Çevik Birden almıştır. Bu kabul edilemez” diyordu…. Yana yana bu cümleyi tekrar edip duruyordu….

Acaba Çevik Bir' in ”hayat kurtarma” ihbarına karşılık  hayatı kurtarılan tarafından minet borcu muydu ”Kürd sorununa sıçak bakıyor” diyerek  Çevik Bir i aklamak….

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile