Bölünen Türkiye
Zeynel Çelik
"Türkiye cumhuriyeti kurulduğundan günümüze gelinceye kadar Ergenekon haline dönüştü. Türkiye’yi Ergenekon yönetti. Günümüze kadar ordu devleti yönetti, sivil hükümetler vardıysa bunun hiç bir önemi olmadı, devletin sivil kurumları, yasama, yürütme ordunun tahakkümü altında çalıştı."
Hükümetler ordunun onayı ile başa geldi. Anayasa mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay Genel Kurmayın onayını alarak kararlar verdi. Hükümetler iç ve dış politika daki kararlarını Genel Kurmaya danıştı.
Tek irade Genel Kurmaydı, diğerleri ”taktik önderlik”.Bugüne kadar Kürt bölgelerini ordu ve onun özel harp dairesi; Ergenekon doğrudan yönetti.
AKP, Kürtlerin yönetimini Ergenekon’un elinden almaya çalışıyor. Önemli bir tabana sahiptir. Ergenekoncuların kirli çamaşırlarını ortaya dökerek Kürtlerin içini ferahlatmaya çalışıyor. Çatışmanın başka bir püf noktası da burada.
Batı, 86 yıllık ve hızla çürümeye doğru giden bu cumhuriyetle , Türkiye’nin bölgede sorunlu bir ülke olmaktan çıkamayacağını ve gene sorunlu bir ülke olduğu müddetçe Türkiye’yi bölgede bir güç haline getiremeyeceğine karar verdiği için Ergenekon’dan elini çekmiştir. Fetullah çizgisinin insan haklarına islamik yaklaşımlarını daha uygun görmüşlerdir, bu çizginin demokrasi anlayışı batı standardına uygun. Fetullah çizgisi, kemalcilere göre daha demokrat görünüyor. Kürt sorunu bu mihvalde, sürece ve ”Türkiye’ye özgü” daha fazla demokrasi verilerek çözülmeye çalışılıyor.
Kendi dilinde kendini ifade etme hakkı,
işkence yapılmayacak,
Kürtler hor görülmeyecek,
Bölgede ekonomik kalkınma,
Coğrafik isimlerin geri verilmesi,
Coğrafyamız insanına verilecek olanların özcesi bu, ben böyle okuyorum.
Hükümetleri beğenmeyen Genel Kurmay her on yılda birde darbe yaptı. ABD ve İsrail Türkiye’yi ordu üzerinden destekledi gelinen aşamada bu desteği çekmek zorunda kaldı, bu desteği hükümete verdi yani AKP ye verdi. Orduyu ikincil plana iten batı genel kurmayın tüm plan pisliklerini hükümetin ortaya çıkarmasına yardımcı olmaya çalıştı. Bu sebepledir ki, ABD ve AB her yayınladığı raporda ”Ergenekon la mücadelenizde sizi destekliyoruz” denilmekte.
Türkiye cumhuriyetinde Ergenekon ordudur. Bunu artık herkes biliyor. Günümüze kadar Ergenekon’la yönettiler, Türkiye artık yol ayrımına gelmiştir. Bugün yaşananlar bu yol ayrımındaki cephelerin çatışmasıdır.
Turkiye'de cepheleşmeler netleşmeye ve bu cephelerin arasındaki mücadele keskinleşmeye başlamıştır.
1-ordu+ CHP+ MHP
2-PKK+DTP
3 Fetullahçılar, AKP
Cepheler bu şekilde görülüyor.
Bu cepheler arasında üst düzeyde cereyan eden savaş, şimdilik erkleri elinde bulunduranlarin güçleri oranında sürüyor, henüz savaş sokağa yansımış değil, ne kadar yansır, yoksa sokak çatışmasına dönüşmeden mi AKP iktidar olur, henüz net değil. Ancak görülen durum şudur: AKP, DTP ve CHP'nin tabanını, söylemleriyle, yaptıklarıyla önemli oranda etkilemiş durumda . AKP'nin iktidar olması kaçınılmaz bir durum gibi görünüyor.
Bu üç cephe arasındaki çatışmalar, şimdiye kadar antreman düzeyinde idi, şimdi iş ciddiye bindi. Önceleri Ergenekon’un cinayetlere karışmış olan militanları ve gizli Ergenekon sahnedeydi, simdi artık Genel Kurmay düzeyine çıktı.
Islak imza sahibi Dursun Çiçek Yalçın Kücük'ün yakın arkadaşıdır, öve öve bitiremiyor. Küçük; "Cumhuriyetçiler bir savaşa hazırlanıyorlar. Bunu kabul edeceksiniz. Cumhuriyetçiler bu cumhuriyete sahip çıkacaklar. Olanlar iç savaş diyorlar. Cumhuriyetçiler gerekirse bir iç savaşa hazırdır. Ha! Böyle bir duruma düştüğünüz zaman Türk ordusu sizinle beraberdir, bundan endişeniz olmasın." diyerek savaş startını veriyor. Savaş ilanını yaptığı gün, ıslak imzanın artık Genel Kurmayın olduğu kesinleştiği günlere denk geliyor. Deneyimli darbeci olan Yalçın Küçük, kendisinin hocalığını yaptığı cunta planı ortaya cıkmış, artık yapacak bir şey yok misali ‘atık sizi bende kurtaramam’ diyerek erken savaş ilanı yapıyor. Bu ilan aynı zamanda AKP ile Ergenekon arasındaki savaşın geldiği boyuttur.
AKP'nin DTP ile olan ittifak provası, KCK'nin ”komplosuyla” sona erdi, AKP, “böyle anlaşmamıştık” diye bağırarak ”süreci durdurdu”. AKP simdi yönünü özel harp dairesine çevirdi. En büyük sorunu Ergenekon ile arasında, kendisine yönelik bir darbe planı ortaya çıkıyor bu planı yapan Genel Kurmayı bastıramazsa sonları hazin olacak.
Türkiye’de bu cepheler arasındaki savaş biraz daha kızgınlaşacağa benziyor.
Son olarak gündeme bomba gibi düşen Öymen’nin sözleri, CHP'nin 70 yıldır savsaklamaya çalıştığı kendi gerçekliğinin zorunlu itirafıdır. Bu itiraf; başta Dersim olmak üzere Alevi kesimin CHP ile olan resmi ayrışmasının başlangıcıdır.
Dedesi mağarada gaz atılarak katledilen Kılıçdaroğlu, mırıldanıyor, CHP'nin katliamcı yüzünü şirin gösterme çabası içindedir.
Öymen'in sözleri, Dersimlilerin 70 yıldır zalimce bastırılan feryadının toplumsal haykırışa dönüşmesine sebep olmuştur, Dersimi kendi gerçekliğine dönme sürecine hızla sokmuştur. Mustafa kemal sorgulanıyor; bu Türkiye’de ilktir.
CHP, artık Alevi kesimi kaybetmenin hırçınlığı içindedir.
AKP sürece az çatışmayla hakim olma çabasında, Arınç bölge bölge gezip dua ediyor,
Askerin öldürdüğü küçük Ceylana hüngür hüngür ağlıyor. Atalay ”insan hakları odaklı siyaset yürütüyoruz” diyor.
Genel kurmay CHP, MHP, şimdilik şiddeti göze alamıyor. Ayaklarının altındaki toprak hızla kayıyor.
Coğrafyamız insanına tarihi bir fırsat doğmuştur, özgürlüğe giden yolda bu fırsatı ileri gitmede bir basamak olarak değerlendirip, bu doğrultuda duruş sergilemesinin zamanıdır.
Açılımın sınırlarını , halkın özgürlüğü noktasında zorlamak gerekir, yoksa DTP'nin yaptığı gibi, vereceği desteğin karşılığında imralıya özgürlük ,her defasında barış ve İmralı kelimesinin, bir madalyonun iki yüzü biçiminde şart koşması; Kürt halkının kaderini tek kişiye bağlamaktır. Kendi ulusu için dayatacağı istemlerini Öcalan’a özgürlük derekesine indirgeme politikasından başka bir şey çıkamaz.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


