Anasayfa Yazarlar Zeynel Çelik Çengelini yıldızlara asanlar (2) (3) (4)

Çengelini yıldızlara asanlar (2) (3) (4)

 

ZeynelÇelık /Sen buradan ayrılma dedi bevayir
Tekrar ileriye doğru zıplıyacaktıki
Dısmal kolundan tuttu
Xanceriyle perçeminden bi tutam kesti

Al bunu dedi
Alki yuregimde yaşayasın
Alki yüregim sende kalsın
Alki vurulursam
Yüregin bende kalsın

Dısmal alımlıydı
Biraz çalımlıydı
Dik başlıydı
Kumral uzun sacları vardı
Örmezdi
Anası kızardı
O aldırmazdı
Arkasından terlik atardı
O güler kaçardı


Arkadaşlarının gönlünde birileri vardı
Ona sordukarında
Gülerdi “yok” derdi
Xızır orucunda
Tuzlu yiyip suyun kenarında uyumazdı
Nasip e inanmazdı.
Sahip alınmazdı
Bir tek dagların sahipleri
“Kokımlar” olduğuna inanırdı
Ona üyle anlatılmıştı
Xızıra saygı duyardı
Darda onun yetişecegine inanırdı
Bir gün dağlardan tanımadıgı insanlar indiler
Bu dağların sahipleri
Biziz dediler
Silahlıydılar
Sizin için savaşıyoruz dediler
Kazanacağız dediler
Özgür olacaksınız dediler
Dismal o günden sonra
Gönlünü dağlara kaptırdı
Bi gece anası baktıki
Dısmal yatakta yok
Aylarca dizlerine vurdu
Babası sakalını kesmedi
Aylarca beklediler
Ölüm haberide gelmedi
Dağlardan her gelene
Dısmalı sordular
Sordular..sustular
Sordular.. sustular

Gezdi dağları
Gördü
Dağların doruklarında
Özgür his etmemisti kendisini
Köyunde his ettigi kadar
Birazda yormuşlardı dısmalı
Haksızlıklara uğramıstı
Ses etmemisti
İçi içini kemirmisti
Anasının ördüremedigi saçı ördürmüslerdi
İçindeki dısmalı almışlardı
Bir tanrıya bağlamışlardı
Bazen bi ceset gibi his ederdi kendi kendini
Acaba tanrıya bağlanmakmı
Ceset yapar insanı
Yoksa
Sevmekmi özgür yapar insanı
Diye düşünürdü.

Cok çatışma görmüştü
Ama bu başkaydı
Kazanma ve kaybetmeye
Bewayir eklenmisti.

Bewayir  30 una yeni giriyordu
Gençti unuz boylukdu
Bıyık bırakmayı sevmezdi
Ama bilirdi dağların başında
Bıyıksız insan erkekten sayılmazdı
Sert görünürdü içi yumşaktı

Bewayir in aklından dısmal çıkmıyordu
Yanlız kalmıştı
Nasıl ulşacagım dedi
Yuregimdeki yangın yerine
Tünedüği kayanın dibinden doğruldu
Gecenin zifiri karanlığına aldırmadan yürüdü
Alışmıştı zifiri karanlıklarda yürümeye

Meşe ormanının derinliklerine doğru ilerliyordu
canı kulagındaydı
Yüreği dısmalde
Etrafta pusu koksu geliyordu
Bewayir pusuyu kokusundan anlardı
Ormandan sonara
Bir tepe birde yüksek bi dağı aşmalıydı
Noktaya varmak icin daha uzun yol vardı
Birden ve her taraftan tufan koptu
Pusunun ortasındaydı

Catışmada dısmal yaralanmıştı
Yureği paralanmıstı
Bevayir ilerdeydi bir tepenin üstündeydi
Araada bi arkasınana bakardı
Son baktığında dısmal yoktu
Dısmal eliyle kolunu yokladı
Kolu bi sıcaktı
Bulunduğu yerin arkasına kendisini attı.
Kanı aktı
Kolunu bez parçasıyla sardı
Çatışacak takatı kalmamıştı.
Biliyordu
Bewayire doğru gitse
Başına bela olacaktı
Oradan uzaklastı


-------------------------------------

 

Pusunun ortasında bir kartal olmuştu bevayir
Saatte 200 km uçacaktı
Noktaya illaki varacaktı
Dısmali orda bulacaktı
Kendisini bir kayaya siper etti
Kurşunları fazla kalmamıştı
Artık tek tek atacaktı
Her kurşunda bir can alacaktı
Yoksa canından olacaktı
Gökten yağmur yağmıyordu
Kurşun yagıyordu
Saklandığı kaya
Param parça oldu
Tazı gibi zıplıyordu
Yorulmuştu
Baska bir taşı siper etti
Ya xızır dedi
Xızırın belallardan koruduğunu bilirdi
Etrafı sarılmıştı
Bir  karartı görür gibi oldu
Bir tane patlattı
”vuyyy dayeee” diye bir feryat duyuldu
“Weyy noki marao “dedi
Yuregi cız etti
Yapacağı bi şey yoktu
Sesin geldigi yere bir sürüngen gibi yaklaştı
Nerdeyse sabah olacaktı
Gün ağarmadan
Cemberi yarıp çıkmalıydı
Vurulan askerin yanına yaklaştı
Çukurdu
Çukuru siper etmisti
Başını çıkarınca
Kurşun başına saplanmıştı
Alın yazısı kanla kaplanmıştı
Asker; “weyy bavoo weyy dayee” diye inliyordu
Bevayir buz kesilmiş dinliyordu
Elini askerin yüzüne sürdü
Bewayır için zaman bir  ’an’dı
Bu ses
Bu ses demeye kalmadı
Asker son nefesini tüketti
’Weyy mısayıp  bı reme’ dedi
Mısayip ruhunu mısayibe teslim etti
Acı ve dehşetti
Vurduğu asker mısayib ti
Bevayir kurşunlar arasında bir tazı oldu bir sürüngen
Hafif sıyrıklarla
Çemberi yardı
Noktaya vardı
Buluşma yerinde
iki yaralı birde sağlam vardı
Gozleri dısmali  aradı
Sordu
Yok dediler
Dısmal yoktu
Susamıştı
Karnı açtı
Yorgundu
Bitkindi
Yaralı arkadaşı
İnlıyordu
Bewayir yaralı arkadaşının yanına gitti
Yaraları ağırdı
‘ölümcüldür’ dedı içinden
Acaba dısmal nerde kalmıştı
Yaralanmışmıydı
Yoksa dısmal demi inliyordu
Yoksa kayanın arkasında
Baykuş sesinimı dinlıyordu
Matarasından avcuna bıraz su döktü
Yaralı arkadaşlarının kurumuş dudaklarına
Bırer damla döktü
bırden irkildi yerınden
dışarıya baktı
sabahtı ayazdı
güneş yeni doğmuştu
dısmal halen yoktu
----------------------------
(4)
dısmal şütüğüne
beşik yapmıştı yaralı kolunu
takati kalmamıştı
ormanlık alana varmıştı
üşüyordu
dağlarda yalnızdı
gün ışımıştı
gündüz yol yürünmezdi
ormanın deriklerıne doğru yürüdü sesizce
kalın bir meşe ağacını
siper etti kendisine
karanlık olana kadar burada kalmalıydı
düşündü ‘noktaya’ nasıl varmalıydı
bu yara onu öldürürmüydü
bewayiri bir daha görürmüydü
arkasına yaslandı
koluna baktı
kolu kızıl kandı
dalar gibi oldu
yakından bir ses geldi
birden irkildi
sağına soluna baktı
kalabalığı andıran  ses ler geldi
kendisini ağacın arkasına attı
siper etmişti kendisini
titriyordu
kolundan kan akıyordu
takatsizdi  kaçamazdı
ses yeniden belirdi
etrafa toprak püskürtüyodu
dısmal ‘domuzdur’ xonzo dedi
ve ağacın arkasına büzüldü
tabiat uyanmıştı
tabiat her telden bir şarkı söylüyordu
tabiatın şarkısında hem coşku
hemde hüzün vardı
kuşlar .arılar.kelebekler. börtü .böcekler
dısmalın etrafında dans ediyorlardı.
Dısmal daha yenı okula başlamıştı
nenesi 38 de yaşadıklarını
masal gibi anlatırdı
nene her anlattığında
dısmal yarısında uyurdu
nenesıne daye derdı
daye nin her masalı acıklıydı
her dinlediginde ürkerdi
bazen korkardı
daye korkma derdi
‘bunların hepsi yalan’
‘bu masaldır masallar yalandır’ derdi
Acıklı masalın içinde komik seylerde vardı
Dısmal gülerdi
Daye kızardı ‘çeyna kutki tı bıhuyee… ma çı and’
Diye Söylenirdi.
Dayenin bütün masalları 38 den başlardı
Daye destanına masal derdi
Aslında her anlatışta 38 e giderdi
İçin içini yerdi
Dısmal bir gün farkına varmıştı
Dayenin anlattığı masal hep aynıydı
Dısmal gözlerini araladı
Sesizce etrafı yokladı
Ve tekrar daldı
Daye gene anlatıyordu
Bir gün daye’nin ablasının yaşadığı köyden
Bir adam gelmiş yaralıymış
Kendisini zor köye atmış
‘Hepiniz kaçın hepiniz kaçın’ demiş
Sonra orada düşmüş ölmüş
Hemen çar çabuk dağlara kaçmışlar
Bir ormana saklanmışlar
Gece ,çoluk ,çocuk,yaşlı,kadın
Ormanda kalmışlar
Vadıye doğru yolla düşmeden
Sacda ekmek yapmışlar
Bakmışlar aşağıdan asker geliyor
Kaçmaya başlamışlar
Dayenin annesi birden durmuş
‘sacda ekmeği unuttuk, uğursuzluk getirir’ demış
Sacdaki ekmege doğru koşmuş
Tam ekmeği alıp kaçacak ken
Askeler yakalayıp
Karnına süngü sokmuş
Daye son cumleyi söylediğinde
Dısmal çok korkmuş
Dayeye sarılmış
Daye;
‘meterse ceynamın me terse’ derdi
‘na cırok a tora vanan, rast niyo’ dıye
Başını okşardı
Daye için bütün masallar  gerçek
Çocuklar için yalandı
Daye dısmalın başını okşadıkca
Dısmal ona sorardı
-Daye. bütün masallar yalanmı
- bazısı doğru bazısı yalan
-Hangisi doğru hangisi yalan
-Yalan olanlar  gerçek.Doğru olanlar yalan derdi
Dısmal gozlerıni açtı
Kurumuştu
Kolu sanki omzundan kopmuştu
Kolunu kımıldatmadan yerinden doğruldu
Zifiri Karanlıktı
Ormanda karanlık zifiri olur
Adımını atarken kolunu acıttı
Daldan ölü bir kuş düştü başına .
irkildi
Sonra başladı
Ağır aksak adımlarla yürümeye
Nereye gidiyordu
Kendiside bilmiyordu

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile