Anasayfa Yazarlar Zeynel Çelik Kılıçdaroğlu veya Stockholm Sendromu

Kılıçdaroğlu veya Stockholm Sendromu

altZeynel Çelik / Bu yazıyı parlementoda Dersım tartışmalarının yapıldığı dönemde yazıp tartışmalar bölümüne asmıştım Kemal Kılıçtaroğlı  CHP' nın başına geçmesiyle birlikte tekrar yayınlama gereğini duydum

isveç’te bir soygun olur. Soyguncular dışarı çıkamazlar, onlarda son çare, içerdeki personeli rehin alır, bir hafta rehinelerle birlikte kalırlar, rehinelere ağır baskı uygularlar.

Bu olayda rehinelerin baskı gösteren kişilere karşı

duydukları sevgi o kadar yoğun olmuştur ki 1 haftanın sonunda kişiler kendilerini kurtarmak isteyen polislere karşı direnmiş, daha sonra da soyguncular için mahkemede avukat bile tutmuşlardır.

 

 Uzmanlar bu yakınlaşma durumunu ve bu aşık olma durumunu;  Stockholm sendromu olarak açıklarlar.

Tam tanım olarak Stockholm Sendromu; baskıcı kişilerin baskı yaptıkları kişi üzerinde şiddete kadar varan uygulamaları neticesinde; baskı yapılan kişinin baskıyı uygulayan kişiye karşı duyduğu sempati, sevgidir.

Kılıçdaroğlu bu tanıma çok uygun düşüyor.

Kendisi, Dersim soykırımında  mağaradan içeriye, çoluk çocuk denilmeden gaz atılarak katledilen bir dedenin torunudur. O’da her Dersimli gibi, çocukken ağıtlarla uyutulmustur,
Devletin, 1938’de Dersim'de bir soy kırıma giriştiğini bilir. ”Mile tema berdi pero gır kerdi” cümlesini çok duymuştur.
 
Ağıtlarla ağlayıp ağıtlarla gülen insanların içinden gelmiştir

Dersimdeki 38 soykırım emrini Mustafa Kemal’in verdiğini, Mustafa Kemal’inde CHP olduğunu bilmemesi mümkün değil.

Arşivler ve belgeler gazetelere manşet oldu, soykırım belgelendi. İlk defa bir başbakan (Erdoğan) Dersim soykırımından “Dersim katliamı” olarak bahsetti. Dersim soykırımı gündeme oturdu.
Pekii, Kılıçdaroğlu kendi soyuna kast etmiş bir partiye veya bir zihniyete bu kadar aşık olmasını nasıl açıklayacağız?

Bakın Kılıçdaroğlu  katiline olan aşkını neyle açıklıyor, '' Onur Bey, sözleriyle Dersimlileri incitmek istemedi, ancak sözleriyle kabuk bağlamış bir yarayı kanattı.'' Yorum yapmaya gerek yok, dedikleri acık, Öymenin ne dediğini yazmama gerek yok, dünya alem duydu. Kılıçdaroğlu  ”kabuk bağlamış yarayı kanattı” derken ” niye bu kadar acık konuştun, bu kadar acık konuşmak benim içinde bulunduğum sendromumu  ortaya çıkarttı ve beni zor durumda bıraktı” diyor aslında.
Başka bir yerde; ''Biz yurtsever ve yedi düvele savaş veren dedelerimizin yolundayız ve ulusal bağımsızlığımızı korumaya kararlıyız.” diyor Kılıçaroğlu.
Buyurun buradan yakın!

Kılıçdaroğlunun dedesi mağarada katledilmiş, Dersimlilerin dedeleri  ne zaman ”7 düvele karşı ulusal bağımsızlık savaşı” vermiş ki(!)  kazandıkları bağımsızlığı korusunlar, zaten kendi welatlarında kendine özgü yaşıyorlardı. Şüphesiz burada kast edilen Oasmanlı ve Türkiye Cumhuriyetidir. Kılıçdaroğlu'nun  Misak-i Milli hayranlığına bakın!
Dedelerimiz kendi toprakları üzerinde özgür yaşama savaşı vermişler ama Kılıcdaroğlu'nun bahsettiği savaş, katilinin  tarihidir. Dedelerimiz istila edenlere karsı direnmişler, işgalci ve sömürgeci olamaışlardır. Yedi düvele karşı savaştığımız ise bir yalandır. Gönüllü gidip Çanakkale'de savaşmış bir dedemiz var mı, kaç dedemiz kurtuluş savaşı anılarını anlatmıştır. Dedelerimiz  kendi vatanına welatema Dersimo ’ derken vatan olarak Dersimi görmüş ve burayı savunmuştur. Soykırıma karşı Seyit Rızalar bunun için direnmiştir.
 
Gerçekler bu kadar net ve açık olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu’nun CHP de diretmesinin , Stockholm sendromuna yakalanmasından başka hangi izahatı olabilir.
Kılıçdaroğlu, soykırımın ortaya çıkardığı bir tiptir.
Kamer Genç; Onur Öymen’in sözlerinin abartıldığını söylemektedir.
Sabiha Gökçe’nin Ermeni soykırımında sülalesi yok edilen bir ailenin küçük kızı olarak alındığı söylenir. O’da çocukken katillerine taparak yetiştirilir ve gidip Ermeni soykırımında yer almamış ve Ermenileri koruyan ve saklayan Dersim’i vurur.

Muhsin Batur, Dersim soykırımında pilottur ve yer almıştır. Kemalist ve darbecidir. Ankara üzerinde uçaklar uçuran ve tehdit yağdıran bir zattır. Sanırım, Alevidir. Anılarında “devlet sırrıdır” diye Dersim’de olanları anlatmaz.
İsmet İnönü’nün anası Kürt-Zaza’dır. Dersim vb hareketlerinden sel hareketleri olarak söz eder. Dersim soykırımını herkese “ibret olsun” diye lanse eder.
Kim Dersim soykırımını savunuyor, Mustafa Kemal’i aklıyorsa, Mustafa Kemal’e methiyeler diziyorsa, onlar ya celldını sevenler, ya celladında yana olanlar ya da soykırımı normal bir olay olarak sunanlardır.
Katilini sevme sendromu ve travmalar yaşayanlardır.
Bakalım; bu süreçte daha başka  kimler Stockholm sendromuna yakalanmıştır?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile