Türkiye Bölünüyor mu?
Zeynel Çelik-Kürtlerin uyanışı Türkiye’yi bölmüştür, Her bölen sonradan toplamak ve birleştirmek için bunu yapıyor,
86 yıllık Kemalist cumhurriyet, coğrafyamızdaki halkları bölmeden topladı, Kürtleri ayaklarının altına aldı yok saydı, yok saydıkları içinde toplama gereği duymamışlardı.
Velhasıl Kemalizım vadesini doldurdu. Kürtler uyandı.
Yerini solcuların alması gerekir iken, bir bakıldı ki yerini Fetullahın İslam çizgisi almaya başladı. Bu çizgi Kürtleri ayak altından çıkarıp bu bölünmeyi, liberal İslam çizgisinde birleştirmek istiyor.
Bu çizgi Kemalist çizgiye göre daha ileri adımları barındırıyor.
Kürdistan’da Apo ve Fetullah çizgisi karşı karşıya. Fetullah çizgisi topluma her alanda giriş yapıyor, ekonomik sosyal ve en önemlisi eğitim alanında giriyor. Bölgede yaratmak istedikleri İslam kapitalizmidir. Apo çizgisi diktatoryal, Kürtlere ekonomik olarak neyi getireceği henüz bilinmiyor. Apo çizgisi taktikler toplamıdır, Öcalan'ın hayalleri üzerine kurulmuştur.
Turkiye kendi içinde bölünmeleri yaşıyor.
Simdi burada sorun şu; nasıl yaşamalı, Kürtler ileTürkler ve diger halklar beyinlerde bölündü, simdi nasıl olacak nasıl birlikte yasayacaklar, kimler buna karar verecek?
Karar vericiler, halklarin iradesini temsil etmiyor
Apo Kürtler adına karar vermek istiyor, kürd halkının belli bir bölümünün iradesini kendisinde kült haline getirmis halkin ozgurlugunu kendi esaretinde kilitlemis olan ocalan ,illaki kendisinin görülmesini istiyor.
AKP Turkiye devleti adına karar vermek istiyor.
Askerler, onlarda 86 yıl karar vermiş, bu onlarda alışkanlık yapmış. karar vermeye devam etmek istiyorlar. Ulusalcı Ergenekonlar ile Öcalan AKP iktidarına karşı gelirken ve "boykot" derken, APO alternatif olarak ”beni muhatap olarak görmezsen boykot ederim".diyor. Bu mantık toplumu ilkel hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.
Açılım sadece AKP ye ait değil, ABD ve AB arkasında, destekliyorlar, bu açılım politikası konjonktüre uygun düşüyor.
Küresel sermaye , Ortadoğu'da istikrara gitmek istiyor, elde edebileceği istikrarı Turkiye eliyle yapabileceğine inanıyor.
AKP batıya belli bir güven vermiş durumdaç 'arkam saglam' edasıyla ilerlıyorlar
Kafkasya’daki enerji, güneyin devletleşmesi, kuzey coğrafyasının önemini daha da arttırdı, Türkiye’ye biçilen rol Ortadoğu'da, İslam dünyasında kısmi olarak Kafkasya’da söz sahibi olabilmesidir, AKP'nin Ortadoğu'da yürüttüğü aktif diplomasi kendisine biçilen görevi veya AKP'nin çizgisine de uygun düşen, görevi hakkıyla yerine getirmedir. Ancak eşyanın tabiatı gereği, AKP'nin bölge için getirdikleri düşünceler kendi içinde ileri adımları da barındırıyor, bunları reddetmenin hiç bir anlamı yok.
Öcalan'ın yürüttüğü politika Kürtlere çözümsüzlüğü sunuyor.
Batı, Kürdistan'ın kuzey parçasındaki sorunların belli oranda hal edilmeden bölgede istikrarın kurulamayacağını bilmektedir. AKP kuzeyde istikrarın, güneyden geçtiğinin farkındadır. Kısmen güneyin de çıkarlarına denk düşen bir politika içinde. İlerde ya güney kuzeye katarlar ya da kuzeyi Türkiye'den ayırırlar. Bati için iki parçayı birleştirmek çıkarlarına daha uygun düşüyor. En azından gelecekle ilgili böyle bir ipucu görüyorum.
Emperyalizm eskiden böldüğü Kürdistan'ı yine kendi elleriyle ve yine kendi çıkarları doğrultusunda birleştireceğe benziyor. Kuzeyle güneyi, ergenekondan arınmış "yeni bir Türkiye'ye" teslim edeceğe benziyor.
İnsanın 'Bütününü' kadın ve erkek parçalarının 'birleşmesinden' yakalayabilirsiniz. Toplumların 'Bütününü' Kökünden dallara giderek yakalıyabilirsiniz. Bugün yapılan dallardan köke gidiştir. Bir parmak bal çalmaktan öteye gitmez,
Kendi kimliğinin bilincinde olan her toplum bölünmüştür, bugün Kürtler ile Türkler bölünmüştür, bu gerçek kabullenmeden, Kürtlerle Türkleri bölmeden, “ayrılmaz parçalarız” naraları atmak iki yüzlülüktür, Hasip Kaplan ikiyüzlüdür. Kürtlerle Türkler bölünsün mü sorusu en çok bugünlerde tartışılıyor. Böylesi soruya verilecek cevap stratejik olmalı, taktik yaklaşmak iki yüzlülüktür
Ayrılmayı savunmak gerekir. Ayrılmak sağlıklı birleşmek için olmalıdır.
Biz ayrılmayız biz etle tırnak gibiyiz demek olaya sahtekarca yaklaşmaktan başka bir şey değildir. Ayrılmanın ne zararı var, bunu birisi anlatsın dinleyelim.
Yine en çok referandumun tartışıldığı bu süreçte, en önem taşıyan Kürtlerin kendi gercek iradesi, ayrılsın mı ayrılmasın mı bunun icin bir referandumunu dayatmak gerekir. Kendi kaderini tayin hakkını dayatmak gerekir, BDP ne güne duruyor mademki kendisini Kürtlerin siyasal partisi olduğunu iddia ediyor. Buyursun bunları söylesin.
Bölünme kelimesine en çok Türklerin alerji olduğuna bir noktaya kadar anlam verebiliyorum ,ancak kendileri Kürtlerin temsilcileri olarak gören insanların bu kadar tepki göstermelerini neyle açıklayacağız?
Farklılıkları kabul edersen birleşirsiniz. Farklılıkları ve ayrı olanları kabullenmeden yapılacak her birleşmenin tutması mümkün değildir. Bu güne kadar bize hep bölücü dediler. Bölücülükte kasıtları ayrılmaksa, bölücülügu kabüllenmek gerekli, Çünkü cografyamizdaki halklar bölünmeden kendi dinamiklerini yakaliyamazlar, kuresel semaye belli oranda dinamiklerin olusmasindan yana, bu bizimde isimize yariyacaktir. bunu degerlendirmek ancak, Kurdlerin, zazalarin dersimlilerin, suryanilerin, ezidilerin kendi dogal iradelerine basvurmaktan gecer. Kardeşçe yaşamak istiyorsaniz bizim farklılığımızı kabul edeceksiniz.
Bunu kabul etmeden sözü edilecek her birleşme yapay olur. Sorunlu olmaya devam eder.


