Anasayfa Yazarlar Zeynel Çelik Tuh Sana, Lanet Sero To!

Tuh Sana, Lanet Sero To!

n6458088256487815926ay3Zeynel Çelik/ “Dersim soykırımının sorumlusu CHP” demişti Erdoğan Kılıçtaroglu'na atfen.
Dersimi CHP bombaladı, Dersim katliamı ile ilgili Kılıçdaroğlu’na gazeteciler soruyor:

Kılıçdaroğlu: “ben daha doğmamıştım.” Tam bir kara mizah!

Tabii ki Erdoğan Dersimi  ve 38 de Dersim soykırımında insanların acı ve dram içinde süngülenerek öldürüldüğüne üzüldüğünden değil.

 

 Siyasi çıkarı olduğu için Dersimi dile getiriyor.  Nedeni sebebi ne olursa olsun; bizim için önemli olan devletin bu insanlık suçunu kabullenmesi, hele hele bu devlette Türk devleti ise.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir başbakan dersim soykırımını dile getiriyor. Dersim katliamının  bu düzeyde dile gelmesi AKP nin  Kemalist tarihle arsındaki  kıyasıya çatışmasındandır, yoksa Erdoğan Dersimlilerin kara kaşına kara gözüne aşık olduğunu söylemiyor, bunu aklı başında Dersimliler bilirler. Dersimliler devletten bu soykırımın hesabini sorma fırsatı hiç bir zaman bulamadılar. Kemalist devlet buna hiç fırsat vermedi. Devletle hiç bir zaman barışık olmayan Dersimliler ve onların çocukları, Türkiye'de devrim yaparak ancak bunun intikamını alacaklarını düşündüler;  bu durumu böyle görmek gerekir. Devlet Dersimde katliam yaptığını kabul ediyor artık. Herkes bunu kabul ediyor, buna en çok karşı çıkanda CHP'nin başındaki sünepe adam Kılıçdaroğlu; ”ben o tarihte doğmamıştım” diye açıklama yapıyor, Sanki CHP'nin dersimde katliam yaptığını söylemesi için o tarihte doğması gerekiyormuş gibi.



Siyasi rezillik ancak bu kadar olur.

Bir insan ancak bu kadar katiline aşık olabilir. Ben bu durumu geçmiş yazılarımdan birinde “Stockholm sendromu” olarak belirtmiştim, Kılıçdaroglu'nun cevabi benim tespitimi doğrular niteliktedir.



Kılıçdaroğlu'nun dedesi soykırımda bir mağaraya çoluk çocukla birlikte saklanır ve korku içinde beklerler, katliam enselerinde kurtuluş uzak, bir umut ama genede umut işte, belki zalim insafa gelir diye. Nerde!...



Türklerin Kemali ve onun CHP’si Dersimlilerin fermanını vermiş kalemini çoktan kırmışlar. Tez elden manevi bir kızını pilot olarak yetiştirmiş, kız ise kılıç artığı bir Ermeni yetimi ,Dersim Ermenilerinden olduğu söyleniyor. Buda tarihin ayrı bir cilvesi oluyor. Sabiha  Dersimi bombalıyor, mağaralardan içeri gaz bombaları atılıyor. Mağaralardaki insanlar,  çoluk çocuk  kendilerini can hıraş dışarı atıyorlar, dışarısının vahşet olduğunu bildikleri halde, can pazarı, askerler  dışarı çıkanları tek tek çocuk yaşlı, kadın demeden,  kurşun gitmesin diye, süngüleyerek katlediyorlar. Kılıçdaroglu'nun dedesi  ve akrabaları da aynı akıbete maruz kalıyor.

Tarih cilveli olursa kılıç artıkları da hastalıklı olur.

Bir insan başına geçtiği partinin tarihinde ne olup olmadığını iyi bilmesi lazım. Yoksa nasıl başkan olur? Veya tersinden soralım bir insan bir partinin başkanı olabilmesi için o partiyi iyi tanıması ve o partinin çizgisinin iyi uygulayıcısı olması lazım. Durum böyle iken Kılıçdaroğlu’ndan CHP’nin kanlı tarihini ve Dersimde soykırımı CHP nin yaptığını kabullenmesi beklenemez. Bununda ötesinde Kemalist devletin soykırım yaptığını bile kimse ona kabullendiremez.


Ortada bu kadar belge, bu kadar tanık ve ayrıca katliamın olduğunu söyleyen bir başbakan var. Ve bunların hepsinin bir gerçek olduğunu kendiside bal gibi biliyor iken böyle bir patinin başına geçmesi  başlı başına  bir ihanettir, kekliğe benzeşmektir. Keklik kendi soyunun “katili” olan avcının kafesinden şakırdayarak özgürce uçuşan keklikleri sahibinin kafesine çağırıp faka bastırır. Bunda garip bir durum yok keklik doğası gereği böyle yapar. Ama insan kekliğe benzeşirse, iste burada bir gariplik var. Bir hastalık var demektir. Yoksa insan neden bilerek başka insanları kendi soyunun  katiline çağırır, neden insanları katilini sevmeye çağırır?



Kılıçdaroğlu ”eskiyi unutun ” diyor, Kemalist tarihin kanlı sayfalarını görmeyin diyor, dersimlilerin bas katili olan CHP'yi laik olarak Dersimlilere yutturmaya çalışıyor, seçim meydanlarında, o hep bilinen ”fakir fukara” edebiyatı. CHP yıllarca böyle kandırdı ama kimse yutmuyor artık. O eskidendi.

CHP'nin Kılıçdaroglu'na yüklediği misyon ”maskara keklik” oyunudur.

Aynı zamanda gazeteci-yazar Ahmet Kekeç, Kılıçdaroğlu’na Dersim olayını sormuş ve aldığı cevap şu olmuştur:



“Devrimin tarihsel meşruluğu içinde böyle şeyler olağandır. Dersim olayını da devrimin özel koşulları içinde değerlendirmek lazım.”

İşte tam CHP mantığı budur. Onur Öymen’de tıpkı buna benzer konuşmuştu. Kılıçdaroğlu bir devrimin tarihsel meşruluğunu ne güzel öğrenmiş ve Dersim soykırımını bununla mazur görüyor.

Bunu da yeni öğrendik, soykırımda “devrim”den sayılıyor. Tabi Mustafa Kemal inkılaplarından olabilir ancak. Altı oku yediye çıkarıp, temel ilkelerden biri olarak soykırım yazabilirler.

Dün Malatya Üniversitesi kütüphanesinin üstüne yazılan şu slogan indirildi. Faşistler ve Ergenekoncular, Kemalistler tepki gösterdi.



Kütüphanenin üstünde şu yazılı: “ATATÜRK TÜRKİYE, TÜRKİYE ATATÜRK”

Bunu daha önce asan rektör ise şimdi Ergenekon dava dosyasından yargılanıyor.

Stalin “devrim ve sosyalizm” için Sovyetler birliğini düzledi. Mustafa Kemal, tekçilik ve Türklük için Türkiye ve Kürdistan’ı düzledi.
Kılıçdaroğlu’na göre bunu; devrimin tarihsel meşruluğuna saymak gerekir.

Mustafa Kemal inkılapları soykırım ve katliam, kimlikleri ve kültürleri, insanları yok etmekse, Kılıçdaroğlu’unun Ecevit’ten ve Mustafa Kemal’den devraldığı halkçılığı, halkın iktidarı ise tam bir zulümdür.

Seyit Rıza pirimizin deyişiyle “ayıptır, günahtır, zulümdür”

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile