Bir Ahmed vardı Amed'ten içeri

 

zeynel amedZeynel Çelik /Uzun zaman oldu Pazar sohbeti yapmadık, bir başlangıç yaptım, bir kaç Pazar yazdım fakat devamı gelmedi.

Ne zamanki Flensburg’tan bir bayan arkadaşla trene bindik Berline doğru, işte o an aklıma geldi, dönüşümde Pazar sohbetlerine başlayayım dedim. Demek söylerken mırıldanmışım, bayan arkadaş bana baktı ”ne pazar sohpeti ben bir şey anlamadım, bügün pazar mı demek istiyorsun, sen gene günleri karıştırdın” dedi gülümseyerek. Haklı nerden bilecek benim neyi kast ettiğimi, ”neyse , uzun hikaye” diyerek kestirip attım. Tren hareket etti, Derken düştük Berlin yoluna.


Yol arkadaşım, canlı, heycanlı kıpır kıpır, o konuşyor ben konuşuyorum bir birimize fırsat vermeden  yol alıyorduk. Zaman trenin hızı gibi uçup gidiyordu. Daha epey yolumuz vardı Berlin'e doğru.

Berline en son 12 yıl önce gitmiştım. Gezmek için değildi tabi.O zamanlar kendimizi halkımızın diplomatları sanırdık. Diplomatların toplantısı için gitmiştim. Ama bu kez farklı. Berlin' e sadece bir iki arkadaşı ziyerete, anlıycagınız gezme amaçlı gidiyordum. Gideceğim o eski arkadaşları da hemen hemen 10 yıl kadar görmemiştim. Kim öle kim kala…hani derler ya “şu 3 günlük” dünyada.

 

canan1Canan anlattı ben güldüm, ben anlattım Canan gülmekten yerlere yattı. Derken sağ selim Berlin'e vardık. Canan ile yolumuzu istasyonun kapısının önünde bir sigaradan sonra ayırdık.. O düğüne gidiyordu bende bilinmeze…

Telefon açtım Ahmet'e kitapçı dükkanı çıktı, nerden bilebilirdim ki? Bizim Ahmet başından geçen son olaylardan sonra mobil telefonuna tövbe etmiş  mobil'i ”baş belası”olarak görüyor derken karşımdaki ses: ”Babam yolda Mac Donald'ın önünde bekle”  istasyonun içinde ara tara Mac Donald yok,

Aşağı iniyorum yukarı çıkıyorum yok, başımı yukarı kaldırıyorum, Büyük bir Mac Donald'ın tabelası, tam ortada tavana asılı, herhalde burası dedim,

tabelanın olduğu hizada durdum, tam başımın üstünde, sanki tabelanın altında tam milli metrik durmasam Ahmet beni göremeyecek gibi, başladım beklemeye hiç kıpırdamıyorum, bir ara , bavullarımı yerden sürüklerken bir zat bana doğru yaklaştı, durdum hiç yerimden kıpırdamıyorum, adam önümde durdu "ooo” demesiyle sarılması bir oldu.

-Gazi abim nasılsın şükür kavuşturana

-Kardeşim ben Gazi değilim ben Zeynel.

-Ee sen Gazi degilsen niye burda bekliyorsun?.

-Senin yanlışın var, ben başka bir arkadaşı bekliyorum.

-Ee peki seni kim alacak?.

-Bi arkadaş

-Arkadaşın nereli?.

-Diyarbakırlı

-Kaç gün kalacaksın?.

-Bi kaç gün , içimden çatık belaya dedim

 

Baktım adamın soruları bitmiyecek, Ortadoğu insanı bu, cana yakındır, hemen dost olur, canciğer olur ama işi belli olmaz! bir kelime hoşuna gitmedimi anında düşman olur.  Bu seferde ben başladım sormaya:

 

-Seni kim alcaktı?.

- Gazi abi

-Sen gazi abiyi hiç görmedin mi?

- Canlı görmedim ama resimini görmüştüm

-Sana çok beniziyor

-Gazi seni tam burdamı bekliyecekti?.

-İstasyonda bekliyecekti

-Tamam da istasyon çok büyük, belki seni trenden indiğin peronda bekliyordur.

Neyseki , son söylediğim cümle adamın aklına yatmış olacak ki

Haa olabilir olabilir dedi 

Peki sen niye tam burda bekliyorsun

- Biz burada anlaştık. Derken tam burası olduğuna  bende emin değildim amacım bir an önce adamdan kurtulmaktı. Tam kurtulduğumu sanırken adam birden:

Abe, sen burdamısın?.

-Evet dedim

- O zaman sen burdan ayrılma, ben gelene kadar eğer Gazi abi gelmemişse, ben seninle geleyim

- Olmaz kardeşim, benim nereye gideceğim belli değil, seni nereye götüreyim? dedim. Adam iki adım ileri attı birden döndü:

- Yahu abe sana ganım çok gaynadı, sen insanı çok güldürüyon biliyon mu?dedi gitti


Adam gittikten sonra bizim Ahmet geldi, zaman Ahmed'i çok değiştirmiş, çok çile çekmiş bir alevi dedesini andırıyordu, hayat hırpani bir yüze, aklaşmış uzun sakalını da eklemişti. Hayatın acımasızlığı ve ızdırapları, hüzün ve kederi bir ayna gibi yüzüne asılmıştı sanki. Ahmet , Amed'e özgü şivesiyle hızlı hızlı başından geçenleri anlatmaya başlad. Kitapçı dükanına gelene kadar hayat hikayesinin önemli bölümünü anlatmıştı.


Amedin bu asi delikanlısına düşmanin sürgünü, işkencesi, barutu ,bombası viz gelmiş lakin o dostun attığı gül’den yaralanmış.daha bu yaraya melhem bulmadan , hayatının en büyük acısını bağrına basmış. Yıllar sonra hayat arkadaşı,  eşi Melehat’ı ve iki oğlunu yanına getirmek isterken trafik canavari ,büyük oğlunu  Anne’sinin yaninda alip götürmüş. Derken melehat hanım bir oğlunu firata  birakıp, diğer oğlunu  Ahmet ‘e  getirmiş…….


Nereden nereyee.. insanoğlu bu! Başından geçmeyen kalmıyor.


Çile; bir kuşağın simasında yazgı gibi duruyor!


Son gördüğümde, Ahmet eyalet sorumlusu idi, şimdi ise kitapçı.Bel ki, Ahmet faliyet içindeyken bir türlü aydınlatamadığı insanını kitap satarak mı aydınlatacaktı , kim bilir?.

 

Kitapçı dükanından içeri girdik, bizi güzel Türkçe konuşan bir hanımefendi  karşıladı. Ahmet çocuklarını ve eşini getirmiş, ailece kitapçı dükkanına bakıyorlar. Etrafıma baktım bana 31 yıl öncesinin İstanbul'daki sahaflar çarsındaki kitapçıları anımsattı, içimi bir ferahlık sardı...

 

melehat ile_ahmetYolunuz düşerse Berlin'e Amed'li Ahmed'in FIRAT kitapevı’ne uğramadan ayrılırsanız Berlin'i bir eksikle görmüş olursunuz, sonra söylemedi demeyin.

 

Bir Amed vardı Berlinden içeri

 

İkinci gün, eski bir emektar arkadaşın eşi geldi kitapçı dükanına beni alıp Berlin'i gezdirmeye götürdü. Parlementonun önüne gittik ,gençlik ve hızlı yıllarımızda bir çoğumuzun anımsıyacağı ve tarihe 'Reichstag yanıgını' ve bu provakasyonu Dimitrov'un  üzerine  atmışlardı. O yıllarda ateşli tartışmalarda faşizme örnek olarak hep bu yangın örneğini verırdık. Etrafıma baktım acaba şimdi kaç insan burada bu hikaye’yi biliyordu acaba?.

Arkadaşımın büyük oğlu Mazlum'a dedim.Bir zamanlar bu binayı yakmışlardı 10 yaşında ki Mazlum'un benim dilim den anlayıp anlamdığı da meçhuldü.                    

"Apo, Na! Na! lıvır ne sevtandin," dedi cevap vermedim, uzun hikayeyi Kürdçeden nasıl anlatabilirdim?.


maz zeyParlemento bahçesinde küresel sermayeye karşı çıkanlar toplanmışlardı. Biz de onların arasına katıldık.

Mazlum'la birlikte yarı Türkçe, yarı Almanca, yarı Kürtçe anlaşmaya çalışıyorduk. Gezmekten yorulduk. Evin yolunu tuttuk.

Berlin'i ikiye ayıran köprünün üzerinden geçerken durup yıkılan duvara baktım, Duvarın arkasında nehir, acaba dedim kaç insan doğudan,batıya kaçmak isterken vurulmuş veya nehire düşüp boğulmuş, işte şimdi biz yıllarca insanların canları pahasına geçmeye çalıştığı bu noktanın üzerinden elimizi kolumuzu salayarak geçiyoruz.


Çarkın,Çardağın yıkılsın Felek….


zeynel asoMazlum, Annesi ve Ben eve geldik. Bizi Mazlum'un küçük kardeşi Amed karışıladı, canlı, heycanlı,hiper- aktif bir çocuk. Evin içinde yürümüyor, Çocuk adeta Havada uçuyor, bir o kadar candan ve sıcak.

Evde sigara içilmediği için ben balkona geçtim, Amed yanıma geldi. Hiç yabancılık çekmeden  benimle Almanca konuşmaya çalıştı baktı akıcı olmuyor, Kürtçe konuşmaya çalıştı baktı o da olmuyor, sonra her ikisini birleştirerek konuşmanın formulünü bulduk. Aklına yattı. Zaten Amed'e göre Dünyada iki Dil vardı ; Almanca ve Kürtçe, Başkası yok.


amed3Amed 4 yaşında, yetişkin bir insan gibi geçmiş karşıma oturmuş beni soru yağmuruna tutmuştu, demin Havada parakende atan sanki başka birisydi. Gayet olgun bir edayla:

-Apo

-Ne var?.

-Şurdan banada bi sigara ver

-Olmaz, zararlı

-Sen niye içiyorsun?.

-Bende bırakacağım

-Ben de bir tane içeyim, sonra ben de bırakacağım

-Olmaz dedim, Çocuklar sigara içmez

-Apo

-Ne var?.

-Şu ileride bir bakal var, ben ordan sigara alıp geleyim.

-Olmaz Ahmet. Çocuklara sigara vermezler

-Benim adım Ahmet değil. Amed

-Pardon Ahmet dedim bilerek bakalım nasıl tepki verecek

-Benim adım Ahmet değil, Amed dedi bağırarak

-Tamam bağırma bu sefer doğru söyleyeceğim. Benim bir arkadaşım var onun ismi

-Ahmet, bende sandım senin de ismin onun ki gibi.

 

-Amed biraz alaylı gülerek

-Apo tu dine

-Naa dedim

Amed ismine takılınca yetişkin rolünü unuttu

-Peki Amed sen nerelisin?.

-Berlin

 

Berlin’li Amed ile Amedli Ahmet'in arasında kaldım

 

Derdim yoktur ama hangisine yanayım?.

 

Bir yetişkin Ahmet, Amed'den içeri,

Bir çocuk, cocuk güzeli Amed, Berlinden içeri


Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle