Dedem Veli Sarı

 

veliZeynel Çelik / Bütün Dersimlilerin geçmişinde trajik hikayeleri vardır. Dersimliler; Kuşaktan kuşağa bu trajik hikayeleri gizli gizli büyüklerinden dinliyerek büyümüşlerdir. " Dersimlinin rküsü; Ağıttır". Dersimde her ”uzun hava” bir feryattır.

Yukarda astığım resim, (1- Alişan Ağaoğlu Veli,2.  Haydar Ağaoğlu Hasan ağa, 3- Sırtıkanlı Memet, 4- Sırtıkanlı Ahmet, 5- sırtıkanlı Ali)  Dersim mezaliminde çekilmiş tesdüfü bir resim değildir. Katl edilenler yan yana dizilmiş, numaralanmış ve ismleri resmin altına yazılmıştır.

Bir Numara Alişan oğlu Veli  Dedem,  Veli  SARI' dır. Annemin Babası, Devletin çağırılarına rağmen gelip teslim olmayan gruplardan ve aynı Aşiretten olup da çoğu Şahan Ağanın yakın akrabalarıdır.

Seyid Rıza ve birlikte hareket edenler idam edilmişler, idamdan sonar Dersim Halkı sükünet beklerken  zalim bir düşmanla karşıkarşıya kalmışlardır. Bundan dolayı Dersimlilerin, Erkekleri Dağlara çekilirler. Bakarlar ki, düşman, Kadın, Erkek ,Çocuk dinlemiyor, hepsini süngüden geçiriyor, erkekler Çocuklar ve kadınları da kendi yanlarına yani Dağlara çekmeye başlarlar.

Dedem ve arkadaşları, ilk eylemine ihanet edenleri vurmakla başlar.Üvey kardeşini uykudayken kellesini kesip  Xozat'a  götürüp , kelle başı bir altın alıp dönenler, Xozat yolunda cezalandırılırlar.

Bir taraftan ihanet bir taraftan zalim düşman, güçleri yettiğince savaşırlar. İhanet edenleride  düşmanın af etmiyeceğinin bilcindedirler.

Nisanın son haftası yağmur o gün çok yağmış.  Her taraf toprak ve çiçek kokuyor.  Dedem ve arkadaşları kendilerini  Ağveren köyünde bir eve atarlar. Perişandırlar, açtırlar , susuzdurlar. K urşunları falan kalmamıştır.

Kapının önünde yaşlı bir kadın oturmuş,  gözleri kördür.  Etrafta asker yok, toprak İhanet kokmuyor. Evde rahattırlar. Ev sahibi arada bir dışarıyı kolaçan edip gelir.
 

 Ev sahibi bıcik yapmış. Dedem ve arkadaşları yemek yerlerken  ev sahibi  onlara birde ayran ikram eder, daha tam ayranlarını içmeden dışarda kızılca kıyamet kopar. Asker içeriyi kurşun yağmuruna tutar. Dört  mermisiz isyancı, döer can yoldaşı, döer yiğit Dersimli orada şehit düşer.

Sonradan anlaşılır ki kapının önünde oturan ve gözleri görmeyen kadın, askerlerin geldiğini sezince,  onlara seslenir:  ”oradalar içerideler” demiştir.
 

Dedem yaralı halde çemberi yarar , kan revan içinde kendisini bir mağaraya atar, bacağından yaralıdır. Arada bir mağaradan dışarı kafasını uzatır dışarı bakar. Bir ara karşı yamaçtan bir kişinin indiği gözüne ilişir, dikkat kesilir. İzlemeye başlar, kim olduğunu tam çıkaramaz. Keçi gibi zıplayarak gelen adam yakınlaşınca içini sevinç kaplar. Gelen kendi köylüsüdür. Mağaradan dışarı çıkacak kadar takati bile kalmamıştır.. Halini vaziyetini köylüsüne  anlatmaya başlar.
 

Dedem – Acele ye git haber ver, beni gelip burdan kurtarsınlar. Bu yara beni öldürmez yaşarım. Bunu bana yaparsan, bir oğlum var onu senin peşine atarım. Neyim varsa sana veririm.” Der.

Adam – “Tamam , Artık Kirveyiz.” Der Hızla Uzaklaşır.
 

Dedem heyecanla  bekler, hava kararmış, kimseler  yok. Yorgunluktan bitab düşmüştür. Kulağına sesler gelince “heyvax” der, Durumu anlamıştır, ayağa kalkmaya çalışır, ama nafile, kalkamaz.  Etrafını Askerler çevirmiş, yanlarındada dedemin köylüsüde vardır. Dedem Veliyi orada infaz ederler. Cesedini ”kirvesinin” sırtına atarak diğer arkadaşlarının yanına getirerek en baş sıraya yatırırlar. Askerler, ölmüş Dersimlilerin cesetlerinden bile korkmuş olacaklar ki cesetleri  birbirlerine iplerle bağlamışlar.

Nenemi, Annemi, teyzemi v e yeni doğmuş dayımı Eskişehire sürgün ederler.  Nenem , üç yetim çocukla on yıl Eskişehir’ de  sürgünde yaşadıktan sonra  Dersime dönerler.
 

Dedemin ”kirve” sine bu iş için verdikleri, Bir altını Xozat kışlasının önunde başına bir kurşun sıkarak geri alırlar.

Ben çocukken hatırlarım, 38' i yaşamış  yaşlılarımız, piru qallerimiz,ihaneti anlatırken derlerdi ki..!

“Dursun Efendi vatoke

Aylixa na devlete fincane aquyo

Ne verino ne ki qedieno “

( Dursun effendi demişki,

Bu Devletin Altını bir fincan zehirdir 

Ne yenilir nede biter)

 

İhanet üzerine ciltler dolusu kitaplara sığacak bir konuyu Dursun Efendi  üç  cümlede ne güzel ifade etmiş?

Dedem Sarı Veli  Kılıçtaroğlunu görseydi “kirve”simi aklına gelirdi ve ona şerefsizmi derdi, yoksa başka bir şeymi…. Kim bilir?.

Yorumlar  

 
-2 #2 MunzurWelat 10-12-2011 03:35
sahan aga`nin akrabaglari olduklarina göre Baxtiyarlilar!!
Alıntı
 
 
-1 #1 vedat sari 06-12-2011 19:05
sayin celik, siz sari saltiklardanmis iniz? sormamin nedeni o vakitler hozat-karaca dan mazgirt bölgesine gelen dedemin akrabalarinin akibetini bilmek istiyorum.. tesekkür ederim.
Alıntı
 

Yorum ekle