Mihri Belli Anlatmıştı!

 

dersimli kizZeynel Çelik / Doksanlı yıllardı, Stockholm de ERNK bürosu kurmuştuk. Avrupa’nın kuzeyinde  yani İskandinavya’da sadece ERNK büroları açılmıştı
Sırayla Danimarka’da, Norveç’te, İsveç’te, Finlandiya’da zincirleme kurmuştuk. Neyse bu konuyu ayrı bir yazımda ele alacağımdan şimdilik burada bir virgül koyuverelim. 
Esas konumuza dönersek,  dediğim gibi doksanlı yılların başlarıydı,  İsveç ERNK bürosuna Mihri Belli sık sık gelip giderdi. Bizimle sohbet ederdi. Büroda sürekli kalması için birde yardımcı bir genç bayan arkadaş göndermişlerdi.  Sanki anasının dizi dibinden alınıp direk benim yanıma gönderilmişti. Genç arkadaş Mihri’yi tanımaz, kim olduğunuda bilmezdi. Mihri’yle dede torun gibiydiler.
Arada bir Mihri’ye, 
”Amca sende ne çok bilgilisin?”  deyip omzuna vurarrak şakalaşırdı.
Günlerden bir gün,  Mihri Belli yine ziyaretimize gelmişti. Çay , kahve yapmış, oturup sohbet ediyorduk.
Mihri Hoca  bir ara bana dönüp: 
”Zeynelciğim sen nereliydin?
”Dersimliyim” dedim.
Uzatarak  “Öylemiiii! “dedi.
”Neresinden?”
”Xozat. Neden bir şey mi oldu hocam” dedim.
”Bak Zeynelcim sana ne anlatacam” dedi ve başladi anlatmaya:
”Benim eski bir arkadasım vardı, parti sempatizanıydı o zamanlar. Otuzsekizde de Dersim’de çavuş olarak görev yapmıştı. O bana anlatmıştı. Bunlar epey miktarda insan öldürmüşler. Genç kızlar askeri görünce kendilerini kayalardan aşağı atıyorlarmış. Bir köye gitmişler, Xozat tarafında, köye iner inmez kaçışmalar başlıyor. Bunlar başlıyorlar taramaya, tabi çoluk çocuk... Gören yok tabi.  Bizim çavuş zaten gaddar birisiydi. Neyse genç bir kızda kendini kayalıklardan aşağı atmaya hazırlanırken, bunlar fırsat bulup kızı yakalıyorlar. Kız güzelmi güzel, dünya güzeli. Bu bizim çapulcu kıza aşık oluyor. Kızı öldürmüyorlar ve yanına alıyor. Neyse uzatmıyayım, bu kızla yatmak istiyor kız bırakmıyor. Ne yapıyorsa kız buna yanaşmıyor. Bakıyor olacak gibi değil adam çıldıracak... Kız tek kelime Türkçe bilmiyor. Adam kıza ane diyorsa kız başını iki yana sallıyor ağzından tek kelime çıkmıyor. Gerisin geri kızı aldıklari köye dönüyorlar. Cesetler meydanda üst üste yığılmış kızın ağzını bıçak açmıyor.
Cesetleri üst üste yığmışlar. Aralarından birisinin inleme sesi geliyor. Yaşlı bir adam kıza doğru bakıp bir şeyler mırıldanıyor.  Tabi bunlar bir şey anlamıyorlar. O ana kadar ağzını bıçak açmayan kız birden ’wuyyyyyy bavooooo’ diye feryat ediyor. Sesi yeri ğöğü inletiyor, kendisini yerden yere vurmaya başlıyor, zor zapt ediyorlar kızı. Babasını bir asker süngüyle  boğazını deliyor. Tekrar kızı  yanlarına  alarak yola devam ediyorlar. Bizim çapulcu aht etmiş illaki kıza sahip olacak.
Kayalık bir alanın başına gelince, kız bir fırsatını bulup kendini aşağı atıyor.  Çavuş arkasından koşup bakıyor kız ölmemiş, yaralı.  O vaziyette kızın çamaşırını indiriyor ve cinsel organını kesip, omuzuna atarak yola devam ediyorlar.
Kızın cinsel organını güneşte kurutuyor. Dersimde kaldığı süre içinde cinsel organı hep omuzunda taşıyor. Sonra ne yapmış bilemiyorum. İşte bizim çavuşun meseleside böyle dedi” konuyu  kapattı.
Öyle bir anlatiyorduki; evin yaramaz çocuğu gitmiş Dersimde biraz fazladan yaramazlık yapmış. Sanki anlattığı bir vahset değilde ”koministlere sempati duyan bir gencin, kendine Özgü aşık olma biçimi” ymiş  gibi anlatıyordu.
Mihri belli, Dersimde yaşanaları  adeta münferit olaylarmış gibi göstermeye çalışıyordu. Yaşanan bu dramın başında, Kemal ve şurekasının olduğunu kabulenemiyordu bu eski tufek, kominist, solcu ve de ulusalcı.
Mihri Belli’nin anlattığı bu vahşeti  büyük bir sabır içinde ve hayretle  dinlediğimi hatırlıyorum. Ve yine ”Komünist partisine sempati duyan bir insanın bu vahşeti yapacağına aklım ermiyor” dedim. Gerçi neden hayret etmiştim ki , o dönemin komünist partisi değil miydi  Dersim’deki soykırıma kayıtsız kalan ve dahası ”yeni cumhuriyetin feodalizme karşı mücadelesi ” olarak meseleyi yansıtan.
Parti böyle düşünürse, sempatizanı çavuş neden bu vahşeti yapmasınki!
Eski çamlar bardak oldu, Peki  eskı solcular ne oldu ? Onlarda  Ergenekoncu oldular, Bu da  tarihin bize başka bir Şakası degilde ne?
38 de Dersim’de yaşananlara karşı alkış tutan ve hadiseyi yeni cumhuriyetin meşru müdafası olarak gören TKP, Dersim’lilere en büyük özür’ü kendilerinin borçlu olduklarını bilmeleri gerekir. Yoksa, her yetim Dersim’linin  elleri onların yakalarındadır. Bu da böyle biline.
Ergenekon örgütü  bu kadar açığa çıkkınca, Mihri’nin anlattıklarını tekrar düşündüm. Belkide  başımıza gelecek olanları anlamam için söz konusu olayı bana anlatmıştı, kimbilir!
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

Yorumlar  

 
-3 #2 serif 29-12-2011 07:33
acaba arkadaş bu yapılanların zaza halkına deyilde kürt halkına yapılmış olsaydı aynı tepkiyimi verecekti
Alıntı
 
 
-1 #1 Su-i 28-12-2011 03:30
Spekülatif bir yorum.
Mihri Belli sadece bir ankekdot anlatmis ve bu anekdot dan yola cikarak her nedense Dersim Katliami´nin faturasi, tüm türkiye solu ERNK ve genelde Kürt kurtulus mücadelesine cepheli iken ERNK bürosuna müdavim olan ve bu sekilde destek ve tarfliligni ifade eden bir devrimciye cikariliyor.
Son derce sanssiz bir cikarim.

Ayni Mihri Belli o sözkonusu TKP ye cephe alarak, - evet ulusal bir sol anlayis ile - alternatif ve türkiye gercegine daha yakin ve dogru bir siyasallasmaya öncülük etmis bir aydin devrimcidir.

Türkiye soluna, Kürt sorunu ve Dersim katliami gibi konulardaki duyasizligi veya carpik tutum ve yaklasimi ile ilgili yönelik yapilacak elestiri ve suclamalar, belki de en son Mihri Belli nin omuzlari üzerinden yapilmaliydi.

Ne yazik...
- ve cok sanssiz bir cikarim.

Merhum Mihri Belli´yi; Türkiye aydinlanma mücadelesinin bu degerli militan devrimcisini saygi ile aniyorum.
Alıntı
 

Yorum ekle