DÖNÜM NOKTASI,

katliam resmiZeynel Çelik /Uludere katliamı, hem Kürtler hemde Türkler açısından bir dönüm noktasıdır PKK ile AKP nin restleşmesi başlamıştır. Bu restleşme ciddi noktadadır. AKP açılımlarının sonunu getiremedi. Kürtlerin bir kısmının gönlünü kazanmış olmasına rağmen diğer bir bölümünü kazanamadı, Uludere faciası mesafeyi biraz daha açtı. Diğer taraftan PKK askeri olarak gerilemesini bu olayla tamir etmeye çalışıyor, her iki gücün çatışması bu minvalde şidetlendi.

AKP, PKK nin etki alanına , şidetin dozunu biraz daha artırarak girmek ve onu kısa zaman içinde marjinalleştirmek niyetindedir, son dönemdeki politikası onu gösteriyor.
Uludere faciası her iki gücün topyekün restleşmesinin başlangıcı olarak kabul etmek lazım. Ancak bu restleşme BDP yönetiminin sonu, Öcalanın AKP ile uzlaşması sonucunuda getirebilir. Bu şimdilik yabana atılmamsı gereken bir tahmindır.
Bu katliama sebep olan Genel Kurmayın ta kendisidir. Yeni kurmay heyeti AKP taraftarıdır. Ancak bu hadise AKP' yi oldukça zor duruma sokmuştur. Böylesi bir dönemde Erdoğan doğal olarak Kurmay heyetini gözden çıkaramaz. Fakat AKP içinde bulunduğu zor durumdan bir çıkış yolu bulması gerekir. AKP' nin telaşı bundandır. Gene ne yazık ki, AKP' nin imdadına BDP yetişeceğe benziyor. Nedenmi, diyeceksiniz?. Hadisenin akabinde Demirtaş, "Bugün ülke bölünmüştür. Artık emin oldum" dedi. Demirtaş bu açıklamayı neden yaptı? Türkiye bu hadiseden dolayı mı bölündü. Bunun anlaşılır bir yanı yok.! Kürtlerle, Türklerin fikriyatta bölündüğü uzun bir zamana dayanıyor. Ancak bu bölünmenin önünü almaya çalışanda BDP' idi. Yakın zamanda Kaplan’ın yaptığı açıklama bu günki gibi akıllarda duruyor. Ayrıca bu hadiseden sonra gene sokağı ateşe vermek, şiddetin dilini yükseklere çekmek, niyette olmasada AKP' yi veya devleti  düşmüş olduğu zor durumdan kurtarmaya yarıyacaktır.

Bakalım Erdoğan yaptığı açıklamada ne demişti?.
”Bu olay üzerinden ülke bölünmüştür diyen densizler var. Yahu sen gidemezsin. Siz silahlı efendileriniz ipinizi gevşetmediği sürece tuvalete bile gidemezsiniz”. Erdoğan’ın bu açıklaması BDP ile AKP nin iplerinin koptuğunuda göstermektedir. Gelecek günlerde ,BDP ile PKK ilişkisinin açık açık deşifre edileceğininde haberini veriyor. Ve hatta şunuda gösteriyor ki , devlet PKK - BDP  ilişkisine bir nokta koyma niyetindedir. İleride BDP'den tutuklamalar da olabilir.

BDP' nin bu katliamdan sonra agresif davranışları. sağ duyudan uzaktır.katlıam sonrası tepkileri kötü sahnelenmiş bir tiyatro gösterisi izlenimini veriyor. Yapılanlar Kürtlerin çıkarlarına uygun düşmüyor.
Şimdi devam edelim bu katliam karşısında devletin kulandığı dil ve eylem nelerdi?.
Gül ne dedi ” En ince detaylarına kadar olay açıklığa kavuşturulmalı” Erdoğan başta olmak üzere ilgili bakanlar üzüntülerini belirterek, olayın araştırıldığını söylediler. Kısa zaman sonra , bir yanlışlığın olduğunu açıkladılar.Yinede durumun araştırıldığını her defasında belirttiler. Atalay bölgeye gitti; dönüşünde rapor hazırlayıp bakanlar kuruluna sundu. Hükümetin tüm bu açıkalmaları kamuoyunu tatmin etmekten uzak kaldı. Olay geçiştirilecek gibi değildi. kamuoyu sürekli bastırıyordu.

İşte zorlanması gereken nokta katliama neden başvurulmuş olmasıdır. 
Erdoğan’ın,Tatmin edici veya inandırıcı olması için, Kurmay heyetini görevden alması gerekir. Bu katliamın suçlusu başta Genel Kurmay Başkanı olmak üzere  Hava ve Kara Kuvvetleri komutanlarıdır. Bunlarıda görevden alamıyacağına göre. Yapılacak olan detaylı araştırma ayakları havada kalacaktır. Zaten o yüzdendir ki ”kişiye özel” tazminat için acele ediliyor.

Erdoğanın hiç çatmaması gereken taraf gazetesıne bile ”Devlet milletini bombalıyor diye göstermek isteyen bir kısım medyanın gayretlerini’de gayet iyi biliyoruz. ” diye çatıyor. Aslında bu durum bir telaşın ürünüdür. Çok zor durumda olduklarının göstergesidir. Böyle okumak lazım.

BDP nin bu şekilde çıkışları, devletin durumunu kolaylaştıracaktır. Yapılması gereken; her alanda siyasal mücadeleyi geliştimek ve uluslararası alanda haklı olduğunu ve mantığını diplomatik bir dille anlatması gerekir. Hele özelikle bu dönemde şiddetin dilinden uzak durmaları gerekir. Tabiki bunları yapmak için BDP,nin ilk önce ne istediğini bilmesi gerekir, ne istediğini bilmesi içinde en başta iradesinin olması gerekir. Uludere hadisesinde ”agresif tiyatro” yapmakla bir yere varılmaz. Bu hadise ”bardağı taşıran son damla” olarak görülüyorsa, Kürd halkının irade sahibi olması gerekıyor diye düşünüyorum

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle